İçeriğe geç

| Julya & Irina Yalenchka |

+55 869 yanıt 25,293 görüntülenme Açan BiA ·

/// Konu sahibinin mesajları Yalnız konuyu açan kişinin mesajları. Bulunduğun yerden ileri doğru.

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 06.06.2022 10:35

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Gençler Neden Göçer?


Herhangi bir spor dalı, belirli demografik gruplardan gelen insanlar tarafından neden tercih edilir?

Kuzey Amerika'daki 4 büyük lig içinde en büyük Afroamerikalı sporcu oranına sahip olan lig NBA'dir ve bu durum bize iki aşamalı bir incelemeyi zorunlu kılar.

Birinci aşamada NBA'in MLB (beyzbol) ve NFL (Amerikan futbolu) karşısındaki üstünlüğünü açıklamamız gereklidir.

İkinci aşamaysa demografinin spora olan sirayetini içermelidir. Bu başlık kademeli olarak politikayı, Amerika'nın kölelik geçmişini ve toplumsal hareketlerini açıklarken bir Türk genci için de iki önemli soruyu hazırlar:

Bir grup insan, neden doğup büyüdüğü toprakları terk eder?

Bağ kurulan kahramanlar artık neden topraklarımızdan yetişmiyor?

Fırsat Eşitliği


Fransız diplomat Alexis de Tocqueville Amerika'da Demokrasi adlı eserinde ABD'nin kuruluşunu sağlayan ve ona dinamizmini veren unsur olarak fırsat eşitliğini öne çıkarır.

Ana faaliyeti ABD'de yer alan liglerin kuruluş yılları aşağıdaki gibidir:

MLB 1876
NFL 1920
NBA 1946


MLB 1947 yılına kadar Afroamerikalıların lige katılmasını yasaklamıştır. NFL ise 1920'de Fritz Pollard'ı lige dahil ettikten sonra bir "centilmenlik anlaşmasıyla" Afroamerikalıların lige alınmasını 1946'ya kadar gayriresmi olarak engellemiştir. NBA ise 1950'den itibaren Afroamerikalı sporcuları bünyasına almıştır.

MLB yasal yollarla belirli bir topluluğun lige katılmasını engelleyerek o grubun spora dair ilgi alakasını azaltmıştır ve NFL ise bu durumu geciktirmiştir. Böylelikle ligler arasında dramatik farklılıklar oluşmuştur.

Beyazlar, Hispanikler ve Afroamerikalılar arasında oranlama yapıldığında 2017 itibarıyla:

MLB: %57.5 Beyaz, %32 Hispanik, %7.7 Afroamerikalı

NFL: %70 Afroamerikalı, %27.4 Beyaz, %2.3 Hispanik

NBA: %74 Afroamerikalı, %20.5 Beyaz, %2.3 Hispanik

sporcuya sahiptir. Fırsat eşitliği sağlandığı takdirde Afroamerikalıların başarı sağladığını görmek mümkündür; fakat bu durum sayısı 2020 itibarıyla 41 milyon olan bir topluluğun nasıl 329.5 milyon nüfusu olan bir ülkenin büyük spor dallarının en görünen yüzü olduğunu açıklamaz.



Kölelik


ABD 1776'da kurulmuştur. 1787'de hazırlanan anayasa bir yıl sonra onaylanmıştır ve 1789'daysa George Washington ilk başkan seçilmiştir.  Amerikan toplumu, yapısındaki en çetrefilli problem olan kölelik sorununu çözmeyi yarım yüzyıl kadar ertelemiştir.

1861'de başlayan ve 4 yıl süren iç savaş öncesinde kölelikle ilgili istatistikler iç karartıcıdır.

1860 itibarıyla ABD'de:

3.9 milyon köle mevcuttur.
Toplam Afroamerikalı nüfusun %11'i özgürdür.
31 milyonluk ülke nüfusunun %12.5'u köledir .
Köle sahibi adedi 393 bindir. Takriben her 10 kişiye bir köle düşmektedir.
4000 kişi kölelerin 1.2 milyonuna sahiptir.
1865 sonrasında özgürlüğünü kazanan Afroamerikalı toplumun takip eden 100 yılda ABD'nin kalanıyla arasındaki ekonomik, sosyal ve hukuki farkları kapatması için verilen mücadeleler savaş dışı düzlemde gerçekleşmiştir.

Neticede özgürlüğünü kazanan ve gidecek başka bir yeri olmayan bu halk, hikayelerini ABD toplumunun içinde nefes alabileceği yegane yerlerde yazmaya başlamak durumundadır.

İlk Kahramanlar


Afroamerikalı toplumun teorik özgürleşmesinin pratiğe dökülmesi ağdalı bir süreçti.

Her iki dünya savaşına da katılan ABD, bunların ilkinde Afroamerikalı askerleri yalnızca geri hizmette kullanmıştı ve ikincisindeyse Afroamerikalı askerlerin kan bankalarını, koğuşlarını, hastanelerini ve sağlık çalışanlarını beyaz askerlerden ayrı tutmuştu. Bu tutum neredeyse Kore Savaşına kadar da sürdü.

