İçeriğe geç

Malibu Corporation

Katkı verenler+195 1,542 yanıt 64,777 görüntülenme Açan kaostan besleniyorum · 1 takipçi

/// Yalnız IC mesajlar Yalnız görselli ve [ic] mesajlar, karakter adıyla. OOC konuşmalar gizli. Bulunduğun yerden ileri doğru.

Julya YalenchkaBiA
#164 · 4 yıl önce
Alıntı yapılan: BiA - 06.03.2022 20:18

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Maria Beach'de Büyük Çevirme!
   
Vice şehrinde olaysız bir akşam daha! Maria Beach taraflarında saat 19.45 saatlerinde  ekibimiz büyük bir çevirmeye denk geldi, polis memurlarının olay ile detaylı bilgi vermese de olay yerinde dedektiflerin de yer aldığı çevirmeye takılan Premier marka aracın bagajı ve aracın arka koltukları, torpido gözleri arandı. Memurlar "genel rutin" olarak adlandırsa da genel bir rutin olmadığı ortada, olaya şaitlik eden şahıslara göre yakın bir zamanda şehrin tekrar sokaklarında yüksek sesler duyulacağı konuşuluyor.








Bizi ViceSocial'dan takip et!
           
EDITOR
Juliana Marianne
HABER
Juliana Marianne
KAMERA
Juliana Marianne


Tüm Hakları Saklıdır ©️ Vice News, 2021

Julya YalenchkaBiA
#172 · 4 yıl önce
Alıntı yapılan: BiA - 23.04.2022 18:58

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Yepyeni bir pazarlama departmanı ve izleyicilere daha fazla odaklanma ile Formula 1, yeni ve mevcut hayranlar için nasıl daha çekici hale geldi?

Mühendislik çılgınlığı.

Formula 1'i özetleyen bir şey varsa, o da budur. Slogan, 2018'de yeni kurulan pazarlama departmanının buluşuydu ve Formula 1'in markalaşmasının yenilenmesine işaret ediyordu.

Birkaç yıl öncesine kadar dünyanın en küresel sporlarından birinin pazarlama departmanının olmadığını düşünmek şaşırtıcı. Özellikle sponsorluk ve pazarlamanın Formula 1 üzerinde yıllardır sahip olduğu ve devam edeceği etkisi düşünüldüğünde.

LIBERTY Media, 2017'de 4,6 milyar dolarlık bir anlaşmayla Formula 1'in saltanatını devraldığında başlangıçta yaptıkları gerçekten akıllıca bir hareketti: pazarlama ve izleyici deneyimi gibi alanlara odaklanan dijital ve sosyal medya ekipleri kuruldu.

Müşterilerini –hayranları- gerçekten anlamak için zaman harcadılar- ya da en azından anlamaya çalıştılar- ve o zamandan beri cazibelerini genişletmek ve hayranların ilgisini çekmek için bir dizi değişiklik yaptılar. Formula 1'in ayrıca yeni taraftarları elde tutmada zorunluluğu da vardı ve bu taraftarların yaklaşık %62'si 35 yaşın altındaydı ve bu nedenle yeni dijital taktiklerin daha fazla kullanılması, Formula 1'de neredeyse hiç duyulmamış bir şeydi.

Liberty, Formula 1'i sadece bir spor markası olmaktan çok bir eğlence markası olarak görüyor. Markanın odak noktası, müşteri ve mevcut deneyimi geliştirecek mevcut durumlara yenilikler sunmaktır. Buradaki ana fikir, bir taraftarın bir yarışa gidebilmesi, aslında bazı daha az heyecan verici pistlerde -normal şekilde olabilecek-herhangi bir kaliteli yarış görmemesi halinde bile Formula 1 deneyiminin sunduğu diğer her şeyler nedeniyle ertesi yıl geri dönmek için heyecanlı bir şekilde çekip gitmesidir. Bu odak, yarışlardan, sosyal medyaya oradan da ticari ürünlere kadar Formula 1 ürününün tüm yönlerine taşıdı. Lando Norris gibi hayran kitleleriyle etkileşime odaklanan sürücülerin popülaritesinin artmasıyla, F1 daha genç bir hayran kitlesini çekmeye başlıyor ve şirketin arka planda yaptığı iş şüphesiz bunu tamamlıyor.

TARAFTAR ETKİNLİKLERİ VE FESTİVALLER


Bir eğlence markasına dönüşen Grand Prix Haftası'nın sadece bir spor şovu değil, bir deneyim olmasına odaklanmak önemli bir karardı. Bir Grand Prix'e katılma lüksüne sahipseniz, pistin etrafında spor yapabileceğiniz, yemek yiyip içebileceğiniz ve canlı müzik dinleyebileceğiniz taraftar alanları görmüş olacaksınız. Bir bilet ile birçok insanın sadece 2-3 saat gördüğü bir etkinlikte çok daha fazla şeye erişebiliyorsunuz.

Doğal olarak, bu olanaklar bir Grand Prix'e ve bir futbol maçına katılma arasında kalınınca devreye giriyor. Bu seçim, son on yılda başlayan deneyim ekonomisi ve tüketicilerin sahip olunacak şeylerden çok yapılacak şeylere harcama yapmakla daha fazla ilgilenmesiyle bağdaşıyor. Formula 1 bundan yararlanarak ve belki de tüm yarışı izlemeyecek olan veya Grand Prix'yi çok pahalı bulan veya hatta GP'ye katılan ancak biraz daha fazlasını isteyen hayranlara ulaşarak, taraftar festivalleri düzenlemeye başladı.

Planlanmış bir Grand Prix'ye kadar her yıl birkaç önemli şehirde ev sahipliği yapan Miami ve Şanghay gibi yerler; pilot tanışmaları, araba sergileri, marka aktivasyonları ve baştan sona müzik içeren etkinliklere ev sahipliği yaptı. Miami'de 80.000 kişilik etkinlik ile yarış günü katılımıyla karşılaştırılabilir büyük bir kalabalık çektiler. Festivaller bir uğultu oluşturmaya başladı ve Formula 1'i daha önce ulaşamayan ya da ulaşmak isteyen insanların ellerine; arabayı yakından görmelerini, yanan lastiği koklamalarını ve motor seslerini duymalarını sağlayarak verdi. En iyi yanı ne biliyor musunuz aslında? Hepsi ücretsiz.

SOSYAL AĞLAR

Formula 1, sosyal medya platformlarına diğer büyük spor serilerinden biraz daha geç geldi, ancak son yıllarda büyük miktarda büyüme görüldü. 2019'da ana platformlardaki (Twitter, Instagram, Facebook ve YouTube) takipçi sayısı 24,9 milyona (2018'e göre %32,9 artış) ulaştı ve 2020'nin sonunda %25.7 artışla 31,4 milyona ulaştı. Şampiyonlar Ligi ve Premier Lig ile tüm büyük spor organizasyonları arasında en hızlı büyüyen sosyal medya ağına sahip. Bununla beraber, F1'in 15,1 milyon Instagram takipçisi ile Şampiyonlar Ligi (80.9 milyon) ve Premier Lig (49.7 milyon)  karşılaştırıldığında, doğal olarak büyüme için daha fazla yer olduğunu ve sporun 500 milyon potansiyel taraftarına ulaşmak için hala uzun bir yol olduğunu belirtmekte fayda var. Bu aynı zamanda Scuderia Ferrari, McLaren ve Mercedes AMG gibi takımlar için de geçerlidir.

