İçeriğe geç

| Julya & Irina Yalenchka |

+55 869 yanıt 27,460 görüntülenme Açan BiA ·

/// Konu sahibinin mesajları Yalnız konuyu açan kişinin mesajları. Bulunduğun yerden ileri doğru.

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 27.06.2022 02:00

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Sanatçı Park Tyson ile tanışın. Kendisi basketbol üzerine dizaynlar yapıyor, gerçekten renkli ve güzel çalışmaları var. Basketbol ve sanat köşemizde bu sefer kendisinin efsane basketbolcular ve onların ikonik ayakkabıları ile ilgili olan çalışmalarına yer vereceğiz!



Michael Jordan – Air Jordan III





Larry Bird – Converse Weapons

Penny Hardaway – Nike Air Max Penny





Allen Iverson – Reebok Question





Magic Johnson – Converse Weapons





Scottie Pippen – Nike Air More Uptempo





Kobe Bryant – adidas KB8





LeBron James – Nike Air Zoom Generation





Stephen Curry – Under Armour UA Curry Two





Michael Jordan – Air Jordan I







Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 28.06.2022 00:25

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Hayaller vs. Hayatlar



Staples Center. Los Angeles'ın en büyük spor salonu olan yaklaşık 19000 kişi kapasiteli bu spor kompleksi, büyüklüğünü sadece kapasitesinin büyüklüğünden almıyor. 1999'dan beri bu salondaki seyirciler, sadece basketbol tarihinin değil belki de spor tarihinin en büyük performanslarından birine, tam 81 sayıya şahit oldular. Basketbol tarihi için kesin konuşmamakla birlikte, yakın tarihin açık ara en dominant pivotunun takımları darmadağın edişini izlediler. Yakın tarihte iki süper starın yanına 1 tane ortalama oyuncu geldiği anda "Big 3" şeklinde anıldığı anlar mevcut iken, 2 tane mega starın yanına 2 adet süper starın geldiği tarihi takımları izlediler. Tamam belki şampiyon olamadılar ama, Staples Center, açıldığı andan itibaren taraftarın beklentisinin hep en üst seviyede olduğu bir yer oldu. Dolayısıyla  kazanmak, bir Lakers taraftarı için hep tek ihtimal oldu. Ta ki bu sezona dek.

Bu sezonun Staples Center'ında, çok belli etmek istemeseler de, takımı kazandığı zaman üzülen bir taraftar var. Hatta eminim ki televizyon başındaki Lakers taraftarları bu üzüntülerini açık açık yaşıyorlar. "Off be abi nasıl oldu da kazandık?!?!" Taraftarlık mantığına ters gibi gözükse de aslında altında mantıklı bir açıklama var. Bazen kazanmak en iyi seçenek olmayabiliyor.

Ya da şöyle anlatırsak daha iyi olur, bazen kaybetmek en iyi seçenek olabiliyor. Böyle bir durum olunca da, mevzubahis takımın kazanmaya değil de kaybetmeye çabalamasına, NBA dilinde "tanking" deniyor.

Peki, daha derinine inmek gerekirse, "tanking" nedir, neden yapılır, getirileri ve götürüleri nelerdir, etik midir, taraftarlar arasında nasıl karşılanıyor?

Stratejik Boşvermişlik: Tanking

"Tanking", en basit hali ile, bir takımın, kazanmak için elinden geleni yapmamaya niyetli olması ve bunu eyleme dökmesi olarak tanımlanabilir. Birkaç aylık bilinçli bir çaba olabileceği gibi, sezonlara yayılan bir çaba olarak da tezahür edebilir. Genel olarak, açık seçik yapıldığında, ucuz ve ikiyüzlü bir uygulama gibi algılanır. Bununla birlikte, NBA gibi, "oldukça kötü" olmanın bir mükâfatı olduğu sistemlerde, stratejik bir seçim olarak da uygulanmaktadır.

