İçeriğe geç

| Julya & Irina Yalenchka |

+55 869 yanıt 27,395 görüntülenme Açan BiA ·

/// Konu sahibinin mesajları Yalnız konuyu açan kişinin mesajları. Bulunduğun yerden ileri doğru.

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 22.05.2022 17:58

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Takımlarının Generalleri


Sezon bitti ancak ödüller açıklanmadı. NBA yönetimi daha önce aldığı kararla ödülleri 25 Haziran'da açıklayacağını çok önceden bildirmişti. Bu sene hemen hemen tüm ödüllerde kesin şu kişiye gider diyemiyoruz.  MVP ödülü için olsun, yılın çaylağı olsun, 6. Adam olsun herkesin ortak paydada buluştuğu net şu olur dediğimiz isimler bulunmuyor. En çok kafa karıştıracak konulardan biri de yılın koçu tartışması. Bu tartışmanın ilk sinyali de NBA'de bulunan 30 koçun kendi aralarında oy vererek seçtiği Micheal H. Goldberg Ulusal Koçlar Birliği Yılın Koçu ödülünde yaşandı. Her koçun bir oy hakkı olduğu bu ödülü Dwane Casey kazandı. Toronto yönetiminin dün aldığı kararla görevine son verdiği Dwane Casey'nin bu ödülü haketmediğini söylemek yanlış olur. Tabi ki normal sezon içerisinde Toronto ile yaptıklarıyla bu ödül için iyi bir aday. Ancak bir isim var ki hiçbir koçun ona oy vermemiş olması garip.

Sadece 41 yaşında olmasına rağmen ligin en gözde hocalarından Brad Stevens meslektaşları tarafından 1 oy bile alamadı. Philadelphia'dan Brett Brown, Houston'dan Mike D'Antoni, Utah'tan Quin Snyder, Indiana'dan Nate McMillan, San Antonio'dan Greg Popovich, Portland'dan Terry Stotts ve Los Angeles'Dan Doc Rivers en azından 1 oy alan isimler. Evet yanlış okumadınız Popovich hatta Rivers bile en azından bir oy almasına rağmen Stevens'ın hiç oy almamış olması birazcık düşündürücü. Şahsen yılın koçu adayı olarak ilk sırada gördüğüm Stevens'ın hiç oy almaması ilginç. Brad Stevens'a bu sorulduğunda ise şu cevabı veriyor

Kağıda baktığımda diğer 29 kişiden ziyade asla kendime oy vermezdim. Kazanması gereken kişi kazandı. 30 kişiden biri olmak bile inanılmaz. Önemli olan kendimi başkalarıyla karşılaştırmak yerine takımımla rekabet etmek. Çünkü size söyleyeyim, eğer karşılaştırma gibi bir yarışmaya dönerse ayvayı yedim demektir.



Şimdi bu kadar mütevazi bir koçun yaptıklarını değerlendirelim. Kolejde Butler Üniversitesi'ni iki kez final four oynattıktan sonra 2013'te sadece 37 yaşında Boston'a geldi. Garnett ve Pierce'ı gönderen yeniden yapılanan Celtics 25 galibiyet aldı. Bir sonraki sezon Isaiah Thomas'ın katılımı ile 40 galibiyet alıp takımı playoffa soktu. 2015/2016' da 48 ve 2016/2017' de 53 galibiyet kazanan takım her sene üstüne koyarak ilerledi. Bu sezon başında Gordon Hayward ve Kyrie Irving ile büyük ümitlerle sezona giren takım daha ilk maçta Hayward'ı kaybetti. İlk sınavını burada veren Stevens bana göre inanılması güç bir işe imza attı. Bütün yaz çalışmalarınızı yaptığınız, takımın 2. Temel taşı olan hem hücum hem savunmada liderlik edecek olan oyuncuyu daha ilk maçta kaybediyorsunuz. Buna rağmen takım All Star arasına kadar doğuyu lider götürüyor. Sezon sonuna doğru takımı taşıyan Kyrie Irving de sakatlanıyor ancak 55 galibiyetle doğuyu 2. Sırada bitiriyor takım. Yani bir önceki sezonun yine üzerine çıkan bir takım var. Yaptıklarına saygı duymamak imkansız ama anlaşılan meslektaşları onunla aynı fikirde değil.

NBA yönetimi yılın koçu ödülünü kime verecek bilmiyorum. Dwane Casey en büyük adaylardan biri. Ancak ben oyumu Stevens'tan yana kullanırdım. Yanlış anlamayın bunun playofflar ile ilgisi yok. Playoff'ta olanlar normal sezona dahil değildir. Ancak Doğu'yu şampiyon bitiren, hem hücum hem defansif anlamda iyi bir sezon geçiren takımın koçuna neden vermezdim?

Öncelikle Toronto için beklenti neydi sorusunu sormak lazım. Önceki iki sezonda 56 ve 51 galibiyetle Doğu'da 2. Olan Toronto için bu sezon hedef zaten Doğu şampiyonu olmaktı. Boston, Oklahoma yada Houston gibi köklü değişikliklerle sezona başlamadılar. Sonuçta bu takımın yapıtaşları DeMar DeRozan, Valanciunas, Kyle Lowry ve Ibaka. Koç Casey bu takımın başındaki 7. Sezonuna çıkıyordu. DeRozan ilk geldiğinden beri burada. Valanciunas ve Lowry takıma 2012 de katıldı. Ibaka geçen sezonun ikinci yarısında alındı. Bu takıma önceki sezon çaylak olarak katılan Poeltl ve VanVleet'in yanı sıra bu sezon draft edilen Siakam ile Anunoby eklendi. Son olarak CJ Miles'ta sezon başı takıma katılan bir diğer isim. Geçen 2 sezonda 107 galibiyet alan bir takımın bu sezon 59 galibiyet alması benim için çok büyük bir mucize değil. Zaten yönetiminde ondan istediği artık playoff başarısıydı ki elenir elenmez fatura kendisine kesildi .

Bakalım NBA yönetimi ödülü kime verecek. Daha önce Denver koçu George Karl 2012/2013 sezonunun sonunda bu ödülü kazansa da işinden olmayı engelleyememişti. NBA'de koçlar bu ödülün lanetli olduğunu düşünüyor. Lanetten ziyade ödülün yönetimlerin üzerinde baskı oluşturduğu ve beklentileri arttırdığı bir gerçek. Son 12 senede yılın koçu seçilen isimlerin 6'sı iki sene içinde görevlerinden alınmışlar. George Karl bu ödülü kazandığında takımının başındaydı. O dönem ödüller sezon biter bitmez veriliyordu. Şimdi bu ödül Casey'ye giderse ilginç bir olay yaşanmış olacak.

Peki sizce bu sene yılın koçu kim olmalı? (ödülü verirken Playoffları hiç oynanmamış olarak kabul edin!)

Dwane Casey
Brad Stevens
Mike D'Antoni (Geçen sezon kazandı ve ödülü iki sene üst üste kazanan yok)
Diğer (Snyder, Stotts, McMillan yada başkası varsa yorumda belirtebilirsiniz)




Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 25.05.2022 18:46

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Lakers'ın Nesi Var? Gerçekten Nesi Var?


LeBron James, Cleveland Cavaliers'tan ilk ayrılışından beri onu başarıya taşıyan formül aynıydı. LeBron'u keskin şutörlerle çevrile. Dünyanın en iyi oyuncusu ve belki de en iyi oyun görüşüne sahip ismi bu şekilde ölümcül oluyor. Kral'ı 3-4 şutörle çevirip alanı boşaltın. İkili sıkıştırma gelirse LeBron doğru adamı bulacaktır. Gelmezse zaten LeBron'u durdurmak neredeyse imkansız.

Los Angeles Lakers'ın başkanı Magic Johnson tam tersi bir yaklaşımla geldi. LeBron'u şutörlerle değil oyun kurucularla çevirmek. Bunun LeBron'un üzeriden oyun kurma baskısını alacağını belirten Magic, onu daha az yoracaklarını ve hücumda rahat edebileceğinin altını çizdi. Lakers sezon öncesi analizimde belirttiğim gibi ilk günden bu sistemin işe yaramayacağına emindim.

Lakers'ın bu sezon bulduğu ilk üçlük isabeti ilk maçın üçüncü çeyreğinde geldi. Blazers'a karşı oynadıkları maçta üçlük çizgisinin gerisinden 7-30 gibi felaket bir yüzdeyle oynadılar. %23.3 ile oynayan takım köşelerden bulduğu 7 üçlüğün hepsini kaçırdı. Bomboş üçlükler kaçıran Brandon Igram 0-4, Kyle Kuzma 1-7, Lance Stephenson 0-3, Lonzo Ball 1-4 isabetle oynadı. Bu maçta takım olarak buldukları boş şutlardan sadece %36.6 isabet bulabildiler.

İkinci maçta Rockets'a karşı işler daha da kötüye gitti. Dış şut performansları çıkan kavgadan bile çirkindi. 8-32 üçlük isabeti ile oynayan takım geceyi %25 ile noktalamış oldu. LeBron James (1-7) ve Lonzo Ball (4-8) takımın en fazla üçlük deneyen isimleriydi. Eğer takımda en fazla üçlük deneyen isimler LeBron ve Lonzo ise gerçekten bir probleminiz var demektir.



Üçüncü maçta Kuzma'nın ilk 5'e geçmesi ile işler biraz daha düzeldi. Aslında düzeldi demek pek de doğru olmayabilir. Kuzma 10 üçlük denedi, 4 isabet buldu. Bunun yanı sıra Josh Hart 4-7 üçlük isabet ile takıma en azından bir şut tehditi getirdi. Hart'ın getirdiği dis sut tehditinin takım için önemini anlayan koç Walton dun gece genc oyuncusunu ilk 5'e yerleştirdi. Suns karsisinda sezonun ilk galibiyetine ulaşan Lakers 10-28 üçlük isabeti bularak %35.7 ile oynadı. Fakat bunu Suns'a karşı olduğunu da unutmayalım. Fakat Kuzma'ya her maç 10 üçlük deneterek nereye varabilirsiniz? Geçtiğimiz sezon %36.6 isabet ile üçlük bulan Kuzma bu sezon %27.3 ile oynuyor.

Bütün bunların içinde ise en büyük sıkıntılardan biri Magic'in dahine fikrine yer verildiğinde hücumlar iyice tıkanıyor. Rajon Rondo, Lance Stephenson ve Lonzo Ball, LeBron James ile aynı anda sahada olduğunda takımda neredeyse şut atacak adam kalmıyor. Bu kısa sürede takımların Rondo ve Lance'i birkaç adım geriden savunup şutlarını boş bıraktıklarını birkaç kez gördük.

Bunun dışında takımın felaket savunmasına da kısaca değinelim. İlk 3 maçta potalarında ortalama tam 131.7 sayı gördüler. 131.7! Hiç savunma yapmıyorlar demek. Bu kategoride ligde son sıradalar.

Lakers'ın problemleri her geçen gün büyümeye devam edecek gibi duruyor. An itibariyle takımda kariyerinde %40'ın üzerinde bir rakam ile üçlük isabeti bulmuş bir isim bile yok. Uzun süreler sahada kalabilecek bir uzun yok. Savunma yok.

Neyse. En azından LeBron var.

Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: volooloo - 23.05.2022 21:24
2016 finalleri ve steve kerr'ün hataları hakkında da bekliyorum bunlardan bir tane
sen istersinde ben yapmaz mıyım?

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 25.05.2022 18:57

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

"Olmaz, inan bana olmaz, NBA'de olmaz"


"Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan bellidir" diye bir laf vardır, bilirsiniz. Olacağı önceden belli, gümbür gümbür gelen olaylar için kullanılan bir tabirdir. 2019 yazı, NBA takımlarının kurduğu kadrolar ile öyle bir beklenti yaratmış durumda ki, herkes için çıta öyle yükseldi ki, izlemeye talibi çok fazla olacak bir sezon bizi bekliyor, bunun için müneccim olmaya gerek yok. Kaderin cilvesi olsa gerek, bir Çarşamba gecesinde yeni NBA sezonunu açıyoruz ve bu sezonun Perşembe'sini belli edecek, kayda değer maçlar bize basketbol parantezinde istediğimiz her şeyi verecek gibi duruyor. Bu sezon çok şeylere gebe, orası besbelli. Güç dengelerinin acayip şekilde sarsılmasıyla ve tamamen yenilenen kadrolarla bu sezon Nil Burak'ın kulaklarını çınlatır şekilde "Olmaz olmaz deme!" sezonu olacak. Ama bu sezon istediği kadar sürprize açık olsa da, "Hayatta olmaz!" dediğimiz bir kaç şey elbette ki mevcut. İşte bizim gözümüzde, bu sene olması imkansız 5 olay:

5. Wiggins'in Gelişim Göstermesi:




İşler artık o ölçüde çığırından çıktı ve insanlar bunu o derece kabullendiler ki, sanırım bunu aynı konseptte, gelecek bir kaç sezon daha kullanmamız abesle iştigal olmaz. Kimi onun için yeni Kobe dedi. Kimisi de Jordan ayarında yeteneği olduğuna inanıyor. 18 sayı, 4.8 ribaund ve 2.5 asist, herhangi bir takımın bir yan parçası için ideal bir istatistik bile olabilir. Lakin bunu 35 yaşındaki Redick bile çıkartabiliyorsa, Jordan ayarındaki kumaşınızın ayarlarıyla oynanmış demektir. Kariyeri boyunca hala 20 sayı ortalaması tutturamamış Wiggins için artık umutlar çoktan sıfırlandı. Timberwolves yönetiminin bir 5 sene daha sabrı olacak mı? Bilinmez. Lakin basketbolseverlerin sabrının olmadığı kesin. Wiggins'ten, hali hazırda olduğu şeyden fazlasının gelmesinin, kendisini bu sene bir basamak daha atlatmasının imkanı yok. Siz bu yazıları okurken Wiggins'in 20.7 sayı 6.0 ribaund ortalamalarıyla oynadığının altını çizelim. Yine de saha içinden %43 (kariyerinin en düşün ikinci ortalaması), üçlük çizgisinden %23.5 (kariyerinin en düşük ortalaması), serbest atış çizgisinden %72.7 (kariyerinin en düşün üçüncü ortalaması) ile oynadığını belirtelim. Ayrıca maç başına çılgın bir rakam olan 0.7 asist ortalamasını tutturmuş durumda.