Formula 1 sosyal medya ekibi ayrıca, platformlardaki genellikle daha genç kitle için Formula 1'in 'ciddi' imajını yıkmayı başardı ve yüksek katılımı sağlamak için capsler ve şakalar paylaşıyor. Mercedes ve McLaren gibi takımlar da bu konuda ustalaştı.

YOUTUBE İÇERİKLERİ


Sosyal medya kanallarından biri olan YouTube, düzenli olarak hayranlar arasında popüler olduğunu kanıtlayan içerikle Formula 1'den en fazla yatırımı aldı. Koronavirüs pandemisinden önce, hayranların sürücülerin daha özel içeriklerini görebildiği 'Grill the Grid' serisi gibi içerikler bir gözde oldu, ancak bu seri padok kısıtlamaları nedeniyle 2020'de büyük ölçüde duraklatıldı. Ancak kanalda da boş bırakılmadı; yarış özetleri, 'En İyi 10'lar, sürücülerin yolculukları veya takımlarıyla ilgili hikâyeler ve en popüler olarak takım radyosu ile ilgili önemli anların yer aldığı videolar sunuldu.

Formula 1 YouTube'da yıllar içinde geleneksel TV yerine platformda kısa biçimli içerik sunarak, eğlenceli videolar üreterek ve aynı dili kullanarak birçok genç kullanıcının dikkatini çekti.

SESİN GÜCÜ: PODCAST'LER

Son birkaç yılda büyük miktarda büyüme gösteren bir başka içerik türü de podcast'ler. Formula 1 bu fırsatı değerlendirdi ve 'F1 Nation' ve giderek daha popüler hale gelen 'Beyond the Grid' gibi birkaç farklı seriye sahip. Podcast'i barındıran çeşitli uygulamalarda milyonlarca görüntüleme alan Formula 1, 2019'da 15 milyon dinlemenin keyfini çıkardı.

E-SPOR

e-​Spor, her spor için büyüyen bir alan ve Formula 1 F1 eSports serisi 2017'de oluşturuldu. Mevcut sayısız simülasyon ekipmanları ve pilot kurulumlarıyla pilot olmak isteyenlere belki daha da fazla fırsat sunuyor ve bu nedenle 4. yılında da devam etti. 2020 sezonunda takımlar bu alana odaklanmak ve rekabetçi olmak için daha fazla çaba sarf ediyor. Koronavirüs'ün gelmesi aslında bir alanının gelişmesi için fırsat sundu. Sanal yarışları daha da öne çıkarmak için mükemmel bir fırsat gibi görünüyordu ve birçok gerçek pilot hayranlarını eğlendirmek için simülasyon yarışlarına başladı. Sanal Grand Prix'lerin doğduğu yer burasıydı.

Temsilcimiz Cem Bölükbaşı da e-Spor kökeninden gelerek Formula 2'de koltuk buldu. Bu olay şimdiye kadar ilk kez yaşanıyor ve aslında Formula 1 yönetiminin e-Spor olayını pazarlama açısından da önem arz ediyor.

GİYİM İŞ BİRLİKLERİ



Formula 1, moda dünyasında büyük isimlerle bir dizi marka ortaklığına ev sahipliği olması- örneğin Tommy Hilfiger (Mercedes), Hugo Boss (Mercedes, McLaren) ve Michael Kors (McLaren)- genellikle takım sponsorluğu şeklinde oluyor. Ancak 2018'de durum farklıydı. Formula 1 ilk kez sokak giyim dünyasının devlerinden biri olan A Bathing Ape -daha yaygın olarak Bape olarak bilinen- bir marka ile birliktelik kurdu. İkonik markayla, bir sonraki yıl genişletilen bir dizi koleksiyon oluşturdular. En popüler Bape ürünlerinde olduğu gibi, bu koleksiyonlar da tükendi. Formula 1 logosunu ve markayı Bape kıyafetlerinde görülen özel kamuflaj deseni ile birleştirdiler.

Bape işbirliğinin başarısının ardından Formula 1, daha sonra bir başka popüler sokak giyim markası olan Anti Social Club ile işbirliği kurdu. Yine belirli bir takımla eşleşmek yerine, kıyafetlerde ASSC markasının yanı sıra Formula 1 logoları, uçrak bir parlak pembe renk teması ve damalı bayrak desenlerini kullandılar.

Genel olarak konuşursak, işbirlikleri Formula 1'e genellikle sokak giyimi ve topluluğu ile ilişkilendirildiği gibi 'havalı' bir marka imajı vermeye yardımcı oluyor. Bu markaların hedef demografisinin daha genç olması, ayrılmaya istekli oldukları makul miktarda harcanabilir gelire sahip olması ve genellikle ABD, Çin, Japonya ve Birleşik Krallık gibi kilit pazarlarda yerleşik olması nedeniyle bu işbirlikleri, hızlı bir pazarlama hareketi oluşturuyor. ABD ve Çin, Formula 1'in aktif olarak erişimini artırmaya çalıştığı pazarlar ve bu nedenle etraflarında oluşturulan koleksiyonlar ve çizgiler, sporu daha önce Formula 1'e aktif olarak katılmamış geniş bir kitlenin önüne çıkarmaya yardımcı oldu.

DRIVE TO SURVIVE



Bugünlerde büyük bir hayran grubu, kahramanlarından daha fazlasını yani sadece pist performanslarının ötesini de görmek istiyor. Formula 1 normalde münhasırlıkla örtülürken, belgeseller pilotların ve takımların hikâyelerini ve her birinin arkasındaki fikirleri/olayları hayranlar için sundu. Sadece haber makalelerini veya sıkı bir şekilde yazılmış basın bültenlerini okumak yerine bu serileri izlemek çok daha heyecan verici oldu.

Sevin ya da sevmeyin, Drive to Survive hayranlara padokta perde arkasında neler olduğuna dair bir bakış sundu ve aslında yapılması gerekeni gerçekleştirdi. McLaren, Amazon Prime ile iş birliği içinde kendi 'Grand Prix Driver' serilerini sunmuş olsa da daha önce tüm padokta bu ölçekte ve erişim seviyesinde hiçbir şey olmamıştı. Bu seri ile Amerika ve Ortadoğu pazarında Formula 1 tekrar izlenim oranlarını arttırdı. Teşekkürler Netflix ve Liberty Medya!