Kitabi tanımımızı yaptıktan sonra, konuya hâkimiyet açısından verilecek birkaç örnek ile tanking hakkındaki bilgi dağarcığımızı genişletelim:

– 1983 – 84 sezonunda bir çok takım, bilerek maç kaybetmek ile suçlandı. Bunun sebebi, mevzubahis senenin draft'ında olabildiğince iyi bir yer kazanabilmekti, ki, o sezonun draft'ı tam 4 tane Hall of Famer çıkarttı (Hakeem Olajuwon, Michael Jordan, Charles Barkley ve John Stockton). Bu iddialar sonucunda NBA, 1985 yılı itibari ile, şu anda da uygulanan "draft lottery/draft piyangosu" sistemine geçti.

– 2006 senesinde Timberwolves ile Grizzlies arasında oynanan ve uzatmaya giden maç, NBA tarihinin utanç dolu hatıralarından biridir. Ligin en kötü galibiyet yüzdesine sahip 10 takımından biri olması halinde Clippers'a borçlu olduğu bir draft hakkını vermek zorunda kalmayacak olan Timberwolves, kariyer üçlük yüzdesi YÜZDE ALTI olan uzunları Mark Madsen'a 7 üçlük denetmiş ve maçı büyük bir çaba göstererek kaybetmiştir.

– Yine aynı sezonda Los Angeles Clippers, sezonu beşinci yerine altıncı bitirerek, o zamanın play off sistemine göre saha avantajını eline geçirebilmek için bilerek maç kaybetmek ile suçlanmıştır. Müteakip sezonda NBA, bu tip manevraların önüne geçebilmek için play off sistemini değiştirdi (ve sonrasında, başka nedenlerden ötürü, yine değiştirdi.)

– 2013 senesinde ESPN Magazine dergisine verdiği bir röportajda, ismini vermek istemeyen bir NBA Takımı Genel Menajeri (ki ya o zamanın Orlando menajeri Rob Hennigan ya da Phoenix menajeri Ryan McDonough denir hep), 2014 draftındaki kayda değer oyuncu derinliği nedeniyle bilerek ve isteyerek "tanking" yapacaklarını belirtmiştir. Bu röportajda geçen ilginç bir ifade de, bu kararı takımın sahibi, genel menajeri ve koçunun bildiğinin ancak oyunculardan bu kararın saklandığının belirtildiği kısımdır ki, biraz sonra bu husus hakkında da birkaç kelime edeceğiz.

Bunlar NBA tarihindeki sadece birkaç örnek. Uzak geçmişte birçok stratejik sebepten ötürü kullanıldığını gördüğümüz tanking'in, içinde bulunduğumuz sezonda, diğer sezonlardan daha fazla konuşulmasının pek tabii ki haklı sebepleri var. Çünkü bu sene, tanking uygulamasını açık seçik uygulayan iki, birkaç sezondur uygulayan bir ve şahsi düşünceme göre, ne yapmaya çalıştığını kendilerinin de bilmediği en az bir takım var NBA'de.

Ben Sana Tanking Yapamazsın Demiyorum: Sacramento Kings



Sondan başa doğru gidelim isterseniz. Ne yapmaya çalıştığını kendilerinin de anlamadığı, kafası karışık takım olarak Sacramento Kings var elimizde. DeMarcus Cousins'i takasta kullanarak, takım içi yeni bir yapılanmaya gittiklerini ilan ettiler. Ancak tanking yapıyorsanız, yukarıda da belirttiğimiz üzere, belli stratejik amaçlar doğrultusunda bunu yapmanız gerekir. Draft pick mi istiyorsunuz? Sacramento ne yazık ki draft hakları üzerinde kontrol sahibi değil. Sezon içerisinde draft haklarını Philadelphia ile takas eden Kings, sezonu 11. veya daha kötü bir derece ile bitirir ise bu hakları Chicago'ya devroluyor. Dolayısıyla en iyi oyuncunuzu takas edip sezona kötü bir şekilde devam etmek bu örnek özelinde hiç de mantıklı bir hareket değil.

