İçeriğe geç

| Julya & Irina Yalenchka |

+55 869 yanıt 25,080 görüntülenme Açan BiA ·

/// Konu sahibinin mesajları Yalnız konuyu açan kişinin mesajları. Bulunduğun yerden ileri doğru.

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 12.05.2022 15:24

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Bu Şekilde Kaybetmemiz Utanç Verici


Golden State Warriors için bu sezonun oldukça zorlu geçeceği henüz yılın başından dahi belliydi. Özellikle Klay Thomson'ın yokluğu başta olmak üzere; Draymond Green'in yaşından dolayı düşen formu, yenilenen ve Warriors'ın oyun düzenine henüz adapte olmayan bir kadro gibi faktörler bu düşüncenin temelini oluşturuyor. Nitekim sezon onlar için tam da beklenildiği gibi iki ileri bir geri şeklinde ilerlemekte. Tüm bunlar olurken kelimenin tam anlamıyla bütün yük Stephen Curry'nin omuzlarında.

Bulunduğumuz noktada Warriors, 20 – 20 derecesiyle Batı Konferansı'nda 9. Sırada yer alıyor. Ancak son günlerde asıl endişe veren durum; Golden State Warriors'ın almış olduğu farklı yenilgiler. Oynadıkları son 6 maçın 5'ini kaybeden Dub Nation; bu mağlubiyetlerin neredeyse tamamından farklı yenilgiler alarak aldı. Los Angeles Lakers'a karşı biri 26 sayı diğeri ise 31 sayılık bir yenilgi, Los Angeles Clippers'a karşı 26 sayılık bir yenilgi ve Phoenix Suns'a karşı alınan 22 sayılık yenilgi. Lakers'a karşı alınan 128 – 97'lik yenilginin ardından çok doğal bir reaksiyon olarak takımın yıldızı Stephen Curry; bu konuyla ilgili bazı açıklamalarda bulundu ve takım arkadaşlarından daha fazlasını beklediğini dile getirdi.

"Kesinlikle daha iyi oynamalıyız. Ve kazanma takım olarak kazanma alışkanlığı edinmeliyiz. Ancak daha da önemlisi bu şekilde fark yemeyi bırakmalıyız çünkü bu utanç verici. Maçın ardından parkede yaptıklarımız ile ilgili gurur duyabileceğimiz bir oyun oynamalıyız. Tabii ki de maç kaybedebiliriz, bunun olması çok doğal fakat bu şekilde fark yiyerek değil."





Curry'nin yaptığı bu açıklamaların ardından koç Steve Kerr de çok benzer bir demeç verdi ve takımın aldığı dengesiz sonuçlardan bahsetti.

"Bir gün önce ligin en iyi derecesine sahip takımını yenip, hemen ardından bir başka harika takıma 31 sayı farkla yenildik. Bu bizim nasıl bir durumda olduğumuzu gayet iyi açıklıyor. Sebepsiz yere 20 – 20 derecesine sahip değiliz. Çok yoğun bir şekilde inişler çıkışlar yaşıyoruz. Oyunun her iki alanında da iyi oynamalıyız ve daha da önemlisi bunu istikralı bir şekilde yapmalıyız."

Şayet Warriors ekibi işleri yoluna koymak istiyorsa; takım arkadaşlarının Curry'e şimdikinden çok fazla yardım etmesi gerektiği gün gibi ortada. Ne dersiniz, Warriors sezonun ikinci yarısında işleri yoluna koyabilir mi?



Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 12.05.2022 15:21

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Westbrook ve Doğu Konferansı'ndaki Eşleşmeleri


NBA, sadakatin hakim olmadığı bir iş dünyası. Takımına sadık olduğu halde pek çok ismin göz yaşına bakılmadan takas edildiğine şahit olduk. Bu durum, Russell Westbrook gibi sadık mı sadık bir adamın daha başına geldi. Önce evi olarak gördüğü Oklahoma'da ihanetlere uğradı. Ardından orayı terketti. Sonrasında Houston Rockets ile işler beklenildiği gibi gitmedi ve yine takas defterleri açıldı. Houston Rockets, Russell Westbrook'u verirken, karşılığında Washington Wizards'tan John Wall'u aldı. Birçok NBA sever için bu takasın "karşılıklı kayıp" olduğu düşünüldü. Kimilerine göre All-Star hatta Süperstar olan bu iki oyuncunun, gönderildikleri takımlara bir katkı yapamayacağı düşünüldü. Ancak ikisi için de farklı olan bir ortak nokta var ki, bu nokta başarılarını etkileyebilir. John Wall artık Batı Konferansı için forma terletecekken, Russell Westbrook da kariyerinde ilk kez Doğu Konferansı'nda boy gösterecek.


Damian Lillard ve Russell Westbrook


Asıl konumuza geçmeden önce hepimizin üzüleceği bir husus bulunuyor. Damian Lillard ve Russell Westbrook artık sadece normal sezonda karşı karşıya gelebilecek. Normal sezon içerisinde bütün takımların birbirleriyle oynadıkları aşikâr ancak olay Playoff atmosferine gelince işler hayli kızışıyor. Günümüz NBA'inde ise Russ West ve Dame Dolla isimlerini Playoff'ta karşı karşıya izlemek büyük zevk! Bu takas sonrası aynı şeyi söyleyemiyoruz maalesef. Artık Damian Lillard ve Russell Westbrook gibi iki rakip ismi, tam performanslarıyla izleyebileceğimiz tek nokta, NBA Finalleri. Bu durum da bu ikiliyi asıl performanslarında, karşı karşıya izlemeyi epey güç kılıyor.

Beastbrook ve Birebir Eşleşmeleri


Russell, hırsı ile bilinen bir basketbolcu. Bu hırsını Doğu Konferansı'nda da iyi bir performansla gösterdiği takdirde, Bradley Beal ile ölümcül bir ikili olacakları da aşikâr. Ancak iş Playofflar raddesine gelince, taktikler değişiyor. Her takımın kendine has bir oyun stili var. Playofflar devreye girince bu oyun stilleri, rakibe göre değişiyor. Dolayısıyla bambaşka bir konferansta, bambaşka rakiplere karşı Playoff yapmak belirli bir alışma süreci gerektirebilir. Bu olayı LeBron James'in Lakers ile ilk senesinde Playoff yapamamasına benzetebilirsiniz. LeBron sakatlanmasaydı Lakers Playoff yapabilir miydi, yapsa şampiyon olabilir miydi? Bunlar hep bir muamma, ancak yıllardır Final'e çıkan LeBron'un bile batıdaki ilk senesinde hafiften afalladığını hepimiz gördük. Takıma alışma sürecini, kendini 20 yaşındaymış gibi zorladığını hepimiz gördük. Aynı durum tecrübeli basketbolcu için de geçerli olabilir. İlk senesinde mümkün olmasa da, önümüzdeki sezonlarda WB ve Beal ikilisini Playoff atmosferinde ter dökerken görebiliriz. Ancak şimdilik varsayımları bir kenara bırakmakta fayda var. Gelelim Westbrook'un kilit eşleşmelerine.