4. Melo'nun Takım Bulması


"İsmi bilinmeyen Rockets Yöneticisi şunu dedi", "bir GM Melo'ya şu yetenek yok dedi", "Melo şunu asla giymem dedi" tarzı haberler bilerek mi sunuluyor? Bir ihtimal. Lakin bu haberlerin sayısı o derece arttı ki, şu anda ligdeki 30 takımdan hiç birinin Melo'yu alıp, onun için oluşturulan profil ile baş başa kalma riskini göze alacağını zannetmiyorum. Bu kulis olabilir, Melo ligdeki oyuncuların en az yarısından daha iyi bir oyuncu olabilir ancak oluşan hava onu gösteriyor ki kimse Melo'yu takımında görmeye yanaşmayacak. Nets'in iki süre starının başını çektiği, oyunculardan oluşan lobinin, kadroya katılması için etmedikleri ısrar kalmamasına rağmen Nets yönetiminin buna yanaşmaması, Melo için kapıların hiç olmadığı kadar kapalı olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla Melo'nun bu sene kendine bir yuva bulması, en azından mevcut şartlarda imkansız.

3. Simmons'ın Maç Başına 1 Üçlük Ortalaması Tutturması:


Sezon öncesi hazırlık maçlarından birinde tüm gezegenler aynı hizaya geldi, mevcut tanrıların hepsi bir mutabakata vardı, evrendeki tüm enerji aynı noktaya toplandı ve Ben Simmons, NBA kariyerinin ilk 3 sayılık isabetini buldu. Adeta bir Halley Kuyruklu Yıldızı! Bu isabeti yaz boyunca üzerinde çalıştığı dış şutu ile bulduğu aşikar, lakin Simmons'tan bir yaz içerisinde, dış şutuna olan güvenini binlerce kat arttırmasını beklemek de biraz naif bir düşünce. Tüm NBA kariyeri boyunca, bırakın orta mesafeyi, boyalı alanın beş karış dışından bulduğu isabet sayısı 10'unda geçmeyen bir oyuncudan, bir anda orta/dış şutlarının sayısını 5'e 10'a katlamasını beklemek hem haksızlık, hem de mantıksızlık. Simmons bir yazda üçlükçü olmayacak. O yüzden bu nadir doğa olayının aurasına girip Simmons'ın omuzlarına gereksiz bir yük yüklememek lazım. Simmons maç başına 1 üçlük isabeti dahi bulamayacaktır, böyle bir ihtimal yok.

2. Curry'nin 30 Sayı Altı Ortalama Tutturması:


Warriors şu anda, en iyi yaptığı iş Sucuk Ekmek olan ama arada da ızgaraya köfte atan seyyar bir satıcı gibi. Arada köfteden, incikten para kazanacaklar, eyvallah, mamafih karınlarını doyurmak istiyorlarsa, satacakları asıl ürün sucuk ekmek olmalı. Warriors'ın sucuk ekmeği Curry. Klay yok, D-Lo'nun performansı şüpheli. Draymond skor üretmek dışında her şeyde oldukça iyi. Takımın geri kalanından ne ölçüde skor katkısı geleceği, biraz malum biraz muğlak ama kesinlikle iç açıcı değil. Dolayısıyla, elinizde (tartışmaya nispeten kapalı olsa da) NBA tarihinin belki de en iyi şutörü varsa, lazım olduğu takdirde bütün şutları da ona kullandırmalısınız. Ve öyle olacak da. Koç Kerr'ün açıklamaları sonrası bu sene Klay'i göremeyeceğimiz de kesinleştiğine göre, KD ve Klay'in varlığında 20 saha içi denemeye 27 sayı bulan Curry'nin tabiri caizse "coşmasını" beklemek oldukça olası. Hatta o kadar ki, Curry'nin 30 sayı ortalaması kesinlikle cepte. Isındığında bırakın alev almayı, tüm gezegeni yakan Curry'nin isabet oranının düşmesi şu an için pek mümkün görünmüyor (%47.7). Dolayısıyla Curry'nin efsane bir sezonu ufukta yavaştan görünmeye başladı. Şef Curry'nin, 30 sayı ortalamanın altına düşmesi, 1 atmosfer basınç ve 25 santigrat derecede, şu an için imkansız. Siz bu bölümü okurken Curry 24.0 sayı ortalaması tutturmuş durumda, bekleyin, geliyor.

1. Sıkıcı Bir NBA Sezonu:




Tüm başa güreşen takımlarda en az iki süper yıldız, inanılmaz yetenekli bir draft sınıfı, sakatlıklardan dönen süper yıldızlar, son 15-20 yılın en fazla şampiyon adayı. Böyle faktörler içeren bir spor organizasyonunun sıkıcı olması mümkün mü YAHU DELİ MİSİNİZ OLUR MU ÖYLE ŞEY?! 20 seneyi aşkın süredir izlediğim NBA organizasyonunda, takipçilerin bu denli heyecanla bekledikleri, böylesine saat kurup hatırlatma ayarladıkları, sezon öncesi maçlarını dahi hararetle izledikleri bir sezon benim hatırıma gelmiyor. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz, NBA tam bir Death-Match'e, yaşamak için öldür'e evrildi ve bu da insanların beklentilerinin çok büyük ölçüde karşılanacağına dalalet. MVP yarışı ayrı, en iyi çaylak yarışı ayrı, şampiyonluk yarışı apayrı geçecek bir sezondan, sizin NBA sevginizi azaltacak bir performans beklemek hayalcilik olur. Bu sezon son yılların en zevkli sezonu olacak ve aksinin olmasının da imkanı, mümküniyatı yok oğlu yok!

Kısacası, her türlü ihtimalin kendi yolunu bulup bir şekilde belirdiği bir organizasyon olan NBA'de bile bazı şeylerin olması imkansız. Bu tahminlerimin arkasında sonuna kadar dursam da, NBA takipçilerinin bekası çerçevesinde bazı imkansızlıkların bana lafımı yedirmesine de ziyadesiyle sevinirim. Gel gelelim son maddede yanılmamamı herkesin canı gönülden istediğine de eminim. Kimse merak etmesin, bu sene gece geç kalkmalara, ilk derslerde uyuklamalara, iş yeri servisinde horlamalara ölesiye değecek. Beklentilerin karşılandığı, muhteşem bir sezon dileğiyle. En iyi olan kazansın!

Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: Guinevere - 26.05.2022 00:33
Gelişiyor.
Çırak ustasından gördüklerini uyguluyor.

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 27.05.2022 15:59

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Doğum Yerlerine Göre Ligin En İyi Beşi


Her takımın belirli bir şehre, belirli bir eyalete ait olduğu gibi, bu takımdaki oyuncuların da kendini ait hissettiği bazı şehirler vardır. Aitlik bir yana, biz bu makalede "memleket" meselelerini ele alacağız. Bazı oyuncuların memleketleri nereler diye ortaya serip, bu eyaletlerden ilk beşler çıkartacağız. "California'nın en iyi beşi" , "Texas'ın en iyi beşi" gibi kadroları öne getireceğiz. Ancak bu listeler, aktif oyuncuları kapsıyor olacak. Dilerseniz en kökenli klüplerden biri olan New York Knicks ile başlayalım.

New York – New York Knicks


Bu eyalette doğan isimlerden en bilindik isimler şunlardır: Danny Green, Carmelo Anthony, Tobias Harris, Mohammed Bamba, Andre Drummond, Donovan Mitchell, Eric Paschall ve daha niceleri. Bu eyalette doğan oyunculardan bir kadro çıkardığımızda ise şöyle bir kadro ortaya koyabiliyoruz:

1 – PG (Oyun Kurucu): Kemba Walker
2 – SG (Şutör): Donovan Mitchell
3 – SF (Kısa Forvet): Carmelo Anthony
4 – PF (Uzun Forvet): Obi Toppin
5 – C (Pivot): Andre Drummond


Gerçekten tehlikeli bir 5 ortaya çıkarabiliyoruz. Ribaunt makinesi Drummond, Kemba – Donovan – Carmelo üçlüsü ve atletik genç oyuncu Obi Toppin. New York, güzel bir beş çıkarabildi; bakalım rakipleri daha iyi bir beş çıkabilecek mi?

North Carolina – Charlotte Hornets




İsmini duyunca ilk olarak aklıma Michael Jordan gelen eyalet, North Carolina. Memleket beşlisi çıkarmadan önce burda kimler doğmuş hep birlikte göz atalım: Kent Bazemore, Seth Curry, Devonte' Graham, Montrezl Harrell, Brandon Ingram, Coby White, Chris Paul, P.J. Tucker, John Wall ve daha niceleri. Aktif oyuncular arasında bu eyalette doğan oyunculardan bir beş çıkardığımızda, şöyle bir kadro ile karşı karşıya kalıyoruz:

1 – PG (Oyun Kurucu): Chris Paul / John Wall
2 – SG (Şutör): John Wall / Chris Paul
3 – SF (Kısa Forvet): Brandon Ingram
4 – PF (Uzun Forvet): Zion Williamson
5 – C (Pivot): Hassan Whiteside


New York'tan daha iddialı gibi, sizce?

Kanada – Toronto Raptors




"Biz kuzeyden geliyoruz!" 2019'da ilk şampiyonluğunu yaşayan Raptors, eğer "hemşerilerini" kadroda bulundursaydı nasıl olurdu? Her ne kadar Amerika'ya bağlı olmasa da, NBA, Kanada'dan da bir takım ortaya koydu. Toronto Raptors olarak bildiğimiz Kanada'ya bağlı bu NBA takımının oyuncuları, orda doğan oyunculardan oluşsaydı nasıl olurdu? Kanadalı aktif oyuncular şu isimlerdir: RJ Barrett, Brandon Clarke, Shai Gilgeous – Alexander, Cory Joseph, Jamal Murray, Tristan Thompson, Andrew Wiggings, Luguentz Dort, Dillon Brooks gibi tehlikeli isimlerdir. Kanadalı oyunculardan ilk beş çıkarsak ne kadar güçlü olurdu? Hemen bakalım.

1 – PG (Oyun Kurucu): Jamal Murray / RJ Barrett / Shai Gilgeous – Alexander
2 – SG (Şutör): Shai Gilgeous – Alexander / RJ Barrett
3 – SF (Kısa Forvet): RJ Barrett / Andrew Wiggings
4 – PF (Uzun Forvet): Andrew Wiggings / Tristan Thompson
5 – C (Pivot): Tristan Thompson


Dizilim size kalmış. Gardların hakim olduğu bu liste, bir öncekilere göre biraz zayıf gibi; siz ne düşünüyorsunuz?

Texas – Houston Rockets




Houston Rockets ve San Antonio Spurs'ün ağabeylik ettiği eyalet, Texas eyaleti. Çılgın Texas taraftarı birazdan oluşturacağımız kadroyu görse eyaleti alt üst ederdi dersek yalan olmaz. Hemen Texas doğumlu oyunculara göz atalım. Texaslı isimler şu şekilde: Lamarcus Alridge, Jarrett Allen, Jimmy Butler, Alex Caruso, Carsen Edwards, Gerald Green, Taurean Prince, Marcus Smart, Julius Randle, Myles Turner, Trae Young diye say say bitmez isimler. Texas, "Derin kadro" bakımından listedeki en derin kadroya sahip takım olabilir. Siz kendi beşinizi kafanızda düşünürken, biz de kendi beşimizi şu şekilde ortaya koyalım:

1 – PG (Oyun Kurucu): Trae Young
2 – SG (Şutör): Jimmy Butler
3 – SF (Kısa Forvet): Marcus Smart
4 – PF (Uzun Forvet): Julius Randle
5 – C (Pivot): Myles Turner


Myles Turner ile Jarrett Allen süreyi ikiye bölebilirler, ancak bizim tercihimiz Turner'dan yana. Bu kadro şampiyon olur mu? Daha listemiz bitmedi, ancak final görür gibi!

