İçeriğe geç

| Julya & Irina Yalenchka |

+55 869 yanıt 26,751 görüntülenme Açan BiA ·

/// Yalnız IC mesajlar Yalnız görselli ve [ic] mesajlar, karakter adıyla. OOC konuşmalar gizli. Bulunduğun yerden ileri doğru.

Julya YalenchkaBiA
#211 · 4 yıl önce
Alıntı yapılan: Guinevere - 19.06.2022 22:55

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar




Leaf Links'te İhtişamlı Gala! 
Yayımlanma: 19.06.2022 PAZAR, RANDOLPH MITCHELL TARAFINDAN (evet, tarafından)

  19 Haziran 2022 gününün akşamı, Vice şehri için oldukça keyifli geçti. Geçtiğimiz dönemde STARVICE adlı filmiyle ve Departman Efsanesi dizisiyle öne çıkan Rockstar Studio'nun yaz dönemi için yayınladığı yepyeni filmi Mavi Cennet'in galası Leaf Links'teki ihtişamlı sahnede gerçekleşti.

Randolph Mitchell'ın sunumunu yaptığı bu gala gecesinde Paul King, Robert Castucci, VCPD'nin üst rütbeli üyeleri, Vice şehrinin önemli avukatları Janset Mackenzie, Bramwell Leighton ve Steve McWayne gibi isimler göründü.

Gala sırasında Rock'n RONIN grubunun solisti Tiffany Quinn'in sahne almasıyla ortam şenlendi. Ardından Rockstar Studio Yönetmenleri Melanie Blackwell ve Jaylene Mendoza bir konuşma gerçekleştirdi ve filmin ön gösterisi yayınlandı. Bu film galasını Vice News, yüzde yüz canlı bir şekilde yayınladı.

Gece, filmde emeği geçen herkesin sahnede toplanmasıyla son buldu.








Bizi ViceSocial'dan takip et!
           
EDITOR
Randolph Mitchell
HABER
Randolph Mitchell & Julya Yalenchka
KAMERA
Jack Leavigne & Matthew Mitchell & Sophia Insane

Tüm Hakları Saklıdır ©️ Vice News, 2022
[/td][/tr][/table]
Julya YalenchkaBiA
#213 · 4 yıl önce
Alıntı yapılan: BiA - 21.06.2022 11:03

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Curry İçin Ne Yapacaksınız?


Stephen Curry'nin mega starlığa uzanan yolculuğunda sponsorlar ile olan ilişkisini anlatan serimizin ilk bölümünde, dünya pazar lideri Nike'nin jenerasyonumuzun en etkileyici isimlerinden biri olan Curry'i nasıl kaybettiğini anlatmıştık. İlk bölümü okumak isteyen arkadaşları böyle alalım.

Serimizin bu bölümünde Under Armour'ın ayakkabı satışlarını bir senede %350 oranında arttıran adamı kadrosuna katmak için ne kurnazlıklar yaptığını ve hiç beklenmedik isimlerin ayakkabı piyasasını alt üst edecek bu kararda ne denli etkili olduğunu anlatacağız.

Hikayemiz 2012 senesinde başlıyor...

Curry draft edildiği sene onun için ayakkabılar çiziyorduk

Her şey bir kenara bırakıldığında, basketbol ayakkabılarının dünyasında ne kadar fazla oyuncuyu



temsil ederseniz o kadar fazla kitleye ulaşma şansınız vardır. Nike'nin NBA oyuncularının %78'ine sahip olduğunu düşünürsek, 2012 senesinde en büyük yıldızı Brandon Jennigs olan Under Armour'ın ihtiyacı olan şey kesindi: daha fazla oyuncu, daha fazla oyuncu ve daha fazla oyuncu.

Bu fikir ile Under Armour'a, o zamanlar Golden State Warriors'da draft bile edilmemiş bir çaylak olan Kent Bazemore'u ismi geldi. Diğer spor markalarının Bazemore'a sponsorluk önermesi için hiç bir neden yoktu. Bazemore'un takımda kalacağı bile kesin değildi fakat Bazemore'un kurnaz menejeri Austin Walton, Under Armour'a ilginç bir fikirle gitti. "Onlara Batı Konferansı'nda markalarını temsil edebilecek bir adamlarının olmasının fikrini sattım. Onlara takımda sponsorluk anlaşmaları bitmek üzere olan bir kaç isim olduğunu, belki de Klay ve Steph gibi isimleri Bazemore'un ikna edebileceğini anlattım."