Güney eyaletlerindeki Afroamerikalıların oy kullanma haklarını zorlaştıran işgüzar yasaların kaldırılması yasaklanmasıysa 1965'i buldu.

Amerika'daki tüm azınlıkların yurttaş hakkını korumak adına kanun çıkartan 35. başkan John F. Kennedy'nin ve Afroamerikalı hareketin öncülerinden Medgar Evers'ın 1963'te, Malcolm X'in 1965'te ve Martin Luther King'in 1968'de öldürülmesi Afroamerikalı toplumun gelişim sancılarının en net göstergesiydi.

Bu noktaya gelindiğinde Afroamerikalı sporcular halihazırda sporun vitrininde yer edinmişti; fakat hikayelerinin özgünleşmesi için toplum hareketine bütünleşik bir sansasyona da ihtiyaç vardı.

Nitekim Muhammed Ali'nin 1966'da Vietnam Savaşı'na katılmayı reddetmesinin karşılığında pasaportunun iptali ve 1970'e kadar profesyonel olarak boks maçına çıkmasının engellenmesi, sporcuların toplu bilincinin örgütlenmesini sağlayan ana unsur oldu.



Kimlikler


Ali'nin Amerikan toplumuna kapsamlı etkisi, her çocuğun özenebileceği üstinsan figürünü ortaya çıkarmasında yatıyordu. NBA'den Kareem Abdul-Jabbar, Bill Russell ve Oscar Robertson, NFL'den Jim Brown gibi isimlerin Ali'ye desteğini gösterdiği meşhur 1967 konuşması gençlerin, sahadaki spor kahramanlarının toplumsal problemler yaşadığı gerçeğini zihinlerinde eşledi.

Şehir ve Yönetim


ABD spor organizasyonlarındaki demografik çeşitliliğinin artışı şehirlerin nüfus dinamikleriyle doğru orantılıdır.

Boston'daki Latin Amerikalı olmayan beyaz nüfus 1940'ta %96.6 iken 2019'da %45'e gerilemiştir. Bu esnada Afroamerikalı nüfus %3.1'den %22.2'ye büyümüştür. Chicago'da aynı süreçte bu oran beyazlar için %91.2'den %31.4'e düşerken Afroamerikalılarda %8.2'den %28.7'ye gelmiştir. Benzer eğrileri hemen hemen tüm Amerikan metropollerinde Afroamerikalılar, Hispanikler veya Asya kökenliler için görmek mümkündür.

Bu durumunun eski kıtadaki karşılığı toprağını kaybeden köylünün proleterleşmesidir. Nitekim günümüzde akıl doğrultusunda tasarlanamamış metropollerin kontrolsüz genişlemesini açıklayan fenomen de budur: önceden toprağı işleyen, şimdi hizmet sektöründe var olmak durumundadır.

Kölelik kurumu eski kıtada serflik, köylülük ve proleterleşme aşamalarını kaydetti; fakat yeni kıtanın güney eyaletleri halihazırda toprak sahipleri arasında büyük tarlalar olarak işletilmekteydi.

1865'ten önce toprağı işleyen Afroamerikalı toplum, Güney'in savaşı kaybetmesi sonucu özgürleşince kendisini farklı dinamiklere ve oyun kurallarına sahip bir çoğunluk zorbalığının arasında buldu.



Vahşet

Tocqueville'e göre Demokrasi olgusunun mevcut halini almasının sebebi, onun sokaklarda kendi başına büyümeye terk edilmiş bir çocuk gibi öksüz bırakılmasından kaynaklıdır. Toplumun rant hırslarına,  sefaletine, ikiyüzlülüğüne ve menfaatçiliğine tanıklık eden Demokrasi, vahşi içgüdüleriyle davranacak şekilde evrimleşmiştir.

Afroamerikalı komünite ile beraber tüm "beyaz" olmayanların ABD toplumunun progresif yapısını sağlaması bundan ötürüdür: kölelik veya bir başka sömürü çarkından geçmiş yeni demokrasi katılımcıları ya suçlu ilan edilirler, ya da ilerici olurlar.

Belediye

Tocqueville'e göre insanlar belediyeler olmaksızın özgür hükümetlere sahip olabilirler ancak hiçbir zaman özgür olamazlar.

Bu tanım doğrultusunda bireylerin sorumluluk alabileceği başlıca alanlar kendi mahalli bölgeleridir. Nitekim Tocqueville'in New England ahalisi hakkındaki tespiti de konuya ışık tutar:

New England'ın sakini kentine bağlanır ama bunu orada doğduğu için değil, bu kentte kendisinin de parçası olduğu özgür, güçlü ve yönetme zahmetine değer bir yapı gördüğü için gerçekleştirir

Afroamerikalı toplumun karşılaştığı durum açıktır: Özgürsen, sorumluluk alman gerekir. Halihazırda yeni kıtaya getirilmiş bu topluluğun gidecek daha iyi bir yeri yoktur. Topluma katılan bu genç halkın kendini anlatma zahmetine girmesi ve rüştünü ispat etmesi gereklidir.

