
Besart Salvatierri, 16.07.1991 34 yaşında İngiltere doğumlu. 34 yıl önce İngiltere'nin kenar mahallelerinden birinde dünyaya geldi. Hayata gözlerini açtığında ona yol gösterecek ne bir anne ne de bir baba vardı. Kimsesiz büyüdü; çocukluğu sevgiyle değil, sokakların acımasız kurallarıyla şekillendi. Soğuk kaldırımlar onun yatağı, terk edilmiş binalar ise sığınağı oldu. Daha küçük yaşlarda insanların güvenilir olmadığını, hayatta kalmanın ise yalnızca güçlü olmaktan geçtiğini öğrendi.
Zorluklarla dolu bir çocukluk geçirmesine rağmen eğitimini tamamen yarıda bırakmadı ve liseyi tamamlamayı başardı. Okul onun için bir gelecek kapısından çok, sokaklardan kısa süreliğine uzaklaşabildiği tek yerdi. Derslerden çok insanları gözlemlemeyi, konuşmadan dinlemeyi ve doğru zamanda doğru hamleyi yapmayı öğrendi. Bu yıllar, ileride sahip olacağı soğukkanlı karakterin temelini oluşturdu.
Yetişkinlik döneminde yanlış insanlarla aynı yolda yürümeye başladı. Kolay para kazanma isteği ve hayatta tek başına kalmış olmanın verdiği çaresizlik, onu suç dünyasının içine çekti. Bir süre sonra yaptığı hataların bedelini ağır ödedi ve iki yılını cezaevinde geçirmek zorunda kaldı.
Hapishane, Besart'ın hayatındaki en büyük dönüm noktası oldu. Demir parmaklıklar arasında geçirdiği yıllar ona sabretmeyi, öfkesini kontrol etmeyi ve her insanın ikinci bir şansı hak ettiğini öğretti. İçeride konuşmaktan çok dinledi, acele etmek yerine doğru zamanı beklemeyi öğrendi. Oradan çıktığında artık eski Besart değildi; daha sessiz, daha dikkatli ve duygularını belli etmeyen bir adama dönüşmüştü.
Bugün Besart Salvatierri'nin belirli bir mesleği yoktur. Hayatını kendi kurallarıyla yaşamayı tercih eder. İnsanlara kolay kolay güvenmez, verdiği sözü ise ne pahasına olursa olsun tutar. Gereksiz konuşmayı sevmez; olaylara sakin yaklaşır ve baskı altında bile soğukkanlılığını korur. Onu tanımayanlar sessizliğini kibir sanabilir, ancak onu gerçekten tanıyanlar bunun yılların getirdiği tecrübe ve temkin olduğunu bilir.
Geçmişindeki hatalar her zaman peşini bırakmasa da Besart, hayatın ona sunduğu her yeni günü kendini yeniden kanıtlamak için bir fırsat olarak görmektedir. Sokaklarda başlayan hayatı ona çok şey kaybettirdi, fakat aynı zamanda kolay yıkılmayan, güçlü ve kararlı bir karakter kazandırdı. Artık attığı her adımı dikkatle hesaplayan, geçmişinden ders almış ve geleceğini kendi elleriyle şekillendirmeye çalışan bir adam olarak yoluna devam etmektedir.
Yıllar geçtikçe Besart, dürüst bir hayat kurmaya çalışsa da geçmişi peşini bırakmadı. Kimsesiz büyümenin, sokaklarda hayatta kalmanın ve cezaevinde geçirdiği yılların izleri hiçbir zaman tamamen silinmedi. Düzenli bir işi olmadan yaşamını sürdürmek her geçen gün daha da zorlaşıyordu. Tam da bu dönemde, eski tanıdıkları yeniden karşısına çıkmaya başladı.
İlk başta sadece küçük işlerdi. Bir paketi bir noktadan diğerine götürmek, birine göz kulak olmak ya da borcunu ödemeyen insanlara gözdağı vermek gibi görevler üstleniyordu. Besart, bu işlerin nereye varacağını biliyordu; fakat hayatta başka bir seçeneği olmadığını düşünüyordu. Soğukkanlı tavrı, sessizliği ve verdiği işi sorgulamadan yerine getirmesi, kısa sürede bulunduğu çevrede dikkat çekmesini sağladı.
Zamanla bu çevrenin sıradan insanlardan oluşmadığını fark etti. İçine girdiği ortam, kendi kuralları olan, sadakatin her şeyden önemli sayıldığı ve hata yapanın ikinci bir şans bulamadığı illegal bir yapılanmaydı. Burada insanlar birbirlerine isimlerinden çok güvenleriyle hitap ediyordu. Besart, konuşarak değil yaptığı işlerle kendini kanıtladı. Ne paniğe kapıldı ne de baskı altında hata yaptı. Bu özellikleri sayesinde çevresindekilerin saygısını kazandı.
Her geçen gün daha büyük sorumluluklar almaya başladı. Artık yalnızca verilen emirleri yerine getiren biri değil, gerektiğinde plan yapan, riskleri hesaplayan ve ekibini koruyan biri hâline gelmişti. Ancak Besart'ın kendine koyduğu bir sınır vardı: Gereksiz şiddetten ve masum insanlara zarar vermekten her zaman uzak durdu. Ona göre güç, korku salmaktan değil, gerektiğinde kontrolü elinde tutabilmekten geçiyordu.
Geçmişi ona güvenmenin bedelini öğretmişti. Bu yüzden çevresindeki herkese mesafeli davrandı. Dostluklarını dikkatle seçti, ihanet edenleri ise hayatından tamamen çıkardı. Onun için sadakat satın alınabilecek bir şey değil, zamanla kazanılan en değerli bağdı.
Bugün Besart Salvatierri, sokaklarda hayatta kalmayı öğrenmiş, cezaevinde sabrı keşfetmiş ve illegal dünyanın sert kuralları içinde adını duyurmaya başlamış bir adamdır. Dışarıdan bakıldığında sessiz ve duygusuz görünse de attığı her adımın arkasında yılların verdiği tecrübe ve hesap vardır. Onun hikâyesi henüz bitmiş değildir; çünkü Besart, geçmişinden kaçmak yerine onunla yaşamayı öğrenmiş ve geleceğini kendi kurallarıyla yazmaya karar vermiştir.