|
1989. BORN IN SAN ANTONIO. VICE CITY POLICE DEPARTMENT. SERGEANT I JOSEPH VILLACRES. AGE 36. 229 ANGLE ST, VCFLRD 32194
[divbox=#]
[divbox=#]
(https://i.hizliresim.com/fmfrbvf.png) (https://hizliresim.com/fmfrbvf)
Joseph Villacres. Otuz altı yaşında bir polis çavuşu. Kaliforniya'da suçun hemen hemen az olduğu Moorpark mahallesinde doğdu ve ailedeki tek çocuktu. Babası alkol bağımlısı, annesiyse hastalıkla mücadele eden bir bireydi. Zor ve çok erken yaşta sorumluluk gerektiren bir çocukluk yaşadı. Lise mezunu olup orduya katıldı, yaşadığı o eski leş hayatının ardına sığınmayı bıraktı ve 2008-2010 yıllarında ana üssü Somali olan 1. tugay 9. piyade birliğinin Camp Pendleton bölüğünde deniz piyadesi olarak görev yaptı. Ordudaki görevinden sonra polis kuvvetlerinin en iyi yetiştirildiği eyaletlerden biri olan ve yüksek suç oranlarının fazla olduğu San Antonio eyaletinde polislik kariyeri için ilk adımını attı ve kendi deneyimlerini de katarak birçok tecrübeli eğitmenlerle çalıştı. Genetikten dolayı henüz o yaşında saç ve sakalları beyazlamaya duran bu adam, günümüzdeyse Vice şehrinin Florida eyaletinde taktiksel polis çavuşu olarak görev alıyor.
[/divbox]
[divbox=#]
(https://i.hizliresim.com/bbdxlvf.png) (https://hizliresim.com/bbdxlvf)
San Antonio'da hizmet ediyorken atanmasının yaklaştığı zamanda şehir dışında bir başka eyalet polisleriyle ortak bir operasyonda görev alacaklardı. Bu operasyon için hazırlıklar tamamlandı ancak ele geçirilecek birçok suçlu arasında yalnızca takma adı olan bir şüpheli vardı. Bu şüpheli için ellerinde pek fazla bilgi bulunmuyordu. Planlanmış bu ortak operasyonda büyük bir vurgun yapacaklarına emindiler ve bu sayede o şüphelinin de orada olacağını öngördüler. Operasyon günü ve saati geldiğinde S. Antonio'da bir limanda tam koordineyle harekete geçildi ve taktiksel memurlar yerlerini almış Villacres'ın işaretini bekliyordu. İşaret geldiğinde harekete geçildi ve Villacres kendi takımıyla öncü olarak rıhtımın arka girişinden ilerlemeye başladılar. Operasyon ilk başlarda oldukça sessiz ilerliyordu, olması gerektiği gibiydi ancak işler bir yerden sonra çığırından çıkacaktı. Takımlar sessizce ilerlemeye devam ederken karşı taraftan bir suçlu onları fark etti ve ortalığın karışacağı besbelliydi. Öyle de oldu ve ortalık karışmaya başladı, ses kirliliği en ürkütücü düzeyde yükseliyordu ve her noktada silahlı çatışma yaşanmaya başladı. Takım kendilerini yoğun ateş içinde buldu ve birlikte hareket etmekte zorlandılar. Villacres herkesten bir adım önde olmak istedi, operasyonun planlanmaya başladığı andan itibaren yalnızca takma adı bilinen o suçluyu kendisi yakalamak için o rıhtımda her ne olursa olsun ilerlemeye devam edecekti. Silah sesleri yavaş yavaş dinmeye durdu, rıhtımda takımıyla depoda ilerlemeye devam ediyordu ancak birazdan karşılaşacağı manzara onu çok eskiye götürecek ve bununla birlikte epey sarsacaktı.
