Lucas ve Paul, birlikte üstlendikleri işlerin çoğunu sorunsuz şekilde sonuçlandırmıştı. Aralarında oluşan bir uyum vardı; kimin ne yapacağını, ne zaman devreye gireceğini ikisi de biliyordu.
Paul, yeni geldiği bu şehirde artık yabancılık çekmiyordu. Bunun nedeni Lucas'ın onu sahiplenmesiydi. Lucas, Paul'u oyuna sokuyor ve daha rahat olması için onu eğitiyordu.
Uçakta başlayan tanışıklık, zamanla kardeşlik denebilecek bir noktaya gelmişti.
Paul artık kararlarını tek başına verebilecek noktadaydı. Ama bazı anlarda, farkında olmadan, yine Lucas'a bakıyordu.
Sahaya alıştıkça ikisinin de sorumluluğu arttı. Aldıkları eğitimler ve çıktıkları devriyeler, aralarındaki uyumu daha da netleştirdi. Hataları her geçen gün daha da az oluyordu.
Bu ilerleme kısa sürede fark edildi. Lucas ve Paul için terfi, bir ödülden çok doğal bir sonuçtu; birlikte hareket etmeyi öğrenmiş iki adamın bir sonraki adımıydı.
Terfi sonrası her şey bir anda değişmedi. Aynı tempoyla çalışmaya devam ettiler, aynı disiplinle sahaya çıktılar. Sadece artık daha fazla sorumluluk vardı. Bu da ikisini daha dikkatli, daha temkinli ve daha soğukkanlı hale getirmişti.