Illinois – Chicago Bulls


Chicago Bulls denilince Türkiye'de akla gelen isimler kimlerdir? Michael Jordan, Derrick Rose, Joakim Noah ve belki birkaç diğer isim. Bu listede Türk NBA kitlesini sevindirecek bir liste. Dilerseniz aktif Illinoisli oyunculara bakalım: Derrick Rose, Patrick Beverley, Robert Covington, Anthony Davis, Talen Horton – Tucker, Andre Igoudala, Meyers Leonard, Kendrick Nunn, Jabari Parker, Iman Shumpert, Fred Vanvleet şeklinde bir liste ile karşı karşıyayız. En iddialı kadro bu diyebilir miyiz? İlk beş çıkarıp tartışalım:

1 – PG (Oyun Kurucu): Patrick Beverley / Derrick Rose
2 – SG (Şutör): Derrick Rose / Fred Vanvleet
3 – SF (Kısa Forvet): Fred Vanvleet
4 – PF (Uzun Forvet): Robert Covington
5 – C (Pivot): Anthony Davis


Yaşı ilerlemiş de olsa Igoudala'yı tercih edenler, potansiyeline güvenip THT'yi düşünmeden kadroya katanlar olacaktır. Kadromuzu bu şekilde belirledik, sizce en fazla hangi aşamaya kadar ilerleyebilirler?

California – Los Angeles Clippers


California denince sular durur. Basketboluyla, sinemasıyla, yıldızlarıyla... Ancak bizim konumuz basketbol olduğu için konumuzdan sapmayalım. California eyaletinde 4 takım (GSW – LAC – LAL – SAC)* bulunuyor. Günümüzde bu takımlar arasında en güçlüleri Clippers ve Lakers olduğu için, California doğumlu oyuncuları bu iki takıma dağıtacağız. California doğumlu NBA oyuncuları arasında kimler var? LaMelo Ball, Lonzo Ball, Jordan Bell, DeMar Derozan, Spencer Dinwiddie, Paul George, Aaron Gordon, James Harden, Kawhi Leonard, Damian Lillard, Klay Thompson, Russell Westbrook, Christian Wood gibi nefis isimler var. Peki ilk beşimizde kimler yer alıyor?

1 – PG (Oyun Kurucu): Damian Lillard
2 – SG (Şutör): Klay Thompson
3 – SF (Kısa Forvet): Paul George
4 – PF (Uzun Forvet): Aaron Gordon
5 – C (Pivot): Christian Wood


Oldukça güçlü bir takım oldular. Lakers daha iyi bir kadro çıkarabilecek mi? Sizce şimdiye kadarki en iyi kadro hangisi?

*Golden State Warriors – Los Angeles Clippers – Los Angeles Lakers – Sacramento Kings



California – Los Angeles Lakers




"NBA'in en efsane 3 takımını say" deseler, kesinlikle bu listeye girecek olan Lakers başarılarla dolu bir geçmişe sahip. California eyaletinde doğan oyuncuları ikiye ayıracağımızı belirtmiştik. Tekrar isimleri saymadan kadromuzu oluşturalım.

1 – PG (Oyun Kurucu): Russell Westbrook
2 – SG (Şutör): James Harden
3 – SF (Kısa Forvet): Kawhi Leonard
4 – PF (Uzun Forvet): Kevin Love
5 – C (Pivot): Brook Lopez


Sizce bu California savaşlarında, bu derbide kim üstün çıkar?

Ohio – Cleveland Cavaliers




Listenin belki de en tehlikeli takımına geldi sıra. Tehlikeli olmasının sebebi 5 oyuncunun da süperstar olup olmamasından değil, iki oyuncunun bir araya gelmesinden kaynaklanıyor. Dilerseniz Ohio doğumlu oyuncuları sayalım, siz zaten hemen fark edeceksiniz. Ohio doğumlu oyuncular arasında; Trey Burke, Stephen Curry, Caris LeVert, CJ McCollum, Larry Nance JR, Terry Rozier, Gary Trent, Luke Kennard ve tabi ki LeBron James var. Bu kadrodan nasıl bir beş çıkar?

1 – PG (Oyun Kurucu): Stephen Curry
2 – SG (Şutör): CJ McCollum
3 – SF (Kısa Forvet): Caris LeVert / LeBron James
4 – PF (Uzun Forvet): LeBron James / Caris LeVert
5 – C (Pivot): Larry Nance JR


Bahsettiğimiz ikiliyi hemen tespit ettiniz değil mi? Yıllar süren rekabet ardından 2021 All – Star maçında bir araya gelen Curry & James ikilisinden bahsediyoruz. Nefis takımlar çıktığı şüphesiz, sizin favoriniz hangisi? Hangi takım lige dominantlığını koyardı?



Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 27.05.2022 16:01

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Steve Nash'in Hikayesi


Kimilerine göre yüzüksüz bir süper yıldız, kimilerine göre ise Kobe'nin kazanacağı 2 MVP ödülünün haksız yere sahibi olan bir oyuncu. Kısacası her zaman arada kalmış bir oyuncu: Steve Nash!

Sizler için asistlerin tanrısı olan Steve Nash'in hayatını mercek altına aldık. Keyifli okumalar.

Steve Nash, 1974 yılında Johennesburg'da doğdu. Nash çok küçükken ailesi Kanada'ya yerleşti. Nash'in babası profesyonel bir futbolcuydu. Bu nedenle de Nash'in ilk aşkı futboldu diyebiliriz.

İlkokula kadar futbol oynayan Nash, ortaokuldaki son yıllarında ise basketbolla tanıştı ve lisede de basketbol anlamında büyük bir gelişme kaydetti. St. Michael's Lisesi'ndeki koçu Hyde-Lay onun çok iyi bir NBA oyuncusu olacağını düşünüyordu ve kesinlikle NCAA'in büyük okullarından birinde forma giymesinin gerektiğini söylüyordu. Fakat NCAA takımları Kanada'daki lise takımlarını çok fazla izlemiyorlardı ve pek dikkate almıyorlardı. Bunu fark eden Koç Hyde-Lay, birçok NCAA takımını Nash'in varlığından haberdar etmek için onlara mektup yazdı. Fakat büyük okulların hepsi bu mektuplara olumsuz geri dönüşler yaptı. Bir süre sonra Santa Clara Üniversitesi, Koç Hyde-Lay'in mektubuna geri dönüş yapıp Nash'i izlemeye geldiler. Nash'i izlemeye gelenler onun savunmasının çok kötü düzeyde olduğunu düşünseler de hücum yönünü çok beğendikleri için ona burs vermeyi teklif ettiler. Santa Clara, her ne kadar iyi bir takım olmasa da Nash'in başka bir opsiyonu olmadığı için bursu kabul etti.



Nash'in geldiği ilk sezon, Santa Clara'nın ligde sonuncu olacağı düşünülüyordu. Fakat Nash'in gelmesiyle canlanan takım, biraz da olsa beklenenin üstünde performans sergilemeyi başardı. Ardından Nash, kendini herkese kanıtlamaya başladı ve 2. sezonunda maç başına 20.9 sayı, 6.4 asist istatistiklerini tutturdu. Nash, üniversitedeki 3. sezonu bittiğinde ise bazı NBA oyuncuları ile birebir çalışmalar yaptı. Sonrasında ise 1996 NBA Draft'ına katıldı. Phoenix Suns, başlarda onu seçmeyi pek düşünmüyordu, fakat Don Nelson'ın tavsiyesi ile Suns, 15. sıradan Steve Nash'i seçti.



Steve Nash, çaylak sezonunu 3.3 sayı ve 2.1 asist ortalamaları ile kapattı. Phoenix Suns, Nash'in belindeki sakatlık nedeniyle, ilk sezonunun sonunda onu takaslamak istedi. Takas girişimleri başarılı olmayınca Nash'in daha fazla göz önünde olup, takaslanması için 2. sezonunda sürelerini neredeyse iki katına çıkardılar. Dallas Mavericks koçu Donnie Nelson, zamanında babasının da beğendiği bu oyuncuyu kadrosuna katmak istedi ve Steve Nash, 2 sezon Suns'ta oynadıktan sonra Dallas Mavericks'in yolunu tuttu.



Nash, takıma Dirk Nowitzki ile aynı sezonda katıldı. Bu ikili başlarda ne kadar sıradan gözükseler de, ikisi de aslında büyük potansiyelli oyunculardı. Hem kendilerini geliştiriyorlar hem de müthiş bir uyum ile oynuyorlardı. Ligdeki en iyi pick-and-roll ikililerinden biri haline geldiler. Beraber oynadıkları 6 sezon da Dallas Mavericks'i, bir kez konferans finali, bir kez de konferans yarı finali olmak üzere 4 kez playofflara taşıdılar. Steve Nash, 6 sezon formasını giydiği Dallas Mavericks'te 14.6 sayı ve 7.2 asist ortalamaları ile mücadele etti. Nash, Dallas'taki 6. sezonunun sonunda takımın sahibi Mark Cuban tarafından fazla ofansif oynadığı ve en önemlisi de belindeki sakatlığı yüzünden Phoenix Suns'a takas edildi. Fakat Mark Cuban, onun 2. Phoenix Suns dönemindeki performansını görünce yıllar sonra Nash'i takasladığına pişman olduğunu söyledi.

Aslında Dallas Mavericks'in Nash'e, skor üretmek anlamında çok şey kattığını söyleyebiliriz. Burada koç Donnie Nelson'ın da onu cesaretlendirmesiyle birlikte daha fazla şut kullanmaya başladı ve üçlük isabetlerini arttırdı. Zaten 7.9'dan 17.9'a kadar çıkan sayı ortalamaları da bunun bariz bir kanıtı.



Steve Nash, Phoenix Suns'a tekrar döndüğünde takımın başında Mike D'Antoni vardı. D'Antoni o zamanlar 7 saniye adında bir oyun stili belirlemişti ve takımını buna göre oynatıyordu. Bu oyun stili hücumda çok hızlı oynamayı gerektiriyor ve savunmayı da arka plana atıyordu. Bu, savunması hücumuna göre daha geri planda kalan Steve Nash için de çok uygun bir oyun stiliydi. Nash, Suns'ın genç yıldız adayı Amar'e Stoudemire ile de iyi bir uyum yakaladı. Bu uyumun sağlanabilmesindeki en önemli etkenlerden biri de Stoudemire'ın bu takımın, Nash'in takımı olduğunu bilmesi ve ona bir usta gözüyle bakmasıydı. Zaten Stoudemire da çok skorer bir oyuncu olduğundan, Nash'de onu paslarıyla besleyecek kişilerin en başında geliyordu. Nash için her şey yolundaydı ve 2004-05 sezonunda maç başına 15.5 sayı ve 11.4 asist istatistikleri ile mücadele etti. Phoenix Suns, o sezon Stoudemire ve Nash'in önderliğinde 62 galibiyet (Kulüp rekoru) aldılar. Mükemmel bir normal sezondan sonra, Batı Konferansı Finalleri'nde San Antonio Spurs'e elendiler. Nash o sezon asist kralı ve MVP ödüllerinin sahibi oldu. Nash'in Suns'taki 2. sezonunda ise Stoudemire sakatlığından dolayı sadece 3 maçta forma giydi. Durum böyle olmasına rağmen Nash, yine takımını konferans finaline kadar taşıdı. Fakat, bu sefer de Dallas Mavericks engeline takıldılar. Eski dostların mücadelesinde gülen taraf 4-2 ile Dallas Mavericks oldu. Buna rağmen Nash, ikinci kez MVP ödülünün sahibi oldu. Aslında o sezon büyük bir çoğunluk Kobe'nin MVP olmasını bekliyordu ama Nash'in Stoudemire'sız yaptığı işlerden dolayı ödülü gayet hak etti. Ayrıca, o sezon MVP olması beklenen Kobe yarışı 3. sırada bitirdi. 2006-07 ve 2007-08 sezonlarında ise Nash'li Suns, art arda konferans yarı finali ve playoff ilk turu olmak üzere yine Spurs'e elendi. 2009-10 sezonu başlamadan önce ise Steve Nash artık 35 yaşına gelmişti ve artık Suns hanedanlığının bittiğini düşünüyordu. Buna rağmen o sezon, Nash önderliğindeki Suns normal sezonda 52 galibiyet aldı. Ardından bir türlü eleyemedikleri San Antonio Spurs'ü konferans yarı finallerinde 4-0 elediler. Fakat konferans finalinde, o sezon NBA şampiyonu olacak olan Los Angeles Lakers'a 4-2 ile elenmekten kurtulamadılar. Nash, o sezon maç başına 16.5 sayı ve 11 asist istatistiklerini yakaladı. Nash, Suns'taki 2. döneminin 6. sezonu sonunda artık çok fazla yıpranmıştı. Suns'ta geçirdiği kalan 2 sezonda ise takımı playoff yapamadı ve artık Nash için Suns dönemi tamamen kapanmış oldu.



Suns'taki 8 sezonunun ardından 2012 yılında Kobe'li, Dwight Howard'lı, Pau Gasol'lü Los Angeles Lakers'a takas oldu. Lakers'a gitmesinin en büyük nedenlerinden biri ise bu muhteşem kadro ile bir yüzük kazanma hayaliydi. Fakat, hem Nash'in hem de diğer oyuncuların sakatlıkları buna izin vermedi. Buradaki 2 sezonunda ayağındaki sakatlıktan dolayı tam 99 maç kaçırdı. 3. sezonunda ise belindeki sakatlık yüzünden hiç forma giyemedi ve emekli oldu.