Hadi bu kumara girdiniz, bu kumara girmek için neden tamı tamına 57 maç beklersiniz ki? Zaten play off potasında olmadığınız neredeyse ezelden beri belli, takımın geleceğini belirlemek için sezonun yüzde yetmişinin bitmesini beklemek ne derecede öngörülü bir hareket olabilir ki? Tüm bunlar bir kenara, tanking yapmaya çalışan bir takıma göre, takastan sonrasına göre bile, fazla iyi bir kadrosu var Kings'in. Buddy Hield, Afflalo, Tolliver, Koufos, Labissiere, Richardson ve takımın geri kalanı, doğru motivasyonla hala iyi bir yerlere gelebilecek bir takımken sezonu tanking'e bağlamak, acaba kaz gelecek yer var nasıl olsa deyip bütün tavuk çiftliğini KFC'ye mi satmak oluyor? Gördüğünüz üzere, kurduğumuz cümleler hep soru işareti ile bitiyor çünkü her şey o kadar muallak ki.

Yıllar Yılı Göğüs Gerdim: Philadephia 76'ers




Şimdi de tanking uygulamasını sezonlardır yapan takıma gelsin sıra. Philadephia 76'ers. 2013 senesinde Basketbol Operasyonları Başkanı Sam Hinkie "yeniden yapılanmaya" gittiklerini beyan ettiğinden beri Philly, takım kadrosunu çaylaklar, free agent'lar ve genç yetenekler üzerine kurdu. Amaçları, basına yansıtmak istedikleri şekilde "gelişime açık bir takım kurmak" olsa da, 2013 senesinden beri istisnasız her sene ligde dibe demir atmış bir şekilde geziniyorlar. Bu kimsenin nazarında "gelişmiş" bir takım olarak yer alır mı? Sanmam. Basına yansıttıklarının dışında ise, herkesin, yaptıklarını bildikleri/söyledikleri ama Philly'nin kabul etmediği şey, aslında çok başarılı bir tanking uygulamasıydı. Kötü takım ol, çok kötü takım ol, en iyi draft sıralarını kap, üzerine kurabileceğin kadroyu yetiştir, etraflarına rol oyuncularını serpiştir. Bu düşünceleri onlara kimleri kazandırdı dersiniz? Joel Embiid, Ben Simmons, Dario Saric, Jahlil Okafor ve Nerlens Noel. Takaslarla kenara attıkları draft haklarını saymıyorum bile. 2017 senesi draftında ilk 7'de seçim hakları olmayacağı kesin gibi olmasından ve artık hali hazırda çok yüksek potansiyelli bir kadroları olduğundan, bu sene itibariyle tanking'e son verip gelecek sezon itibariyle gümbür gümbür gelmelerini bekliyorum. Tabii ki bu da benim şahsi düşüncem.

Bindik Bir Alamete: Phoenix Suns





Gelelim tanking'i bu sezon vitrine çıkartıp, tartışmaların odağı haline gelen iki güzide organizasyona. Bu iki kulüpten ilki Phoenix Suns. Takımın bel kemiğini oluşturan üç tecrübeli oyuncudan Eric Bledsoe sezonun son 15 maçında, Tyson Chandler ve Brandon Knight ise All Star arasından beri, alınan karar doğrultusunda, maçlara çıkmıyorlar. Takımın en iyi savunmacısı PJ Tucker takas edildi. Geride kalanlardan Devin Booker ve TJ Warren da şu anda "sakatlar". Dolayısıyla Phoenix Suns'ın ne yaptığını anlamamak için, muhtemelen 1972 yılından beri hiçbir şekilde camdan dışarı bakmamış bir mahalle teyzesi kıvamında saflığa sahip olmak gerekiyor. Şöyle bir örnek verelim, Brooklyn karşısına çıktıkları ilk beşin yaş ortalamaları, kolej liginin en iyi sekiz takımının yedisinin ilk beşinden daha genç bir ortalamaya sahip. Tanking yaptıkları bu süreç içerisinde, yönetim yüz karası Kings'e, Ibaka'sız Magic'e, son 9 maçın sadece birini kazanan Pistons'a, ligin (tanking yapmadan dahi) en kötü takımı Nets'e ve Millsap'ten yoksun Hawks'a yenildiler. Bu serinin sonunda, Suns resmi Twitter hesabının inanılmaz derecede profesyonel tepkisi ise şu oldu:

