 | |
Ek Bilgiler; Karakteristik; • Annesine ait olan alyansı takıyor. • Manchester City hayranı. • Yirmi yaşında Rusça öğrenmeye başladı. • Fazla argo cümle kullanıyor, özellikle sinirlendiği zaman biraz dozunu kaçırabiliyor. |
Karakter Hikayesi Birinci Bölüm.
15 Mart 1997. Olağan ve sıradan bir gece, Manchester şehirinin basit bir hastanesi. Gece saatlerinin sessizliğini benim ve ikizim Lassienin çığlıkları ve ağlayışları bozuyor. Annemin bana şey dediğini hatırlıyorum, seni ve kardeşini kucağıma aldığımda o kadar bitkindim ki ilk başta benim çocuklarım olduğunuzu bile anlayamadım. Canım benim ne çok zorluklar çekmiştin... Rochebard ailesinin üçüncü çocuğuyum. Bir abim var. Kendisi her ne kadar serseri ve başına buyruk davranışlar sergilese bile ilk mesleği Kraliçenin sarayını(?) korumak olması onu düzene sokmaya yetti. Yani en azından onu tanıdığım o süreçte kendisine güzel bir düzen kurmuştu. Tanıdığım diyorum çünkü ben on sekiz yaşına geldiğimde çok şey değişti. Fakat buna geleceğim... Çocukluğum boyunca hep konuşmayı ve insanlar ile tanışmayı sevdim. İçime kapanık olmak istemedim hiçbir zaman. (En azından o sıra.)
Aileniz geniş olduğu zaman her şey sizce güzel olabilir mi? Ben daha üç yaşındayken ailemizin son ferdi olan Eria dünyaya geldi. Annemler bir süreliğine evden gittiği için bize teyzem bakıyordu.. Tabii evde en sulu göz ve en ağlak kişi ben olduğum için annemin arkasından ağlamaya başladım. Teyzem ne zaman beni görse "Sulu Göz" diye seslenir. Her neyse bunu geçiyorum. Komik olan annem eve geldiğinde başlıyor... Kardeşimi bana ve diğerlerine gösterdiklerinde "Bunu istemiyorum, geri götürün" diye bağırmışım. Ha-ha... Annem ile uyuduğu için ağlıyor ve susmuyormuşum.. Sanırım kıskançlığım çok ağır basıyor. Üzgünüm Eria. Annem ile sadece ben uyuyabilirim!
Ergenlik zamanlarım geldiğinde aileme çok fazla zorluk yaratan kişi sanırım ben oldum. Sürekli olarak geziyor ve sürekli eve ge geliyordum. Bir sürtük değildim öyle bir sürü sevgilim olmadı. Aksine sevgili mi? Ah tamamen eğlencemde takılan birisiydim ben. Lassie sürekli bana kızıyor ve ne yaptığımı sorguluyordu. Benim yanıtım kesindi, sana ne? Benden sana ne? Bu bizim sanırım aramızı bu şekilde açılmasına ve birbirimizden kopmamıza neden oldu. İnsan ikizi ile anlaşamıyorken diğer kardeşleri ile nasıl anlaşabilir? Herkes kendi kafasına buyruktu ama ben fazla farklıydım. Onlardan uzaklaşıyordum, kopuyordum. Her gün başka insanlar ile tanışıyordum, saatlerce onlar ile eğleniyor ve evime geliyordum. Gündüzleri uyuyor, gece tekrar bunları tekrarlıyordum. Ne hayat ama değil mi? On altı on yedi yaşında kendimi olgun sanıyordum. Komik sadece kendimi kandırdım.
İkinci Bölüm
Bir insanın hayatı nasıl yokuşa gider? Nasıl berbat hâl alır? Bu soruya bir çoğunuz farklı yanıtlar verecek ama hepsinin sonucu aynı yere çıkacak. Benim berbat oluşu şöyle başlıyor. On altı yaşındayım ve yine eve geç geldiğim aptalca bir gün. Annem ve babam yok, kardeşlerim bana çemkiriyor. Las' bana tavırlı bir davranış gösterdiği için Marcusa yani abime soruyorum ne olduğunu, yanıtı annemin düştüğü ve bayıldığı oluyor. Annem? Düştü? Bayıldı? Anneme ne oldu abi?! Ona ne oldu? Bu sorular arka arkaya gelirken evin kapısı açıldı, annem eve gelmişti ve iyi gözüküyordu, en azından abartılacak bir şeyi yok! O geceden sonra ben dışarıya çıkmayıp hep annemin yanında kaldım. Hep ama! Tabii annem gizli gizli bir yerlere gidiyordu.. Hastaneye gidiyormuş meğer. A'h... Söylerken ne kadar zor geliyormuş, annemin kanser olduğunu bilmeden yaşıyordum, yaşıyorduk. Sadece babam ve o biliyordu... Annem saçlarını kesip bandana takmaya başlaması, her geçen gün erimesi. İki yıl tedavi gördü güzel annem. İki koca yıl. Peki ya ne oldu? On sekiz yaşına geldim, okulum bitti. Üniversiteye geçiş yapmışım ve her şey yolunda gibi. Annem hâlâ hastalığı ile uğraşsa bile daha iyi. Bu güzel değil mi? Aslında evet..
15 Mart 2015 doğum günümüz. Klasik ben yine üzerimde pijamalarım ile duruyorum, prenses Lassie 18 oluşunu kutluyor. Ne harika! Annem elinde pasta ile geliyor, gözleri dolmuş ve kızarmış, elleri titriyor. İnsan annesini o halde görünce çok fazla düşünüyor. Annem masaya yaklaşıp pastayı bıraktıktan sonra yere yığıldı. Babam, kardeşlerim, teyzem ve birkaç okul arkadaşımız... Hastaneye gidiyoruz ve onu acile alıyorlar.. On beş gün. On beş koca gün. O melek oldu. Hastanede bize verdikleri eşyalarında sadece bir alyans, bir bandana. Biz dört kardeşiz. Öyle paramız yok değil, mal varlığımız aile şirketi sebebi ile var. Fakat biliyor musunuz? Annem gittikten sonra o paranın bir anlamı olmadığı anladım. Anneme çok düşkündüm ben tüm kardeşlerimden daha çok düşkündüm. İlk aşkım, ilk dostum, ilk sırdaşım. Annem! Sadece o.. Günlerce konuşmadım, konuşamadım. Ben? Çok konuşan Renfri! Neredeyse bir hafta konuşmadım. Eria gelip bana sarıldığında ve masal anlatmamı istediği zaman çözüldü dudaklarımın kilidi... O gün sanırım ben olgunlaştım ve büyüdüm.
[spotify]https://open.spotify.com/track/2qBmtZnPSQouvADmqaHKxk?si=1cd78bca7d45458e[/spotify]