Türkiye'de karşılaşılan problem de buradadır: Sorunlarımızı çözme zahmetine değer mi?



Akıl Nerede?


Romalılar köleliğin akıl doğrultusunda işlendiği bir sömürü toplumu inşa etmişti. Kölelik kurumu latifundiaları işlemek için gerekliydi ve mülkiyetin esas dayanağını etkinleştiriyordu.

Standart mantık, Endüstri Devrimi ile beraber aklın rant dışı kaynaklardan meta üretimini zorunlu kılmasına maruz kaldı. Dolayısıyla Aydınlanma'dan edinilen kazanımlar, topluma yaklaşımı ve bireyi dönüştürdü:

Romalılarda —–> Toprak ——> Yönetilmesi gereken alan

iken,

Aydınlanma ile —–> Akıl/İnsan —–> Düşünmeye zorlanması gereken

halini aldı. Rousseau'nun fikirlerinin bir kısmına özünü veren ve insanı özgürlüğü için temelde sorumluluk alması gereken bir canlıya dönüştüren yeni kurguyu ortaya çıkardı.

Aydınlanma Çağı sonrası dönemde köleliği deneyimleyen Afroamerikalı toplumun sorunlarının çözümü için bulduğu amaç oldukça nettir: Kamusal alanda söz sahibi olmak gereklidir. Bu durumda NBA yıldızı olmak, aktör, ABD Başkanı veya bir başka ekran yüzü haline gelmekse toplumun amacına hizmet eder.

Türkiye'deyse sorunları çözmek için yeterli motivasyonun kimde olduğu büyük bir muammadır. Gençler olarak tanımladığımız grubun sorunları çözme zahmetine girişmesi için sıkıntıları doğru tanımlaması ve akıl yürütebilmesi gerekir.

Beceriler


ABD'de kamusal akıl, insanları sisteme dahil edip onu sorumluluk almaya davet eder. Toplum böylelikle kusurlu da olsa gelişime açık, tasarlanmış bir hayatı hem kurar hem de yaşar.

Türkiye'de ise aklın yalnızca sayısal alana sıkıştığını görebiliriz. Sözel dünyanın ürettiği yeni ekran yüzleri en basit mantık süreçlerini dahi işletmekten aciz kalır. Bir adım ileri atınca Türkiye'de sözel alanda icra edilen hemen her tartışmanın bulanık bir suda zemine bakmaya çalışmaktan ibaret olduğunu görürüz.

Akıl doğrultusunda tasarlanmış ortam toplumun örgütlenebilme becerisini kamçılar. Türkiye'de ise kimliksizleşmiş, bağ kurabileceği herhangi güncel kahramanı veya ekran yüzü olmayan motivasyonsuz Türk gençliği ise edilgen kalır.

Yaşananlar göç için gereken şartları hazırlasa da bunu tetikleyecek unsur için Machiavelli'nin Prens eserine dönmemiz gerekir.

Hükümdar tebaasının malına dokunmaktan kaçınmalıdır; çünkü babalarını kaybetse umursamayacak insanlar babalarından kalan malı kaybetmeyi unutmazlar.

Yeni dünya paranın sanallaştığı bir uzaydır. Burada esas olan bir malın elde tutulması değil, paranın artırılabilmesi ve yeni metalara sahip olunabilmesidir. Bu kalemlerin yerine getirilememesi modern insanı tetikler.

Diyalog

Afroamerikalı toplumun 1960'larla beraber başlattığı hareketin gücü, Martin Luther King ve Ali gibi kahramanlarının diyalog kurma becerisinde yatıyordu.

Doğru kişiler tarafından sürdürüldüğünde diyaloğun şiir, roman veya hikaye gibi yazı türlerinden kuvvetli olduğunu görürüz. Çeşitli anlatım türlerinin icracılarının "konuya" gelebilmesi için zemin hazırlama (set the scene) ihtiyaçları anlatılarını yavaşlatır ve mesajı ekseriyetle duygulanıma yükler.

MLK'nin ve Ali'nin toplumu düşünmeye zorlayan diyalogları sayesinde 70'lerden itibaren Afroamerikalı gençler kendilerini tüm spor dallarında iyiden iyiye göstermiştir. Çığ gibi büyüyen ekranın gücü de kendisini besleyen mekanizmayı oluşturmuştur.

Bill Russell'ı, Wilt Chamberlain'i ve Oscar Robertson'ı izleyenler Kareem Abdul-Jabbar ve Julius Erving olmuştur. Bu isimleri izleyen Magic Johnson gibilerse Michael Jordan'a zemin hazırlamıştır. Kobe Bryant ve Allen Iverson gibilerin enerjisi LeBron James'de vücut bulmuştur.

Avrupalı yıldızlardan Antetokounmpo'nun basketbola başlaması ve Doncic'in Kobe ve LeBron'u idol olarak görmesi dahi bu etkin geri besleme düzeneğinin sonucudur.