¯\_(ツ)_/¯

Peki Suns bu durumdan istediği ölçüde yarar sağlayabildi mi/sağlayabilecek mi? Bu süreçte Booker'ın 70 sayılık bir performansı oldu ve bunu başaran 6 kişiden biri. Performansı alkışlamak ile birlikte maçı izleyenlerin fark ettiği bazı şeyler olmuştur. Maç koptuktan sonra Suns, Booker'ın istatistiklerini katlayabilmek için, hücumların kısa kesilmesi adına sürekli foul yaptı ve topu her hücumda inatla Booker'ın eline verdi. Bu bağlamda, bu başarıyı, TD Garden'da 20 yaşında benzer bir performansı sergileyen Jordan ile karşılaştırabiliriz. Bu 70 sayılık performans da dâhil olmak üzere, All Star arasından beri 11.9 sayı ve 9.9 rebound ortalaması tutturan Alan Williams dışında, Suns gençlerinin inanılmaz bir gelişim sergilediğini söylemek zor. Hatta All Star arasından evvel yavaş yavaş kimyası tutmaya başlayan Bledsoe – Booker birlikteliği de, bu son manevra ile daha da ilerleyemeden sonlandırılmış oldu. Dolayısıyla, Suns'ın iddia ettiği ölçüde bir oyuncu gelişimi olduğunu söylemek zor. Ancak ayan beyan ortada olduğundan değinme gereksinimi duymadığımız bir faktör olarak, galibiyet yüzdesi dibe çakılan bir Phoenix Suns var. Bu da, draft piyangosunda ilk üç sırayı teoride neredeyse garantilemiş bir Suns demek.

Gidiyoz Kıyamete: Los Angeles Lakers





Gelelim mevzubahis iki tanking'ci ekipten diğeri olan Los Angeles Lakers'a. Lakers, iş bu makalenin yazıldığı anda, 1 maç fark ile batının en kötü, tüm NBA'in ikinci en kötü takımı durumunda. Şu anda piyangodaki tüm topların yüzde 20'si onların. Bu da, teorik olarak, draft sıralamasında en kötü ihtimalle ikinci sıradaki oyuncuyu seçebilecekleri anlamına geliyor. Peki bu noktaya gelmek için nasıl bir çaba sergilediler? Evet, bu kadar kötü olabilmek için ekstra bir çaba sergilemek gerekiyor.

