Alıntı yapılan: karizmatik devrimci - 16.12.2022 23:45
hem laik, hem müslüman olunamaz. laikliği ve islamı iyi araştırmanı öneririm.
1- laikliği savunuyorsan, dinin devlet işlerine karışmayacağını söylüyorsan teknik olarak sen hükmen müslüman değilsin ve olamazsın. bunu ben değil, peygamber söylüyor, alimler söylüyor, kuranda yazıyor, hadis kitaplarında yazıyor, tarih kitaplarında yazıyor.
2- dinim islam diyorsan, peygamberin dinindenim, peygamberin ümmetindenim diyorsan, dini kanunları devlet işlerinden ayrı tutman mümkün değil. çünkü sen müslümansın, dini kanunları devlet işlerinde geçersiz kılıyorsan bu dinden çıkma sebebidir.
laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması değil. din ve devlet kanunları çakıştığında devletin, devletten yana olmasıdır. yani laiklik, dinin kanunlarını devletin kanunları karşısında reddediyor. @lastgunmobster hem laik, hem müslüman olunamaz.
olamazsın, yapamazsın, öyle olursa böyle olur dayatmaları ve düşünce yapıları, yine yukarıda bahsettiğim yozlaşmış kişilerden çıkıyor. türkiyeyi de bu yıprattı. her şeyin oluru, yapılabilirliği var, artık bunu anlamamız gerekiyor.. hz muhammed'in medine vesikası da günün şartlarına göre yine bahsettiğim yapılabilirliği kanıtlıyor. o günün şartlarına göre laikliğe baya yakın bir sözleşmedir.
din ve felsefik olarak devlet kavramları iki ayrı yere çıkıyor. baya uzun uzun tartışabilecek bir konu ve bunun için vakit öldüremem. ama islamın hoşgörü dini olduğunu söylüyorsak, laiklik bu hoşgörünün en büyük seçeneklerinden birisi, bence. çünkü devlet kavramında sadece "biz"den olanları değil, "biz"den olmayanları da koruma, eşit şartlarda, tarafsız bir tutum sergileme mekanizmasıdır. ayrıca kur'an ve diğer din kitapları birer inanç meselesi olduğu için, yorumlamalara, inanma şekillerine göre değişebilir, tamamen kesinliği yoktur. kaldı ki laikliğin en önemli kısmı din ve vicdan özgürlüğü sağlaması ve bütün dinlere eşit mesafede bulunması olmuştur. bu da yine "dinde zorlama yoktur" ayetiyle örtüşüyor.
yani değişime ve çağa ayak uydurmak zorundayız. laiklik 20-30 yılda ortaya çıkmadı. "islam dünyasında laiklik" konusu da yine uzun süreçlere dayanan ve burada tartışılamayacak kadar detaylı bir konu. senin düşüncelerin gibi herkesi bir kalıba sığdırmaya çalışanlar yüzünden bu haldeyiz. "müslüman olan laik olamaz", "şu olan bunu yapamaz", "dine inanan bunu çeviremez, inanmayan bunu yapamaz" gibi kalıplaşmış ve dar düşüncelerden kurtulmamız gerekli. gerektiğinde peygamber bile günün şartlarına ayak uydurabiliyorken, bu bence yanlış bir düşüncedir. din-devlet ilişkisi gibi derin konular, bu kadar sığ düşüncelerle yargılanmamalı. insanlar artık bu dar kalıpları parçalamalı. aynı şekilde inancı da iyi yorumlamak, araştırmak gerekir. o dönemde günün şartlarında yapılanlarla bu dönemin şartları kıyaslanmamalıdır. kur'an kesin ve net emirlerden oluştuğu gibi, yorumlamaya da açık bir kitaptır.
edit: [spoiler=MEDINE VESIKASI]
Geleneksel İslam inancına göre, Muhammed'in Mekke'deki son yıllarında, Medine'deki on iki önemli kabileden bir delegasyon, onu tüm topluluk için baş hakem olarak hizmet etmesi amacıyla tarafsız bir yabancı olarak davet ederler. Medine' yerleşikleri arasında 620'den önceki 100 yıl boyunca, süregiden savaşlar olmuştur. Tüm klanların dahil olduğu Bu'ath Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan iddialar üzerinde tekrarlanan katliamlar ve anlaşmazlıklar, kabilelerin kan davası ve göze göz kavramlarının artık uygulanabilir olmadığını,
tartışmalı davalarda karar verme yetkisine sahip tarafsız bir adam olması gerektiğini onlara açıkça göstermişti. Bu sebeple Medine'den gelen heyet, kendisi ve hemşerilerini toplumlarına kabul etmeye ve O'nu kendilerinden biri gibi fiziksel olarak korumaya söz verirler.
Muhammed, Medine'ye göç ettikten sonra, sekiz yerli kabile ve Mekke'den gelen göçmenler arasında "bir tür ittifak veya federasyon" kuran ve Medine'deki farklı toplulukların, Müslüman cemaatin diğer topluluklar olan Yahudilere ve " Kitap Ehli "ne karşı ilişkilerini, hak ve sorumluluklarını da belirleyen bir anayasa taslağı hazırlamıştı.
Belge, tüm yerleşikler için dini inanç ve ibadet özgürlüğü sağlar.
Müslim veya gayrimüslim tüm tarafların temsilcilerinin istişarelerde veya yabancı devletlerle müzakerelerde hazır bulunmalarını garanti eder.
[/spoiler]
@karizmatik devrimci