Austin Walton bu teklifini Jason Kidd'in eski lise takım arkadaşı, aynı zamanda Under Armour'un basketboldan sorumlu yöneticisi Kris Stone'a götürdü. Stone için ret edilemeyecek bir fikirdi çünkü o 2009 senesinde Curry draft edildiğinden beri onu temsil etmenin hayalini kuruyordu: "Curry draft edildiği sene onun için ayakkabılar çiziyorduk ve ona bir sunum yapmak için hazırlanıyorduk. Fakat Curry Nike ile imzalamıştı bile."

Kimse gerçekten Bazemore'un Curry'i ikna edip edemeyeceğini bilmiyordu. Yine de Under Armour genel merkezinde deneysel ilginç bir plan yürürlüğe sokuldu. Planın ana fikri basitti: "Bazemore'u Curry ve diğer oyuncuların ilgisini çekecek kadar şımartalım ve Under Armour'un bir yıldız için neler yapabileceğini gösterelim". Ya da Bazemore'un menejeri Austin Walton'ın sözleriyle "Ona çılgınlar gibi ürün yolladılar."

O sadece bir çaylaktı ama herkesten fazla ürünü vardı



2012 yazında Bazemore'un Oakland'daki küçücük evine bir kargo geldi. Kent Bazemore o anı böyle anlatıyor "Under Armour ilk kargosunda bana yaklaşık 19 kutu ayakkabı yolladı. Evimde mobilyam bile yoktu. Sadece onlarca UA kutuları ve şişme bir yatağım vardı. Warriors ile çaylak senemde garantisi olmayan bir kontratım vardı, eğer takıma giremezsem o kadar malzemeyle ne yapacağıma dair en ufak bir fikrim yoktu."

Fakat çok geçmeden takımın parlayan yıldızlarından birinin bu durum ilgisini çekti. "O sadece bir çaylaktı fakat herkesten fazla ürünü vardı" diyen Stephen Curry'nin bu duruma şaşırması gayet normal. Bazemore'a o kadar fazla ürün yollanıyordu ki, Bazemore bütün kulübe UA ürünleri dağıtabiliyordu. Malzemeciler bile Bazemore'un verdiği ürünleri kullanıyordu.

Under Armour'un basketbol sorumlusu Stone'da konuya değiniyor "Bazemore'un takımdaki herkesten fazla kendine özel kıyafeti ve ayakkabısı vardı. İşin komik tarafı  Bazemore o zamanlar sadece her gece iki yada üç dakika süre alıyordu fakat biz ona bir sezonda giymesi için 60-70 tane ayakkabı yolluyorduk."



Bu ne kadar Under Armour için çok zor bir görev olsa da, doğuştan satış elemanı olan Kent Bazemore kısa sürede Stephen Curry ile yakın arkadaş oldu. İkisinin de North Carolina çıkışlı olmaları, birisinin zengin bir aileden ve Charlotte'un özel okullardan, diğerinin ise fakir Kelford mahallesinden gelmiş olmasının önüne geçti. Bazemore'un aktifliği ve cana yakınlığı ile parçalar birleşmeye başladı.

Arkadaşlıkları, ligde kalmaya çalışan Bazemore'un antrenmanlardan sonra geç saate kadar çalışması ile hareketlendi. Ortalama 35 dakika sahada kalan Curry de aynı şekilde geç saatlere kadar çalışıyordu. Bazemore o günleri "Ben hiç oynamıyordum ve bu adam her maçın her dakikası oynamasına rağmen benim kadar çalışıyordu" diye anlatıyor.

Bazemore anlaştığı markalar hakkında övgü dolu konuşmaktan da çekinmeyen biri. Bazı insanlar vardır bu konular hakkında duyarlıdırlar, Baze kesinlikle onlardan biri değil. "Bir parçası olduğum her şey hakkında konuşurum ve böbürlenirim. Bu sıralar Steph bana diğer marka ile olan kontratının dolduğunu söyledi. Ben de ona 'Under Armour'a gel ve kendi ayakkabına sahip ol' dedim. Bu sırada Under Armour'dan kimseyle konuşmamıştım. Steph'e bir sürü söz veriyordum fakat hiç biri için onay almamıştım'

Under Armour ile iletişme geçmenin zamanı gelmişti.