Aralık ayı başında 10 galibiyet 10 mağlubiyet istatistiğine sahip olan Lakers, aralık ayı başından beri kazandığı her maça karşı tam 3 maç kaybetti. Hücum yerinde sayarken savunma daha da beterleşti. Guard mevkiinde sıkıntı yaşamayan Lakers, uzun oyuncular konusunda sıkıntı yaşayınca, bir şekilde sayı bulabilen ama rakip hücumlara kendi potalarına kadar eşlik eden bir takım çıktı ortaya. Tanking çabasına katkısı olması için Lou Williams'ın takımdan gönderilmesini saymıyorum dahi (sezon sonu gönderilmesi gündemde olan Nick Young var konusu var bir de, "insan gerçekten hayret ediyor"). Kaybetmek için verilen bu çabanın getirisi saha içerisinde alınamıyor besbelli, peki draft hususunda potansiyel getiriler ne ölçüde? 2017 draftında oldukça yetenekli oyuncular olduğu açık, Lonzo Ball'u duymayan kalmadıysa merak etmesin, bir gece ansızın babası kapınızı çalıp size oğlunun Michael Jordan'dan ne kadar iyi olduğunu siz istmeseniz de anlatacaktır. Ball ile birlikte, bu senenin iyi çaylaklarının hemen hemen hepsi guard pozisyonundaki oyuncular. Daha önce de belirttim, tanking, altı doldurulabilir hamleler ile yapıldığında işe yarar bir hamle olabiliyor. Takımınız front court oyuncuları ile dolu iken yine front court oyuncuları dolu olan bir draft'a bel bağlamak, bence verilen (ya da verilmeyen mi desek?) tüm emeklerin heba olmasına sebep olabilir. Anlaşılan bu, Lakers'ın göze aldığı bir kumar.

"Soldiers of Fortune": Tanking ve Oyuncular



Meselenin bir başka boyutu da kaçınılmaz olarak oyuncular. Amacı kaybetmek olan bir takımın parçası olmanın oyuncular üzerindeki etkisi ne ölçüde? Madalyonun aslında iki yüzü var bu konuda. Daha kötü oynamak için oynatılmayan oyunculardansanız, tepkilerden anladığımız kadarıyla karışık duygular içerisinde oluyorsunuz. Suns'ın sezon sonuna kadar oynatmama kararı verdiği oyunculardan olan Bledsoe, bunun gençlerin gelişimi için yararlı bir hareket olduğunu düşünüyor. Bu şekilde düşünmesinin bana göre en önemli nedeni, gelecek sezon planlamasında kendine bir yer görüyor olması. Sezon sonu sözleşmesi bitecek olan ve kendinizi gösterip iyi bir kontrat senesi geçirmek isteyen Tyson Chandler gibi bir oyuncuysanız, bunu sözlerinizle belirtmeseniz de hareketlerinizle ziyadesiyle belli ediyorsunuz. Tavsiyem, eğer görebilirseniz, bir Suns maçında bench'in arkasında gözleriniz Chandler'ı arasın. Onu görüp de "Yahu benim sıkıntılarım da pek dünyeviymiş be!" deme ihtimaliniz bir hayli fazla.

Peki, kaybetmek için sahaya çıkarılan oyuncuların bu konuda görüşleri ne? NBA gibi bir platformda süre alıp kendini gösterebilen hiçbir oyuncunun bu konuda mutsuz olduğu ne görüldü ne de duyuldu. Ancak üzerinize yapışan "takımın geri kalanından daha kötü bir oyuncu olduğu için oynatılıyor" intibaı var. Bu noktada da, bazı ölçeklerde kırılan kalpler olduğunu söylemek olası. "Organizasyonlar tanking yapar, oyuncular asla yapmaz." demiş Brian Scalabrine. Sezon sayı ortalaması bir sezon dışında hiç 4 sayının üstüne çıkmamış bir oyuncu olarak Scalabrine, "daha az kalifiye" oyuncuların da hissettiklerine bir nevi tercüman oluyor. İnsan, doğası gereği rekabetçidir. Kendine denk görebileceği testler ile sınandığında elinden geleni yapmak için evrimsel olarak programlıdır. Nihayetinde, belki biraz kalp kırıklığı ama çokça hırs ile oynuyor tanking yapan takımların oyuncuları. Kenya'lı atletlerin domine ettiği uzun mesafe koşularında Hollanda'lı bir koşucu olmak gibi olsa gerek.