O bunların hiçbirinden haberdar değildi. Yapması gereken suçluları sağ salim teslim almak ve onları ait olduğu yere kendi elleriyle götürmekti. İşler o anda böyle yürümeyecekti, lehine çevirebileceği hiçbir şey olmayacaktı ve o karşılaşacağı manzaraya neredeyse az kalmıştı. Vakti geldi, tüfeğiyle ilerlerliyorken orduda birlikte yemin ettiği, sırt sırta çatıştıkları eski bir dostunu karşısında gördü. O eski dostu bir duvar arasında başını eğmiş, çaresizce oturmuş düşünüyor gibiydi. Villacres onu o anda tanıdı, düşünceleriyle ve cevapsız sorularla dolmuş zihninde o esnada ne yapacağını bilemedi, o da eski dostu gibi çaresizliğe kapıldı. O an Villacres'ın göğüsünde hem gurur hem de vicdan azabı fırtınası kopuyormuşçasına her çatışmada omuz omuza savaştığı bu adam kalkmaya yeltendi ve Villacres'a yaklaşacak gibiydi. Villacres buna izin vermedi, eski dostunun gözlerinde hem utanç hem de sevinç görünür haldeydi.
Villacres onun neye bulaştığını biliyordu ve bu bulaştığı şeyin bir geri dönüşü yoktu. Eski dostunun o takma adlı suçlu olduğunu anlamıştı bile, çünkü ondan başka kimse bu kadar profesyonel davranıp kendisini açığa çıkartmamayı beceremezdi. Villacres ona karşı soğukkanlı davranacaktı, bunu kendisi de biliyordu. Eski dostuna son bir şans verdi ve o şans ise onun teslim olması gerektiğiydi. (Peki ya Joseph son bir şans derken burada ne demek istedi?) Eski dostunun gözlerindeki pişmanlık ve korkunun aynı anda parlamasıyla Villacres'ın bu söylediğine tereddüt edip etmemek arasında kalmıştı. Bu bir anlık tereddüdün sonucunda onun istediğini yaptı ve ellerini başının üzerine koyarak diz çöküp teslim oldu. Villacres titremeden ya da göz kırpmadan, tereddüt etmeden adeta askeri disiplinle hareket ediyor gibi eski dostunun bileklerine kelepçelerini geçirdi. Askerlikte birlikte yemin ettiği o kardeşliğin bağını şimdi kendi elleriyle adalet terazisine yerleştirmişti. Böylece terazide ağır basan taraf Villacres oldu.
[divbox=#]Joseph'ın içinde tarif edilemez bir ağırlık duruyorken onun yüzüne yansıyan tek ifadeyse eksiksiz bir şekil de görevini yerine getirmenin verdiği soğuk huzurdu.[/divbox]
[divbox=#]
(https://i.hizliresim.com/5zxkkz4.png) (https://hizliresim.com/5zxkkz4)
Operasyondan bir hafta sonra Florida'ya atandı. Görevine orada devam edecekti ve gelişi resmi raporlarda sadece tayin değişikliği olarak görünüyordu. İçten içe bu tayin Joseph için bir kaçış gibi duruyordu. Bir kurtuluş mu yoksa sürgün mü? Bunu kendisi dahi bilmiyordu. S. Antonio'daki o operasyondan sonra gözlerindeki sertliği sanki karanlığın sessizliğine bırakmış gibiydi. Dışarıdan halen daha disiplinli bir polis çavuşu olarak görünüyordu ama bu tam olarak böyle olmasa da onun için de bir şeyler değişmişti. Her geçen gün kurallara olan bağlılığını biraz daha içten içe aşıyordu. Gri alanlar onu korkutmuyordu artık, aksine cezbediyordu. Florida'daki ilk haftaları onun için alışma sürecinden çok daha fazlaydı. Şehirdeki nemli hava, dar sokaklar ve geceleri bile durmak bilmeyen siren sesleri zihninde halen o geceki operasyonda yankılanan çatışma sesleriyle garip bir uyum içerisindeydi. O günden sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyordu. Kurallara sadakat artık onun için tek başına yeterli bir erdem değildi. O tüm bu yaşadıklarından sonra, adaletin bazen düzeni bozmadan sağlanamayacağını düşündü. Bu düşündüğünde haklı olabilirdi ama bu hiçte öyle görünmüyordu.
[/divbox][/divbox]
|
|
|
| |
(https://i.hizliresim.com/5s9hhxm.png) (https://hizliresim.com/5s9hhxm)
(https://i.hizliresim.com/83i9uh2.png) (https://hizliresim.com/83i9uh2)
|