2 kez normal sezon MVP'si (2005,2006)
8 kez All-Star (2002,2003,2005, 2006,2007,2008,2010,2012)
3 kez yılın en iyi beşi (2005,2006,2007)
5 kez asist kralı (2005,2006,2007,2010,2011)
4 kez 50-40-90 kulübü (2006,2008,2010)


Ayrıca Phoenix Suns, onun giydiği 13 numaralı formayı emekli etti. Bunlara ek olarak, 2018 yılında da Hall Of Fame seçildi ve adını basketbol kitaplarına yazdırmış oldu.

Şimdi ise sizleri 2010 Playofflar'ında Suns'ın Spurs'ü elediği konferans yarı finali maçındaki müthiş Steve Nash'in performansı ile baş başa bırakıyorum:

Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: Layshe - 27.05.2022 23:39
Güzel işler çıkartıyor.   :o
:sampanya:

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 28.05.2022 18:14

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Sırbistan'ta, yani savaşın içinde doğan Darko Milicic, belki de basketbolu silah seslerinden bir kaçış olarak gördü veya gerçekten de yeteneği vardı. Bilemiyoruz.

Onun hakkında bildiklerimiz, 2003 draftı ve sonrasında beklentileri karşılalayamayan NBA kariyeri. Henüz 18 yaşına basmadan, NBA tarihine geçecek isimlerle draft olması onun şansızlığı olarak gözüksede, aslında onun şansıydı. Bu konuya giriş yapmadan önce, Darko'nun nasıl oldu da LeBron James'in ardından 2. sırada seçilmesine değinmek istiyorum. Yalnızca söylentilerden ibaret olan ilginç teorilerin yanı sıra bazı gerçekler de yok değil.

Kolej basketboluna adım atmadan NBA eşiğinden geçirilen Milicic, parkeye dahi çıkmadan Amerikan medyasınca göklere çıkarıldı, dergilere kapak oldu. Çoğu kişinin fikrine göre de: ''Oyunu domine edecekti.'' Hatta bir kaç önde gelen isim onun için LeBron'dan bile daha iyi olacak dedi.

Darko ne oyunu domine etti ne de LeBron James ile isimleri beraber anılır oldu.

Detroit Pistons'ın genel menajeri Joe Dumars, Milicic'i draft etmeden önce onun hakkında edindikleri bilginin yetersiz olduğunu itiraf etti. Bu bilgiler bir kaç YouTube mixlerinden ve bir elin parmaklarını geçmeyen gözlemcilerin raporları doğrultusunda edinen datalardı. İçinizden bir sesin ''öyleyse neden Detroit Pistons bu sırp gencini draft etti?'' dediğini duyar gibiyim. Ancak Pistons yerine hangi takım olursa olsun, Darko Milicic ikinci sıradan seçilecekti.



Çünkü;

Darko'dan önce Dirk Nowitzki vardı, üç yıl ardından da Pau Gasol geldi. Avrupalı beyaz uzunların neler yapabildiklerini ağızları açık izleyenler, Darko Milicic'in söylentiler kadar yetenekli olmasa bile akranlarının ulaştığı seviyelere çıkabileceğini düşündü. Bunun nedeniyse; Avrupalı oyuncuların Amerikalıların aksine, küçük yaştan itibaren disiplinli ve oyunu bilerek yetiştirilmesiydi. Ek olarak, sadece güçlü olanların hayatta kalabildiği NBA habitatına da, savaşın içinde büyüdüğü düşünülürse, çoktan adapte olmuştu Darko.

Bir de işin ırkçı tarafı var. 90'ların sonlarına doğru NBA'i hegemonyası altına alan siyahi atletlere karşı bir beyaz lobisi de oluşturulmak istenmedi değil. Bill Walton'dan bu yana beyaz uzun açlığını gidermeye çalışan bazı kesimler Milicic'ten önce 99 yılında Jonathan Bender'ı 5.sıradan, 2002 yılında da Nikoloz Tskitishvili'i Amar'e Stoudemire'ın 4 sıra önünden seçtiler.

Göz kamaştıran atletizmleriyle oyunu domine eden siyahi atletlerin günden güne tembel bir hal alması, beyaz kesimin sinirlerine dokunmuş olmalı. O zamanların siyahi uzunlarına da bir göz attığımızda da onlara bir nebze olsun hak vermemek elde değil. Kafanızın içinde 90'ların sonlarına doğru bir yolculuğa çıkın. Muhtemelen aklınıza gelen ilk isimler; Shawn Kemp, Stromile Swift ve hatta Kevin Garnett*. Ortak noktalarıysa: atletizm. Yalnızca pota altının çevresinde etkili olan siyahi uzunların gün geçtikçe çoğalmasıdan kabak tadı alan beyaz kesim, önlerine azıcık umut vaat eden bir beyaz uzun çıktığı zaman onlara balıklama atladılar, bel bağladılar. Onlarda Bill Walton'un sağ ayağındaki estetikliği, Larry Bird'ün de bileğindeki naifliği aradılar.

* O zamanlar Kevin Garnett oyun yelpazesine öldürücü şutlarını henüz eklememişti.

Tabi ki, bu beyaz özlemin üzerine oynanan kumardan kazananlar da çıktı. Nowitzki, Gasol ve uzun kategorisinde olmasa dahi Manu Ginobili. Bu isimlerin elde ettiği başarılar, beyaz lobisinin elini güçlendirdi ve adlarını şuan yalnızca trivia oyunlarında hatırladığımız isimlere gözleri kapalı rest çekebildiler. Bana sorarsanız, ırkçılığın küçük dokunuşlarıyla beraber, beyaz kesiminin oyun aklı ve olgunluğuna duyduğu bu hasret, şu an ki NBA basketboluna olumlu yansıdı.

Eğer Ginobili olmasaydı, James Harden'ın baş döndüren euro-stepleri olabilir miydi?

Her neyse, kahramanımız Darko Milicic'e dönecek olursak, maalesef Darko NBA'e adım attığında Gregg Popovich gibi oyuncu gelişiminde nam salmış bir ustayla çalışma şansını yakalayamadı. 2004 yılında Detroit Pistons'ın kurt hocası Larry Brown'la çalışan Milicic'in bir gelişme göstermesi mucize olurdu. NBA yeni adım atmış her oyuncu gibi Milicic de oyunu bilmiyordu. Ve şampiyonluğa koşan Larry Brown'un da bu ham sırp gencine oyunu öğretecek vakti yoktu. Zaten Larry Brown oyuncu gelişimiyle ün salmış bir koç değildi. Onun asıl yeteneği; çocukları adamlara evriltmekti. Aynı Allen Iverson'da yaptığı gibi.

LeBron James'in aksine, nadiren parkeye adım atma şansı bulabilen Darko, sezonun ortasına dahi gelinmeden, en kötü draft seçimlerinden biri olarak anılmaya başmamıştı. Milicic'i yere göğe sığdıramayan medya, 180 derece dönüp Darko'yu yerden yere vurdu. Milicic'in Sırbistan pasaportlu olmasının da bunda etkisi var. Avrupada oyuncular gelişimlerini kendi doğal hızlarıyla tamamlarlarken, NBA sistemi çok daha acımasız. Takıma katkı yapmadığınız taktirde, aldığınız süreler azalıp bir süre sonra da takımdan kolayca kesilebiliyorsunuz.

Darko da yutkunamadığı bu sistemi yıllar sonra verdiği röportajda, adeta bizlere kustu.

''Amerikalıların sistemi gereğinden fazla acımasız. Eğer genç bir oyuncu başarısız olursa, hemen onun hakkında atıp tutmaya başlıyorlar. Draftın üst sıralarında seçilenler çoğunlukla kendilerini gösterebilecekleri kadar oynama şansı bulabiliyorlar. Ancak ben bulamadım. İlk sezonununda bolca dakikalar alan LeBron, isterse tribünlerden bile şut atabilirdi ve kimse ağzını dahi açmazdı. Şimdi LeBron'a bir bakın. Kazanmadığı hiç bir şey kalmadı.

... Benim de düzenli süre alma şansım Orlando'da oldu. Fakat orda bile boyalı alanın dışından şut kullanmak istediğimde koçum Brian Hill, Dwight Howard'a pas vermem gerektiğini söylerdi.''

Kabus gibi geçen Pistons ve Larry Brown döneminden sonra Orlando Magic ile tekrar su yüzüne yavaş yavaş çıkmayı başaran Milicic'e bir darbede Orlando yönetiminden geldi. 40 milyon dolara anlaşmak istediklerini Darko'nun menajerine ileten Magic yönetimi, anlaşmayı (yanlışlıkla veya bilerek) basına sızdırdı. Hemen akabinde de öfkeli Magic taraftarlarının tepkileri yağmur olup yağdı Orlando şehrine.

Magic ile anlaşması suya düşen Milicic, menajerine tek bir şey söyledi. Neresi olursa olsun, lütfen Memphis olmasın. Tabi ki bu isteğinin ardından, Darko gibi bir bahtsız bedevinin yolu Memphis'e düşmesi kaçınılmazdı. Ancak henüz bitmedi, istemeye istemeye oynadığı Grizzlies ile geçirdiği kısmen iyi bir sezonun ardından da sakatlandı.

Ve Milicic için basketbol, yalnızca ekmek parasını kazandığı bir iş haline büründü.

Amerikan kültüründe sıfırdan başlayıp, iğneyle kuyu kazarak en üst seviyelere ulaşanlar hep el üstünde tutulurlar. Zorluklar karşısında pes etmeyip, bitmek bilmeyen bir azimle çalışıp kendilerini kanıtlayanlar, en çok saygıyı görenler olurlar. Ve ne zaman birisi zorluklar tarafından boğulmaya başlasa, çevresindekiler ve mentörleri o isimleri sanki birer yardım eliymiş gibi uzatırlar onlara. Savaşın derin deryalarında hayatta kalmayı başaran fakat NBA adlı bir kaşık suda boğulan Darko'ya da uzatıldı bu eller. Onlar da bu yollardan geçtiler, sen neden geçemeyesin? dediler ona.

Ancak Darko artık basketboldan zevk alamıyordu. Bize göre yeterince özveri gösterip kendini geliştirmedi Milicic, kendine göreyse sistemin sayısız kurbanlarından biriydi. Geçirdiği her sezonla basketboldan bir adım daha uzaklaştı. Söylemeye çalıştığı kelimelerin ağırlığı altında ezildi, kalmak istemediği yerlere zincirlendi. Ruhuyla beraber hevesini de yitirdi.

Halbuki Sırbıstan'ın küçük bir şehri olan Vršac'in dar sokaklarında umarsızca top sektiren Darko, NBA'de oynamayı yalnızca uykuya dalmadan önce hayal ederdi. Nerden bilebilirdiki, bu acımasız sistemin onun hayallerine de balta vuracağını, onu en sevdiği şeyden uzaklaştıracağını...

Kaçımız hayal ettiği işlerde çalışıyor ki? Ancak ne zaman yeni bir işe girsek, heyecanlanıyor ve bunun hayatımızı nasıl değiştireceğini hayal ediyoruz. Bir süre sonraysa hayatta kalmak adına, hayallerimi askıya alıyor, düzenin içinde kaybolup gidiyoruz. Biz monotonlaşan dünyanın içersinde görünmez hala gelebiliyorsak, Milicic neden gelemesin ki? Savaşın içinden kendini çekip çıkarması başlı başına bir başarı değil midir? Sadece profesyonel bir sporcu diye en iyisi olmak zorunda mıydı?

Hangimiz gelmiş geçmiş en iyi muhasebeci, sigortacı, öğretmen veya mühendis olmak istiyoruz ki? Evet profesyonel sporlar ile diğer meslekler arasında farklar var. Haklısınız. Peki profesyonel sporlar sizin için gündelik bir işe dönüşürse? Yaptığınız işten keyif almamaya başladığınız da ne yapardınız?

Aynı Darko gibi, işten arda kalan vaktimizde gerçekten zevk aldığımız şeylere yoğunlaşır, işimizi de elimizden geldiğince kaybetmeme çalışarak, geçimimizi sağlayan bir eylem olarak görürdük. Basketbolu 9-5 arası çalıştığı bir iş olarak görmeye başlayan ve boş vakitlerinde ne yapacağını bilemeyen Milicic, kafasına esen herşeyi denemekte aradı çareyi. Balıkçılık ile bir süre kafasını dağıttı, ardından Kick-box'a ilgi duydu. Herkesten habersiz özel eğitmen tutarak, bu sporun inceliklerini öğrenmeye başladı.



Darko Milicic'in isteksizce sürdürdüğü basketbol kariyerinin içine girdiğimde, kendimi ister istemez Bertnard Russell'ın kaleme aldıklarını harika ve yalın bir dilde çeviren Şebnem Ertan'ın makalesinde buldum.

