Playa del Seville: Español Ghetto
Küçük İspanya Yıllar 2005'i gösterirken, New York'ta ilk İspanyol gettosu kurulmuştu. Bir çok Latin ve İspanyol buraya doluşmuş, küçük bir Latin Amerika ülkesi kurmuşlardı. Her geçen gün gettodaki nüfus çoğalıyor, işyerleri büyüyor ve gelişiyordu. Fakat her getto gibi bu gettoda bir süre sonra küçük gruplar ortaya çıktı. Gettoda yaşayan, kendilerini gettonun koruyucusu diye adlandıran küçük çetecikler. İlk olarak mahalleliye bir kaç yüz dolara koruma sağlıyorlardı, daha sonra mahallede daha büyük işler yapmak istediler. Yaptıkları pek çok iş onları mahallenin söz sahibi insanları yaptı. Kimin yaşayıp yaşamayacağı, kimin gettodan kovulacağı gibi bir çok konu, bu çetede birleşiyor ve tartışılıyordu. Kendilerinin ünü getto dışına çıkmasa bile, seslerini gettodaki gençlere duyurabilmişlerdi. Onları çetelerine alıyor ve yetiştiriyorlardı. Yıllar 2010'u gösterdiğinde, bu küçük getto çetesine yeni üyeler olarak katılan Raul Constantino, Gustavo Hernandes ve Fabricio Alvarez, çete içerisinde kısa bir sürede yükseldi ve çete içinde büyük pozisyonlarda yer aldılar. Daha on beş yaşındaki bu adamlar, yaşı bir kenara atıp uyuşturucu satışı, silah tüccarlığı gibi işler yaparak ünlerine ün kattılar. Bir kaç yıl süren bu işler sayesinde ceplerine iki üç bin dolar koydular ve artık kendi çetelerini kurma fikrine kapıldılar. Fakat bir gettodaysanız ve getto çetesinden ayrılmak istiyorsanız bunun bir bedeli olmalıdır. Bu üç kafadar, bu bedeli ödememek için ellerinden geleni yaptılar. Çeteden bir kaç kişiyi kaçırarak çeteye bir ultimatom verdiler ve çeteden kolay bir şekilde ayrıldılar. Bu sırada gettodaki varlıklarını duyurmak için bir gecede tam tamına beş araç çaldılar ve kendilerini tüm gettoya ve mahalleye duyurdular.

İlk Toplanma Ve Yükseliş Yıllar 2017'yi gösterirken bu küçük oluşum, gettodan çıkıp gerçek bir çete olmayı amaçlıyordu. Bu küçük çetenin en büyük kişisi Raul Constantinoydu. Sağ ve sol kollarında ise Gustavo Hernandez ve Fabricio Alvarez'di. Bu üçlü, ilk iş olarak getto dışındaki küçük gruplara gidip tanıştılar ve kaynaşmaya çalıştılar. Bu tanışmalar onlar için çetenin diplomasi ayağını oluşturmuş oldu. Üzerinden bir kaç ay geçtikten sonra bu küçük gruplarla belirli işler yapıyor, dostluklarını pekiştiriyorlardı. Yaptıkları işler çok göze batmasa bile, fakir bir getto çetesi için güzel işlerdi. İlk zamanlar araba çalma, uyuşturucu ve silah ticareti gibi işlerle içli dışlılardı. Fakat sayıları arttıkça bu iş kolları kadın ticareti, Latin restoranı gibi legal ve illegal taraflara ayrıldı. Çete içerisinde illegal işlere girmek istemeyen kişiler legal bölümlerde, elini pis işlere bulaştırıp cebine para koymak isteyenler ise illegal işlerde boy göstererek kendilerini çeteye her gün biraz daha bağlıyorlardı. Bu şekilde iki üç yıl geçti ve bir kaç mahalle ile birleşerek büyük bir bölgeye hakim oldular. Bu diplomasi trafiği en çok İspanyol Gettosuna yaradı ve bu büyük bölgede işlerini genişlettiler. Legal iş kolları arttı ve buradan kazanılan paralar ile illegal işlere yönelindi. Mahalle içerisine küçük bir uyuşturucu laboratuvar kurdular. Gece kulübü açarak ise legal ve illegal arasındaki köprüyü oluşturdular. Fakat bu hızlı büyüme onların şehirdeki sonları olacağından haberleri yoktu.