Bu Günleri De Mi Görecektik?: Taraftarlar



Sona yaklaşırken, taraftarlar tanking konusunda ne düşünüyor? HoopsHabit editörü Gerald Bourguet'in twitter sayfasında yayınladığı bir anket var, bu ankette Phoenix taraftarlarına "Tanking konusundan ne kadar hoşnutsunuz?" diye bir soru sormuş. Cevaplar şaşırtıcı. Sadece yüzde 10'luk bir kesim "organizasyonlar hiçbir zaman tanking yapmamalı" derken, yüzde 13'lük bir kısım "artık işin suyu çıktı" diyor. Olaya pozitif bakanlardan yüzde 18'i "baştan beri yapılması gereken bir şeydi" derken taraftarların tamı tamına yüzde 59'u "çekilmesi gereken bir eziyet" olduğu konusunda hemfikir. Bu ne demek oluyor?

Her 4 taraftardan 3'ü tanking'e olumlu yaklaşırken, her 5 taraftardan 3'ü de, bunun aslında can sıkıcı bir şey olduğunu ancak takımın salahiyeti açısından atılması gereken bir adım olduğunu düşünüyor. Yani kısaca "Bari battık, bir işe yarasın" diyorlar.

Sonuç olarak, "kazanmak için elinden geleni yapmamak" dahi, bir plan çerçevesinde yapılmadığı takdirde, garanti gibi gözüken olumlu sonuçları alamama riskini doğuran bir hareket. Tanking yapacağım derken organizasyonun yapısını, takımın ahengini ve belki de olası birkaç senesini çöpe atmak oldukça olası. Burada asıl önemli görev, geniş perspektif sahibi ve uzak görüşlü olması gereken takım menajerlerine, sahiplerine ve organizasyonun diğer görevlilerine düşüyor. Yoksa oyuncular bir şekilde gelip gidiyor, taraftarlar bir şekilde kızılcık şerbeti içip bağırlarına birkaç sene taş basabiliyor. Tüm mesele, takımı Harlem Globetrotters yapacağız derken Washington Generals yapmamakta.

(Washington Generals, Harlem Globetrotters'a karşı aldığı sayısız mağlubiyet serisi ile tanınır. En son galibiyetini 1971'de alan Generals, Globetrotters'a karşı 6 maç kazanırken yaklaşık 13.000 maç kaybetmiştir.)



Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 28.06.2022 00:31

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

"Plakasını Alabildiniz Mi?"



Gerçekleşmesi beklenen şeyler konusunda tahminlerde bulunduğumuz zamanlarda, bunu geçmiş deneyimlerimiz çerçevesinde şekillendiririz. Konu hakkında önceki örneklere bakarız. Etrafımızdaki insanların deneyimlerinden ve fikirlerinden yararlanırız. Yeri gelir istatistiklere başvururuz. Kendi adıma konuşmam gerekirse, bunların hepsini yaptım, buna rağmen Cleveland Cavaliers – Toronto Raptors eşleşmesinde beklentilerim biraz olsun rekabetti. Beklentilerim, yani "gerçekleşmesini beklediğim şeyler" gerçekleşti mi? Uzaktan yakından alakası yok.

Belki hatırlarsınız, vakt-i zamanında "Cavs'ı kim yenebilir" şeklinde tahminlerimiz olmuştu, bunun üzerine bir yazımız da vardı. Orada sıraladığımız tüm sebeplerden mütevellit, bunu da tüm dürüstlüğüm ile dile getireceğim, olası bir Cavs – Raptors eşleşmesinde oyum 7 maçta Raptors'dan yanaydı. Arzu edenler o yazıya tekrar bakabilir, kendimce sağlam temellere oturtulmuş olan tezler ışığında, Raptors'ı Cavs'dan bir adım daha önde görüyordum. Sonra ilk tur maçları geldi, Indiana karşısında seriyi süpüren (her ne kadar ufacık farklarla da olsa) bir Cavs ve gencecik bir Bucks takımına karşı işin özellikle savunma tarafında bocalayıp kör topal tur atlayan bir Raptors. İlk raund eşleşmelerinden sonra, daha öncesinde 4-3 Raptors'a verdiğim eşleşmeyi, Cavs adına 4-2'ye güncelledim, bunun sebeplerini de daha taze çıkmış olan yazımızda bulabilirsiniz. Neden taze? Çünkü Cavs Raptors'ı yine umulmadık şekilde 4 maçta süpürdü ve yazının daha neredeyse mürekkebi kurumadı.