Atlanta Hawks: Trae Young


Yüzdelerden de açıkça görüleceği gibi Russell'ın aksine çok iyi bir şutör olan Trae Young, savunması oldukça güç bir oyun kurucu. Yüz yüze geldikleri 4 maçın 2'sinde galip taraf WB ekibi oldu. İyi gününde dilediği yerden şut sokabilen Trae Young'ın Westbrook'a karşı tek zayıf tarafı atletizmi. The Brodie* lige geldiği ilk günden itibaren atletizmiyle "en iyi anlar" kolajlarını oluşturdu; Young ise şut yeteneğiyle güzel işlere imza attı. Son maçlarında Trae 41 sayı atarken, Russ maçı 26 sayı ile tamamladı. Trae Young, yıldız oyun kurucu adına Playoff'ta zorlayıcı bir rakip.


Birbirleriyle oynadıkları maçlarda, kategori başı en iyi istatistikleri:

Russell Westbrook: 31 sayı / 9 ribaunt / 11 asist / 5 top çalma / 1 blok
Trae Young: 41 sayı / 6 ribaunt / 11 asist / 0 top çalma / 0 blok


Bu istatistikler tek bir maça ait değildir. Yaptıkları maçlar sonrası kategori başı (sayı, ribaunt, asist vb.) en iyi rekorları baz alınmıştır.
*The Brodie, Russell Westbrook'un lakaplarından biridir.

New York Knicks: Derrick Rose




Westbrook'un doğuda bir diğer kilit eşleşmesi, oyun tarzlarını çok benzettiğimiz Derrick Rose. Eski patlayıcılığı olmasa da, hala iyi bir oyun kurucu. Minnesota döneminde biraz da olsa toparlayan Rose, Russell Westbrook'un atletizm tartışmalarında her zaman karşısında yer alan isim olmuştu. 13 kez karşı karşıya gelmeleriyle birlikte, bu eşleşmede şimdilik üstün taraf Rose. Son eşleşmelerinde Westbrook 23 sayı, 10 asist kaydederken; Rose 14 sayı, 6 asist kaydetti. Ancak galip gelen taraf Rose takımı oldu.

Birbirleriyle oynadıkları maçlarda, kategori başı en iyi istatistikleri:

Russell Westbrook: 38 sayı / 17 ribaunt / 20 asist / 6 top çalma / 1 blok
Derrick Rose: 30 sayı / 7 ribaunt / 9 asist / 4 top çalma / 1 blok


Bu istatistikler tek bir maça ait değildir. Yaptıkları maçlar sonrası kategori başı (sayı, ribaunt, asist vb.) en iyi rekorları baz alınmıştır. İkisinin de iyi gününde, NBA severler adına şölen tadında bir maç izleyebiliriz. Bu ikilinin eşleşmesi, tam anlamıyla kafa kafaya olan bir eşleşme!


Brooklyn Nets: Kyrie Irving


Kyrie Irving'in ne denli tehlikeli bir oyuncu olduğunu hepimiz biliyoruz. Kendisinin mental açıdan anlaması güç fikirleri olsa da, iş basketbola gelince bir deha olduğunu hepimiz söyleyebiliriz. Karşılaştıkları 16 maçta, Kyrie'nin takımı üstün geldi. Top hakimiyeti ile ön plana çıkan Kyrie, bu kabiliyeti ile Washington Wizards ekibinin savunmasını sersemletmesi oldukça mümkün. Ancak bahsettiğimiz kişi Kyrie, bakarsınız Wizards maçına çıkmak dahi istemeyebilir. Sonuç olarak, Kyrie Irving bu eşleşmede bir çizgi üstün geliyor; fakat oyuncular her zaman tam performansları ile oynayamayabilir. Westbrook'un 2017'de geçirdiği sezon gibi*, yıldız oyuncunun da iyi günü göz ardı edilmeyecek kadar tehlikelidir.

Birbirleriyle oynadıkları maçlarda, kategori başı en iyi istatistikleri:

Russell Westbrook:41 sayı / 15 ribaunt / 16 asist / 4 top çalma / 1 blok
Kyrie Irving: 35 sayı / 7 ribaunt / 12 asist / 4 top çalma / 2 blok


Bu istatistikler tek bir maça ait değildir. Yaptıkları maçlar sonrası kategori başı (sayı, ribaunt, asist vb.) en iyi rekorları baz alınmıştır.

*2016 – 2017 sezonunda Russell Westbrook, 31.6 sayı, 10.7 ribaunt, 10.4 asist, 1.6 top çalma ile sezon sonu ödüllerinde "En Değerli Oyuncu" ünvanını kazanmıştı.

Toronto Raptors – Maimi Heat: Kyle Lowry ve Goran Dragic


Golden State hükümdarlığına nokta koyan Toronto Raptors'ın oyun kurucusu Kyle Lowry, artık adını "veteran" olarak andığımız bir basketbolcu. Kawhi Leonard ve Pascal Siakam gibi takım arkadaşları ile zorlayıcı bir Playoff serüvenini başarıyla sonuçladı ve şampiyon oldu. Bu durum ise onun basketbolunu daha da tehlikeli kılıyor. Ancak toplamda 24 kere karşı karşıya gelmelerine rağmen, 14 galibiyet ile kağıt üzerinde Westbrook daha üstün gözüküyor. Goran Dragic ise Miami Heat ekibini NBA Finalleri'ne taşımada büyük emek sarf etse de, Finaller'de oynayamadı. Mental olarak zorlu dönemlerden geçen Dragic, hala Miami ekibine elinden geleni veriyor. Toplamda 26 kez karşı karşıya gelen Dragic ve Westbrook karşılaşmasında, 15 galibiyet ile Russ üstün geliyor. Süperstarımızın bu iki isim karşısında attığı her adıma dikkat etmesi gerekiyor. Aralarındaki galibiyet – mağlubiyet farkı uçuk değil. Dolayısıyla yıldız oyun kurucumuz için bu iki adam, orta seviyede bir zorlukta denilebilir.

Birbirleriyle oynadıkları maçlarda, kategori başı en iyi istatistikleri:

Russell Westbrook: 37 sayı / 13 ribaunt / 17 asist / 4 top çalma / 2 blok
Kyle Lowry: 25 sayı / 9 ribaunt / 13 asist / 4 top çalma / 4 blok

Russell Westbrook: 36 sayı / 18 ribaunt / 17 asist / 4 top çalma / 2 blok
Goran Dragic: 26 sayı / 8 ribaunt / 11 asist / 2 top çalma / 1 blok


Bu istatistikler tek bir maça ait değildir. Yaptıkları maçlar sonrası kategori başı (sayı, ribaunt, asist vb.) en iyi rekorları baz alınmıştır.


Boston Celtics: Kemba Walker




Sıra, oyun kurucu olarak Kyrie'nin verimsiz performansının ardından Boston ekibine kan ve can getiren Kemba Walker'da. Tehlikeli top hakimiyetine sahip olan Walker, gözümüz zor alışsa da Boston Celtics ekibine tam oturdu! Bu sezon uzun bir süre parkelerden kalan Walker, ilerleyen yıllarda, aylarda eski formuna döndüğü takdirde WB için zorlu bir eşleşme haline gelebilir. Ancak kariyerleri boyunca karşı karşıya geldikleri 16 maçın 12'sinde galip gelen taraf, Westbrook'un takımı oldu. Kemba genel olarak tehlikeli bir oyun kurucu olsa da, bu eşleşmede "zorlayan" değil "zorlanan" taraf olduğu gözüküyor. Kemba Walker'ın ne kadar tehlikeli olduğu hepimizin farkında olduğu bir durum; ancak istatistiklere baktığımızda Russ Westbrook bu karşılaşmanın "tehlikeli" tarafı olarak gözüküyor.