Tüm bu girişimler bir araya geldiğinde Formula 1 yeni hayranlar çekmeyi ve kemik kitleyi elde tutmayı başardı. Tabii ki, çoğu taraftarın özlemini çektiği şey daha yakın yarış ve umarım 2022 değişiklikleri de bunu çözecektir en azından çaba bu yönde. Bu arada en önemlisi bu küçük iyileştirmeler müşteri gelirlerini büyük miktarda iyileştirdi.


Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021
Julya YalenchkaBiA
#175 · 4 yıl önce
Alıntı yapılan: BiA - 27.04.2022 20:53

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Basketbolun altın dönemini belirlemeye çalışmakla çocukluğunun nostaljik yanılsamaları arasında mekik dokuyan kimselerin zihnindeki en büyük hafıza boşluğudur doksanlar.

İlgili soruya yanıt ararken başlığı okuduğunuz düşünce yapısına göre neyi görmek istediğinizi netleştirirsiniz: Söz konusu NBA'in 90'lardaki basketbol dinamikleri olduğu kadar tanımlanan dönemin sosyal dokusu da olabilir.

Nitekim Her Şey NBA'in yaptığı nostaljik paylaşımların hemen hepsinde gördüğümüz bir ifadedir bu: 90'lar daha sert, daha mücadeleci ve daha "iyi" bir dönemdir.

Martin Heidegger'e göre her soru bir arayıştır ve hakiki bir soru, bulunmuş bir yanıtla ortadan kalkmaz.

Söylenmesi gereken söylendi; fakat öncesinde bir tanıma ihtiyacımız var: 90'lar hangi dönemdir?

Doksanların Tanımı

1 Ocak 1990'dan 31 Aralık 1999'a kadar geçen dönemi 90'lar olarak adlandırsak bile ilgili aralığın içerdikleri bu bölümle sınırlı değildir. Örneğin 1991 yılı NBA Finallerinin atmosferi 80'lerden esintiler taşır, benzer şekilde doksanlar dediğimiz dönem de ruhunu 2000'lerin başına aktarır.

Bu sebepten ötürü 2002 NBA Finalleri katı biçimde 2000'ler Finali başlığı altına giremez çünkü oyunun içindeki figürler (Phil Jackson, Kobe Bryant, Shaquille O'Neal) en azından doksanlardan beri varolan ve seyircilerin belleklerinde bu şekilde yer etmiş kimselerdir.

Dolayısıyla 90'lar ifadesi en kapsayıcı tabirle başlangıcında 80'lerin ruhunu içeren, yaşandığı süreç boyunca kendine has özellikler üreten ve bu niteliklerini 2000'lerin ilk yarısına taşıyan dönemdir.

2022'den 32 yıl geriye gidip 10 yıllık süreci zihinlerimizde canlandırmamız için 90'lar NBA atmosferini dönemin genel spor iklimi ve Türkiye'nin sosyoekonomik şartlarıyla ele almak durumundayız.

Nitekim Slavoj Zizek'in dile getirdiği gibi "Gelecek determinist bir evrende yaşadığımızdan ötürü kapalıyken geçmiş, geriye dönük yeniden yorumlamaya açıktır".

Gelinen noktada doksanlara yapılan övgüler, dönemin basketbol dinamiklerini içermek durumundadır.



Oyunun Detayları

NBA 90'larda 4 farklı şampiyon çıkardı. Bunlar:

1990 Pistons
1991-1993 ve 1996-1998 Bulls
1994-1995 Rockets
1999 Spurs
oldu. Şampiyonlar arasında Bulls üçgen hücum prensibini benimsemiş bir takımken Rockets, Hakeem Olajuwon'un merkezde olduğu ve şutörlerle alan açmaya çalışan bir ekipti. Pistons sert oynayan oyuncu grubuna sahipken Spurs ise Duncan-Robinson ikilisinin pota altı savunmasıyla ipi göğüslemişti.

Şampiyonların farklılığı, basketbolun evrimini farklı yorumlamasından kaynaklanıyordu; fakat buna rağmen sonuç benzerdi: Pace Faktörü düştü.

Slow Motion NBA

Pace metriğinin ilk kez ölçümlendiği 1973-1974 sezonunda bir takım maç başına ortalama 107.8 defa hücum ediyordu. 1980-1981 sezonunda 101.8'e kadar gelen değer 1990-1991'de 97.8'e indi ve 1998-1999 sezonunda 88.9 ile dip yaptı.

90'lar NBA için pek çok istatistiğin farklı seyrettiği dönemdi. Bu süreçte bir takım için maç başına:

Hücum ribaundu 14'ten 12.4'e düşmüştür (günümüzde 10.3).
Asist miktarı 25'ten 22'ye düşmüştür (günümüzde 24).
Serbest atış miktarı 27'dir (günümüzde 21.8).
Oyunun yavaş, hücum ribaundu kovalamanın yaygın olduğu, pota altı mücadelesinin yoğun geçtiği ve faullerin sık yapıldığı müsabakaların bir ölçüde sebebi, 90'larda NBA basketbol kurallarının bugüne göre farklılık göstermesiydi.



Yasaklar

Gözünüz son yılların NBA'ine aşina ise 90'larda oynanan bir maçı açtığınızda içiniz sıkılabilir ve kendinizi "neden ikili sıkıştırma yapılmıyor?" sorusunu irdelerken bulabilirsiniz.

Nitekim NBA'in illegal defense ve daha az bilinen illegal offense kuralları günümüzde Warriors'un uyguladığı modern alan savunması modellerini katı biçimde kısıtlıyordu. Kısmi yardım savunması uyguladıktan sonra savunduğunuz ana oyuncuya dönmeniz durumunda illegal defense kararı çıkıyordu. Ya koşarak ikili sıkıştırmaya gitmeniz gerekiyordu ya da rakibin 1'e 1 oynamasına izin vermeniz gerekiyordu.

Bu durumun örneğini 1996 Bulls-Sonics NBA Finalleri 2. maçında 5 defa çalınan illegal defense kararlarında görebilirsiniz. İlgili kural yüzden çocukluğumuzda basket oynarken "1 atış 1 de yandan" tabiri dahi gelişmişti.

Bir diğer sorun da NBA'in kurallarla yasaklamaya çalışmasına rağmen hand-checking (el temasıyla savunma) durumunun sürmesiydi. Bu durum eski basketbolcu Kenny Smith'in açıkladığı videoda görüleceği üzere  bilhassa guardların içeri drive etmesini oldukça zorlaştırıyordu. Haliyle teknik becerisi veya atletizmi yüksek kısalara sahip olmayan takımların başvurduğu güvenli liman, topu bir uzuna emanet edip onun post-up oynamasıydı.

Dönüşüm

Televizyonun yaygınlaşması 90'ların rekabetçi ruhuyla bileşince NBA'in marka yüzü olma görevi Magic Johnson'dan Michael Jordan'a geçti. Aynı dönemde Formula 1'de pilotlarda ibre Alain Prost'tan Ayrton Senna'ya, devamındaysa Michael Schumacher'e kaymıştı.

