CHAPTER I
David Scofield, 1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde orta gelirli, çalışkan ve disiplinli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası
Mark Scofield uzun yıllar inşaat sektöründe çalışmış, emeğiyle ayakta duran bir adamdı. Annesi
Rachel Scofield ise küçük bir kafede garsonluk yaparak aile bütçesine katkı sağlıyordu. David, sade ama sağlam değerlerle büyüdü. Aile içinde lüks yoktu ama;
saygı, disiplin ve bağlılık vardı. Küçük yaşlardan itibaren hayatın kolay olmadığını öğrendi. Çocukluğu boyunca mekanik işlere ilgisi vardı ancak onun karakterini asıl şekillendiren şey, çevresinde gördüğü düzensizlik ve suçtu. Lise yıllarında hayata karşı daha sert bir bakış açısı geliştirdi. Akademik olarak ileri gitmedi ve lise mezunu olarak eğitim hayatını sonlandırdı. Onun için okuldan çok saha önemliydi. Disiplin, kontrol ve otorite kavramlarına erken yaşta önem vermeye başladı.
Gençlik döneminde ilk ciddi adımını atarak
VCPD'ye 36. Dönem için başvurdu. Bu başvuru onun hayatında bir dönüm noktasıydı ancak süreç onun istediği gibi ilerlemedi ve departmandan ayrılmak zorunda kaldı. Bu ayrılık onun için bir başarısızlık değil, aksine kendini yeniden şekillendirme sürecinin başlangıcı oldu.
Departmandan ayrıldıktan sonra boş durmadı.
Vice Demokrat Parti bünyesinde i
çişlerinden sorumlu bir makamda görev aldı. Bu süreçte devlet yapısını, bürokratik düzeni ve kamu yönetimini yakından tanıma fırsatı buldu. İnsan yönetimi, kriz değerlendirme ve karar alma konularında kendini geliştirdi. Ancak masa başı işler onun karakterine tam olarak uygun değildi. Sahaya dönmesi gerektiğini biliyordu.
Bu nedenle bir sonraki adımını atarak
FDI (Florida Soruşturma Departmanı) bünyesine katıldı. Burada daha operasyonel bir yapının içinde yer aldı, soruşturmalar, analizler ve saha bilgisi konusunda deneyim kazandı. Ancak David hiçbir zaman tam anlamıyla bir yere ait hissetmedi. Onun yeri masa değil, doğrudan sahaydı.
Bir süre sonra ortalıktan kayboldu. Nerede olduğu, ne yaptığı uzun süre bilinmedi. Bu süreç, onun kendi içinde hesaplaştığı, ne istediğini netleştirdiği bir dönemdi. Geçmişini, hatalarını ve hedeflerini yeniden değerlendirdi.
CHAPTER II
Geçtiğimiz yıllarda tekrar Florida'ya dönüş bileti aldı. Şehre geri döndüğünde ilk yaptığı şey eski hedeflerini hatırlamak oldu. VCPD hâlâ onun için tamamlanmamış bir hikâyeydi. Akademi başvurularının açıldığını gördü, ancak geri dönüş başvuruları açık değildi. Bu noktada önünde iki seçenek vardı:
vazgeçmek ya da sıfırdan başlamak. David ikinciyi seçti.
Uzun bir bekleyiş ve düşünme sürecinin ardından yeniden başvuru yaptı. Bu sefer daha tecrübeli, daha sert ve ne istediğini bilen bir adamdı. Akademiyi başarıyla tamamlayarak
VCPD'ye 50. Dönem mezunu olarak giriş yaptı.
Şu anda ASU divizyonunda Kıdemli Pilot olarak görev almakta ve aynı zamanda sahada Kıdemli Memur rütbesiyle aktif hizmet vermektedir. Bu süreçte kendine has bir tarz geliştirdi. VCPD içinde tanınan, saygı duyulan ama bir o kadar da çekinilen bir isim haline geldi.
David Scofield; sert, otoriter, disiplinli ve baskın bir karakterdir. Kurallar onun için esnetilemez. Suçlulara karşı toleransı yoktur. Onun gözünde dünya nettir: siviller ve suçlular. Bu ayrımı keskin bir şekilde yapar. Sivillere karşı saygılı, koruyucu ve anlayışlıdır; ancak suçlular söz konusu olduğunda yaklaşımı tamamen değişir. Emir kipiyle konuşur, net komutlar verir ve en ufak bir zafiyete izin vermez. Onun için adalet,
duygularla değil dengeyle ve kararlılıkla sağlanır. Terazisinden şaşmaz. Merhamet ile disiplin arasındaki çizgiyi iyi bilir ama bu çizgiyi suçlular lehine esnetmez. VCPD içinde anılmasının sebebi budur. Gerektiğinde
sert müdahale etmekten çekinmez ve suçla mücadelede geri adım atmaz.Kullandığı devriye aracının arkasında tek bir sticker vardır:
"Crime Stoppers"Bu, onun karakterinin özeti gibidir.
Suçu durdurmak, bastırmak ve ortadan kaldırmak.David'in suçlulara karşı içinde biriken öfke, geçmişte gördüğü düzensizlikten ve sistemin açıklarından kaynaklanır. Ancak bu öfkeyi kontrolsüz bir şekilde değil, disiplinli bir güç olarak kullanır. Onun yöntemi korku yaratmak değil,
caydırıcılık sağlamaktır.
Bugün geldiği noktada hedefi nettir:
Memur Şefi olmak.
Bu sadece bir rütbe değil, onun için bir otorite ve düzen kurma fırsatıdır. Sahada edindiği tecrübeyi, disiplin anlayışını ve sert karakterini daha geniş bir alanda uygulamak istemektedir. Emir vermek değil, sistemi yönetmek onun bir sonraki adımıdır.