''Eğer insanların boş zamanlarında ne yapacaklarını bilmedikleri doğruysa, bu tamamen uygarlığımızın zorlamaları yüzündendir. Russell bunun çözümünü iki basamakta açıkladı. Öncelikle, zevk kavramının bizim iyiliğimiz için var olduğunu kabul etmeyi öğrenmemiz gerekir. Eğer çalışmak erdem ise, çalışmanın sonuçlarından keyif almak da dengeleyici bir erdem olmalı.''

Basketbol topunu her eline aldığında işkence çeken Darko, daha fazla dayanamaz hala geldi. 28 yaşında basketbol hayatına nokta koyan Milicic, ona keyif veren kick-box sporunda kariyer yapmayı denedi. Bir süre sonra ondan da vazgeçti. Son alınanan haberlere göre de; Darko Sırbistan'da bir çiftlik satın almış ve siz bu satırları okurken hayatın tadını çıkarıyor.

Bu arada Darko Milicic'in LeBron James'in hemen ardından 2. sırada seçilmesinin neden onun en büyük şansı olduğunundan bahsetmeyi unutuyordum az daha.

Henüz 18 yaşına adım atmayan Darko Milicic için bir çok otorite; onun NBA tarihine geçebilecek bir yeteneğe sahip olduğunu iddaa ettil. Belki de bu yeteneğe sahipti ancak bize hiç bir zaman gösteremedi. Fakat 2. sıradan seçilmeseydi bu kontratları alabilir veya ligde kalıcı olabilir miydi?

Darko Milicic, bizlere hep bir başarısızlık hikayesi olarak lanse edildi.

Lakin 11 yıllık NBA kariyerine bir göz atın Milicic'in.

Neredeyse hiç bir çaba harcamadan elde ettiği bir şampiyonluk yüzüğü ve 52 milyon dolarlık bir gelir. Lakabı ise ''The Human Victory Cigar'' yani ''Zafer Sigarasının İnsan Hali''.

Darko benim gözüme hiçte anlatıldığı gibi başarısız gözükmedi. Peki ya sizin?

Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 29.05.2022 17:36

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

NBA'in Kısa Tarihi


Geçtiğimiz günlerde Şampiyonlar Liginden ayrılıp kendi "elit" liglerini kurmak isteyen 12 büyük futbol kulübünün haberi dünya gündemini sarstı. Bu ekiplerin iddiasına göre Avrupa'nın "lider" kulüpleri, UEFA'nın hali hazırda büyük kulüplerin daha da semirmesini sağlayan yayın geliri dağılımından ve katılım şartlarından hoşnutsuzdu. "Büyükler" daha da fazlasını talep ederken bu fikrin çeşitli destekçileri hem kendi taraftarlarını ikna etmek, hem de kendilerine bir hedef belirlemek adına popülist bir söylem benimsediler:

NBA gibi bir oluşuma evrileceğiz.

Bu oluşuma öncülük eden ve 2021'in Ocak ayı itibarıyla 901 milyon euro borcu olan Real Madrid'in başkanlığını yapan Florentino Perez 2000'lerin başında "Los Galacticos" oluşumuna para dökmesiyle biliniyordu. Kulübün borcunu gittikçe arttırarak başarı hedefleyen kapitalist bir idareci profili taşıyan Perez, pek tabii ki kendisine destekçi bulmakta zorlanmadı. Kendisini destekleyen 12 takım arasında:

Son İngiliz ligi şampiyonluğunu 1961'de, herhangi bir kupayı en son 2008'de kazanmış Tottenham,
4 sezondur Şampiyonlar Ligine katılamayan ve son lig şampiyonluğunu 2004'de kazanan Arsenal,
Alex Ferguson'un emekliliğinin (2013) ardından 2 kere Şampiyonlar Ligi çeyrek finali gören ve ligi kazanamayan Manchester United,
30 yıl aradan sonra ilk şampiyonluğunu 2020'de kazanabilen Liverpool,
1891-2011 arasında 2 (iki) lig şampiyonluğu olan, Arap Emirliğinden Şeyh Mansur tarafından satın alınıncaya kadar uluslararası düzeyde pek varlık gösterememiş Manchester City,
Son lig şampiyonluğunu 2004'te, son şampiyonlar ligi kupasını 2007'de kazanmış, 2014-2020 arasında İtalya ligini 1 defa 5., 3 defa 6., 1'er defa da 7., 8. ve 10. bitirmiş A.C. Milan,
Son lig şampiyonluğunu ve Şampiyonlar Ligi kupasını 2010'da kazanmış, son 10 sezonda şampiyonlar ligine sadece 4 kez katılmış ve bunların 2'sinde grup aşamasında, 1'inde son 16 turunda, 1'inde de çeyrek finalde elenmiş Inter Milan,
2000-2002 arasını İspanya 2. liginde geçiren, son 20 yılda 1 şampiyonluğu olan Atletico Madrid,


gibi kulüpler vardı. Nitekim Real Madrid de 1966-1998 arasında Şampiyonlar Ligi kupasını müzesine götürememişti, Barcelona 1955'te kurulan Şampiyonlar Ligini 1992'ye kadar kazanamamıştı. Juventus ise şampiyonlar ligini 2 kere kazanmıştı ve sonuncusu bundan 25 yıl önceydi. Chelsea de, tıpkı Manchester City gibi, Roman Abramovich tarafından satın alınmadan önce İngiliz Ligini sadece 1 defa kazanabilmişti.

Tarih, ona hangi noktadan baktığınıza göre algınızı değiştirmenize sebep olabilecek özelliklere sahip kompleks bir kavramdır.

NBA ise Eski Kıta oyunu olan futboldan daha farklı dinamiklere sahip, çünkü kurulduğu ülke ve basketbol sporunun yayılışı itibarıyla farklı başlangıç koşullarına göre büyüdü ve olgunlaştı.

Yazımız basketbolun icadını, NBA'in oluşumunu ve kolej yapısının önemini ele alacak.

Başlayalım...



Basketbolun Oluşumu ve İlk Ligler


Britannica ansiklopedisi basketbol için ana akım sporlar arasında net biçimde Amerikan/Yeni Kıta kökenli olan tek spor tanımını yapar. Beden eğitimi öğretmeni James Naismith tarafından 1891'de icat edilen basketbol ilk önce Young Men's Christian Association (YMCA) okulunun çatısı altında oynanmıştır.

James Naismith ve 5 öğrencisinin de Kanadalı olması sebebiyle Kanada'daki eğitim kurumlarında erken dönemde yayılma fırsatı bulan basketbol oyunu çeşitli girişimciler aracılığıyla Fransa, Hindistan, Çin ve Japonya'da da gösteri maçları şeklinde tanıtılmıştır.

YMCA dışında basketbol oynayan ilk kolej 1893'te Vanderbilt Üniversitesi olmuştu. Hamline Üniversitesi, Minnesota A&M, Şikago Üniversitesi, Iowa Üniversitesi ve Yale gibi yükseköğretim kurumları da 19. yy sonlarında basketbol oynamaya ve kendi aralarında maçlar düzenlemeye başlamışlardı.

1897'de Amatör Spor Birliği, YMCA'den basketbolun genel sorumluluğunu devraldı, 1905'de üye sayısını 15'e çıkardı. Ulusal Spor Kolej Birliği (NCAA) adı altındaki forma 1909'da giren kolej düzeyindeki basketbol, 1939'da NCAA Erkekler Basketbol turnuvası adı altında oynanmaya başladı. Bu turnuva günümüzde de sürmektedir.

İlk Kolej Dışı Deneme


Kolej dışı basketbol oluşumlarından 1898'de Ulusal Basketbol Ligi (NBL) adıyla ABD'de başlayan basketbol organizasyonu sadece 6 takım içeriyordu. Dünyanın yüzölçümü en büyük 3. ülkesi olan ABD'de tabii ki ulusal düzeyde bir organizasyon geliştirmek 19. yy sonları ve 20. yy başları itibarıyla mümkün değildi. Nitekim bu ligin katılımcıları sadece New York ve çevresindeki bölgelerin takımlarıydı. NBL'nin ilk denemesi 1904 yılında sonlandırıldı.

Basketbolun tanınmasını artıran olaylar sırasıyla 1. ve 2. Dünya Savaşları ile beraber Amerikan Ordusundaki YMCA kökenli öğrencilerin ve kolej bitirmiş askerlerin bu sporu yabancı ülkelerde oynaması oldu. Örneğin basketbol sporunun kurucusu James Naismith de 1917-1919 yılları arasında askeriye çatısı altında Fransa'da yaşamış ve Fransa'da YMCA adına hem beden eğitimi ve basketbol öğretmiştir.



NBA'in Oluşumu


Kolej basketbolu 1909'dan 1939'da kadar çeşitli formatlarda devam edip özellikle üniversite öğrencileri ve mezunlarının desteğini topladı ve 1939'dan sonra NCAA erkekler basketbol turnuvası ile devam etti.

Profesyonel basketbol adınaysa 1904'te kapatılan NBL ile aynı adı taşıyan bir lig 1937'de kuruldu ve varlığını 8 yıl kadar sürdürdü. 1925-1955 arasında ise ABL adı altında bir lig de mevcuttu. Günümüzde alışkın olduğumuz mahalle veya şehir takımı formatındaki takımların Amerika'da yaygınlaşması için 1946'ya kadar gelmemiz gerekli.

2. Dünya Savaşının bittikten 1 yıl sonrası olan 1946 yılında Buz Hokeyi takımı sahipleri tarafından, ABD'nin kuzeydoğu, ortabatı eyaletleri ve Kanada'nın doğusunda kalan bölgeyi kapsayan yeni bir lig kuruldu ve bu lige Basketball Association of America (BAA) adı verildi. Bugün NBA tarihindeki ilk maç olarak kabul edilen maç da 1 Kasım 1946 tarihinde New York Knicks ile Toronto Huskies arasında Toronto kentinde oynandı.

1946'da 11 takımla başlayan BAA, 3 Ağustos 1949'da NBL'den gelen 6 takımı bünyesine katıp 17 adlı ilk ligi oluşturdu: Ulusal Basketbol Birliği (NBA).

Bu ligin kuruluşu olan 1946'dan beri günümüze kadar varlığını sürdürmüş iki takım da New York Knicks ve Boston Celtics'dir.

Profesyonel Basketbolun Kolejle İlişkisi


Oyuncular NBA'e 1947 yılından bu yana "draft" olarak bilinen oyuncu seçmeleriyle katılır. 2006 yılında yapılan düzenlemeye göre basketbolcuların liseden mezun olduktan sonra en az bir yıl geçmesi ve 19 yaşından büyük olmaları gerekmektedir.

Bildiğiniz üzere NBA gibi fiziksel ve mental gereksinimleri yüksek bir lige genelde kolejde belirli bir süre geçirmiş oyuncular dahil olur. Liseden direkt NBA'e katılansa sadece 41 sporcu mevcuttur. Bu oyuncular arasında LeBron James, Kobe Bryant, Dwight Howard, Kevin Garnett, Amar'e Stoudemire, Tracy McGrady, Tyson Chandler gibi önemli yıldızlar da mevcuttur.

NBA'e Farklı Ülkelerden Katılım


NBA'de Okyanusya kıtasından 30, Avrupa'dan 297, Asya'dan 22, Kuzey ve Güney Amerika'dan 153 ve Afrika'dan 62 oyuncu boy göstermiştir. Bu sporcular da NBA'e seçmeler (draft) yoluyla katılırlar.

Örneğin Sloven Luka Doncic 2018 yılında 1. tur 3. sıradan lige katılmıştır. Eski temsilcilerimizden Mehmet Okur 2001 yılında 2. tur 38. sıradan Detroit Pistons'a katılmıştır.

ABA ve Yenilikler


1940'lar, 50'ler ve 60'ların ortasına kadar nispeten rakipsiz olsa dahi pazar payını büyütmek isteyen çeşitli girişimcilerin desteğiyle Amerikan Basketbol Birliği (ABA) kuruldu ve başına Lakers efsanesi George Mikan geçti.

ABA organizasyonu izleyici kitlesini artırmak adına 3 sayı çizgisi fikrini benimseyerek oynandı. Bu organizasyon aynı zamanda lige katılım kuralı olarak NBA'e nazaran daha esnekti. 1969'a kadar oyuncuların NBA'e katılması için 4 yıllık kolej eğitimini tamamlaması gerekirken ABA'ya katılmak için lise mezuniyetinin üstünden bir yıl geçmesi yeterliydi. Spencer Haywood Hardship Rule olarak bilinen bu kural sayesindeönceki bölümde yer alan çeşitli lise mezunu oyuncuların ilerleyen yıllarda NBA'e katılabilmesinin önü açılmıştır.

ABA'in sahip olduğu bir diğer etkinlik de Smaç Yarışmasıdır.

NBA, ABA'nın yükselişini gördükten sonra 1976'da girişimde bulundu. Çeşitli oyun ve lig kurallarını kendi kullanımına da katan NBA organizasyonu ABA'daki takımların bir kısmını bünyesine direkt dahil ederken bazı şehirler için ilerleyen yıllarda farklı takımlar oluşturmuştur.

NBA'e direkt gelen takımlar arasında:

San Antonio Spurs
Indiana Pacers
Denver Nuggets
New Jersey Nets (New York Nets'den isim değişikliğiyle)


gibi ekipler mevcuttur. Utah, Dallas, Charlotte, New Orleans, Miami, Minnesota, Vancouver, Memphis, Washington ve Los Angeles gibi şehirlere de bu birleşimin ardından hukuki gereksinimler doğrultusunda yeni takımlar eklenmiştir.