İngiliz Futbol Ligi ise 1888-1992 arasında oynanan İngiliz 1. Ligi formatından çıkıp Premier League formatına dönmüştü. Bu geçişi lehine çeviren Manchester United ise İngiliz futbolunun bayraktarlığını Liverpool'dan almıştı.

Yaşananlar bize doksanların dönüşüm geçirdiğini gösterir.

Alışkanlıkları Kırmak
Merkezinde olduğu 2 farklı takımla:

İngiliz ligini 6 yılda 5 defa kazanan
6 farklı kupa zaferi tadan
2 kere asist kralı olan
1 defa da İngiliz liginde yılın sporcusu seçilen.
Eric Cantona futbolu 30 yaşında bırakmıştı. Kendisi 90'ların özgün ve doğal bir figürdü.

Benzer şekilde 1992 Avrupa Futbol Şampiyonasını büyük futbol liglerine sahip bir ülke değil, Danimarka kazanmıştı. Müsabakaların başlamasına 10 gün kala Yugoslavya'nın yerine turnuvaya çağrılan Danimarka milli takımında kimi oyuncular tatilini yarıda keserek takıma katılmıştı.

1992 yılı itibarıyla iç savaşın 2. yılını yaşayan Yugoslavya ise 2001'e kadar çalkantılı bir süreç yaşadı, bu esnada 140.000 kişi hayatını kaybetti.

Aynı dönemde Doğu Almanya Devleti'nin yıkılmasıyla beraber 16 milyon Doğu Alman Batı Almanya'ya katıldı. Sovyetler Birliği ise 286 milyonluk dünyanın en büyük 3. nüfusuyla 1991 yılında dağıldı.

Doksanlar sürprizlere açık bir dönemdi.


Ölümlü Dünya

Değer verdiği kimselerin vefatını görmemiş çocuklar olarak sürprizlerin en büyüğünü, televizyon kutusunun içindekilerin ölümlü olduğunu fark ettiğimizde yaşarız.

7 Kasım 1991'de HIV+ olduğunu açıklayan Magic Johnson NBA'i şoka uğratmıştı. Nitekim bu açıklamadan 17 gün sonra Freddie Mercury'nin AIDS nedeniyle ölümü de kamuoyunu etkilemişti. Benzer şekilde Amerikan Tenis Efsanesi Arthur Ashe 1993'de AIDS'ten ötürü hayatını kaybetmişti.

90'lar rap müziğin ve hip-hop kültürünün bilinirliğinin arttığı dönemdi. 80'lerle birlikte popülerleşen müzik türü 90'ların ortasından itibaren hem sözlerinde hem de ikliminde daha çok şiddet içermeye başlamıştı.

Bu müzik türünün önemli figürlerinden 2pac 1996'da, Notorious Big ise 1997'de vurularak öldürülmüştü. Bir başka bilinen müzisyen 50 Cent de 2000 yılında yakın mesafeden 9 defa vurulmasına rağmen hayatta kalmıştı.

NBA'deyse Michael Jordan'ın babası James Jordan 1993 yılında vurulup öldürüldükten sonra MJ basketbola 2 yıl ara vermişti.

Formula 1 dünyasında 80'lerin son dönemi ve 90'ların ilk yarısı Senna, Prost, Mansell gibi şampiyonlar çıkarmıştı. Prost'un emekliliğinden sonra Williams Renault koltuğuna geçen 3 defa dünya şampiyonu Ayrton Senna, 1994 yılında San Marino GP'sinde geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybetmişti.

Günümüzdeyse Lewis Hamilton kalibresinde bir yarışçının, Drake veya Eminem gibi bir müzisyenin, LeBron James veya Lionel Messi gibi sporcuların sürpriz biçimde hayatını kaybetmesi ya da mesleklerine uzun süreli ara vermesi bize olağandışı gelir.

90'lar, kahramanlarınızın zarar görmeye müsait olduğu bir aralıktır.

Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021
Julya YalenchkaBiA
#176 · 4 yıl önce
Alıntı yapılan: BiA - 30.04.2022 00:06

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

NBA Tarihinin Gelmiş Geçmiş En İyisi Kim?

Gary Payton
"Bana hangisi daha komple bir basketçi diye sorarsanız kısaca LeBron James derim. İkisi de çok farklı basketbolcu. Jordan, özellikle büyük atışları sayıya çevirebileceğini düşünen biriydi. İhtiyaç olduğunda tüm topları alacak ve şut atması gerektiğinde de o şutları atacak biri. Bence bu nedenle LeBron daha komple bir oyuncu."

Shaq
"Bence LeBron, Kobe ve Jordan ile şampiyonluk sayısını eşitlemeye çalışıyor. Gelgelelim Jordan ile eşitlerse, sanırım benim için terazi biraz daha LeBron'a kaymış olacak."

Charles Barkley
"Bana kalırsa Michael GOAT'tur. Ve LeBron da, seviye olarak Michael'dan ziyade Magic'e daha yakın bir oyuncu."

Dwayne Wade
"Ben Jordan çağında büyüdüm. Taraflıyım ve ölene kadar da taraflı olacağım. Benim GOAT'um hep Jordan olacak. LeBron'u kötülemiyorum. LeBron muhteşem bir oyuncu. Ama benim GOAT'um Michael Jordan."

Allen Iverson
"Michael Jordan'ı her ne kadar çok sevsem de, yani, adamım... LeBron James benim adamım ya. O seçilmiş kişi. O şerefsiz seçilmiş kişi, adamım."

Kevin Garnett
"Abi ciddi misiniz? Harbi?! Hakikaten ciddi misiniz? Michael Jordan muhtemelen bütün profesyonel sporlarda seviye olarak taaaa burada (elini havaya kaldırıyor) ve diğer tüm herkes de taaa burada (elini yere yaklaştırıyor). Michael Jordan adeta makine gibi biri olmakla bahşedilmişti. Bencildi. Başka kimseye güvenmezdi ve yine de kazanırdı. Yapamazsın dediler ve çıkıp yine de yaptı ve kazandı. Ve nasıldı biliyor musunuz? Sanki "işte yanımda da bunlar var". Başarmayı ne kadar çok istediğini görürdünüz. Ne kadar büyük oynadığını görürdünüz. Ve o sırada ligde hala Bird ve Magic vardı."


Paul Pierce
"NBA finallerine çalmak kolay değildir. Ve o bunu 10 defa yaptı, benim sıralamamda yukarılara çıkıyor. Size harbi konuşayım: Eğer LeBron bu sene şampiyon olursa, bu yüzden onu Jordan'ın bir tık altına koyarım."

Chauncey Billups
"LeBron'un kendisini gelenim geçmiş en iyi olarak addetmesi hoşuma gidiyor. En iyi 4 oyuncuya koyarım ancak en tepeye onu koyamam. İmkanı yok. Belki Kyrie'nin attığı (şampiyonluğu kazandıran) şutu atsaydı... Ama bunu yapamam. Üzgünüm."