Cavs aslına bakarsanız Raptors'ı süpürmedi. İlk raund eşleşmesinde, her maçta direnç ortaya koyan Pacers cephesi süpürülmüştü. Raptors ise süpürülmedi, adeta ezildi. Geceden mahalleye asfalt dökmeye gelen belediyenin çektiği araçlar gibi, rastgele bir otoparka atıldı. Serinin son maçını saymazsanız, Raptors Cavs'a karşı bir D-League deneyimi yaşattı bile diyebilirsiniz.

"Merhaba. Ben Mekanın Sahibi Lebron."





Peki neden böyle oldu? Yazımızın konusu bu olmayacağı için sadece yüzeysel olarak ele alalım. Öncelikle LEBRON JAMES. Cavs'ın potansiyel rakiplerini ortaya koyduğumuz ilk yazımızda da belirtmiştik, Lebron'un olduğu yerde sadece ihtimalleri konuşabiliyorsunuz. Onun nelere kadir olduğunu bilerek "ortalama bir Lebron'a karşı potansiyel rakiplerin ne kadar şansı var?" demiştik. Bu seride ortalama bir Lebron yoktu. Bu seride, Lebron her 30 sayı üstüne çıktığında, arka plandan "GODLIKE!" diye bağıran bir Unreal Tournament anonsçusu beklemedim desem yalan söylemiş olurum.

Playoff kariyer efektif saha içi isabet yüzdesi %41 olan Lebron James, bu playoff'larda bu oranı akla hayale sığmayan %58 gibi bir orana çıkardı. O kadar saçma yüzdeler ile oynuyor ki Lebron, serinin belli bölümlerinde serbest atış rutini ile üçlük attığı anlar oldu. Şu anda inanılmaz sıcak. O kadar ki, şu anda Miami Heat'de oynuyor olsaydı takımın adını Lebron Heat olarak değiştirebilirlerdi. Zira Lebron, muhtemelen tüm Florida eyaletinden daha sıcak.

Sadece o mu sıcak? Tüm Cavs yanıyor. Geçen sezonun son 3 maçı ile birlikte toplamda 11 playoff maçı ardı ardına kazandılar. Son iki sezonda, ilk iki raund dereceleri 16'ya 0. İlk 2 raund'da karşılaştıkları takımlar Cavs'dan bir maç dahi alamadılar. Google'da arama kısmına "cavs sweep/cavs süpürdü" yazdığınız anda Google'ın otomatik doldurma seçeneği birçok takımın adını getiriyor o cümlenin eksik öğesi olarak. Cavs, iki senedir playoff'lara girdiğinde, muhtemelen takımın sadece playoff'larda kullandığı uçağın bir yerlerinde olan bir düğmeyi açıyor ve bambaşka bir kimliğe bürünüyor. Ben dahil herkesin sövdüğü Cavs savunması bile kendine geldi. Takımların 100 pozisyon sonucunda yediği sayıyı baz alan savunma reytingi istatistiğini 108'den 105'e çektiler. Şu anda playoff'ların bu kategorideki en iyi dördüncü takımı Cavs.

Son olarak 3 sayılar. Cavs tüm seri boyunca Raptors'dan tam 34 fazla 3 sayılık isabet buldu. Bu da toplamda 102 sayı demek. Basitçe, Cavs sadece 3 sayı atarak seride kafadan bir maç önde başlamış gibi oldu. Atamayana atarlar, atamayanı yenerler, atamayanı süpürürler şeklinde de ifadelendirebiliriz bu durumu.