Bazemore basketbol sorumlusu Kris Stone'u aradı ve bir şeyler üzerinde çalıştığını söyledi. Denedikleri çılgın taktik işe yarıyordu. Stephen Curry'nin ilgisini çekmeyi başarmışlardı ve Bazemore önderliğinde sonuca doğru ilerliyorlardı. Kris Stone ise tamamen Curry'e odaklıydı. "Her gün Bazemore'u 3-4 kere arıyordum. Steph ile konuştun mu? Steph ile konuştun mu? Neredeyiz?"

Curry ile bir toplantı ayarlandı. Stone'un dediğine göre Curry'nin ilk sorusu "Bazemore için bu kadar şey yapıyorsunuz, peki benim için ne yapcaksınız?" olmuş. Toplantıdan sonra ise Curry Bazemore'a mesaj ile Under Armour'a geçebileceğini yazdı.

Elbette Under Armour bunlardan Bazemore'a gerektiği payı vermeyi unutmadı. Atlanta Hawks'a geçmeden Bazemore sadece maç başına 6.0 sayı ortalması ile oynuyordu fakat Under Armour ona yıllık 6 basamaklı rakamlar ödüyordu. Şimdi ise Hawks rotasyonuna girmiş durumda ve Under Armour'dan karşılığını almaya devam ediyor.

Under Armour'un Bazemore için yaptıkları bunla da bitmedi. Mezun olduğu Old Dominion okuluna sponsor oldular. "Old Dominion'u kadromuza kattık, bize verdiği her şey için Baze'e teşekkür etmemizin yollarından biri" diyen Stones, Nike'ın bir yıl önce Old Dominion'a sponsorluk için ödediği rakamının tam 7 katını verdi. Artık okulun salonu Bazemore adına ve formaların üzerinde UA logosu var.

Riley, hangisini daha çok sevdin?



Stephen Curry'nin bu kararında etkili olan tek isim sadece Kent Bazemore değildi. Curry'nin kızı Riley'nin de kararda payı büyük. Kararın verilmesinden bir kaç hafta önce Curry ailesi menejeri Jeff Austin'in California'daki evinde oturuyordu ve Curry'nin önünde aralarından seçmesi gereken bir sıra ayakkabı duruyordu.



Curry kızına bir Nike, bir Adidas ve bir Under Armour ayakkabısı verdi, bu sıralar Riley henüz 1 yaşında. "Ona 'Riley sen hangisini seviyorsun?' diye sordum. İlk ayakkabıyı aldı ve kenara fırlattı. İkinci ayakkabıyı aldı ve kenara fırlattı. Üçüncü ayakkabıyı aldı ve bana getirdi. Üçüncü ayakkabı Under Armour'dı ve işte o an kararımı verdim" diye anlatıyor Stephen Curry.

Belki her şeyi değiştiren karar gerçekten o andı, belki Bazemore'un bir yıl boyunca Curry'nin yakasında olmasıydı, belki de hepsi Nike'nin başarısızlığıydı.

Ne olursa olsun yaşananlar milyarlarca doların bir taraftan diğerine doğru akmasına neden oldu. Bazılarına göre Curry felaketi Nike'ı daha da acımasız yaptı ve geleceğe dair bir kilit hamle daha yapması için motive etti. Bütün spor şirketleri giyilebilir teknolojiye doğru yönelirken Nike, Apple'ın CEO'su Tim Cook'a yönetim kurulunda bir yer verdi. Basketbol ayakkabılarının tanrısı olarak bilinen Sonny Vaccaro ise Curry meselesinin çok daha derin olduğunu "Bu Nike'ın en büyük korkusu. Ayakkabı dünyasında Curry'i kaybetmeyi atlatamadılar ve psikolojik olarak çöktüler."  sözleriyle belirtiyor.

Under Armour'dan Kris Stone ise Nike'ın yeterince Curry'i istemediğini savunuyor ve eğer "Nike yıllık 4 milyon dolarlık bir kontrat önerseydi, Curry yasal olarak kalmak zorundaydı" cümlesini vurguluyor. Ona göre bütün sporcular Nike bünyesinde olmak istediği için Nike da bunu sporculardan bekler hale gelmiş. Curry emin olamadığında da Nike'ın "Eğer kalmak istemiyorsan, gidebilirsin" tutumuna girdiğini söylüyor. Nike ise basketbol ayakkabılarını bildiği gibi piyasaya sürmeye devam ediyor. Jordan markasının son çıkardığı ayakkıbılardan olan Jordan 30, Russell Westbrook'un başrol oynadığı bir reklam ile sunuldu. Reklamda "Ne bekliyordunuz? Oyun kurucu pozisyonunda oynayan sessiz bir okul çocuğu mu?" diye bağıran ufaklık ise ise Curry ve Under Armour cephesi açısından açıkça bir saldırıydı.