Bill Laimbeer
"Açık sözlüyümdür. Bence LeBron bu oyunu oynamış en iyi basketbolcudur. 2.03 boyunda, 110 kilo, rüzgar gibi koşuyor ve durduramıyorsunuz... Daha da önemlisi, lige geldiği ilk günden beri takım arkadaşlarını başarılara ortak etmeyi başardı. Ve bu da Jordan'ın çok uzun zaman sonra öğrenmeyi başardığı bir şey."

Chris Webber
"Magic, bana göre, Steve Nash ile birlikte, becerileri sebebiyle birlikte oynamak isteyeceğiniz en büyük oyunculardan biriydi. Jordan geldi ve tüm bu mantalite değişti: Hırçın olmalısınız, her şeyi kendiniz yapmalısınız... 6 kez yolun savunmacısı, herkesi kontrol altında tutmalısınız. LeBron lige geldiğinde ve pas verdiğinde... İnsanlar onun yüreğini ve ruhunu eleştirdi. LeBron'un sevdiğim yönü, onun kişiliğini değiştirmemesi oldu ve eğer çocuklar onu örnek alacaklarsa, bir takım oyuncusu olmak zorundalar. İşte bu yüzden muhtemelen, bunu söylemek hoşuma gitmiyor ama, tüm zamanların en iyi oyuncusu sıralamasında onu Magic'in önüne koymak zorundayım."

Tracy McGrady
"Eğer birisinin etrafında bir takım kuracaksanız, ben LeBron'u seçerim çünkü onda daha az yeteneği sahip kişileri alıp yükseltebilme becerisi var. Eğer bir şampiyonluk daha alırsa, en tepede MJ'in yanında değil diyebilmek yürek ister. Şu anki şampiyonluk sayısıyla Michael'ı geçti demek zor. Başarıyı tekrar edebilmek... Seçim yapmak için güzel bir argüman."

Kevin Durant
"(LeBron GOAT diye bağıran bir taraftara) Bu... çok saçma."

Zion Williamson
"Bana kalırsa ben Jordan'ı seçerim. Benim fikrim bu. Jordan benim GOAT'um. Ailem bana böyle öğretti."

2018 Çaylakları
"Jaren Jackson Jr., Wendell Carter Jr., Kevin Knox, SGA ve DeAndre Ayton LeBron'u seçiyor. Aaron Holiday, Luka Doncic, Grayson Allen ve Marcin Bagley Jordan'ı."

Gilbert Arenas
"LeBron'un GOAT olduğunu düşünmemim sebebi, baskının yoğun olduğu zamanlarda hayranların ve kamuoyunun yapmasını istediği şey yerine yapması gereken şeyi yapması. Bu onu Michael Jordan v Kobe Bryant'tan ayırıyor. Eğer Jordan veya Kobe'ye o Cavs takımlarını verseniz, playoff'lara çıkamazlardı. Şampiyon olamazlardı çünkü Jordan her maç 60 atar ve "gerisinden bana ne?" derdi."

Ray Allen
"Bana kalırsa Jordan GOAT. LeBron Jordan'ın bir ürünü, yani LeBron'da, onun DNA'sında olan birçok şey Jordan'dan geliyor. LeBron GOAT'tur diyen herkes bu çağda büyüyen ve bu çağın kendilerine hissettirdikleri yüzünden böyle diyenlerdir ve bu da sorun değil. Ama MJ'in oyuna bıraktığı etki, adamım, ligin üzerinde mutlak bir hakimiyete sahipti ve herkesin kalbine büyük bir korku salardı. Çünkü o durdurulamazdı."

Jerry Stackhouse
"Aralarında bir mukayese yapmanın doğru olduğunu düşünmüyorum. LeBron ile kariyerinin zirvesindeyken, Jordan ile de kariyerinin son senesinde oynadım. İkisinin de inanılmaz oyuncular olduklarını düşünüyorum. Bu oyunun gelmiş geçmiş en iyi bir ve ikinci oyuncuları onlar. Daha fazla da yorum yapmıyorum."

Shawn Kemp
"Jordan diyeceğim. LeBron büyük işler yapıyor olabilir ama Jordan'ın yaptığı tek şey kazanmaktı. Benim gibi, çok çok iyi oyuncular olsa da şampiyon olamayan oyuncular var. Bir de şampiyonluk kazanmış ama etraflarında iyi oyuncular olan oyuncular var. Ve Jordan'a bakıyorum, Bulls'ta oynadı ve yanında Scottie Pippen vardı. Ama Jordan olmadığında Bulls o şampiyonlukları kazanamazdı. Bunların sebebi Michael Jordan'dı."

Hakeem Olajuwon
"İnsanlar (LeBron'u) Jordan ile karşılaştırdığında, bu adil bir mukayese olmuyor. Jordan çok zorlu bir ligde diğerlerinden çok daha üst seviyede bir oyuncuydu ve çok yaratıcıydı. Bu LeBron'un değerini düşürmüyor çünkü o çok iyi bir oyuncu. Ama Jordan çok çok daha iyi bir basketbolcu."

Collin Sexton
"Üç tane GOAT var, bunların herhangi birisine tek başına GOAT diyemezsiniz çünkü oynadıkları zamanlar farklı: Kobe, LeBron ve Jordan. Tek bir GOAT yok, LeBron MJ'in zamanında nasıl oynardı ya da Kobe MJ'in zamanında nasıl oynardı, bilemiyorum... Hepsi kendi zamanının GOAT'u."


Draymond Green
"Bence LeBron elinde çöm büyük bir güç bulunduruyor. Öyle de olmalı, muhtemelen tüm zamanların en iyi basketbolcusu. Özgeçmişine bakarsanız, tek bir kusur bulamazsınız. Parkede yapabildiği şeyler, pek tabii ki inanılmaz. Ama daha önemlisi, gerçek hayatta başardıkları. Ve tam da bu sebeple kendisine büyük bir saygı duyuyorum."


Cedric Maxwell
"Şu anda GOAT LeBron. Çünkü basketbol ile alakalı konular kadar toplumsal meseleler yüzünden de tam bir örnek. Mevcut tüm toplumsal meseleye ilgisi mevcut."




Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021
Julya YalenchkaBiA
#177 · 4 yıl önce
Alıntı yapılan: BiA - 30.04.2022 00:00

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Michael Jordan: Ne Kadar Tanıyoruz?

Michael Jordan, birçok basketbolsever tarafından "GOAT Kim?" sorusuna verilen cevap. Sahadaki duruşuyla başlı başına tehdit oluşturan, asla pes etmeyen ve zafere giden yolda her türlü zorluğa göğüs geren tarihte eşine zor rastlanan bir basketbolcu. Peki yaşayan efsane için saha dışında da "örnek insan" demek ne kadar doğru?