NBA'in Büyümesi


1976 yılında ABA'nın NBA'e dahil edilmesinin ardında NBA rakipsiz hale geldi fakat buna rağmen ligin popülaritesi ve doğal olarak izlenme oranları tatmin edici düzeyde değildi. Daha önceleri sıklıkla dile getirildiği üzere NBA, 1980'lerin ortasına kadar dahi uyuşturucuyla mücadele etmek durumunda kalan bir organizasyondu.

Ligin popülaritesini artıran esas unsur Magic Johnson – Larry Bird özelinde oluşan Lakers – Celtics çekişmesi olduğu kadar Siyah – Beyaz mücadelesi de olmuştu. Nitekim bu mücadele sürerken lige katılan Michael Jordan, yıllar içinde oldukça büyüyüp adeta basketbol sporunun önüne geçecek, bir anlamda basketbolun "Ali"si olacaktı.

Jordan sonrası dönemde NBA'in Finaller düzeyinde, ABD içindeki ratingleri hiçbir zaman aynı düzeye ulaşmasa bile Jordan etkisi sporun global takip edilirliğini oldukça artırdı. Aşağıdaki görselde NBA Finallerinin izlenme oranlarının yıllara göre seyrini görebilirsiniz.

Görsel 1 – NBA Finalleri Yıllara Göre İzlenme Oranları


Özellikle Sovyetler Birliği'nin ve Yugoslavya'nın dağılmasının ardından bu bölgelerden gelen sporcuların, Avrupalı diğer ülkelerin basketbolcularıyla birlikte (örneğin Fransa, İspanya, Türkiye, Yunanistan, Almanya) NBA'de sıklıkla boy göstermesi sayesinde NBA kendisine yeni pazarlar yarattı.

NBA aynı zamanda Çin, Filipinler, Hong Kong gibi Asya ülkelerinde de tanıtım faaliyetleri yapmaktadır ve NBA Global Games adı altında geçtiğimiz yıllarda Londra, Paris, Mexico City ve Tokyo gibi şehirlerde normal sezon müsabakaları oynanmıştır.

NBA'in Tarihi ve Düşünceler


Yazıdan gördüğümüz üzere NBA, kolej düzeyinde yaygınlaşmış ve temelini bu zemine oturtmuş bir spor dalı olan basketbolun ABD'de yer alan en büyük profesyonel organizasyonudur. Yapısı itibarıyla diğer liglerle birleşerek büyüyen NBA'in tarihi boyunca paralel organizasyonlar oluşturup çatallanma değil, genelde birleşme ve gelişme yoluna gidilmiştir.

Bu süre zarfında lig temel olarak iki unsura dayanmıştır: kolejden gelen oyuncuların devamlılığı ve takımlar arası takas sistemi.

NCAA turnuvalarında boy göstermiş ve üniversite havası solumuş gençlerin sürdürülebilir kalitesine olan inanç, NBA'in profesyonel anlamda rekabetçi konuma gelmesine önayak olmuştur.

Takas sistemi ve maaş sınırı (salary cap) uygulamaları sayesindeyse NBA'de takımlar arasındaki denge uzun vadeli olarak korunabilmiştir. Takımların maaş harcaması 2020-2021 itibarıyla 109 milyon dolar mertebesinde kısıtlanmıştır. Bu seviyeyi aşan takımlar NBA'e lüks vergisi öderler.

NBA takımlarının bütçe veya gelir "sıkıntısı" da Avrupa'nın dev futbol kulüpleri gibi olmaz. Real Madrid Erling Haaland'ı transfer edebilmek için 300 milyon euro harcamak ister, oysa ki bir NBA takımının bir yıldız oyuncuyu takımına katması için ya takas metodunu kullanması gerekir, ya da oyuncunun boşa çıkmasını beklemesi gerekir.



Gelir Eşitsizliği


Avrupa Süper Ligi girişiminin arkasında yatan nedenlerin başında dev giderlere sahip futbol kulüplerinin gelirlerini sabitleme isteği yatmaktadır. Barcelona'nın 2020-2021 sezonu maaş gideri 238,513,600 milyon pound olarak gözükmektedir. Aynı değer Fenerbahçe için 45.8 milyon pound, 4 defa Şampiyonlar Ligini kazanmış Ajax için 29 milyon pound, Fransa Liginin mevcut lideri LOSC Lille için 25.2 milyon pound, Porto için 30.45 milyon pound, Olympiacos için 17 milyon pound mertebesindedir.

Ayrılık bildirisini imzalayan 12 kulübün hepsi de dünyanın en zengin 20 futbol kulübü arasındadır; fakat bu duruma rağmen Avrupa'lı köklü futbol kulüplerinin değeri ABD'nin dev spor kulüplerinin bir nebze olsun gerisindedir. Dünyanın en değerli 5 kulübünden 1'i NFL, 1'i MLB, 3'ü NBA kulüplerinden oluşmaktadır.

Globalizasyon, Avrupa Süper Ligini oluşturmak isteyen devlerin mevcut değerlerininin yanıltıcı olmasına sebep olmuştur. Artık sadece kendi ülkeleri içinden değil, Nijerya'dan, Filipinler'den, Kanada'dan veya Kolombiya'dan taraftarlara da sahip olan Manchester United ve benzerlerinin oluşturduğu "elitler", kendisini oluşturan ve değerli kılan özelliklerini ıska geçmiştir.

Futbol pek çok ülkede aristokrat – işçi gibi sınıf farklarından, Katolik – Protestan gibi din farklarından veya Sol – Sağ gibi politik ayrımlardan beslenerek büyümüş bir halk sporuyken basketbol ise eğitim kurumları içinde oluşmuş, üniversiteler arası müsabakalarla yaygınlaşmış ve diğer liglerle birleşerek büyümüş bir kolej sporudur.

Üniversiteler veya kolejler teorik olarak evrensel değerleri baz almış oluşumlardır, dolayısıyla gerek ekonomik planlama, gerek sistem/lig kurma ve yönetme, gerekse örgütlenip hak arama çabalarında daha kalifiye çıktılar üretebilirler.

Ligimizde Fenerbahçe Ülker forması da terletmiş Bogdan Bogdanovic geçtiğimiz günlerde bir tweet attı: "Futbolcular ve UEFA'nın oyuncular birliğini kurması için mükemmel bir zaman, (oyuncular birliği) NBA'in dünyanın en büyük spor organizasyonu olmasının nedenlerinden biri".

Oyuncular Birliği sayesinde basketbolcular 1998'de ve 2011'de greve gidebilmiştir ve yine bu sebeptendir ki NBA, NFL gibi başka Amerikan organizasyonlarına göre daha ilerici olabilmiştir. Afro Amerikalı sporcuları bünyesinde daha yoğun biçimde barındıran NBA, yeri geldiğinde "Black Lives Matter" gibi hareketlere destek olmuştur.

NBA paydaşlarına eşit mücadele hakkı sunar oysa UEFA, zenginin semirip daha az gelire sahip olanı ezmesi için zemin hazırlamıştır.

Sonuç


Hepimizin ilgiyle takip ettiği NBA, oldukça iyi tasarlanmış bir organizasyon olup sahip olduğu kolej kökenleri sayesinde bilgi birikimi yüksek bir oyuncu-teknik kadro ve yönetim ağına sahiptir. 75 yıllık tarihinde sadece 5 komisyonerin başkanlığında yürümüş NBA, organizasyonel başarısını basketbolcu ve birey yetiştiren Kolejlere, iyi tasarlanmış bir gelir dağılımına, doğru işleyen takas mekanizmasına ve akılcı yollarla yürütülen pazarlama stratejilerine borçludur.

Avrupa Futbolu NBA gibi bir organizasyonel yeterliliğe şovun düzeyini artırarak değil, ancak rekabetin düzeyini artırarak ulaşabilir. Tabii popülizmden başını kaldıracak fırsatı bulabilirse.

Örnek aldığımız kimseleri ve taraftarlığını yaptığımız oluşumları daha iyi tanımamız dileğiyle...

Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 29.05.2022 17:37

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Atlanta Hawks


Gelenler: Delon Wright (Kings) | Trae Young (5 sene $207M), John Collins (5 sene $125M), Solomon Hill (1 sene), Gorgui Dieng (1 sene $4M – Spurs), Lou Williams (1 sene $5M)

Gidenler: Kris Dunn + Bruno Fernando + 2023 2. tur draft hakkı (Celtics) | Tony Snell (1 sene – Blazers)

Boston Celtics


Gelenler: Al Horford + Moses Brown + 2025 2. tur draft hakkı (Thunder) | Kris Dunn + Bruno Fernando + 2023 2. tur draft hakkı (Hawks) | Dennis Schroder (1 sene $5.9M – Lakers), Josh Richardson (Mavericks), Enes Kanter (1 sene – Blazers), Marcus Smart (4 sene $77M)

Gidenler: Kemba Walker + 2021 16. draft hakkı + 2025 2. tur draft hakkı (Thunder) | Tristan Thompson (Kings) | Moses Brown (Mavericks) | Evan Fournier (4 sene $78M – Knicks), Semi Ojeleye (1 sene – Bucks)

Brooklyn Nets


Gelenler: Jevon Carter + 2021 29. draft hakkı (Suns) | Kevin Durant (4 sene $198M), Bruce Brown (1 sene $4.7M), Blake Griffin (1 sene), James Johnson (1 sene – Pelicans), Patty Mills (2 sene $12M – Spurs), DeAndre Bembry (1 sene – Raptors)

Gidenler: Landry Shamet (Suns) | Spencer Dinwiddie (3 sene $60M – Wizards), Chris Chiozza (1 sene – Warriors), Jeff Green (2 sene $10M – Nuggets)

Charlotte Hornets


Gelenler: Mason Plumlee + 2021 37. draft hakkı (Pistons) | 2022 korumalı 1. tur draft hakkı (Pelicans) | Ish Smith (2 sene $9M – Wizards), Kelly Oubre (2 sene $26M – Warriros)

Gidenler: 2021 57. draft hakkı (Pistons) | Devonte Graham (4 sene $47M – Pelicans) | Malik Monk (Lakers), Cody Zeller (1 sene – Blazers)

Chicago Bulls


Gelenler: Lonzo Ball (4 sene $85M – Pelicans) | DeMar DeRozan (3 sene $85M – Bulls) | Al-Farouq Aminu ($10.2M oyuncu opsiyonu), Lauri Markkanen (sınırlı serbest), Alex Caruso (4 sene $37M – Lakers), Tony Bradley (2 sene – Thunder)

Gidenler: Tomas Satoransky + Garrett Temple + 2. tur draft hakkı (Pelicans) | Thaddeus Young + Al-Farouq Aminu + 1. tur draft hakkı + 2 2. tur draft hakkı (Bulls) | Ryan Arcidiacono ($3M takım opsiyonu), Daniel Theis (4 sene $36M – Rockets)

Cleveland Cavaliers

Gelenler: Ricky Rubio (Timberwolves)  | Jarret Allen (5 sene $100M)

Gidenler: Taurean Prince + 2022 2. tur draft hakkı (Timberwolves) | Isaiah Hartenstein ($1.8M oyunucu opsiyonu)

Dallas Mavericks


Gelenler: Moses Brown (Celtics) | Luka Doncic (5 sene $207M), Tim Hardaway Jr. (4 sene $74M), Boban Marjanovic (1 sene ?), Willie Cauley-Stein ($4.1M takım opsiyonu), Sterling Brown (2 sene $6.2M – Rockets), Reggie Bullock (3 sene $30.5M – Knicks)

Gidenler: Josh Richardson (Celtics)

Denver Nuggets


Gelenler: Will Barton (2 sene $32M), JaMychal Green (2 sene $17M), Jeff Green (2 sene $10M – Nets), Austin Rivers (1 sene)

Gidenler: JaVale McGee (1 sene $5M – Suns)

Detroit Pistons


Gelenler: 2021 57. draft hakkı (Hornets) | Kelly Olynyk (3 sene $37M – Rockets), Cory Joseph (2 sene $10M), Trey Lyles (2 sene $5M – Spurs)

Gidenler: Mason Plumlee + 2021 37. draft hakkı (Hornets) | Wayne Ellington (1 sene – Lakers)

Golden State Warriors


Gelenler: Stephen Curry (4 sene $215M), Kevon Looney ($5.1M oyuncu opsiyonu), Otto Porter Jr. (Magic), Nemanja Bjelica (1 sene – Heat), Andre Iguodala (1 sene – Heat), Chris Chiozza (1 sene – Nets) | 2. tur draft hakkı (Jazz)

Gidenler: Kent Bazemore (1 sene – Lakers), Kelly Oubre (2 sene $26M – Hornets) | Eric Paschall (Jazz)

Houston Rockets


Gelenler: 2021 16. draft hakkı (Thunder) | David Nwaba (3 sene $15M), Daniel Theis (4 sene $36M – Bulls)

Gidenler: 2 1. gelecek tur draft hakkı (Thunder) | Avery Bradley ($5.9M takım opsiyonu), Sterling Brown (2 sene $6.2M – Mavericks), Kelly Olynyk (3 sene $37M – Pistons)