Birbirleriyle oynadıkları maçlarda, kategori başı en iyi istatistikleri:

Russell Westbrook: 40 sayı / 15 ribaunt / 15 asist / 5 top çalma / 1 blok
Kemba Walker: 32 sayı / 7 ribaunt / 9 asist / 4 top çalma / 1 blok


Bu istatistikler tek bir maça ait değildir. Yaptıkları maçlar sonrası kategori başı (sayı, ribaunt asist vb.) en iyi rekorları baz alınmıştır.

Charlotte Hornets & Milwaukee Bucks: LaMelo Ball ve Jrue Holiday


Bir tarafta çaylak LaMelo Ball, diğer tarafta 2 kez Yılın Savunma Beşi'ne seçilen Jrue Holiday bulunuyor. Daha çaylak olan LaMelo Ball'un bu listede yer almasının sebebi, birçok gözlemciye göre onun "Yılın Çaylağı" olacağını düşünmesinden kaynaklanıyor. Sakatlığının gazabına uğrayıp, Yılın Çaylağı rekabetinden uzaklaşsa da, oynadığı maçlarda oldukça iyi işlere imza attı. LaMelo ile karşı karşıya geldikleri 1 maçta mağlup gelen taraf Westbrook'un takımı oldu. Bu eşleşmede Westbrook; 12 sayı, 11 ribaunt, 9 asist ve 2 blok kaydetti. Diğer tarafta ise Melo; 19 sayı, 7 ribaunt, 5 asist, 1 top çalma kaydetti. Çaylak isim, usta oyuncuya karşı hem galip geldi, hem de ondan fazla sayı üretti. Jrue Holiday ise savunmasıyla ön plana gelen bir oyun kurucu. Her ne kadar iyi bir savunmacı olsa da, süperstarımız ile karşılaştığı 27 maçın sadece 9'unu kazanabildi. Hatta karşılaştıkları son 3 maçta Westbrook 87 sayı kaydederken Jrue Holiday 44 sayı kaydedebildi. Sonuç olarak, Russell bu eşleşmelerde de baskın olan isim olarak gözüküyor.

Birbirleriyle oynadıkları maçlarda, kategori başı en iyi istatistikleri:

Russell Westbrook: 44 sayı / 17 ribaunt / 17 asist / 4 top çalma / 2 blok
Jrue Holiday: 32 sayı / 9 ribaunt / 15 asist / 5 top çalma / 3 blok


Bu istatistikler tek bir maça ait değildir. Yaptıkları maçlar sonrası kategori başı (sayı, ribaunt asist vb.) en iyi rekorları baz alınmıştır.

Philadelphia 76ers: Ben Simmons




Şut kabiliyeti oldukça yetersiz olan bir oyun kurucuya geldi sıra. Ben Simmons'ın Westbrook için yaratacağı tek sıkıntı, takım uyumu olacaktır. Yıllardır hemen hemen aynı oyuncularla Playoff'a kalan 76ers ekibinde takım uyumu oturmuş durumda. Dolayısıyla Westbrook'un savunması ne kadar yeterli olur tartışılır. Toplamda 7 kez karşı karşıya gelen bu ikilide, Ben Simmons 3 kez galip geldi. İstatistiklere baktığımızda Hücum açısından Simmons'ın daha yüzdeli oynadığı görülüyor. Ben Simmons savunma açısından daha baskınken, Westbrook bu eşleşmede hücum dersleri gösteriyor. Özetle, yeni takımında galip olur mu bilinmez, ancak birebir bakıldığında oldukça dengeli duruyor.

Birbirleriyle oynadıkları maçlarda, kategori başı en iyi istatistikleri:

Russell Westbrook: 37 sayı / 17 ribaunt / 15 asist / 3 top çalma / 1 blok
Ben Simmons: 29 sayı / 14 ribaunt / 12 asist / 4 top çalma / 4 blok


Bu istatistikler tek bir maça ait değildir. Yaptıkları maçlar sonrası kategori başı (sayı, ribaunt asist vb.) en iyi rekorları baz alınmıştır.

Tek tek eşleşmeleri analiz ederek size sunduk. Fantezi basketbol severlerin hoşuna gideceği şekilde "kategori başına" istatistikler hazırladık. Elimizden geldiğince tarafsız, objektif yaklaştık. Dileriz makalemiz hoşunuza gitmiştir, sayfanın aşağı kısmından makalemize tepki vermeyi unutmayın! Basketbol dolu günler!

Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 13.05.2022 23:04
Julya ile Sohbet - 3. Bölüm | Caine Blackhand
[YAYIN] Julya Yalenchka: Evett! Herkese tekrardan selam Vice sakinleri! Umarım gününüz güzel geçiyordur.
[YAYIN] Julya Yalenchka: "Julya ile Sohbet" programının bir diğer bölümü ile karşınızdayım.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Her programda birbirinden değerli konuklarımında yer alacağı bu programda-
[YAYIN] Julya Yalenchka: ... konuklarım kendilerini tanıtma ve bunun yanında işletmelerini ve istek, arzularını Vice şehri sakinlerine-
[YAYIN] Julya Yalenchka: duyurmuş oluyor, umarım daha nice programlara karşınızda olacağız.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Pekala, bugün yanımda çok değerli bir konuğum var, kendisine hayranlık duygusunu fazlasıyla beslediğim-
[YAYIN] Julya Yalenchka: Caine Blackhand bulunuyor.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Evet, Caine. Nasılsın?
[YAYIN] Caine Blackhand: Selamlar Vice şehri, Caine burada, keyfim yerinde, bugüne fazla enerjik başladım, her şey yolunda teşekkürler.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Buna sevindim, bu enerjinin sebebini öğrenebilir miyim, Caine?
[YAYIN] Caine Blackhand: Çok da bir sır değil aslında gece eğlencenin ortasında alkolü damarlarımdan atamadım sabaha sarktı. **güler**
[YAYIN] Caine Blackhand: Ek olarak güzel bir sabah sohbetiyle güne uyandım o da tesir etti.
[YAYIN] Julya Yalenchka: **güler** Buna sevindim, yakın zamanda bunu kutlamayalıyız, ne dersin?
[YAYIN] Caine Blackhand: Tabii ki, kutlama yapılan her yerde olabilirim, yaşam durmak ve stabil kalmak için aşırı kısa.
[YAYIN] Caine Blackhand: Şimdiden bizimkiler bunu duyup bir yerlerden konfetileri almaya başlamışlardır bile.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Sana hak veriyorum. Sana "Ronin" mi demeliydim? **güler**
[YAYIN] Julya Yalenchka: Ronin demişken, "Ronin" ismi nereden geliyor, Caine?
[YAYIN] Caine Blackhand: Aslında bu bana çok sesleniyor, bazı gruplar vardır vokalistlerinin ismi grup ismiyle bağdaşlaşıyor.
[YAYIN] Caine Blackhand: Yolda geçerken "RONIN ABİİİĞ" diye bağırıldığına şahit oluyorum, herhalde adım o sanılıyor.
[YAYIN] Julya Yalenchka: **güler** Oysa ki isminin bir hayle güzel olduğunu da söylemeden geçmeyeceğim.
[YAYIN] Caine Blackhand: Ronin ismi, Japonca'dan geliyor, ustası olmayan samuray anlamı var, kendimize yakıştırıyoruz.
[YAYIN] Caine Blackhand: Yaptığımız müzik tarzının biraz da protest olmasından dolayı, yoldan çıkmış bizler için haydut demekten daha iyi.
[YAYIN] Caine Blackhand: Teşekkür ederim, İncil'deki ilk katilin de ismi bu arada bunu biliyor muydun?
[YAYIN] Julya Yalenchka: İlk defa senden duyuyorum.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Oldukça etkileyici, peki ya burada bir çağdaştırma mı var? Bir şey mi anlatılmak isteniyor?
[YAYIN] Caine Blackhand: Adam'ın oğullarından, annem herhalde çok sevdiği için bu ismi koydu, seviyorum ismimi yalan yok, biraz dini.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Doğrusu isminin anlamını öğrendikten sonra daha çok sevmeye başladım diyebilirim, etkileyici bir isme sahipsin.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Ronin, etkileyici.
[YAYIN] Julya Yalenchka: O halde sana ne dememi tercih edersin? Ronin? Caine? **güler**
[YAYIN] Caine Blackhand: Ronin ismini koyarken, ne söylediğimize bakarak yola çıktık, doksan sekiz de ilk defa koyduk bu ismi.
[YAYIN] Caine Blackhand: İster Caine de ister Ronin ister haydut, sana kalmış.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Haydut mu? Hiç de öyle gözükmüyorsun bir kere. Neden haydut peki? Telafüz etmesi bile oldukça zor.
[YAYIN] Caine Blackhand: Kendimi gürültülü işlerden alıkoyamıyorum desem doğru olur, nerede bir hır gür ya izlerim ya katılırım.
[YAYIN] Caine Blackhand: Şehre ilk geldiğimde tanıştığım bir arkadaşım böyle seslenirdi bana aksiyon dolu zamanlarımdı.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Bir müzisyendende bu beklenir zaten, ne zamandan beri sahnede yer alıyorsun, Caine?
[YAYIN] Julya Yalenchka: Ne zamandan başladın konser vermeye?
[YAYIN] Caine Blackhand: Şimdi bunun öncesi de var oraları es geçeyim, on beş yirmi sene önce barlarda sahne alırdım.
[YAYIN] Caine Blackhand: Vice şehrine geldiğimden beri on dördüncü konser oldu herhalde ve üç aydır buralarda sahne alıyorum.
[YAYIN] Julya Yalenchka: İlk sahne aldığın barın ismini hatırlıyor musun? Dinleyicilerimize aktarmak ister misin?
[YAYIN] Caine Blackhand: İlk başta Çin mahallesindeki DUST gece kulübünde sahne almıştım, Four kardeşime selamlarımı yolluyorum.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Çin mahallesi, oldukça etkileyici. Bu arada nereliydin, kaç doğumlusun. Merak eden dinleyicilerimiz var.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Onlar için cevaplayabilir misin?
[YAYIN] Caine Blackhand: Yıllar sonra bir seyircinin karşısına çıkıp elime gitarı aldığımda sanki gücümün yarısına kavuşup power up aldım gibiy
[YAYIN] Caine Blackhand: ...gibi hissettim. Ben Volvograd'lıyım, Rus'um, 1988 doğumluyum, eski ismi Stalingrad'dı...
[YAYIN] Julya Yalenchka: Öyle mi? Ne kadar güzel, bende Moskova'da büyüdüm. Rus'um.
[YAYIN] Caine Blackhand: ...yirmi yıl kadar oluyor sanırım SSCB'nin dağılmasından sonra yeni bir isim verilmiş.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Pekala, o halde işletmelerinden biraz bizlere bahsedebilir misin?
[YAYIN] Caine Blackhand: Elysium isimli bir bar işletiyorum ilk göz ağrım, favori de mekanım, her gece açıyoruz.
[YAYIN] Caine Blackhand: Çarşamba günleri 22.00'da özel açılışları oluyor onun dışında ofisim de her şeyim orada.
[YAYIN] Caine Blackhand: RONIN Garage adında bir tamirhane açtık geçenlerde, orada şehre yeni gelenlere iş sağlıyoruz.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Kapı numaralarını dinleyicilerimize aktarabilir misin?
[YAYIN] Caine Blackhand: Onun dışında Yat Kiralama şirketimiz ve zamanında bir Asya mutfağı restoranım vardı.
[YAYIN] Caine Blackhand: Elysium'un kapı numarası dokuz yüz doksan yedi, zaten gediklileri bilirler Market caddesinde dikkat çekiyor.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Asya mutfağı restoranın mı? Yemek yapmaktan hoşlanıyorsun anladığım kadarıyla?
[YAYIN] Julya Yalenchka: Favori yemeğin hangisi? Öğrenebilir miyim?
[YAYIN] Caine Blackhand: Yemek yapmaktan aslında normal günlük karnımı doyurmak için yediğim zamanlar değil de misafirim varken...
[YAYIN] Caine Blackhand: ...ve egzotik tatlar denemeyi seviyorum favori yemeğim ise erişte.
[YAYIN] Julya Yalenchka: O halde bir gün bana ısmarlarsın olur mu? Kendi ellerinden ama.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Pekala.
[YAYIN] Caine Blackhand: Ismarlarız.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Yavaş, yavaş süremizin sonuna doğru yaklaştık. "Julya ile Sohbet" programında bugün ki konuğum-
[YAYIN] Julya Yalenchka: ... Caine "Ronin" Blackhand'idi. Kendisine bana eşlik ettiği için çok teşekkürlerimi sunuyorum.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Evet, Caine. Bir şeylerler eklemek ister misin? Son bir söz.
[YAYIN] Caine Blackhand: Yeni şarkımız "Ölüm Ekonomisi" ViceTUBE'a yüklendi, dinleyicilerime müjde vereyim.
[YAYIN] Caine Blackhand: Biraz halkın ağzı olmaya çalıştık elimizden geldiğince dilimiz de döndüğünce.
[YAYIN] Caine Blackhand: Beni davet ettiğin için ben teşekkür ederim, bu gecelik benden bu kadar. **güler**
[YAYIN] Julya Yalenchka: O halde bu günlük bizden de bu kadar olsun sevgili Vice şehri sakinleri.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Julya ile Sohbet programının üçüncü bölümününde sonuna geldik. Sevgili, Caine'e teşekkür ederim ...
[YAYIN] Julya Yalenchka: Bir daha ki bölümlerde görüşmek üzere, kendinize iyi bakın Vice şehri sakinleri.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Bay!
[YAYIN] Julya Yalenchka: Ekstra olarak Ronin ve ekibin yeni çıkardığı şarkıyı dinlemek için:
[YAYIN] Julya Yalenchka: Vice Roleplay > Vice Dünyası > ViceTube: Yayın, Video ve Streamer.
[YAYIN] Julya Yalenchka: Kendinize iyi bakın!