Majestelerini tanımlamak gerekirse aşırı hırs demek yeterli olacaktır. Ancak bu aşırı hırs yalnızca saha içinde kalmamış, saha dışındaki pek çok yerde de kendini göstermiştir. Jordan normal hayatında kaşlarını çatmaktan hiçbir zaman geri durmamış, bazı durumlarda daha da ileriye gitmiştir.

Durum böyle olunca Michael Jordan'ı bir de "kötü anı" sahibi insanlardan dinlemek gerekebilir. Özetle Majestelerinin tamamen iyi bir insan olmadığını anlatan birkaç anekdot önümüze çıkıyor, karşınızda Michael Jordan'ın karanlık yüzü...

Michael Jordan Country Club'dan Atılıyor

NBA ile az çok ilgilenen çoğu insan Michael Jordan'ın golf üzerine olan ilgisini bilir. Golf oynamak için Miami'deki özel La Gorce Country Club'a gelen MJ küçük bir sorun yaşadı. Kulübün kıyafet kurallarına uymadığı gerekçesiyle kendisinden kıyafetlerinin değiştirmesi istendi. Michael Jordan'ın cevabı ise klasik Jordan tarzıydı. Atlantic Black'ten Curtis Bunn olayı kısaca bu ifadelerle anlatmıştı:

"Kulüp yetkilisi, Michael Jordan 12. deliğe geldiğinde yanına yaklaşarak kıyafetlerini değiştirmesi gerektiğini söyledi. Fakat Majesteleri onu sert bir dille reddetti. 'Kibirli, yaşlı ve küstah' gibi kelimeler kullandı.

Kulüp yönetimi Michael Jordan'ı bu sözlerinden ve kurallara uymamasından dolayı sahada golf oynamasını sonsuza kadar yasakladı.

Jordan'ın halkla ilişkiler ofisi olayla ilgili bir açıklama yaptı ve şu ifadeleri kullandı: 'Sanırım bu onların (kulübün) kaybı. Çünkü MJ harika bir golf oyuncusu ve harika bir misafir.'"

Michael Jordan Steve Kerr'ün Yüzünü Yumrukluyor



Steve Kerr, TNT analisti Dan Patrick'e "yumruklanma" olayını kısaca şu cümlelerle anlatmıştı:

"Bir keresinde onunla fikir ayrılığı yaşadım. Sanırım yüzüme yumruk attı. İnanması zor ama bu başıma gelen en iyi şeylerden biriydi.

Kampta çalıştığımız hücum sırasında Michael Jordan'ın dediği bir şeye katılmadım. Sonucunda yumruk yedim. Kalkıp yanına geri dönmem gerekiyordu, sanırım yanına giderek saygı kazandım.

O günden beri Jordan'la harika bir ilişkimiz var. Ona saygı gösterdiğimi kanıtlamam gerekiyordu ve ben de öyle yaptım."


Burnuna yediği yumruk sonrasında herhangi bir karşılık vermeyen Kerr, olayı büyütmeden hücumu oynamaya devam etti. Bu olaydan sonra Steve Kerr ve Michael Jordan arasında hiçbir zaman olumsuzluk yaşanmadı.


Majesteleri Charles Barkley'nin Aklına Giriyor


Takvimler 1993'ü gösterdiğinde NBA'in en büyük iki yıldızı finallerde karşı karşıya geliyordu. Michael Jordan'lı Chicago Bulls ve Charles Barkley'li Phoenix Suns.

Yüksek doz rekabet bir yana, finaller esnasında golf oynamaya gidebilecek kadar da iyi dosttu bu iki isim. Nitekim golf oynamaya da gittiler ancak Charles Barkley olacaklardan habersizdi. Chicago Bulls asistan koçu Johnny Bach yaşananları şöyle anlatmıştı:

"Finallerin 4. maçından önceydi, üstelik Bulls seriyi 2-1 önde götürüyordu. Michael Jordan ve Charles Barkley birlikte golf oynamaya gittiler. İkili arasında uzun ve rekabet dolu bir maç yaşandı. Jordan oyunu kazanmıştı.

Lakin oyun sonunda Michael Jordan, Charles Barkley'e 20.000 dolar değerinde elmas küpe satın aldı. Jordan'ın yanına giderek 'Tüm bunları ne için yaptın?' diye sordum. Michael ise şöyle yanıtladı: 'Serinin geri kalanında yoluma çıkmayacak, 20.000 dolar buna kesinlikle değer. Charles bizi iyi arkadaş sanıyor, açıkçası o şişman heriften nefret ediyorum.'

Michael Jordan golf etkinliği sonrasındaki maçta tam 55 sayı attı ve Charles Barkley maç boyunca Jordan'a dokunmadı bile."


Michael Jordan Bill Cartwright'a Zorbalık Yapıyor


Dönemin Chicago'sunu canlı izleme fırsatına sahip insanlar Michael Jordan'ın beğendiği oyuncuların yerine getirilen oyuncularla arasının pek iyi olmadığını bilir. Kısacası kurban Bill Cartwright oldu. Yahoo Sports'tan Eric Freemna olayı açıklarken bu ifadeleri kullanmıştı:

"Chicago Bulls, Charles Oakley'i takımdan gönderip yerine Bill Cartwright'ı getirdi. Görüldüğü gibi Jordan yakın arkadaşını kaybettiği için durumu içerlemişti ve acısını Bill'den çıkardı. Ona 'Medical Bill' adını verdi ve antrenman sırasında tutmasının imkansız olacağı bir pas fırlattı. Bill doğal olarak pası tutamadı. Jordan bunun ardından Bill'in ellerinin kötü olduğunu söyleyerek bağırdı."

Ancak tüm bunlara rağmen Cartwright Bulls'un 3 şampiyonluk kazanmasında büyük rol oynadı. Boyalı alanı elit seviyede savundu ve karşısındaki oyunculara korku saldı.

Michael Jordan Şef'e Meydan Okuyor


Hayır... bahsettiğimiz Şef Stephen Curry değil. Bu şef Larry Bird ve Kevin McHale ile Boston Celtics'in 80'ler hanedanlığındaki "Büyük Üçlü"den biri olan Robert Parish'in ta kendisi.

Boston Celtics ile şampiyonluklar kazanan "The Chief" yüzüklerin yanında birçok kişinin saygısını da kazanmıştı. Ne var ki Michael Jordan hariç.

Parish 1996-97 sezonunda Chicago Bulls'a katıldı. Ama Jordan onu beklenenin tam aksi bir şekilde yanıt vererek karşıladı.

Parish, Bulls ile yaptığı ilk antrenmanlarında, hücumlardan birinde başarısız oldu ve Jordan'ın yüzünün birkaç santim ötesinde buldu. Şef anılarını şu şekilde anlatmıştı:

"Ona dönüp 'Sana buradakı diğer oyuncular gibi hayran değilim.' dedim. Ama o sırada bana 'K*çını tekmeleyeceğim' demekle uğraşıyordu. Michael Jordan'a bir adım daha yaklaştım. 'Hayır, bunu bana yapamazsın.' dedim. O günden sonra beni hiç rahatsız etmedi."