Indiana Pacers


Gelenler: 2021 22. draft hakkı (Wizards) | TJ McConnell (4 sene $35.2M), Torrey Craig (2 sene $10M – Suns)

Gidenler: Aaron Holiday + 2021 31. draft hakkı (Wizards) | Doug McDermott (3 sene $42M – Spurs)

Los Angeles Clippers


Gelenler: Eric Bledsoe (Grizzlies) | Kawhi Leonard (4 sene $176M), Serge Ibaka ($9.7M oyuncu opsiyonu), Nicolas Batum (2 sene), Reggie Jackson (2 sene $22M), Justise Winslow (2 sene – Grizzlies)

Gidenler: Patrick Beverley + Rajon Rondo + Daniel Oturu (Grizzlies)


Los Angeles Lakers


Gelenler: Russell Westbrook + 2024 2. tur draft hakkı + 2028 2. tur draft hakkı (Wizards) | Taylor Horton-Tucker (3 sene $32M), Trevor Ariza (1 sene – Heat), Wayne Ellington (1 sene – Pistons), Dwight Howard (Sixers), Kent Bazemore (1 sene – Warriors), Carmelo Anthony (1 sene – Blazers), Malik Monk (Hornets), Kendrik Nunn (2 sene $10M – Heat)

Gidenler: Kyle Kuzma + Montrezl Harrell + Kentavious Caldwell-Pope + 2021 22. draft hakkı (Wizards) | Alex Caruso (4 sene $37M – Bulls), Ben McLemore (Blazers), Andre Drummond (1 sene – Sixers), Markieff Morris (1 sene – Heat), Alfonzo McKinnie (serbest), Dennis Schroder (1 sene $5.9M – Celtics)

Memphis Grizzlies


Gelenler: Steven Adams + Eric Bledsoe + 2021 10. ve 40. draft hakkı + 2022 korumalı 1. tur draft hakkı (Pelicans) | Sam Merrill + 2 2. tur draft hakkı (Bucks) | Patrick Beverley + Rajon Rondo + Daniel Oturu (Clippers)

Gidenler: Jonas Valanciunas + 2021 17. ve 51. draft hakkı (Pelicans) | Grayson Allen (Bucks) | Eric Bledsoe (Clippers) | Justise Winslow (2 sene – Clippers)

Miami Heat


Gelenler: Jimmy Butler (4 sene $184M), Duncan Robinson (5 sene $90M), Goran Dragic ($19.4M takım opsiyonu), PJ Tucker (2 sene $15M – Heat), Kyle Lowry (3 sene $90M – Raptors), Dewayne Dedmon (1 sene), Gabe Vincent (2 sene $5M), Markieff Morris (1 sene – Lakers), Victor Oladipo (1 sene), Ömer Yurtseven (2 sene), Udonis Haslam (1 sene $2.6M)

Gidenler: Andre Iguodala (1 sene – Warriors), Trevor Ariza (1 sene – Lakers), Nemanja Bjelica (1 sene – Warriors), Kendrick Nunn (2 sene $10M – Lakers)

Milwaukee Bucks


Gelenler: Bobby Portis (2 sene $9M), Semi Ojeleye (1 sene – Celtics), Rodney Hood (Raptors), George Hill (2 sene $8M – Sixers) | Grayson Allen (Grizzlies) | Thanasis Antetokounmpo (2 sene)

Gidenler: Bryn Forbes ($2.5M oyuncu opsiyonu – Spurs), PJ Tucker (2 sene $15M – Heat) | Sam Merrill + 2 2. tur draft hakkı (Grizzlies)

Minnesota Timberwolves


Gelenler: Taurean Prince + 2022 2. tur draft hakkı (Cavaliers)

Gidenler: Ricky Rubio (Cavaliers)

New Orleans Pelicans


Gelenler: Jonas Valanciunas + 2021 17. ve 51. draft hakkı (Grizzlies) | Tomas Satoransky + Garrett Temple + 2. tur draft hakkı (Bulls) | Devonte Graham (4 sene $47M – Hornets) | Josh Hart (3 sene $38M), Willy Hernangomez (3 sene)

Gidenler: Steven Adams + Eric Bledsoe + 2021 10. ve 40. draft hakkı + 2022 korumalı 1. tur draft hakkı (Grizzlies) | Lonzo Ball (4 sene $85M – Bulls) | 2022 korumalı 1. tur draft hakkı (Hornets) | James Johnson (1 sene – Nets)

New York Knicks


Gelenler: Julius Randle (4 sene $117M), Mitchell Robinson ($1.8M oyuncu opsiyonu), Nerlens Noel (3 sene $32M), Alec Burks (3 sene $30M), Evan Fournier (4 sene $78M – Celtics), Derrick Rose (3 sene $43M), Taj Gibson (1 sene $2.7M), Kemba Walker (serbest – Thunder), Dwayne Bacon (Magic)

Gidenler: Norvel Pelle (serbest), Reggie Bullock (3 sene $30.5M – Mavericks), Elfrid Payton (1 sene – Suns)

Oklahoma City Thunder


Gelenler: Kemba Walker + 2021 16. draft hakkı + 2025 2. tur draft hakkı (Celtics) | Derrick Favors + 1. tur draft hakkı (Jazz) | 2 1. gelecek tur draft hakkı (Rockets) | Mike Muscala (2 sene $7M), Shai Gilgeous-Alexander (5 sene $172M)

Gidenler: Al Horford + Moses Brown + 2025 2. tur draft hakkı (Celtics) | 2. tur draft hakkı (Jazz) | 2021 16. draft hakkı (Rockets) | Kemba Walker (serbest – Knicks), Tony Bradley (2 sene – Bulls)


Orlando Magic


Gelenler: Robin Lopez (1 sene – Wizards)

Gidenler: Otto Porter Jr. (Warriors), Dwayne Bacon (Knicks)

Philadelphia 76ers


Gelenler: Joel Embiid (4 sene $196M), Furkan Korkmaz (3 sene $15M), Andre Drummond (1 sene – Lakers), Danny Green (2 sene $20M)

Gidenler: Dwight Howard (Lakers), George Hill (2 sene $8M – Bucks)

Phoenix Suns


Gelenler: Landry Shamet (Nets) | Chris Paul (4 sene $120M), Cameron Payne (3 sene $19M), JaVale McGee (1 sene $5M – Nuggets), Abdel Nader (2 sene $4.2M), Elfrid Payton (1 sene – Knicks)

Gidenler: Jevon Carter + 2021 29. draft hakkı (Nets) | Chris Paul ($44.2M oyuncu opsiyonu), Torrey Craig (2 sene $10M – Pacers)

Portland Trail Blazers


Gelenler: Norman Powell (5 sene $90M), Derrick Jones ($9.7M oyuncu opsiyonu), Cody Zeller (1 sene – Hornets), Ben McLemore (Lakers), Tony Snell (1 sene – Hawks)

Gidenler: Zach Collins (3 sene $22M – Spurs), Carmelo Anthony (1 sene – Lakers), Enes Kanter (1 sene – Celtics)

Sacramento Kings


Gelenler: Tristan Thompson (Celtics) | Terrence Davis (2 sene), Moe Harkless (2 sene $9M), Alex Len (2 sene – Wizards), Richaun Holmes (4 sene $55M)

Gidenler: Delon Wright (Hawks) | Hassan Whiteside (1 sene – Jazz)

San Antonio Spurs


Gelenler: Thaddeus Young + Al-Farouq Aminu + 1. tur draft hakkı + 2 2. tur draft hakkı (Bulls) | Doug McDermott (3 sene $42M – Pacers), Zach Collins (3 sene $22M – Blazers), Bryn Forbes (Bucks)

Gidenler: DeMar DeRozan (3 sene $85M – Bulls) | Gorgui Dieng (1 sene $4M – Hawks), Trey Lyles (2 sene $5M – Pistons), Rudy Gay (2 sene $12.1M – Jazz), Patty Mills (2 sene $12M – Nets)

Toronto Raptors


Gelenler: Gary Trent Jr. (3 sene $54M), Sam Dekker (Turk Telekom), Khem Birch (3 sene $20M)

Gidenler: Kyle Lowry (3 sene $90M – Heat), Rodney Hood (Bucks), Aron Baynes (serbest), DeAndre Bembry (1 sene – Nets)


Utah Jazz


Gelenler: 2. tur draft hakkı (Thunder) | Eric Paschall (Warriors) | Mike Conley Jr. (3 sene $72.5M), Rudy Gay (2 sene $12.1M – Spurs), Hassan Whiteside (1 sene – Kings)

Gidenler: Derrick Favors + 1. tur draft hakkı (Thunder) | 2. tur draft hakkı  (Warriors)

Washington Wizards


Gelenler: Kyle Kuzma + Montrezl Harrell + Kentavious Caldwell-Pope + 2021 22. draft hakkı (Lakers) | Aaron Holiday + 2021 31. draft hakkı (Pacers) | Spencer Dinwiddie (3 sene $60M – Nets), Raul Neto

Gidenler: Russell Westbrook + 2024 2. tur draft hakkı + 2028 2. tur draft hakkı (Lakers) | 2021 22. draft hakkı (Pacers) | Alex Len (2 sene – Kings), Robin Lopez (1 sene – Magic), Ish Smith (2 sene $9M – Hornets)



Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 03.06.2022 10:11

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar


Yorgun Savaşçılar




İzleyenler bilirler, Amerika Bileşik Devletleri'nde bir sporun "spor" olarak kabul görebilmesinin öncelikli kuralı, kitleler tarafından izlenebilmesidir. Kitleler tarafından izlenebilmesi için de öncelikli kuralı rekabetçi, eğlenceli ve pazarlanabilir olmasıdır. NBA'in tüm dünyada kabul görmüş ve izlenen bir spor kurumu olmasında da aslında bu Amerikan mantığı yatıyor. Organizasyonların her zaman birbiriyle rekabet edebileceği bir zemin olması bir etken. Draft pick'ler ve maaş sınırlamaları ile takımların güçleri belli ölçüde denk tutulmaya çalışılıyor. Gerek her maçtaki devre arası şovları, gerekse yıl içerisindeki All-Star gibi etkinlikler ile izleyiciye sürekli olarak eğlenebileceği unsurlar veriliyor. Son olarak da pazarlanabilirliğin en önemli faktörü pek tabii ki süper yıldızlar.

Süper yıldız dediğimiz kavramlar NBA gibi organizasyonların reklamlarını yaparken kullandıkları yüzler olması sebebiyle NBA açısından çok önemli. NBA'in dünya üzerinde belki de bu kadar bilinir olmasının temel sebeplerinden biri, 1980'lerin sonundan itibaren idolleşen isimlerin, uluslararası spor markalarının desteğini arkasına alması. Bu destek aslında boşu boşuna olan bir destek değil tabii ki, milyarlarca dolarlık bir spor markası olarak ürünlerinizi sadece ABD'de mi satmak istersiniz, yoksa bu satışı aynı zamanda 3 milyarlık bir Asya pazarında da satmak işinize gelir mi? Bunun sonucunda, bilinirliğinin üst seviyelere çıkması, dünya çapında sporseverlerin bu süper yıldızların performanslarından etkilenerek sürekli bir takip beklentisi içerisinde olması ve dolayısıyla bu "idol"lerin basketbolun kimliğinden ayrı olarak birer marka haline gelmesinin NBA'e olan katkısıdır. Marka haline gelmekten kasıt aslında iki türlü. Bahsettiğimiz şey, Michael Jordan gibi sözlük manası ile bir marka haline gelmek anlamına gelebiliyor kimi zaman. Lisede Air Jordan giyen çocuğun 90'larda yaptığı inanılmaz karizmayı yaşıtlarım hatırlıyor, değil mi? Öte yandan, "marka haline gelmek", tarz ve temsil ettiği değerler ile bilinirliğinin artması demek oluyor aslında. Saçlarını aynı onun gibi ören gençlere ilham veren Allen Iverson ya da tek pota maçlarda fade away atılmaya çalışılan her basketten sonra akla geliveren Dirk Nowitzki esameleri gibi. Kıssadan hisse, NBA bugün 7 kıtada milyarlarca insan tarafından izlene gelen bir organizasyon.

Tartışmaya açık olmakla birlikte, otuz küsür takımın her birinin minimum 82 maç yaptığı bir sezonla, izleyiciye en çok "spor" vaad eden organizasyon olmasına rağmen, bu izlenilirliğin aslan payı bu "spora doymak" değil. Aslında sizin sahada görmek istediğiniz, o sporun en üst noktasındaki, diğer alelade ölümlü basketbolculara Olympos dağının tepesinden bakan spor ilahları bu arenayı bu kadar izlenir kılan.