Belki de Nike Curry'i tam da bu şekilde kaybetti. Yıllar boyunca bir sonraki Michael Jordan'ı temsil eden oyuncu tiplerine odaklanmaktan, herkesten farklı yumuşak bilekli ve cılız bir yıldızı gözden kaçırdılar. Bu tutum onları Kent Bazemore gibi bir isme karşı zayıf ve basketbol ayakkabı pazarının %1'ne bile sahip olmayan bir markaya karşı yenik düşürdü. Sonunda ise her hangi bir yıldızı değil, her hareketi ile dünyaya hükmeden bir oyuncuyu kaybettiler.

Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021
Julya YalenchkaBiA
#220 · 4 yıl önce
Alıntı yapılan: BiA - 27.06.2022 01:53

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

NBA'in Seyrini Değiştiren Karar


8 Aralık 2011'de NBA tarihinde bir ilk yaşandı ve lig yönetimi, bir takım sahibi rolündeyken yıldızlarla dolu bir takası veto etti. 2009 ve 2010 yıllarının şampiyonu Los Angeles Lakers, 2011 yılında yüzüğü Dallas Mavericks'e kaptırdıktan sonra aklında sadece tekrar ve hemen şampiyonluğa oynayacak kadroyu kurmak vardı. Kobe Bryant'ın son seneleri olduğu aşikardı ve hem onun son yıllarında bir yüzük kazanmasını sağlamak, hem de onun gidişinden sonra takımı zirvede tutacak yıldızları takıma katmak amaçlanıyordu.

Yaşadığı ekonomik zorluklar sebebiyle George Shinn'den 300 milyon dolara satın alınan, lig yönetiminin kontrolündeki New Orleans Hornets ise Chris Paul için takas opsiyonları arayışındaydı. Golden State Warriors ve New York Knicks ile görüştüler. Boston Celtics ile masaya oturdular. Ancak sonunda – bugün baktığımızda bile en doğru seçenek olarak gözüken takas ortakları Lakers ve Rockets ile anlaştılar.

Lakers: Chris Paul

Hornets: Lamar Odom, Kevin Martin, Goran Dragic, Luis Scola ve birinci tur draft hakkı

Rockets: Pau Gasol

7 saat sonra ise herkesi şok eden haber geldi. David Stern takası veto etmişti. Sadece tek bir açıklamayla: "Basketbol sebepleri". "Zaten lock-out ile uğraşıyoruz, ekonomisi ve fırsatları Los Angeles, New York, Chicago gibi şehirlere nazaran daha kısıtlı olduğu için yıldızlara çekici gelmeyen Small Market takımlarının sahipleri mutsuz olmasın, Lakers dominasyonu devam etmesin." demek kolay değildi tabii ki.

Son üç senede iki kez şampiyon olmuş, ligin en büyük iki yıldızından birini kadrosunda barındıran Lakers'ın ancak 5 yıl sonra lige heyecanla bakmasına sebep olacak olay sadece iki kelimeden ibaretti. Chris Paul'un tepkisi ise üç harften ibaret olmuştu.

Lakers, Kobe Bryant'ın yanına ligin en iyi point guardı Chris Paul'ü ekleyip, Andrew Bynum'ı Dwight Howard ile takas etme planları yaparken, hatta yarattığı cap space ile free agent piyasasına gümbür gümbür bir giriş yaparak Miami'nin yeni yaratmış olduğu büyük üçlüsünü sahadan silebilecek bir takım yaratabilecekken, elinde sadece mutsuz birer Lamar Odom ve Pau Gasol ile kalmıştı.

Tüm bu dramı daha kötüleştiren şey ise altı gün sonra yaşandı. Chris Paul'ün Lakers'a gitmesine izin vermeyen David Stern, Eric Gordon+Chris Kaman+Al Farouq Aminu+Minnesota'nın birinci tur draft hakkı (Austin Rivers'a dönüştü) paketini daha değerli bulmuştu. Chris Paul Los Angeles'a gidiyordu sonunda, ancak yanlış takımın formasıyla.



Şimdi maddeler halinde eğer bu takas veto edilmeseydi neler olabilirdi biraz düşünelim. Hayal kuralım da diyebiliriz.