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Durmak yok devam, destekleriniz ve tebrik mesajlarınız için minnetarım.  :vice: ile kalın!  :sampanya:

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 14.05.2022 22:17

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Sezonun İlk Bölümünde Sacramento


Sezona iyi bir giriş yapan Sacramento Kings, ilk dört maçın üçünü kazandı. Denver ve Phoenix ile ikişer maç yapıp üç galibiyet alarak dikkat çektiler. Sonrasında oynanan altı maçta sadece Chicago galibiyetinin gelmesi ise hayal kırıklığı yarattı. Özellikle de, kaybedilen bu maçların üçünde en az 15 sayı farkla önde olduğunu söylemek lazım. Toronto maçı için tam bir kâbus diyebiliriz. 19 sayı farkla öne geçtiğiniz bir maçı 21 sayı farkla kaybetmek ve 144 sayı yemek kabul edilir gibi değil. Ligin en keyifli hücum eden takımlarından biri konumundalar ama savunmada Washington Wizards'ın bile daha iyi durumda olduğunu söylemek bazı şeyleri anlatmak için yeterli olabilir.

Potasında maç başı 122 sayı gören Sacramento'nun performansı mantık dışı. Bazı takımların "hücum basketbolu oynayıp, yediğimizden fazlasını atarız" anlayışı sergilediğini biliyoruz. Ancak 122 sayı yiyen bir takımın en az 123 sayı atması gerekiyor. Peki, aranızda maç başı 123 sayı atmış bir takım hatırlayan var mı? İlk 12 maçında 5 galibiyet alan Sacramento'nun bu savunma ile başarılı olma şansı neredeyse imkânsız. Sezona sakatlıklarla giren Memphis ya da tanking parolası ile oynayan Oklahoma'dan daha kötü galibiyet yüzdesine sahip olmak, playoff hedefi için kötü bir yol.

Doğru ve Yanlışlar


Öncelikle göze hoş gelen bir basketbol oynadıklarını ve ligin iyi hücum eden takımları arasında olduklarını söyleyelim. Maç başı 115 sayı atan Sacramento, en fazla sayı üreten 8. takım konumunda. Hücum reytinglerine göre ise 12. sıradalar. Üç sayı atışlarında %37.7 ile 10. sıradalar. Ancak yeterli sayıda üç sayı denemediklerini söylemek lazım. Hield maç başı 11 üçlük denemede bulunurken, takımın geri kalanı toplamda 20 kez deniyor. Serbest atışlar ise bambaşka bir konu. Maçı başı 27.8 ile ligin en fazla serbest atış kullanan takımı konumundalar. Bu da rakiplerinin onları savunmakta zorlandıklarının göstergesi diyebiliriz. Fakat %72 ile ligin en kötü 4. takımı olursanız, bu özelliğinizi avantaja çeviremezsiniz.



Takımın başında ikinci sezonunu geçiren Luke Walton için durum biraz karışık. 73 galibiyet alan Golden State'in yardımcı koçluğunu yapan Walton için beklentiler çok yüksek. Kısa süren basketbolculuk kariyerinde yetenekten ziyade basketbol IQ'sunun çok yüksek olduğunu izleyenler hatırlayacaktır. İki sene önce playoff trenini kıl payı kaçıran Sacramento Kings, Dave Joerger ile saha dışında yaşananlar yüzünden yollar ayrılırken, Luke Walton takımın başına getirildi. Lakers ile başarısız bir dönem geçirmiş olsa da kredisi yüksek olan genç koç için geçtiğimiz sezon iyi geçmedi. %48 olan galibiyet yüzdesinin %43'e gerilemiş olması Walton adına soru işaretleri doğurmuştu. Bu yıl da kendisi ile devam edildi ancak koltuğunun sallandığını söylemek lazım. Sacramento'nun Walton gelmeden önce de iyi hücum ettiğini biliyoruz. Ancak bu kadar kötü savunma direk kendisine eksi yazacaktır. Önümüzdeki haftalarda üst üste mağlubiyetler alınması halinde, işler görevinin sonlandırılmasına kadar gidebilir. Bu konuda bir an önce önlem alması gerektiğini söylememiz gerekiyor.

Oyuncu Kadrosu ve Son Durumları




Direksiyonun başında De'Aaron Fox var. Ligin en hızlı oyuncularından biri olan Fox, takımın hücum sistemi için olmazsa olmaz bir isim. Ancak 4. senesine giren genç oyuncudan beklentiler çok daha büyüktü. 2 sene önce geleceğin en önemli isimleri arasında gösterilirken, kendisinden sonra gelen Young, Morant, Doncic gibi isimlerin çok gerisinde kaldı. 19.2 sayı ile takımın en skorer oyuncusu konumunda olsa da, şut yüzdesinde istikrar sağlayamadığını görmek üzücü (%45 FG).

Takımın en fazla top kullanan ikinci ismi ise Buddy Hield. Maç başı 11 üçlük deneyen Hield, toplam 14.4 şut denemede bulunuyor. Ancak %37 ile isabet bulması kabul edilebilir bir rakam değil. Geçtiğimiz yıllarda, zaman zaman bench'ten geldiğini görmüştük. Ancak bu pozisyonda oynamayı kesinlikle istemediğini dile getirdi. Bogdanovic'in ayrılması ile ilk beşe de yerleşti. Takım savunmasını arttırmak için Hield'ın bench'ten gelmesini önermek isterdim, ancak biraz hayalcilik olacaktır. 28 yaşındaki oyuncu takımın kilit ismi olmak istiyor.

4 yıl 80 milyon dolarlık kontratı eleştirilere sebep olsa da bu sezon oynadığı basketbol ile kontratın hakkını veren Harrison Barnes için ayrı parantez açmak lazım. 2016 NBA Finallerinde oynadığı basketbol ile kariyerini zedelemiş olsa da, Barnes'ın her takımda rol alabileceğini söylemek lazım. Yıllık kazancı biraz daha uygun olsa, performansı başka şekilde değerlendirilebilirdi. Sezonun 12 maçlık bölümünde ise kontratın hakkını veriyor. 17.3 sayı 6.8 ribaund, 3.1 asist 0.8 top çalma ile oynarken %52 ile şut, %41 ile üçlük atıyor. Sayı dışında bütün kategorilerde kariyerinin en iyi rakamları ile oynadığını söyleyelim.

İlk beşin diğer iki ismi ise Bagley ve Holmes. Günümüz basketbolunun uzunları gibi dışarıdan şut atan oyuncular değiller. Ancak hızlı basketbol oynamak isteyen Sacramento için koşabilen iki uzun konumundalar. %70 ile şut atan Richaun Holmes takım için iyi işler yapıyor olsa da, bazı konularda eksik kalıyor. 1 top çalma 1.5 blok rakamları savunmada iyi işler yaptığı algısı yaratsa da, işin gerçek kısmı bu kadar basit değil. Kısa boyu ve zayıf fiziği ile savunma kısmında eksik kalıyor. Kısaların kötü savunma yapıyor olması ise onu daha da zor durumda bırakıyor.