Göç Neden Tetiklenir?


Beyin ölümüne giden toplumlarda halkın geniş kesitleri arasında yaşanan diyalogsuzluk ekonomik sorunlarla birleşip hedefsizliğe dönüşünce göç kaçınılmaz bir sonuçtur. Gelgelelim problemi tanımlayan beyanın özü Türkiye'de bireyin sesini duyuramamasını, mantığın değersizleşmesini de içermelidir.

Afroamerikalılar kendilerini NBA'in sürükleyicisi konumuna taşıyabildi çünkü ABD, yapısındaki bütün problemlere rağmen yurttaşlarını üzerine çalışmaya teşvik eden bir idealler bütününü vaat ediyordu. Nitekim Abraham Lincoln'ün 1863 Gettysburg konuşması da bunu işaret eder.

Fortune 500 – 2017 verileri de bu fenomeni destekler: ABD'nin en değerli 500 şirketinin %43'ü 1. veya 2. kuşak göçmenler tarafından kurulmuştur. Benzer şekilde 500 şirketin %11.6'sının CEO'su ABD dışında doğan kimselerdir.

Ne Eksik Ne Tamız


Almanya, Hollanda, Kanada, İsveç, ABD ve benzeri ülkelerin nitelikli insan ihtiyacının hatırı sayılır bölümü ülkemizdeki mühendislik, tıp veya bir başka sayısal alandan, mantığın henüz bu diyarları terk etmediği bölgeden yetişmiş kimselerin gerçekleştirdiği göçle karşılanmaktadır.

Gelgelelim buradaki hadise davranışsal olarak bir vergi göçü veya finansman değişimi olarak da adlandırılmalıdır.

Meslek erbabı kimseler ödedikleri vergilerle emeklilerin bakıldığı, yurttaşlara hizmet götürülen bir yapıyı fonlarlar. Ticaret, edinilen her bir mülk, işçilik ve yapılan yatırım da bu başlığa girer.

İnsanların ülkeden göçü evrimsel gözle incelendiğinde bu zincirin içinde yer almayı reddetmekten ibarettir.

Kişiler akıl doğrultusunda idare edilmeyen, sesini duyuramadıkları bir ekosistemi fonlamaktansa içinde yer alma zahmetine değecek yeni bir ortamı finanse etmeyi seçerler. Böylece yeni Hollandalılar oluşur.

Nitekim Uğur Mumcu gibi elle tutulur kahramanlar üretemeyen sisteme bakış açısı ancak bu olabilir: İnsanların çoğu gerçekten idealleri olduğu için değil, başka seçenek görmedikleri için göçerler.



Sonuç – Buraya Kadar Her Şey Yolunda


Afroamerikalıların başarı hikayeleri size, Anadolu'dan gelip İstanbul'un boş olduğu dönemde arsa çeviren kimselerin hikayesinden daha etkileyici geliyorsa bunun sebebi özgür atalarımızın esaret altındaki çocukları olmamızdan kaynaklanmaktadır.

Hayatın nasıl yaşanması gerektiğine dair sorular sorduğunuzda yalnızlaşırsınız. Nitekim Sokrates'in binlerce yıl önce sorduğu soruların aciliyeti buradan anlaşılır: Gençlik ikiyüzlülüğe her zaman tepkilidir, pragmatik olmak adına söylenen yalanları tolere edemez.

Entelektüel olarak dürüst bir yaşama ihtiyacımız var. İzlenme kaygısı ile sevilme beklentisi içindekilere değil, yalnızlığını toplum içinde çekmiş ve halen çekmekte olanlara ihtiyacımız var.

Filozof ve romancı Tzevetan Todorov'un Anlatıbilim'e (Narrative Theory) getirdiği yaklaşım Eşitlik Teoremi idi. Buna göre anlatının başında Dünya nötr, denge pozisyondadır. Stabilite bozucu etkiye maruz kalır, kahramanlar bozulanı onarır ve birlik, denge tekrar sağlanır.

Bize semavi dinlerden miras kalan bu anlatı tarzı günümüzde işlevsizleşmiştir. Nitekim sizin denge noktanız, bir başkasının bozucu noktasıdır. Yaşadığımız problemlerin çoğu, bulunduğumuz ekosistemin döngüsel olarak ekonomik buhranları, politik sıkışmaları tekrar etmesindendir.

Bu yazının özüyle ilgili problem de okuduğunuz metnin 2022'ye değil, ufak güncellemeler dışında 2015'e ait olmasıdır. Özneler güncellense dahi anlatı aynı kalabilmiştir ve bu, paradoksun kanıtıdır.

Vaat ettiği idealler doğrultusunda yaptığı ilk sözleşmeye uymayan toplumların temel paradoksu budur. 90'ların sert ve eleştirel filmlerinden La Haine'in Fransa için aktardıkları da bundan farksızdır.

La Haine, elli katlı bir binadan düşen bir adamın hikayesidir:

Adam kendini rahatlatmak için her katı geçtiğinde şöyle dermiş;

Buraya kadar her şey yolunda, buraya kadar her şey yolunda, buraya kadar her şey yolunda.

