Basketbolun altın dönemini belirlemeye çalışmakla çocukluğunun nostaljik yanılsamaları arasında mekik dokuyan kimselerin zihnindeki en büyük hafıza boşluğudur doksanlar.
İlgili soruya yanıt ararken başlığı okuduğunuz düşünce yapısına göre neyi görmek istediğinizi netleştirirsiniz: Söz konusu NBA'in 90'lardaki basketbol dinamikleri olduğu kadar tanımlanan dönemin sosyal dokusu da olabilir.
Nitekim Her Şey NBA'in yaptığı nostaljik paylaşımların hemen hepsinde gördüğümüz bir ifadedir bu: 90'lar daha sert, daha mücadeleci ve daha "iyi" bir dönemdir.
Martin Heidegger'e göre her soru bir arayıştır ve hakiki bir soru, bulunmuş bir yanıtla ortadan kalkmaz.
Söylenmesi gereken söylendi; fakat öncesinde bir tanıma ihtiyacımız var: 90'lar hangi dönemdir?
Doksanların Tanımı1 Ocak 1990'dan 31 Aralık 1999'a kadar geçen dönemi 90'lar olarak adlandırsak bile ilgili aralığın içerdikleri bu bölümle sınırlı değildir. Örneğin 1991 yılı NBA Finallerinin atmosferi 80'lerden esintiler taşır, benzer şekilde doksanlar dediğimiz dönem de ruhunu 2000'lerin başına aktarır.
Bu sebepten ötürü 2002 NBA Finalleri katı biçimde 2000'ler Finali başlığı altına giremez çünkü oyunun içindeki figürler (Phil Jackson, Kobe Bryant, Shaquille O'Neal) en azından doksanlardan beri varolan ve seyircilerin belleklerinde bu şekilde yer etmiş kimselerdir.
Dolayısıyla 90'lar ifadesi en kapsayıcı tabirle başlangıcında 80'lerin ruhunu içeren, yaşandığı süreç boyunca kendine has özellikler üreten ve bu niteliklerini 2000'lerin ilk yarısına taşıyan dönemdir.
2022'den 32 yıl geriye gidip 10 yıllık süreci zihinlerimizde canlandırmamız için 90'lar NBA atmosferini dönemin genel spor iklimi ve Türkiye'nin sosyoekonomik şartlarıyla ele almak durumundayız.
Nitekim Slavoj Zizek'in dile getirdiği gibi "Gelecek determinist bir evrende yaşadığımızdan ötürü kapalıyken geçmiş, geriye dönük yeniden yorumlamaya açıktır".
Gelinen noktada doksanlara yapılan övgüler, dönemin basketbol dinamiklerini içermek durumundadır.
Oyunun DetaylarıNBA 90'larda 4 farklı şampiyon çıkardı. Bunlar:
1990 Pistons
1991-1993 ve 1996-1998 Bulls
1994-1995 Rockets
1999 Spurs
oldu. Şampiyonlar arasında Bulls üçgen hücum prensibini benimsemiş bir takımken Rockets, Hakeem Olajuwon'un merkezde olduğu ve şutörlerle alan açmaya çalışan bir ekipti. Pistons sert oynayan oyuncu grubuna sahipken Spurs ise Duncan-Robinson ikilisinin pota altı savunmasıyla ipi göğüslemişti.
Şampiyonların farklılığı, basketbolun evrimini farklı yorumlamasından kaynaklanıyordu; fakat buna rağmen sonuç benzerdi: Pace Faktörü düştü.
Slow Motion NBAPace metriğinin ilk kez ölçümlendiği 1973-1974 sezonunda bir takım maç başına ortalama 107.8 defa hücum ediyordu. 1980-1981 sezonunda 101.8'e kadar gelen değer 1990-1991'de 97.8'e indi ve 1998-1999 sezonunda 88.9 ile dip yaptı.
90'lar NBA için pek çok istatistiğin farklı seyrettiği dönemdi. Bu süreçte bir takım için maç başına:
Hücum ribaundu 14'ten 12.4'e düşmüştür (günümüzde 10.3).
Asist miktarı 25'ten 22'ye düşmüştür (günümüzde 24).
Serbest atış miktarı 27'dir (günümüzde 21.

.
Oyunun yavaş, hücum ribaundu kovalamanın yaygın olduğu, pota altı mücadelesinin yoğun geçtiği ve faullerin sık yapıldığı müsabakaların bir ölçüde sebebi, 90'larda NBA basketbol kurallarının bugüne göre farklılık göstermesiydi.
YasaklarGözünüz son yılların NBA'ine aşina ise 90'larda oynanan bir maçı açtığınızda içiniz sıkılabilir ve kendinizi "neden ikili sıkıştırma yapılmıyor?" sorusunu irdelerken bulabilirsiniz.
Nitekim NBA'in illegal defense ve daha az bilinen illegal offense kuralları günümüzde Warriors'un uyguladığı modern alan savunması modellerini katı biçimde kısıtlıyordu. Kısmi yardım savunması uyguladıktan sonra savunduğunuz ana oyuncuya dönmeniz durumunda illegal defense kararı çıkıyordu. Ya koşarak ikili sıkıştırmaya gitmeniz gerekiyordu ya da rakibin 1'e 1 oynamasına izin vermeniz gerekiyordu.