– Chris Paul sonrasında Dwight Howard'ı da alan Lakers takımın uyumsuzluğu ve koç'un Mike Brown olması sebebiyle Batı konferansı yarı finalinde elenirdi. Bir sonraki sezona ise tekrar takım sahibesi,Jeanie Buss'ın nişanlısı, efsane koç Phil Jackson ile başlayabilirdi. Bu hamle Dwight Howard ve Chris Paul tarafından kontratları bittiği anda atılan yeni imzalar ile pekiştirilebilirdi. Chris Paul'ün topu yöneten kişi olması Dwight Howard'dan çıkacak çatlak sesleri önler, bütün yıldızların mutluluğunu kesinleştirebilirdi. (Böylelikle Lakers'ın geçmişinden sakatlıklardan ibaret Steve Nash dönemini de yaşanmamış kılıyoruz.)

– Hornets birinci tur birinci sıra draft hakkını alacak kadar kötü olmaz ve Anthony Davis kariyerine Bobcats veya Wizards formasıyla başlayabilirdi.

– Houston Rockets'ın yapılamayan takastan en büyük kazancı bir sonraki sene James Harden takasını yapabilmiş olmalarıydı. James Harden şu an bambaşka bir takımla şampiyonluğa koşuyor, triple double'larını Mike D'Antoni'nin "koş koş at herkes eğlensin" hevesleri için değil, yüzükler için yapıyor olabilirdi.

– Doc Rivers Boston Celtics'de kalmış olabilirdi.

– Blake Griffin çoktan Clippers'ı terketmiş olabilirdi ya da Eric Bledsoe'nun bulduğu şansı iyi değerlendirmesiyle farklı bir büyük üçlünün parçası olabilirdi.

– Hornets'a takas edilemeyen Goran Dragic iyi oynuyor diye Toronto'ya gönderilen Kyle Lowry, Rockets'ın yıldızı olarak kariyerini sürdürmüş olabilirdi.

– Steve Nash ülkesine dönüp Toronto Raptors ile şampiyonluk baskısı olmayan, stressiz ama başarılı birkaç sezon geçirdikten sonra kariyerini noktalayabilirdi.

– Kobe Bryant takımını play-off'a sokmak için 6 maç üst üste neredeyse tüm maç sahada kalıp aşil tendonunun kopmasına sebep olan drive'ı yapmayabilir, kariyerinin son üç sezonunu sakatlıklarla boğuşarak geçirmeyebilirdi. Daha da önemlisi bir veya iki yüzük daha takabilirdi. Daha daha daha önemlisi basketbolseverler olarak yıllar boyu beklediğimiz ancak hiç göremediğimiz Kobe-LeBron finalini izleyebilirdik.

– Los Angeles Clippers – Doc Rivers ve Chris Paul önderliğinde – 2014 playofflarında Golden State Warriors'ı ilk turda eleyemeyebilirdi. Takiben Mark Jackson'ın kovulmasıyla Steve Kerr dönemi başlamayabilirdi. Klay Thompson, Kevin Love için takas edilmiş olabilir. Warriors hanedanlığı hiç kurulmadan dağılmış olabilirdi.

– Lamar Odom uyuşturucuya düşüp ölümle burun buruna gelmeyebilirdi.

– Pau Gasol iki sezon daha Lakers'da somurtmak yerine ligin en iyi iki uzunundan biri olduğu bir dönemi daha verimli geçirebilirdi.

– Steve Ballmer kesinlikle 2 milyar dolardan daha az ödeyerek Clippers'ın sahibi olabilirdi.

Tabii ki bunlardan çok daha farklı. Lakers için şu an bir araya gelen genç kadronun yarattığı umut havasını çok daha uzun süreler yaşatmayacak tatsız gelişmeler de olabilirdi. Bunu asla bilemeyeceğiz. Yapabileceğimiz tek şey D'angelo Russell, Jordan Clarkson, Julius Randle ve Brandon Ingram gibi gençlerin Lou Williams, Luol Deng, Timofey Mozgov gibi veteranlarla desteklendiği ve ligin en heyecan verici genç koçlarından biri tarafından yönetildiği kadronun neler yapacağını görmek için beklemek. Tabii biraz da David Stern'e sövmek.

Lakers için gelecek parlak, ancak veto edilen takastan sonra geçen 5 yıl hiç kolay değildi.

Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021