Bagley konusu ise bambaşka bir durum. Kolej kariyerinde çok sevdiğim bir oyuncu olsa da yaşadığı sakatlıklarında etkisi ile bir türlü istenilen performansı veremedi. 3. sezonunda en düşük sayı ortalaması (12.2 sayı) ile oynayan Bagley'nin şut yüzdeleri kabul edilebilir gibi değil. %43 ile şut, %58 ile serbest atış atıyor. Bu yüzdeler ile devam ederse kısa süre içerisinde bench'e kaydığını ya da takas piyasasında adının geçtiğini görmek şaşırtıcı olmaz.



Dikkatler LaMelo Ball'ın üzerinde iken yılın çaylağı adayı için çok güçlü bir aday gözden kaçıyor. Draftın 12. sırasında altın bulan Sacramento ekibi, Haliburton seçimi ile son yıllarda yaptığı draft hatalarını unutturacak gibi görünüyor. Çaylak oyuncu 12.6 sayı, 2.9 ribaund, 5.7 asist, 1.3 top çalma ortalamaları ile oynuyor. Saha içi şut yüzdeleri ise akıl alır gibi değil. %54 ile saha içi şut yüzdesine sahip olan Haliburton, maç başı 2.5 üçlüğü %52 isabet oranı ile buluyor. Maç başı 29 dakika süre alan isim savunmada da önemli işler yapıyor. 1.96 boyu ile 1,2 ve 3 numaralı pozisyonları savunabiliyor. Hücumda ise hem iyi bir oyun kurucu hem de iyi şut atıyor olması, Fox ile aynı anda sahada olma şansı sunuyor. Atletik bir oyuncu olmasa da basketbol zekâsı ile fark yaratan oyunculardan biri olacak gibi duruyor.

Bench rotasyonunda yer alan dört isimden daha bahsetmek istiyorum. Cory Joseph savunmadaki enerjisi ile bench'te iş yapar bir durumda. Özellikle Haliburton ile birlikte oyuna girdiğinde takımın nadir savunma efektini yarattıklarını söylemek istiyorum. Glenn Robinson ise maç başı 19 dakika alırken 7 sayı ortalama ile takıma katkıda buluyor. Kalan iki isimden ise pozitif konuları konuşmak zor. Geçtiğimiz iki sezon boyunca takımda ilk beş çıkan Bjelica'nın, bu sezon rotasyonun gerisinde kalması ve ortalama 15 dakika oynuyor olması beklediğim bir durum değildi. Korkunç bir şut performansı sergileyen oyuncunun (%24 üçlük) kontratının son senesinde olduğunu ve takas için kullanılmasının sürpriz olmayacağını söyleyelim.

Son isim ise Hassan Whiteside. Geçtiğimiz sezon Portland forması ile 15.5 sayı, 13.5 ribaund, 2.9 blok ortalamaları ile oynamasına rağmen kimseden kontrat bulamadı. Bir yıllık 2 milyon dolara Sacramento ile anlaşan Whiteside'ın daha etkin bir rolde olacağını düşünüyorduk. Ancak maç başı 13 dakika alma bizi şaşırttı. Golden State ve Portland maçlarında gösterdiği savunma performansı ile şaşkınlık yarattı. Whiteside'ın maçlarını izleyenler, ribaund ve blok rakamlarının savunmadaki eksikliklerinin gözden kaçırıldığını fark edecektir. Curry ve Lillard karşısında yaptıkları ise işi farklı boyuta taşıdı. İkili oyun sonrasında ligin en iyi şut atan oyun kurucularını üç adım geriden karşılamak ve kısa sürede kendi potasının üç sayı yağmuruna tutulmasına sebep kabul edilebilir gibi değildi. Aklının basketbolda olmadığını söylemeye gerek yok sanırım.

Sezon Sonu Tahmini


Öncelikle savunma konusunda, en azından biraz aşama kaydettikleri bir senaryoda tahminde bulunacağımı söylemek istiyorum. Aksi takdirde, bu savunma ile batının dibinde kalacaklardır. Ancak daha yüksek bir potansiyele sahip olduklarını düşündüğümden savunmada biraz toparlamaları halinde yükselişe geçeceklerdir. Şu anda üzerlerinde bulunan Oklahoma'yı geçeceklerini söylemek zor bir tahmin olmayacaktır. Playoff potasına girmeleri zor olsa da, bu sezon uygulanacak olan play-in için güçlü bir aday konumundalar. San Antonio, Memphis ve New Orleans ile birlikte 9. ve 10. sıralar için kıyasıya bir mücadeleye gireceklerini düşünüyorum.

Peki sizce Sacramento Kings sezonu nerede bitirir?

Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 15.05.2022 16:58

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Sakatlıklardan Canlı Çıkabilecekler Mi?


2020-21 sezonu NBA için belki de en çok sakatlık vakasının yaşandığı sezon oldu. Rekabetin üst seviyede olduğu ve bu şekilde devam etmesinin en büyük beklentimiz olduğu playoff'larda ise sakatlık sorunu, tam gaz devam ediyor gibi. Daha şimdiden bunala güreşen birçok takımın kilit oyuncuları sakatlık belasından muzdarip durumdalar. Playoff'lar, takımlar için her zamankinden daha çetin bir hayatta kalma mücadelesine dönüştü.

Milwaukee Bucks, sezonun geri kalanında Donte DiVicenzo'dan mahrum kalacak. Joel Embiid, son Wizards maçında yaşadığı diz sakatlığı ile alakadar MR sonuçlarını bekliyor. Anthony Davis'in durumu maç günlerinde belli olacak ama pek parlak bir senaryo ile karşı karşıya değiliz. Luka Doncic'in sırtındaki ciddi sinir rahatsızlığı ise performansını her gün daha fazla etkiliyor. Peki bu sakatlıklar, takımların şampiyonluk yarışında onları ne derecede etkileyecek? Adeta Survivor'a dönüşmüş bir playoff yarışında takımlar hayatta kalabilecekler mi?

Los Angeles Lakers, Anthony Davis'siz Hayatta Kalabilecek Mi?


Olayın istatistiki yönüne bakıldığında, Davis'in sakatlığının Lakers'ı hiç etkilemeyecek gibi olması gerekiyor. Normal sezonda, LeBron'un sahada olup Davis'in sahada olmadığı dakikalarda, 100 pozisyon başına +7.7 sayı istatistiğine sahipler. Play-off'lardaki rakipleri Suns karşısında ise LeBron'un sahada, Davis'in bench'te olduğu dakikalarda Lakers, Suns'a 19 sayı fark attı. Peki, problem tam olarak nerede?

Problem, bu senaryonun LeBron'un üstündeki yükü haddinden fazla arttırması. Yukarıda bahsini geçirdiğimiz Davis'siz-LeBron'lu normal sezon dakikalarında LeBron'un top kullanma oranı %33.2'ye fırladı ve 36 dakika başına 8.5 asist ortalamaları tutturdu. Lakers için bir strateji, savunmada rakibini boğacak derecede baskıyla oynayıp hücumda her şeyi LeBron'un sırtına yıkmak: LeBron'un Cavaliers günlerinden zaman zaman alışık olduğu bir senaryo.

Gel gelelim eğri oturup doğru konuşalım: Bu strateji Lakers'ı bir kaç adımdan öteye götürebilecek, şampiyonluğa kadar uzanacak bir strateji değil. Lakers için en büyük umut bu stratejinin, en azından Anthony Davis sağlam şekilde dönene kadar işe yaraması.