Majesteleri Muggsy Bogues'un Kariyeriyle Oynuyor


Michael Jordan'ın NBA'e geri dönüşünün ardından Majesteleri, Charlotte Hornets'a karşı oynadıkları ilk tur maçına izini bırakmaktan geri kalmadı.

Eski Chicago Bulls asistan koçu Johnny Bach olayları şöyle anlatmıştı:

"Oyunun en kritik pozisyonunda, Charlotte 1 sayı gerideyken Muggsy topu getiriyordu. Jordan karşısına geçip 'Şut at s*kik cüce!' diye bağırdı ve Muggsy şutu kullandı. Fakat şut isabetin yakınından bile geçmedi."

1 yıl sonra Muggsy o pozisyonun kariyerini etkilediğini söyledi: "Şutum o pozisyondan sonra giderek kötüleşti, hiçbir zaman eskisi gibi olmadı."

Michael Jordan Yaşlı Bir Kadını Kandırıyor



Michael Jordan'ın adını duyuran olay aslında basketbol sahasında bile olmadı. Bunun yerine, Kuzey Carolina takım arkadaşı Buzz Peterson'ın evinde adını duyurdu.

Hikaye kısaca şöyle devam ediyor: Peterson, Michael Jordan'ı Peterson'ın annesiyle sıradan bir kağıt oyunu oynamaya davet ediyor. Para üzerine bahis yok, kısaca arkadaşça bir oyun. Ancak yaşlı kadın tuvaleti kullanmak için kalktığında, Peterson Jordan'ı hile yapmaya çalışırken yakalıyor. Michael, para kazanmak için değil, ne pahasına olursa olsun kazanmak istediği için hile yapmaya çalışıyor.

Yazar Chuck Klosterman olayı son olarak şu şekilde özetliyor:

"Bu hikayeyi büyüleyici kılan şey başrolün MJ olması. Olayın içinde Michael Jordan yerine Peterson'ın antropoloji'de tanıştığı rastgele bir adam olduğunu düşünün. Hikaye kimsenin ilgisini çekmeyecekti. Başka bir deyişle muhtemelen kimse bu hikayeyi bilmeyecekti."



Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021
Julya YalenchkaBiA
#179 · 4 yıl önce
Alıntı yapılan: BiA - 01.05.2022 17:37

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Rodman ve Çılgın Hayatı

Dennis Rodman denilince aklınıza neler geliyor? Her maça farklı renkli saçlarıyla çıkması, kendi kendisiyle evlenmesi, hatta kendi düğününde gelinlik giymesi, Madonna ile yaşadığı skandallarla dolu bir aşk, Carmen Electra ile evlenirken sarhoş olduğunu ve hatırlamadığını söylemesi, Jean Claude Van Damme ile birlikte bir filmde rol alması, Kim Jong- Un ile sıkı arkadaşlığı gibi birçok skandallara imza atmış bir isim. The Last Dance belgeselinin geçtiğimiz Nisan ayında yayınlanması ile birlikte Rodman, yaptığı skandallarla adından tekrardan sıkça söz ettirmeyi başardı. Her Şey NBA ailesi olarak, berbat bir çocukluk geçirip sonrasında şöhretiyle birlikte NBA'deki bir çok skandallara imza atan Dennis Rodman'ın hayat hikayesine doğru yolculuğa çıkıyoruz. Kemerlerinizi bağlayın!

NBA Öncesi Hayatı


Rodman berbat bir çocukluk geçirdiğini söylüyor. Babası, Dennis 5 yaşındayken onu ve ailesini terk etti. Dennis'i annesi büyüttü. Fakirlik ve sefalet içerisinde geçen bir çocukluk geçirdi. Babası hakkında "Babamı görmeyeli epey zaman oldu. Şöyle bakıyorum; adamın biri, zamanında dünyaya gelmeme yardımcı oldu ama bu, benim bir 'baba'ya sahip olduğum anlamına gelmiyor." Dennis, 45 yıl aradan sonra 2012 yılında babasıyla tekrardan bir araya geldi ama çok uzun yıllar geçtiği için babasını özlemesi gibi bir durum mümkün değildi.

Babasının onları terk etmesinin ardından, annesi ve iki kız kardeşiyle birlikte Dallas'a yerleşti. Burada okula başlayan kardeşleri, basketbol merakı sardı ve her biri bu alanda başarısını ortaya koyarak lise takımlarında oynamaya başladı. Fakat takımlarında yıldız olanlar sadece kız kardeşleriydi. Dennis genel olarak hiçbir maçın kadrosuna alınmadı. Sonrasında Amerikan Futbolu'nu denedi fakat bunda da başarısız oldu. Liseden mezun olduktan sonra boyu 1.75'ti. Başarısız bir lise kariyeri geçiren Rodman'ın basketbol kariyerinin erkenden bitmesi söz konusuydu.



Lisede okurken, hiçbir spor dalı için yeterli olmadığı söylendi. Mezun olduktan sonra Dallas/Fort Worth Havaalanı'nda temizlik görevlisi olarak işe başladı. Basketbolu sadece eğlenmek için oynuyordu. Çalıştığı havaalanında çok sayıda saat çalmasından ötürü tutuklandı. Dennis o günlerini şu sözlerle anlatıyordu :

"Sadece iki seçeneğim vardı; ya hapse girecektim ya da torbacı olacaktım. Beni bekleyen başka bir gelecek yoktu."

Havaalanındaki işinden çıkarıldıktan sonra geçimini araba yıkayarak sağlamaya çalıştı. Bu sırada sokaklarda basketbol oynamaya devam eden Rodman, 22 yaşına geldiğinde boyu 1.75'ten 2.01'e uzamıştı. Gainesvelle Üniversitesi'nin gözüne girmeyi başaran Rodman, kendisine verilen basketbol bursunu kabul eder. Basketbol takımında oldukça başarılıdır ama not ortalaması bunun tam tersidir. Ortalamayı tutturamayınca okuldan ayrılmak zorunda kalır.



Bu başarısızlıklarının ardından annesi, kendisine çeki düzen verene kadar onu eve almayacağını söyledi. Dennis, annesinin onu istemeyişinin ardından sokaklarda yaşamaya başladı. Köprü altlarında, köpek kulübelerinde ve en çok basketbol sahasında yattı birçok gece. Bu sırada sokak basketbolunda oldukça ünlendiğinden Oklahoma Üniversitesi onu fark etti. Dennis'e sözleşme teklifi götürmek isteyen Oklahoma Üniversitesi, Dennis sokaklarda yaşadığı için öncelikle ona ulaşamadı. Büyük çabalar ve sokakta arama sonucunda Dennis'e ulaşmayı başaran Oklahoma Üniversitesi teklifini sundu ve Dennis bu teklifi kabul etti. Söz verdiği gibi okul ortalamasını tutturan Dennis, üniversitenin son iki yılında 15.9 sayı ve 17.8 ribaund ortalamasıyla NBA seçmelerine katıldı.