Önemli olan düşüş değil, yere çarpıştır...



Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 06.06.2022 10:23

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar



Celtics Jayson Tatum'ın playoff'un ilk maçında attığı son saniye basketini kutlarken hiç umulmadık bir takım arkadaşı göze çarpıyordu.

Yeşil-Beyaz giyinen Boston oyuncularının arasında Matt Ryan, siyah kapşonlusu ve pantolonuyla ayrışıyordu. Çift yönlü kontratla takıma dahil olan Ryan, playofflar'da bu sebepten dolayı oynayamasa da yaşanan deneyimin her anına şahit olma hakkına sahipti. Onun için Tatum'ın Nets'e attığı son saniye basketi, bir doğum günü sürprizi olmuştu.

32 dişi ile gülen Ryan, Tatum'a sarıldı ve onu havaya kaldırıp yere indirdi. Sonrasında arkadaşları Tatum'a nasıl bu kadar çabuk ulaştığını sorduğunda Ryan, başlangıç pozisyonundan yararlandığını söyledi. Maçın son pozisyonunu baseline'ın sağ kenarından izleyen Ryan, Tatum'a ulaşmak için en direkt rotaya sahip isimdi.

Ryan için orada, TD Garden'da, Celticsli takım arkadaşlarıyla bulunmak bile harikaydı.

Takım, Ryan'ın 1 yıl önce çalıştığı mezarlıktan 200 mil uzakta oynuyordu maçlarını.

5 yıllık süreçte 3 farklı kolejde okuyan ve bu süreçte 7.9 sayı ortalaması tutturan Ryan, en garip şampiyonluk yüzüklerinden birine doğru yol alıyor. Kontrat durumu maçlarda oynamasına izin vermese de Ryan'ın dışarıdan gözüktüğü gibi Boston'daki en mutlu adam olmak için birçok sebebi var. Basketbol kariyerinin ilk yılı, onu mezarlıktan NBA Finalleri'ne taşıdı.

"Kendi hikayem gibi bir hikaye duymadım." diyor Ryan. "Aklım almıyor. Bunları yaşadığıma inanamıyorum ancak yaşadım."

Mezarlıkta çalışmanın en zor kısmı havanın soğukluydu.

Ryan, St. Joseph'in mezarlığında çalışmaya başladığında hava buz gibiydi. İşe başladığı 2021 Mart ayında Ryan, sabah 7'de işte olmak için evinden 40 dakika önceden çıkmak zorundaydı. İlk birkaç haftasında mezarlıkta Noel'den biriken karları temizliyordu.

"8 kat giyiniyordum." diyor Ryan.

Hava sıcakladıkça Ryan'ın görevleri de değişti. Çimenleri biçti. Yaprakları temizledi, belli bölgelere tohum ekti ve mezarların yanına taze topraklar götürdü. Ryan'ın patronu Frank Dietrich, 2 metre boyundaki yeni çalışanını kullanmanın yollarını buldu.

"Boyu kesinlikle çok iyi geldi." diyor Dietrich. "Bazen yerden çok yüksekte olan dallar oluyordu ve hemen Ryan'ı çağırıyorduk. Burada çalışan bazı insanlar kısa, gerçekten çok kısa."

Ryan, kolejden sonra masabaşı bir işi kovalayabilirdi. New York'ta bağlantıları ve Vanderbilt'ten ekonomi diploması vardı. O sadece profesyonel basketbol kariyeri hayalinden vazgeçmek istememişti. Yine de paraya ihtiyacı vardı. Dietrich, Ryan'a basketbolla ilgili herhangi bir fırsat çıktığında mesaiden gidebilmesi açısından özgürlük tanımıştı. Bazı geceler mezarlıktan ayrıldıktan sonra ekstra para kazanabilmek için DoorDash ve UberEats'te de çalıştı. Aynı zamanda halk düzeyinde bir basketbol takımının koçluğunu yaptı.

"Üniversiteden yeni mezun olmuştum, hiçbir şeyim yoktu." diyor Ryan.

Pandemi yüzünden hayatın durması, Ryan'ın seçeneklerini de azaltmıştı. Birçok NBA takımıyla deneme çalışmasına çıkmayı düşünürken bu eşsiz durum, bütün hepsini sildi. NBA, Ryan gibi oyuncular için kendilerini gösterme fırsatı olan Yaz Ligi'ni de iptal etti. 2020 Mart ayında dünya durduğunda Ryan, Tennesse'de okulunu bitiriyordu.

"Antrenman salonumuz kapatılmıştı. Ben ne mi yaptım? Walmart'a gittim. Pota satın aldım ve onu apartmanımın park yerine kurdum, orada 2 ay geçirdim." diyor Ryan.

Ryan her ne kadar profesyonel basketbolcu olmayı çok istese de yaşanan bu ulusal kriz, bu durumun hemen olmasını engellemişti. G Leage, ESPN'in Bay Lake'teki spor kompleksinde kısaltılmış bir sezon düzenledi ancak 15.4 sayı ortalaması tutturduğu son üniversite yılı, Ryan'ın davet edilmesini sağlayamamıştı.