Dolayısıyla, NBA için yıl boyunca kendini kayda değer kılabilmenin en önemli unsuru, bahsettiğimiz süperstarların, "Abi işte bilmemkimin maçı var da şunun takımı" cümlesindeki şu'ların sahada olması ve izlenme oranlarını arttırması oluyor. Aslında mantık çok basit; köfte ekmeği meşhur bir yere gittiğinizde, köfte ekmeğin içinde köfte yoksa, geri kalan marulu veya domatesi veya mayonezi tüketip de tatmin olma olasılığınız sıfıra yakınsıyor. Burada köfteden kasıt bir Lebron James, bir Kawhi Leonard, bir Russell Westbrook tabii ki. Dolayısıyla NBA için ticari olarak belki de can damarı demek, her gün en az bir süper starı televizyon başında / spor salonunda izleyebilmeniz. Bunun gerçekleşmesi için de NBA elinden geleni ardına koymuyor açıkçası. Nihayetinde, bu senenin belki de saha dışında en çok konuşulan meselesine geliyor konu; süper starlar sezon boyunca bazı maçlarda dinlendirilmeli mi? Bu ne kadar doğru? Ne kadar yanlış?



NBA Bu Konuda Ne Diyor?



Aslına bakarsanız konunun NBA yönetimi açısından ne anlama geldiğini daha yazının en başından beri söylüyoruz: NBA sezon içerisinde oyuncu dinlendirmeye karşı. 20 Mart öğleden sonrasında NBA Başkanı Adam Silver, bütün takım sahiplerine gönderdiği bir uyarı notunda, "Ulusal kanallarda yayınlanacak maçlardan evvel takım yıldızlarını dinlendireceğini NBA yetkililerine bildirmeyen takımlara ciddi ve katı yaptırımlar uygulanacağını" belirtti. Bu uyarı, 11 Mart'taki Spurs maçında Curry, Thompson, Green ve Iguodala'yı dinlendiren Warriors ve bir hafta sonrasonda da Clippers karşısında Big 3'yi dinlendiren Cavaliers'ın mevzubahis hareketlerinden sonra geldi. Peki, bu bahsedilen yaptırım ne kadar ciddi olabilir? Bu yaptırıma bir örnek olarak, o zamanın NBA Başkanı David Stern, 2012 yılında, Heat karşısında Duncan, Ginobili, Parker ve Danny Green'i dinlendiren Spurs takımına 250,000 Dolar gibi akla ziyan bir para cezası uygulamıştı. Bütçelerin hem NBA, hem de finansal denetim ve muhasebe firmaları tarafından çok sıkı şekilde incelenip belli sınırlar içerisinde tutulduğu NBA gibi bir organizasyonda, bu meblağ yenilir yutulur bir tutar değil. Bu kadar ağır cezalar verilmesinin temel sebebi de pek tabii ki potansiyel maddi kayıplar. Bunların içerisinde, süper starların olmadığı maçların izlenme oranlarının düşmesi ile birlikte düşen reklam gelirleri, sponsorların tepkileri, taraftarların huzursuzluğu ile düşen bilet kazançları, uluslar arası yayın gelirlerindeki düşüş gibi belki de onlarca kalem sayılabilir.

Şahsi görüşümü katarak söylüyorum, çok büyük bir yetenek ve belki de son 20 yılın en zeki uzunu olmasına rağmen, belki de Çinli değil de İngiliz olsa, Yao Ming'in göreceği ilgi düzeyini şöyle bir aklınızdan geçirin.

Sonra da NBA'e adım atması ile birlikte NBA'in ona gösterdiği ilgiyi ve daha ilk maçında onu süper star kategorisinde pazarlamasını düşünün. Sebebi çok basit; Çin gibi 2 milyar insanın yaşadığı bir pazar NBA için inanılmaz iştah kabartıcı ve bu pazara hitap edebilmek için de ellerinden geleni yaptılar. Düşünün, adam emekli olalı kaç sene oldu, hala NBA TV'de Yao belgeseli, sonra Yao vs Shaq röportajları, sonra klasik NBA maçlarında Yao şu kadar sayı attıydı maçı. Yahu adamlar sırf pazara hitap edebilmek için Çin yeni yılını 2 ay boyunca kutlayan reklamlar döndürdüler, düşünün bu sporun ticari yanının NBA için önemini!

Oyuncular Açısından Dinlenmenin Önemi



Dolayısıyla oyuncu dinlendirmeye NBA yönetiminin bakış açısını anlamış bulunuyoruz. Peki, asıl aktörler bu konuda ne düşünüyor? Misal, dinlendirilen taraf olarak oyuncuların bu konudaki bakış açısı ne? Veyahut da, bu dinlendirmenin onlar açısından yararı ne ölçüde de, koçlar yer geldiğinde bu yola başvuruyor?

İşin bilimsel yönüne bakılacak olursa, istatistiki açıdan, arka arkaya günlerde oynanan deplasman maçlarında oyuncuların, evlerinde oynadıkları maçlara göre tam yüzde 350 daha fazla sakatlandıkları gözlemlenmiş. Normal sezona 82 maç sıkıştırmaya çalışan NBA yönetimi, takımları deplasman turlarına çıkararak yeri geldiğinde 13 günde 8 maç gibi, biz ölümlülerin imkansız gözüyle baktığı bir tempoya maruz bırakıyorlar.

Bir de bu kadar sık maç yapmanın yanında, 13 günde 8 farklı şehire alışmak gibi bir sıkıntınız olabiliyor. Binlerce metre yükseklikte Denver'da buz gibi havada maç yapan bir takım, ertesi gün 35 derece sıcakta Los Angeles takımlarına misafir oluyor, yetmiyor, iki gün sonra Minnesota eyaletinde Karlı Kayın Ormanı'nı arıyor. Bu ölçekteki basınç, sıcaklık ve ortam değişiklikleri de oyuncuları bir hayli zorluyor. Bahsettiğimiz dinlendirme maçlarını dikkate alırsanız, ekseriyetle hemen hepsinin deplasman turnelerinin ya başında ya da başına yakın zamanlarda olduğunu görürsünüz. Tüm bu etmenler göz önüne alındığında, sporcu sağlığı bağlamında, dinlendirme kavramı bir lüksten ziyade, bir zorunluluğa dönüşebiliyor. Jazz karşısında 38 dakika sahada kalıp 33 sayı 10 rebound 6 assist yapan Lebron James, maçtan sonra artan ağrıları ve yorgunluğu sebebi ile ertesi günkü Clippers maçında dinlenmek isteyebiliyor, bu konuda görüşü alınan takımın tıbbi danışmanları da bu öneriyi destekleyebiliyor (James'in bu sene Lowry'den sonra tüm NBA'de en çok süre alan oyuncu olduğunu da ekstra belirtelim). Ve bu karar da dolayısıyla, tamamıyla mantıklı olabiliyor. Nihayetinde, kayda değerliğini yitirmemek adına pazarlanabilirlik ile yürüyen bir makina yaratan NBA yönetimi, yakıtını da oyuncuların sağlığını göz ardı ederek izlenme paylarından almaya çalışıyor anlayacağınız.

Bu konuda Kyrie Irving'in hem oyuncu sağlığı, hem değişen şartlar, hem de sezon hedeflerini birleştiren bir görüşü oldu kısa zaman öncesinde, "Dinlenmenin ne kadar önemli olduğunu size anlatamam. Bizden evvelki senelerde 82 maç oynayan veteranlar oldu ve onların da kendilerince görüşleri var fakat zaman artık değişti. Vücudunuzu akıllı bir şekilde korumak ve sezon sonunda varmak istediğiniz yer asıl önemli şey. Biz bir şampiyonluk, bir play-off yarışı içerisindeyiz" dedi.

Koçların Bakış Açısı



Öte yandan oyuncuların dinlendirilmesi daha evvelinde de birçok kez karşılaştığımız bir konu ve bu konuda da en çok bilinen isim Koç Pop. Spurs takımı, oyuncularını sezonun değişik zamanlarında dinlendirmesi ile bilinen bir takım. Bunu o kadar tepkilere aldırışsız şekilde yaptılar ve yapıyorlar. 2012 senesinde 76'ers'a karşı 93-76 kazandıkları maçta (76'ers'a 76 sayı izni vermek tam Spurs'lük bir olay), Tim Duncan'ı "yaşlı" olduğu gerekçesi ile oynatmamışlardı. Spurs'un kadro kağıdında isminin yanında DND/did not dress – old yazmaktaydı, bu da o zamanın basketbol çevrelerinde sağlam bir eğlence malzemesi olarak ele alınmıştı. O maçta kenarda oturan Duncan'ın, doğasına tamamen zıt bir şekilde teknik faul alması da çok ayrı bir enstantanedir.



Konuya geri dönmek gerekirse, dinlendirme mantalitesi yer etmiş olmasına rağmen, Spurs'ün bu uygulamasının mimarı Koç Pop'ın, izleyicilerin dinlenen oyuncuları izleyemediklerinde yaşadıkları hayal kırıklıkları hususunda empatik davrandığını da eklemek lazım. "Bir şekilde orta yolu bulacağız. Elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz çünkü bu bir eğlence aracı. Basketbolu seviyoruz ve işimiz bu. Bu açıdan bakıldığında en saf duygulara sahibiz. Ama (bu sektörden ekmek yiyenler için) maaşların nasıl ödendiğini de biliyoruz. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler'den çok daha iyi bir şekilde bir araya gelip anlaşacağız." diyerek dinlendirme konusunun ve bunun izleyiciler ve NBA yönetimi ile oyuncular/koçlar arasında bir husumete yol açtığının farkında olduğunu ve bir orta yolun bulunması gerekliliğini de gördüğünü belirtiyor Popovich.

Bu İşin İçinden Nasıl Çıkılacak?



Peki, bu sorunun mevcut bir çözümü var mı? Aslına bakarsanız var ve bunu da daha önce de belirttiğimiz gibi David Stern daha öncesinde uyguladı, "Ali kıran baş kesen" yöntemi ile takımları oyuncularını dinlendirmekten men edip, aksini uygulayanlara para cezası vb. yaptırımlar uygularsınız. Ancak bunun uzun vadede NBA'e geri dönüşünün çok sağlıklı olmayacağı da aşikâr. Dinlenmesinin uygun düşeceği bir maçta dinlenmemesinden ötürü kalıcı bir sakatlık yaşayıp pazarlama değerini sonsuza kadar kaybeden Lebron James gibi bir süperstar, izlenme oranlarında çok büyük bir düşüşe sebep verecektir. Buna ek olarak, ABD'de, ülkemizdeki örneklerinden çok daha aktif bir şekilde çalışıp oyuncu özlük haklarını koruyan bir oyuncular sendikası mevcut. ABD gibi, iddiaların gerçekliğinden ziyade medyatikliği ve dramatikliği üzerinden değerlendirmelerin yapıldığı bir hukuk sisteminde, sakatlanan oyuncuların yaşadığı kayıpları tanzim etmenin peşini bırakmayacak bir oyuncular sendikası, NBA'in bu konuda kesin yaptırımlar almasını, en azından uzun vadede engelliyor.

İkinci yöntem ise normal sezon maç sayılarını azaltmak. Bu durum da, NBA yönetiminin, defalarca söylediğimiz üzere en büyük çekincesi olan, olası maddi kayıplardan ötürü belki de hiç ama hiç yanaşmayacağı bir seçenek olarak duruyor masada. Çok fazla üzerinde düşünülecek bir yöntem değil. Az maç, az gelir. "Adam Silver dislikes your comment."

Üçüncü seçenek ise NBA yönetiminin daha fazla ayak diretmemesi ve oyuncu dinlendirmeyi kabul edilebilir bir uygulama olarak serbest bırakması olacak. Seneler boyunca belli aralıklarla dinlendirilen bir Duncan'ı neredeyse 45 yaşına kadar dünya gözüyle en az iki nesil izleyip kendine idol olarak seçebildi. Normal sezon maçlarının yüzde 6,5'ini dinlendirilerek geçiren Lebron James'i, ilerlemiş yaşına rağmen hala en çabuk, en güçlü ve en dominant haliyle izleyebiliyoruz.

Sonuç olarak, Popovich'in de dediği üzere, bütün tarafların belli ölçüde fedakarlıklar yapmak durumunda olduğu bir an gelecek. Belli faktörlerden ötürü NBA'in yapısını değiştirmenin neredeyse imkansız olduğu bir gerçek.

Ancak taraftarların da, dinlenen oyuncuları "zayıf" veya "korkak" olarak yaftalamadan önce, onların da bizim gibi kas dokusu ve kemiklerden oluşan vücutlara sahip, mesleğini vücutları ile idame ettiren ve iş bu vücudu koruyarak aslında akılcı, mantıklı ve uzun vadede her kesim için faydalı bir eylemde bulunan insanlar, evet, "insan"lar olduğunu kabul etmesi gerekiyor.

Kabul etmek gerekir ki, televizyonu açtığınızda izlemek istediğiniz kişi Boris Diaw, Corey Brewer ya da herhangi bir üçüncü rotasyon oyuncusundan ziyade Kawhi Leonard, Russell Westbrook, LeBron James ya da Kyrie Irving. Ancak, her reklam arasında çarşaf çarşaf "NBA Cares" diyip, organizasyondaki bireylerin insan yaşamına ne kadar güzide şekilde değer verdiğini, bunların yaşam kalitesini yükseltmek için ellerinden geleni yaptığını gösterirken, bir yandan da organizasyona tüm değerini veren "emekçi"lerini robot gibi çalıştırmak da, nasıl desem, en hafif tabiri ile ironi, daha az hafif bir tabir ile iki yüzlülük oluyor.



Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021