Bu durumun örneğini 1996 Bulls-Sonics NBA Finalleri 2. maçında 5 defa çalınan illegal defense kararlarında görebilirsiniz. İlgili kural yüzden çocukluğumuzda basket oynarken "1 atış 1 de yandan" tabiri dahi gelişmişti.
Bir diğer sorun da NBA'in kurallarla yasaklamaya çalışmasına rağmen hand-checking (el temasıyla savunma) durumunun sürmesiydi. Bu durum eski basketbolcu Kenny Smith'in açıkladığı videoda görüleceği üzere bilhassa guardların içeri drive etmesini oldukça zorlaştırıyordu. Haliyle teknik becerisi veya atletizmi yüksek kısalara sahip olmayan takımların başvurduğu güvenli liman, topu bir uzuna emanet edip onun post-up oynamasıydı.
DönüşümTelevizyonun yaygınlaşması 90'ların rekabetçi ruhuyla bileşince NBA'in marka yüzü olma görevi Magic Johnson'dan Michael Jordan'a geçti. Aynı dönemde Formula 1'de pilotlarda ibre Alain Prost'tan Ayrton Senna'ya, devamındaysa Michael Schumacher'e kaymıştı.
İngiliz Futbol Ligi ise 1888-1992 arasında oynanan İngiliz 1. Ligi formatından çıkıp Premier League formatına dönmüştü. Bu geçişi lehine çeviren Manchester United ise İngiliz futbolunun bayraktarlığını Liverpool'dan almıştı.
Yaşananlar bize doksanların dönüşüm geçirdiğini gösterir.
Alışkanlıkları Kırmak
Merkezinde olduğu 2 farklı takımla:
İngiliz ligini 6 yılda 5 defa kazanan
6 farklı kupa zaferi tadan
2 kere asist kralı olan
1 defa da İngiliz liginde yılın sporcusu seçilen.
Eric Cantona futbolu 30 yaşında bırakmıştı. Kendisi 90'ların özgün ve doğal bir figürdü.
Benzer şekilde 1992 Avrupa Futbol Şampiyonasını büyük futbol liglerine sahip bir ülke değil, Danimarka kazanmıştı. Müsabakaların başlamasına 10 gün kala Yugoslavya'nın yerine turnuvaya çağrılan Danimarka milli takımında kimi oyuncular tatilini yarıda keserek takıma katılmıştı.
1992 yılı itibarıyla iç savaşın 2. yılını yaşayan Yugoslavya ise 2001'e kadar çalkantılı bir süreç yaşadı, bu esnada 140.000 kişi hayatını kaybetti.
Aynı dönemde Doğu Almanya Devleti'nin yıkılmasıyla beraber 16 milyon Doğu Alman Batı Almanya'ya katıldı. Sovyetler Birliği ise 286 milyonluk dünyanın en büyük 3. nüfusuyla 1991 yılında dağıldı.
Doksanlar sürprizlere açık bir dönemdi.
Ölümlü DünyaDeğer verdiği kimselerin vefatını görmemiş çocuklar olarak sürprizlerin en büyüğünü, televizyon kutusunun içindekilerin ölümlü olduğunu fark ettiğimizde yaşarız.
7 Kasım 1991'de HIV+ olduğunu açıklayan Magic Johnson NBA'i şoka uğratmıştı. Nitekim bu açıklamadan 17 gün sonra Freddie Mercury'nin AIDS nedeniyle ölümü de kamuoyunu etkilemişti. Benzer şekilde Amerikan Tenis Efsanesi Arthur Ashe 1993'de AIDS'ten ötürü hayatını kaybetmişti.
90'lar rap müziğin ve hip-hop kültürünün bilinirliğinin arttığı dönemdi. 80'lerle birlikte popülerleşen müzik türü 90'ların ortasından itibaren hem sözlerinde hem de ikliminde daha çok şiddet içermeye başlamıştı.
Bu müzik türünün önemli figürlerinden 2pac 1996'da, Notorious Big ise 1997'de vurularak öldürülmüştü. Bir başka bilinen müzisyen 50 Cent de 2000 yılında yakın mesafeden 9 defa vurulmasına rağmen hayatta kalmıştı.
NBA'deyse Michael Jordan'ın babası James Jordan 1993 yılında vurulup öldürüldükten sonra MJ basketbola 2 yıl ara vermişti.
Formula 1 dünyasında 80'lerin son dönemi ve 90'ların ilk yarısı Senna, Prost, Mansell gibi şampiyonlar çıkarmıştı. Prost'un emekliliğinden sonra Williams Renault koltuğuna geçen 3 defa dünya şampiyonu Ayrton Senna, 1994 yılında San Marino GP'sinde geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybetmişti.
Günümüzdeyse Lewis Hamilton kalibresinde bir yarışçının, Drake veya Eminem gibi bir müzisyenin, LeBron James veya Lionel Messi gibi sporcuların sürpriz biçimde hayatını kaybetmesi ya da mesleklerine uzun süreli ara vermesi bize olağandışı gelir.
90'lar, kahramanlarınızın zarar görmeye müsait olduğu bir aralıktır.
Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021