"Oraya girebilmem imkansızdı." diyor Ryan.

Böylece Ryan beklemeye başladı. Garip başlayan basketbol kariyeri, gelecek basketbol kariyeri hakkında da ipuçları verecekti. Onun için hiçbir şey kolay olmadı. Notre Dame'da umut verici bir ilk sene geçirdikten sonra 2. senesinde dakikaları kesildi. Oradaki koçu Mike Brey ile hala konuştuğunu söylese de Ryan, NBA'e girebilmek için olan şansını arttıracağını düşünerek Notre Dame'dan ayrılmaya karar verdi. Vanderbilt'te transfer kuralları gereği 1 yıl kenarda oturduktan sonra ikinci senesinde Aaron Nesmith'in yanında 8.1 sayı ortalaması tutturdu. O sezondan sonra okul, koç Bryce Drew'i kovdu.

"Bir daha transfer olmam gerektiğini düşündüm. Bunu istemiyordum ancak önüme sunulan durum buydu. Ben de sonrasında Wisconsin yerine Chattanooga'yı seçtim." diyor Ryan.

Ryan, Chattanooga'daki tek senesinde sayı ortalamasını ikiye katladı. 33 maçta 88 üçlük isabeti buldu, bazı yetenek avcıları onun fiziği ve şutunu beğenmişti. Yine de NBA radarından çok uzaktaydı. Sam Vecenie'nin 2020 Draftının en potansiyelli 100 oyuncusu listesinde yer almadı. Ryan'ın kariyeri, yurtdışında başlayacak gibiydi.

Tabii ki de pandeminin hedeflerine olan etkisini beklemiyordu. Ulaşmak istediği kariyer ertelenince Ryan, hazır olmak için kendi kendine çalışmaya devam etti. Dietrich, Ryan'ın her gün mezarlığa spor çantası ile geldiğini söylüyor. Bütün gün çalıştıktan sonra Ryan, yerel bir spor salonunda antrenman yapıyordu. Kendi söylediğine göre her gün 4 saat.

"O zamanlar çok zordu. Ne zaman tekrar oynayacağımı bilmeden spor salonuna gitmek çok zordu." diyor Ryan.

Şut yeteneği, Ryan'ın kendisine olan inancını kaybetmesini engelliyordu.

Bir şansı olduğunu düşünüyordu.

Ekstra motivasyon olması için Brad Stevens'ın kenarda oturup onu izlediğini hayal ediyordu. Herhangi bir koç ya da menajerin değil, eninde sonunda patronu olacak kişinin.

"Oydu. Son yılların en öne çıkan koçlarından biriydi. En etkileyici basketbol akıllarından birine sahipti. Büyürken de hep Celtics'in bir parçası olmayı istemiştim. New York'lu olsam da Celtics'te beni çeken bir şey vardı. O zamanlar Stevens, Celtics'in koçuydu, şimdi genel menajeri. Eğer her gün spor salonunda mücadele etmek için ekstra motivasyona ihtiyaç duyuyorsam Brad Stevens'ı da orada hayal ediyordum. Gittikçe geliştim çünkü çok çalıştım. Fırsat geldiğinde de bundan dolayı hazırdım." diyor Ryan.

Barclays Center'daki Celtics soyunma odasının yakınlarında Jason Terry, Ryan'a seslendi.

"Matty Ice!" diye bağırdı Ryan'ın o sezonun başında G League'teki koçu Terry.

Celtics, ilk turda Kevin Durant ve Brooklyn Nets'i süpürmüştü. Ryan, Terry'e sarılırken Celtics'in Doğu Konferansı'ndan çıkmak için 2 seri daha kazanması gerekiyordu. Yine de Terry, geleceği görebiliyordu.

"Finallere gideceksiniz. Keyfini çıkar." dedi Terry.

Ryan'ın Celtics'in yolcuğundan minnettar olduğuna dair bir şüphe yok. Her maçtaki hareketlerinden belli. Takımın enerji verici isimlerinden biri olması kısa sürmüştü. Oynayamayacağını bile bile takım arkadaşlarına o coşkuyu yansıtmak istiyordu. Normal kıyafetlerle orada bulunsa bile maç öncesi şut antrenmanlarında Marcus Smart'ın şutlarına el gösteriyor, ona maçtaymış hissini yaşatıyordu. Maçtan önceki kadro tanıtımlarında Jaylen Brown'ın ismi okunduktan sonra karnına hafif bir şekilde vuruyor ve "Hadi!" diye bağırıyordu. Ryan, Celtics oyuncularının daha fazla alevlenmesi için her şeyi yapıyordu.

"Aksi halde sadece orada durur, ısınma hareketleri yapar ve hiçbir etkim olmazdı. Ben de 'Yardım edebilecek bir yol bulmalıyım' dedim. Her gün çok sıkı çalışıyoruz. Maç saati geldiğinde orada -amigo grubu gibi demek istemiyorum ama- sahaya çıkan takım arkadaşlarımıza olabildiğince enerji ve pozitiflik aktarmaya çalışıyoruz." diyor Ryan.