NBA Kariyeri


Yaşamını bir türlü düzene sokamayıp, hayatını sokaklarda geçiren ve geç yaşta üniversiteye adım atan Dennis Rodman, 25 yaşındayken 1986 NBA seçmelerinde 27. sıradan Detroit Pistons tarafından seçildi. Isiah Thomas, Bill Lambieer, Joe Dumars gibi sert oyun oynayan ekibin arasına katılan Rodman, The Last Dance belgeselinde de anlattığı üzere kariyerinde sert bir oyuncu olarak anılmasındaki en önemli faktör Detroit Pistons'ta oynamasıydı. Bad Boys ekibi ile 1989 ve 1990 yılında iki NBA şampiyonluğu kazanan Rodman, muazzam ribaund yeteneği ve sert savunmasıyla ön plana çıktı. Karşısına çıkan takımları adeta döverek kazanan Pistons'ta 2 kez All-Star seçilmeyi de başardı. 1991 yılında, gelecekteki takım arkadaşı olacak olan Michael Jordan'lı Chicago Bulls'a 4-0 süpürülen Pistons'ın hanedanlığı da böylece sona erdi. 1992 sezonunda 18.7 ribaund, 1993 sezonunda ise 18.3 ribaund ortalamalarını yakaladı.

Şöhretin en tepesine çıkan Rodman'ın, 1993 yılında dünyaca ünlü şarkıcı Madonna ile yaşadığı aşk magazin gündeminin en tepesine oturdu. İddialara göre Madonna, Dennis Rodman'a kendisini hamile bırakması karşılığında 20 milyon dolar teklif etmişti. 1993 yılında elinde bir çok not ile birlikte intihar etmeyi düşünen Rodman'ı efsanevi NBA muhabiri Craig Sager bu aptalca düşüncesinden vazgeçirdi. 1993-1994 sezonu için San Antonio Spurs takımı ile anlaşan NBA çılgın adamıi David Robinson ile oynama fırsatı da yakaladı. Spurs ile geçirdiği iki sezonda 5.9 sayı, 17 ribaund ortalamalarıyla oynadı. 2 sezonda da ribaund krallığını kimseye vermedi. Spurs'ün stadyum açılışına, saçların boyattığı için 30 dakika geç gelen Rodman, sonrasında yapılan röportajda "Kahretsin saçlarımı beyazlatmak biraz uzun sürdü." açıklamasını yaptı.



1995-1996 sezonuna girerken, kadrosunda Michael Jordan ve Scottie Pippen gibi iki süper yıldızın bulunduğu Chicago Bulls'a Wiil Perdue karşılığında takaslandı. Bu takas sonucunda adını tarihe altın harflerle yazdıracak Jordan-Pippen-Rodman üçlüsü kuruldu. 1995-1996 sezonunda Bulls, ilk 44 maçta 41 galibiyet elde etti. Normal sezonu da 72 galibiyetle kapatan Bulls, bu alanda daha sonra 2015-2016 sezonunda Golden State Warriors tarafından kırılacak olan NBA rekorunu ele geçirdi. Bu başarısını sezon sonunda Seattle Supersonics'i finallerde 4-2 yenerek taçlandıran Bulls'ta Rodman, kariyerinin 3. şampiyonluğunu elde etmeyi başardı.




1996 yazında çıkarmış olduğu "Bad As I Wanna Be" kitabının Paris'teki tanıtımında gelinlik giyerek kendi kendisiyle evlenmek için tören düzenledi. Bu hareketi ile bütün ilgiyi üzerine çeken Dennis Rodman, her zamanki gibi çılgınlıklarına devam etti. Sık sık saçlarını farklı renklere boyatmasıyla gündeme geldi. Bulls ile birlikte art arda 2 şampiyonluk daha yaşayarak three-peat'in önemli parçalarından biri oldu. Ribaund krallığı tacını Bulls'ta da devam ettiren Rodman, üst üste 7 sezon ribaund kralı olmayı başaran NBA tarihindeki ilk isim oldu.

Dennis Rodman, oyunculuğundan çok özel hayatıyla gündeme gelen biri oldu. Kendisinin de söylediği gibi şöhretin basamaklarını tek tek çıktığı zaman tek derdi uyuşturucu ve kadınlardı. Uyuşturucu kullanma problemi onun kariyerinde birçok kez başına iş açtı. 1997 sezonunun ortasında kafası bozulduğu için Phil Jackson ve Michael Jordan'a "Ben tatile çıkıyorum" dedi. Koç Phil Jackson'dan "Git ne yaparsan yap, fakat 48 saat sonra geri dön" iznini aldıktan sonra Las Vegas'a gider. Michael Jordan: "Asla 48 saatte dönmez" der ve haklı çıkar. Tam 98 saat sonra Bulls antrenmanına terlikleriyle ve ünlü model Carmen Electra ile evlenmiş bir şekilde geri döner. Sonrasında ise, Carmen Electra ile evlenirken sarhoş olduğunu ve hiçbir şey hatırlamadığını söyleyerek skandallarına bir yenisini daha ekledi. Bulls'tan ayrılan Rodman 1999'ta Lakers ve 2000'de Mavericks forması giyen Dennis Rodman, 38 yaşında kariyerini noktaladığını açıkladı.

NBA Kariyeri Sonrası


Rodman, NBA kariyeri sonrasında da yaptığı çılgınlıklarla gündeme gelmeyi başardı. 2013 yılında Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un'un Michael Jordan'a yaptığı davet cevapsız kalınca, bu kez Dennis Rodman'a davet gönderildi. ABD-Kuzey Kore gerilim hattının yüksek olduğu bir dönemde Kim Jong-Un'un davetini kabul ederek Kuzey Kore'ye gideceğini söyledi. Kuzey Kore'de 22.000 kişi karşısında gösteri maçında Kenny Anderson, Vin Baker ve Cliff Robinson gibi isimlerle birlikte bir gösteri maçı yaptı. Gösteri maçı sonrası Kim Jong-Un'un eğlence davetini kabul eden Dennis Rodman, Kuzey Kore lideriyle birlikte sabaha kadar sarhoş olup, karaoke yaptı. Bu buluşmadan sonra ikili yakın arkadaş oldu.

50. yaş günü kutlamalarında giydiği pembe gecelik, 2019'da California'da iki tane kadın ile birlikte bir yoga mağazasını soyması, 2016 seçim kampanyasında Donald Trump'u desteklediğini açıklayarak tepki toplaması ve 2000 kadınla birlikte olduğunu açıklaması gibi skandallara devam etti. Bu yazımızı çok güzel bir atasözü ile noktalamak istiyorum. O da "Bir insan yedisinde ne ise, yetmişinde de odur.

Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021