Philadelphia 76ers, Joel Embiid'siz Hayatta Kalabilecek Mi?


Görünen o ki 76ers, bir sonraki aşamada Atlanta Hawks ile eşleşecek. Embiid'in savunmanın merkezinde olmadığı bir senaryoda hareketli Hawks takımının, pick-and-roll'ler ile 76ers'ı parçalama ihtimali hiç de az değil. Ama diyelim ki 76ers, Hawks engelini de aştı. Doğu Finali'nde ya Nets ya da Bucks ile karşılaşma ihtimalleri oldukça yüksek. 76ers tam sağlıklı olduğunda bile onlardan daha yetenekli bir kadroya sahip olduğunu iddia edebilecek bu takımlar, Embiid'siz bir 76ers için, özellikle boyalı alanda çok büyük bela olacaklardır. Giannis ellerini ovuşturmaya başladı bile.

Nihayetinde Embiid'siz bir 76ers hala oldukça kaliteli bir takım olabilir ancak Embiid olmadan şampiyonluk ihtimalleri sıfır. Bunu söylemenin daha politik bir yolu maalesef yok.

Dallas Mavericks, Luka Doncic'siz Hayatta Kalabilir Mi?


Alınan haberlere göre Luka Doncic, üçüncü maçın devre arasından beri ciddi bir sırt sakatlığı ile mücadele ediyor. Bu sakatlığın onun oyununu etkilediği de aşikar: Üçüncü maçın ikinci devresinde 6/13 isabet, kaçan dört serbest atış ve üç top kaybı. Dördüncü maç ise tam bir felaket oldu Doncic için: 24 şutta 19 sayı, 6 asist ve 3 top kaybı. Clippers'ın "Doncic'e duvar örelim, sol tarafını kapayalım" stratejisinin hakkını da verelim ancak sakatlığın da Doncic'in performansına sekte vurduğu aşikar.

Daha açıkça söylemek gerekirse: Mavericks seride 2-2'yi sağlayabilmişse bu tamamiyle Doncic'in başarısı. Seri boyunca Doncic sahada değilken Mavericks, 100 pozisyon başına 104.4 sayı üreterek, Doncic'in sahada olmadığı 39 dakikada tam 28 sayı geriye düştü. Doncic'in sakatlığının sıkıntı yaratmaya başladığı 3. maç devre arasından itibaren ise Mavericks, Doncic'in sahada olduğu 56 dakikada sayı toplamında 22 sayı geride. 100 pozisyon başına sadece tam 100 sayı üretebildiler ki; bu, Doncic'in sakatlığının hücuma vurduğu baltanın boyutlarını gözler önüne seriyor.

Özet geçelim: Doncic sakatlığını atlatmazsa, Doncic sahada olsa bile Mavericks'in şansı sıfır.


Milwaukee Bucks, Donte DiVicenzo'suz Hayatta Kalabilir Mi?


Yüzeysel olarak baktığınızda, tüm diğer sorulardan daha farklı bir kategoride bu soru aslında. DiVicenzo, oyuna ettiği etki konusunda Embiid, Davis ve Doncic'le yan yana dahi gelemeyecek bir yerde. Ama bütün playoff'lar boyunca süreceği artık kesin olan yokluğu, Bucks'ın yolculuğunu kayda değer ölçüde zorlaştıracak. DiVicenzo Bucks'ta en çok süre alan beşinci oyuncuydu. Bucks'ın aynı anda top baskısı, şut becerisi ve yaratıcılık içeren beşler ortaya koymasındaki belki de en kilit isimdi.

DiVicenzo sağlıklı olsaydı, Nets serisinde kuvvetle muhtemel Kyrie Irving ile eşleşecekti. Bu Jrue Holiday'in James Harden'la, Khris Middleton'ın Kevin Durant'la eşleşmesine imkan tanıyacaktı. Böylelikle Giannis Antetokounmpo da savunmada daha zayıf bir rakip ile eşleşerek, hücumda daha diri ve aktif olabilecekti. DiVicenzo'nun yokluğunda ise saydığımız silsile bir adım aşağıya kayacak, Brook Lopez üstüne ekstra savunma yükü binecek ve Pat Connaughton veya Bryn Forbes da Joe Harris'in peşinde, perdeleri aşmak ile görevlendirilecekler.

DiVicenzo'nun etkisi çok büyük görünmeyebilir lakin Bucks için işleri, ideal senaryonun başında bir tık zorlaştırması, bir kelebek etkisine sebep olabilir.

Daha ilk turunda sakatlıklar ile boğuşmak durumunda kalan NBA takımları, ilerisini düşünmek adına birçok değişikliği gözden geçirmek zorunda. Anlaşılan o ki değişen şartlara en iyi adapte olan ekip, yolunu en uzun tutacak takım olacak. Daha fazla değişen şart veya sakatlık olmaması temennisi ile.

Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 16.05.2022 15:53

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Embiid ve MVP Şansına Tarihsel Bir Bakış


2020-21 sezonunun ortalarını henüz geçtiğimiz bir evrede, NBA birçok yönden hiç beklenmediği kadar heyecan verici oldu. Küresel bir salgının gölgesinde, ciddi anlamda sınırlı imkanlara sahip olması beklenen sezon, basketbolseverler için tırnak ısırtan bir hız treni macerasına dönüştü. Elbette ki şampiyonluk yarışında, ligin en iyisi olmaya çalışan takımların birbirleri ile rekabetini izlemek gayet eğlenceli. Yine de, bu sezon özelinde, geçmiş yıllardaki örneklerinden çok daha heyecanlı, çok daha belirsiz geçen bir yarış daha mevcut: MVP yarışı.

İçinde bulunduğumuz hafta itibari ile MVP yarışında NBA'in resmî sıralaması şu şekilde:

1- Joel Embiid
2- Nikola Jokic
3- LeBron James
4- Damian Lillard
5- Luka Doncic
6- Steph Curry
7- Giannis Antetokounmpo
8- James Harden
9- Kawhi Leonard
10- Donovan Mitchell


Geçen haftalardaki yazımızda, sırasıyla ikinci ve altıncı sırada bulunan Nikola Jokic ve Steph Curry'nin, MVP ödülüne uzanması için takım başarısının öneminden bahsetmiştik. Bu hafta ise listenin 1 numarası olan Joel Embiid'i oldukça ilgilendiren, bir başka konudan bahsedelim istedim. Elbette ki bireysel performans ve takım başarısı MVP ödülüne ulaşabilmek için ziyadesiyle önemli. Peki bu ödüle ulaşmanızı sağlayan performansınızı, sezonun sadece bir kısmında gösterebildiyseniz? Ya takımınızı, başarılı geçen senede bolca yalnız bıraktıysanız? Sakatlıklar, karantinalar... Belki de takımınız sizsiz de başarılıdır, ne dersiniz?