Büyük anlardan sonra, Tatum'ın maç kazandıran basketi gibi, Ryan herkesten fazla coşkulu oluyor. Ufak şeylerden mutluluk da çıkarabiliyor: Uçak yolculuklarındaki UNO oyunları, takım arkadaşlarıyla akşam yemeği, lüks takım otellerinde geçirilen zamanlar... Playoff fikstürü Ryan'ın takım arkadaşlarının yorucu antrenmanları nasıl yaptığını görmesini engellese de Ryan; Tatum'ın, Brown'ın, Smart'ın ve Horford'ın sezon arasında neler yapacağını görmek için istekli. Aynı zamanda bu süreçte Ryan, hepsinin her gün nasıl tamamen işlerine odaklı olduğunu görme fırsatı da yakalıyor.

"İşin mental tarafı yönünde bana en çok şey katan olay, maç tekrarlarını izlerken onların birbirlerine nasıl bağlı olduğunu görmek oldu. Maç içinde Al'ın konuşmaları da önemli yer tutuyor. Biz ya da rakip takım bir seri yapıyor diyelim, o her zaman 'Arkadaşlar, mücadeleye devam edin, odağınızı kaybetmeyin' tarzı cümleler kuruyor. Eğer bir seri yakalamışsak ve mola almışlarsa onu 'Moladan seriyle dönmelerine izin vermeyelim, bir mola daha almaya zorlayalım, momentumu koruyalım' derken buluyorsunuz. O, her zaman takımdakilerin odağını sabit tutmaya ve sakinleştirmeye çalışıyor. Bunu tecrübe etmek inanılmazdı." diyor Ryan.

Geçtiğimiz yaz Ryan, böyle bir fırsatı hayal bile edemezdi. Profesyonel basketboldan ayrı geçen bir senenin ardından Ryan, kariyerine Avrupa ya da Avustralya'da başlama düşüncesine inanmaya başlamıştı.

2021 NBA Yaz Ligi'nden 1 hafta kadar önce Cavaliers, takımlarında oynayacak bir şutöre ihtiyaçları olduğunu söyleyerek Ryan'a bir şans verdi. 4 maçta sadece 68 dakika sahada kalan Ryan, 11.3 sayı ortalaması tutturdu ve 27 üçlük denemesinin 13'ünde isabeti buldu. Bu, Ryan için en baş döndürücü sezonun başlangıcı olacaktı. Nuggets ile antrenman kampı için imzaladı ancak normal sezon başlamadan serbest bırakıldı. Grand Rapids Gold formasıyla G League'de forma giydi, sonrasında ise 2022 ABD Milli Takımı için Dünya Kupası Elemeleri'ne katıldı. Takas dönemi bittikten sonra kadrosunda 5 boş yer bulunan Celtics, Sam Hauser'ı tam zamanlı bir NBA oyuncusu yaptı. Bu da onlara çift yönlü kontrat imzalama imkanı verdi. 28 Şubat'ta Ryan'ı kadrosuna katan Celtics, playoff yolculuğu öncesi ona büyük bir tecrübe yaşama imkanı veriyordu.

Ryan, hala şansına inanamıyor.

"5 senede 3 farklı kolej. Bir buçuk yıl boyunca basketboldan uzak kalmak ve sonrasında yüzük kazanmak mı? Bu resmen delilik. Bu durumun tamamen tersine kendimi hazırlamıştım. Kimsenin bilmediği liglerde oynamaya hazırdım. Bilmiyorum. Domino taşları bu sene öyle bir düştü ki... Bir Tanrı olduğunu hissettiriyor." diyor Ryan.

Ryan, Celtics formasıyla sadece bir maça çıktı. Normal sezonun son maçında Celtics, Grizzlies'i 139-110 mağlup ederken Ryan, 5 şut denedi. Bunların hepsi üç sayılık atışlardı. İlk 4'ünü kaçırsa da 5.'sinde isabeti bulan Ryan, Boston bençinde büyük bir kutlamaya yol açtı. Takım arkadaşları, Ryan'ın o an NBA kariyerindeki ilk sayılarını bulduğunun farkındaydı.

Ryan, bu sayıların son sayıları olacağına inanmıyor. NBA çevresinde geçirdiği sürenin ardından katkı verebileceğine olan inancı tam. Bu fırsatın ne zaman geleceği ya da nereden geleceğini bilmese de şu anda inanılmaz bir playoff yolculuğunun tadını çıkarmakla meşgul. 1 yıldan az bir süre önce mezarlıkta çalışıyorken şu anda hayallerini yaşıyor.

"1 yıl öncesi ve şu an arasındaki fark bence en inanılmaz şey. Nasıl biterse bitsin bu yılı hayatımın en iyi yılı olarak hatırlayacağım."

Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
1 ay önce ki sslere geri döndük arkadaşlar, üşengeçlik.avi

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer


OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 04.06.2022 22:41
Her hafta birbirinden değerli polis memurlarının yer alacağı bu programda, memurlar genel olarak hayatlarından ve mesleklerinden, mesleklerinin zorluğundan ve geçmiş tecrübelerini programda dinleyicilerimize aktaracak.
AlıntıN/A

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 06.06.2022 18:26
Programın isim hakları değiştirilip yeni ismi Yüzde Yüz Vice olarak değiştirilmiştir.

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 07.06.2022 11:01

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Takas Edilmenin Kıyısında: ŞEF


Stephen Curry günümüzde ligin en büyük yıldızlarından kuşkusuz. Özellikle 3 sayı evriminin temelinde yer alışı ve 2010'lardan itibaren birçok genç yıldıza ilham oluşu da bunun en büyük kanıtı. Tarihin gelmiş geçmiş en iyi şutörü kim diye sorduğumuzda cevap olarak alacağımız ilk isim. Golden State Warriors'ın takım tarihindeki en başarılı dönemine önderlik edişi ve her şeyin onun varlığının etrafında dönmesi de Curry'nin hatırasının en önemli yapı taşını oluşturuyor. Fakat tüm bunlardan bahsederken atlamamız gereken önemli bir nokta var; Curry'nin bugün ulaştığı nokta aslında pek de tahmin edilebilir değildi. En basit haliyle Curry lige girdiğinde LeBron James ya da Kevin Durant gibi neler yapabileceğinden emin olduğumuz bir oyuncu konumunda değildi. Dolayısıyla Şef için bugünleri öngörebilmek "az da" olsa sürpriz sayılırdı.

Tüm bunların ekseninde Curry'nin özellikle kariyerinin ilk yıllarında takas edilmenin kıyısına geldiğini -hem de defalarca- söylesek şaşır mıydınız? Üstüne üstlük yine kariyerinin ilk yıllarında geçirdiği sakatlıklar da insanların ondan zaman zaman şüphe etmesine sebep olmuş gibi gözüküyor. Zira potansiyeline ulaşmakta fazlaca zorlanacağını düşünenlerin sayısı o günlerde hiç de az sayılmazdı. Bugünkü içeriğimizde Stephen Curry'nin birçok kez takas edilmenin kıyısından döndüğü anlara değineceğiz.

1. Phoenix Suns – 2009


Curry'nin adının takas senaryolarında geçmeye başladığı ilk an 2009 draftıydı. Henüz Şef NBA'e adım atmamışken Suns ekibi; Golden State Warriors'a Curry karşılığında 1. Tur 14. Sıra draft hakkını ve o dönem son derece popüler olan ve 4 kez All-Star seçilmiş olan Amar'e Stoudemire'ı öneriyor. Peki, bu teklifi yapan kimdi dersiniz? Steve Kerr'den başkası değil. O dönemler Phoenix Suns'ın GM'liğini yapan Kerr, Curry'nin oyun stiline ve yeteneğine daha o zamanlar adeta aşık olmuş. Yıllar sonra yaptığı bir açıklamada bu takasın bitmeye çok ama çok yaklaştığını ancak Warriors'ın son anda vazgeçerek Curry'i takımda tutmaya karar verdiğini belirtiyor.

2. Milwaukee Bucks, 2011

Takvimler 2011'i gösterdiğinde Golden State Warriors, Milwaukee Bucks'ın Avustralyalı uzunu Andrew Bogut'a gözünü dikmişti. Ve Bogut karşığında Bucks'a Stephen Curry ve Ekpe Udoh'u teklif etmişti. Ancak Bucks'ın sağlık ekibi Curry'nin bilekleriyle ilgili sorunları konusunda çok endişeliydi ve Curry yerine pakete Monta Ellis'in eklenmesini istediler. Ne de büyük vizyon ama!

3. New Orleans Hornets (Pelicans)


2011 yılında geçirdiği bilek sakatlığı Curry'nin geleceğine dair endişeleri son derece artıran bir etmendi. Zira 40'ın üzerinde maç kaçırmış olması birçoklarını Curry'nin kariyeri boyunca sağlıklı kalamayacağına dair endişelendirir hale getirmişti. Nitekim o yıl Bogut için yaptıkları teklifin bir benzeri üstelik bu defa pakete çaylak Klay Thomson'ı da dâhil ederek Chris Paul karşılığında New Orleans'a da yapmışlardı. Ancak o sezon CP3'nin sözleşmesinin son yılıydı ve takas gerçekleşse de tekrar Warriors ile sözleşme yapıp yapmayacağı konusunda ciddi endişeler vardı. Günün sonunda Golden State ekibi sadece 1 yıl oynayacağı kesin olan ve sonrasında başka bir takımla anlaşma ihtimali yüksek olan CP3 için bu hamleyi yapmamaya karar vererek Steph'i takımda tuttu. Bu hamlenin ardından pek de pişman olduklarını sanmıyorum.


Yukarıdaki takas senaryolarından bir tanesi gerçekleşmiş olsaydı ligin ekseni ne yönde değişirdi dersiniz?




Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021