Getto Dostlukları Raul Constantin, küçük yaşta gettodan tanıdığı Gustavo ve Fabricio ile çok yakın dostluklar kurmuştur. Ailelerinin tanışması ile bu üç kafadar tanışmış, birbirlerine ölümüne bağlanmışlardır. Kurmuş oldukları bu dostluklar, onlara ileride çok büyük kazançlar sağlayacak ve çetenin büyümesinde rol oynayacaktı. Çete içerisinde arkadaşlıklarını pekiştiren bu üçlü, önce çetenin ticari işlerinde rol oynadılar. Daha sonra illegal işlere karışmaya başladılar. Önce uyuşturucu, daha sonra ise kadın ticaretiyle ilgilenen bu üç kafadar, yaşları büyüdükçe daha büyük adımlar atarak büyük bir mahalle kurma isteğindeydiler. Arkadaşlıkları bir ortaklığa dönüştü ve İspanyol Gettosu Çetesini kurdular. Raul tüm işlerle uğraşırken, Fabricio ve Gustavo ise illegal iş kollarına bakıyordu. Gustavo'nun diplomasi trafiği, çeteyi büyük bir atılımla mahalle sahibi haline getirdi ve çete altın günlerini yaşadı. Fabricio ise yaptığı iş kollarından iyi paralar kazanarak çeteye maddi destek sağlıyor, çetelerin silahlanma yarışında büyük bir rol oynuyordu. Bu üçlü, her pazar bir kahvaltıda buluşur ve gelecek hakkındaki planlarını belirlerdi. Yaptıkları kahvaltılarda her türlü eğlence döner, sanki hiç kötü yola bulaşmamışlar gibi insanlara gözükürlerdi. Bazı günler kafayı çekerek evlerde partiler düzenlerlerdi. Bu güzel ortaklık, çetenin son zamanlarına kadar sürdü ve ileride yapacaklarına bir fragman olarak gözüktü. Her Güzel Şeyin Sonu New York Polisi bu hızlı büyümeyi fark etmiş ve federal polis ile iş birliği yaparak çetenin iç yüzünü öğrenmeye başlamıştı. Lider Raul, bu durumu önceden sezdi ve bazı önlemler alarak polisin dikkatini üzerlerinden çekmeleri için çalıştı. Bu önlemlerden bazıları, uyuşturucu laboratuvarını kısmi şekilde kapatmak, gece kulübünde kadın ticaretini durdurmak ve araç hırsızlığını en aza indirmekti. Bu önlemler sayesinde mahalle sadece legal olarak görünecek, polisin dikkati dağılacaktı. Fakat tüm bunlar olurken, çetenin dış politikaları değişmiş, bu büyük çetenin sorumluluklarını yerine getirmek için sert, disiplinli ve savaşçı bir politika izlemeye başlamıştı. Bu politikalar, eski dostlukları birer birer çöpe atıyor, gettoya büyük düşmanlıklar besleniyordu. Düşman çeteler birer birer İspanyol Gettosunun elindeki iş imkanlarını yok ediyor, uyuşturucu işindeki yeni ticaret ağı farklı çeteler tarafından kapılıyordu. Bu işe Bir son vermek isteyen Raul, istemeye istemeye düşman çetelere savaş ilan etti ve İspanyol Gettosu ilk ve sonu olan bu savaşa girdi. Raul, bir çok operasyon düzenleyerek düşman çetelerin uyuşturucu laboratuvarlarına ve legal iş merkezlerine saldırarak çetelere giden maddiyatı kesmek istemişti. Fakat bu polisin işe dahil olması ile değişti ve İspanyol Gettosu polisin gece baskınları ile birer birer düşüyor, o kocaman mahalle bölgesi, yine başladıkları yer olan getto evine kadar küçülüyordu. Önce, latin restoranı ve gece klübüne baskınlar düzenleniyor, daha sonra ise illegal iş kolu olan uyuşturucu laboratuvarına saldırıyorlardı. Üstüne üstlük karşı çetenin adamlarıda bu işe dahil olunca, İspanyol Gettosu hem polis, hemde rakip çeteler tarafından resmen katlediliyordu. Eski nüfusu altmış bin olan getto, son saldırılar ve polis baskınları sonucu sadece ve sadece 35 bin kişiye düşmüştü. Bunu göre Raul, arkadaşlarını toplayarak bir istişare yaptı ve İspanyol Gettosu Çetesini resmen kapattı. Bunun anlamı, artık New York'da onlara ekmek kalmayacağı, buralardan gitmeleri gerektiğiydi.
Miami ve Seville Yıllar 2020'yi gösterdiğinde Raul, New York'da işlerinin bittiğini söyleyerek son yılların yükselen gözdesi Miami, Vice City'e taşınmalarını önerdi. Diğer iki ortak bu konuya sıcak baktı ve gettolarını Vice City'e taşıdılar. Ellerinde bulunan 150.000$ ile Seville'den bir kaç ev satın alarak burayı yeni gettoları olarak oluşturdular. Geldiklerinde ilk işleri buraya yerleşip bir kaç iş kolu oluşturarak küçük bir gettodan, büyük bir mahalle çetesi olmayı planlamaktı. Bir kaç araç alarak şehirde kendilerine ortak aramaya başladılar ve mahallelerinde küçük büyük herkesin sevgisini kazandılar. Mahallede köşe başlarında sosisli, kahve gibi şeyler satarak hem maddi, hemde manevi anlamda mahalleyi kendileri ile özdeşleştirdiler. Son zamanlarda oraya taşındıklarını ve bir kaç ev aldıkları söyleniyor, Vice City'de yeni bir çetenin oluşumu dikkat çekecek gibi.