Joel Embiid bu sezon 76ers'ın oynadığı 40 maçın 31'inde görev alabildi ve şu anda da sakatlığı sebebi ile, en az 2 hafta parkelerden uzak kalacak. Bu 2 haftalık süreçte 76ers 9 maç daha oynayacak ve Embiid, 70 maçlık sezonda en az 18 maç forma giyemeyecek: tüm sezonun %25'i Embiid'siz geçecek. Her 4 maçtan 1'inde oynamayan bir oyuncu, ligin en değerli oyuncusu olabilecek mi? İşte bu soruyu cevaplayabilecek için, geçmişteki örneklere dalıp, en az maç oynayarak MVP olan oyuncuları inceleyeceğiz. Karşınızda MVP Yarışı: En "Yatan" MVP'ler

Maksadımız en az maç oynayarak MVP ödülünü kazanmış kişilerden bahsetmek olacaksa, NBA'in tarihi boyunca bir sezonda farklı sayılarda maça sahne olduğunu hatırlamak gerekiyor. MVP ödülünün verilmeye başladığı 1955-56 sezonundan beri bir takım, NBA'de bir sezonda en az 72 maç oynadı. Gel gelelim bunun istisnaları da mevcut. 1998-99 sezonunda genel oyuncu grevi nedeniyle sezon takım başına 50 maça düşerken, 2011-12 sezonu aynı nedenle 66'şar maçla bitirildi. Hepimizin bildiği üzere geçtiğimiz sezon da, yaşanan küresel salgın nedeni ile 68 maç ile sınırlandı.

Dolayısıyla, bir MVP'nin oynadığı maçtan ziyade, sezonun yüzde kaçında forma giyebildiği, karşılaştırma kıstası açısından bizim için faydalı olacaktır. Peki, NBA tarihinde sezon içinde en az forma giyen MVP'ler kimler? Gelin listeyi bir çırpıda sayalım:

5. Steve Nash (2004-05 sezonu MVP'si, %91.4)




Koç Mike D'Antoni'nin "5 dak'kada Beşiktaş hücumu" felsefesinin başında Nash bulunuyordu. Suns'ın Pasifik Grubu'nu 62 galibiyet 20 mağlubiyet ile birinci kapamasının en büyük sebebi olan Nash, normal sezonu 15.5 sayı, 3.3 ribaund ve 11.5 sayı ortalamaları ile kapatmıştı. Bu istatistikleri 82 normal sezon maçının 75'inde forma giyerek tutturan Nash, mümkün tüm maçların %91.4'ünde parkeye ayak basmıştı.

4. Bob Cousy (1956-57 sezonu MVP'si, %88.8)




Tarihin ikinci MVP ödülünün sahibi Bob Cousy, takımı Celtics'i ilk önce normal sezonda Doğu Konferansı birincisi yaptı. Bu başarıyı Doğu şampiyonluğu ve sonrasında da NBA şampiyonluğu takip etti. Normal sezonda Cousy 20.6 sayı, 4.8 ribaund ve 7.5 asist ortalamaları tuttururken, bunu 64 normal sezon maçında forma giyerek elde etti. 1956-67 sezonunda takımların 72'şer maç oynaması ile birlikte Cousy, takımının tüm maçlarının %88.8'inde takımındaki yerini almış oldu.

3. James Harden (2017-18 sezonu MVP'si) ve Giannis Antetokounmpo (2018-19 sezonu MVP'si, %87.8)




Oldukça yakın tarihin iki sansasyonel MVP'si var sırada. Ne ilginçtir ki, yine Koç D'Antoni tarafından yönetilen bir takımdan çıkan MVP olarak Harden, 2017-18 sezonunda 30.4 sayı, 5.4 ribaund ve 8.8 asist ile Rockets'ı Batı Konferansı birinciliğine taşıdı. Bir sonraki sezonun MVP'si Giannis Antetokounmpo ise 2018-19 sezonunda 27.5 sayı, 12.5 ribaund, 5.9 asist, 1.3 top çalma ve 1.5 blok ortalamalarını tutturdu. Takımı Bucks ise normal sezonu Doğu Konferansı birincisi olarak kapattı. Her iki MVP de 82 maçlık normal sezonda 72 maç oynayarak, olası tüm maçların %87.8'ine katılım gösterebildiler.

2. Allen Iverson (2000-01 sezonu MVP'si, %86.5)




Performansının zirvesinde ve zıpkın gibi, fişek gibi geçen bir senenin ardından Iverson'a giden MVP ödülünü izlediğimiz sezondan bahsedeceğiz. 2000-01 sezonunu 31.1 sayı, 5.5 asist 2.5 top çalma ortalamaları tutturan Iverson, takımını normal sezonda Doğu'nun zirvesine çıkarmıştı. 76ers'ın normal sezonda oynadığı 82 maçın 71'inde parkeye çıkan Iverson, MVP'lik macerasında %86.5'luk katılım oranı göstermişti.

1. Bill Walton (1977-78 sezonu MVP'si, %70.3)




Gelelim listemizin en çok "yatan" MVP'sine. Allah affetsin, çirkinliğinin tavan yaptığı senelerden birinde MVP ödülünü kucaklayan Bill Walton, 1977-78 sezonunu 18.9 sayı, 13.2 ribaund, 5 asist ve 2.5 blok ortalamalarıyla kapattı. Hem konferansını, hem de normal sezonu en tepede bitiren Portland için Walton'ın performansı, kuşkusuz oldukça önemliydi. Gel gelelim Walton, normal sezonda takımının oynadığı 82 maçın sadece 58'inde parkede yerini alabildi. %70.3'e tekabül eden bu oranla da Walton, açık ara en az maça çıkarak MVP olan oyuncu payesini almaya hak kazanıyor.

Listemizin ilk beş oyuncusunu sıraladıktan sonra, konunun Joel Embiid'i ilgilendirdiği yerlere değinmemiz gerekiyor. Görüldüğü üzere, tarihte Bill Walton dışında hiç bir oyuncu, sezonda mümkün olan maçların %75 ve daha altında sahaya çıkarak MVP ödülünün sahibi olamadı. Kaldı ki, Walton'ın bir anomali olduğunu varsayarsak, %85 gibi bir katılım oranının altında MVP ödülünü kazanmak, sözlük anlamı ile imkansız. En azından teoride. Kaldı ki, 10 yıllık trendlere baktığımızda, MVP'lerin en az maç oynadığı 2010-20 seneleri arasında bile bu oran, genele vurulduğunda %94.5 gibi oldukça yüksek bir rakam karşımıza çıkıyor (747/790).

Tüm bu hesaplamalar ve çıkarımlar ışığında Joel Embiid için sezon içi devamlılık, en azından şu an için MVP ödülünün önündeki en büyük ve en ciddi engel. Gel gelelim küresel salgın ışığında oynanan son iki sezonun bize öğrettiği bir şey varsa o da, kimin ne zaman, ne kadar parkelerden uzak kalacağının çok büyük bir muamma olduğu. Embiid'i MVP yarışındaki rakiplerinin sağlık protokolleri nedeniyle birden bire, iki hafta boyunca hiç maç yapmaması çok ütopik değil. Seneler sonra bir pivotun MVP ödülüne en çok yaklaştığı senede Embiid, parke üstünde gerçekten büyüleyici. Ancak her 4 maçtan EN AZ 1'ini kaçıracağı bu sezonda Embiid, MVP yarışındaki yerini korumak istiyorsa, mevcut performansının bir kaç tık üstünde dönüş yapmalı gibi görünüyor. En azından.

Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021