"Bir Şey Yapmalı!" "Ney?!"



Sonuç olarak, ortada beklentileri tamamıyla boşa çıkarmış bir Raptors var. Ortaya neredeyse hiç mücadele koymamış, PJ Tucker dışında neredeyse hiç savunma yapmamış, Cavs tarafından atılan şutların %52'sine el dahi uzatmayıp savunmamış bir Raptors var. Kadrosunu sırf bu muhtemel eşleşmeye göre şekillendirip, bu kadronun olmadığı geçen seneden daha berbat bir istatistik ile elenmiş bir Raptors var. Dolayısıyla, bu sürecin sonunda Raptors'da bazı değişikliklerin olacağını öngörmek zor olmayacaktır. Ya da olacaktır bilemiyorum, bunca hayal kırıklığından sonra Raptors ile alakadar insanlar tahminde bulunur mu bilmem, ama varsayalım ki bir şeyler değiştirecekler. Bunlar neler olabilir?

Öncelikle tüm takım muhtemelen şapkasını önüne alıp kendilerine şu soruyu soracaklar: "Bu sene başarılı geçti mi?" Kyle Lowry'nin olmadığı 22 maça rağmen 51 galibiyet alıp Doğu Konferansı'nı saygıdeğer bir derecede bitirmek kesinlikle başarılı sayılacak bir durum.

Ancak Raptors takımı şu anda toplamda 3 metrekare olan bir odada oturuyor ve odanın ortasında da kimsenin görmezden gelemeyeceği pembe bir fil duruyor, bu filin adı da "başarısızlık". Tüm sezonunuzu karşı karşıya geleceğiniz gün için hazırlanarak geçirdiğiniz takıma süpürülmenin hiçbir bahanesi olamaz.

"Pardon, Arkadaş Sizinle Birlikte Miydi?"





2013-14 sezonunda, ne yapacağı konusunda hiçbir fikri olmayan bir Raptors vardı. Seçenekler arasında takımı "tanking"e feda edip draft pick'leri toplama bile var iken, birden Lowry – DeRozan ikilisi hiç umulmadık şekilde takıma 48 galibiyet getirdi. O seneden beri Raptors cephesi takımı bu iki değerli oyuncunun üstüne kurarak muhtemel şampiyonluklar için çaba sarf etmeye başladı. Bu konuda başarılı olamadıkları malum olmakla birlikte, bu ikiliden Lowry'nin kontratı bu sene itibariyle sonlanıyor. İşin daha da kötüsü, kendisi bir "unrestricted free agent/sınırsız free agent" olacak. Bu ne demek? Kendisinin bu senenin sonu ile birlikte yasal olarak Raptors'a karşı hiçbir sorumluluğu olmayacak. Kontrat yenileme hususunda Raptors'ın yüzüne bile bakmayabilir. Her ne kadar bu Raptors için bir dezavantaj olarak gözükse de, 31 yaşına gelmiş bir Lowry'yi takımda tutabilecekleri tek kontrat 200 milyon dolarlık maksimum kontrat gibi gözüküyor. 31 yaşına gelmiş ve bu senenin çoğunluğunu yarı sakat olarak geçiren bir oyuncuya maksimum kontrat önermek akıllıca olur mu? Bu sorunun aslına bakılırsa tek bir doğru cevabı yok. Olay tamamıyla takım sahiplerinin takımı hangi yönde ilerletmek isteyecekleri ile alakadar. Bekleyip göreceğiz.

Tabii ki bu kadar dolu olan bir takımda, bu yaz boşa çıkacak olan tek isim Lowry değil. Ibaka, Tucker ve Patterson da sezon sonunda free agent olacak isimler. Bu durumda Toronto'nun önünde yıllık 65.6 milyon dolarlık kontratları olan DeRozan, Valanciunas, Carroll ve Cory Joseph var. Buna ek olarak maksimum kontrat beklentili Lowry, yaklaşık 20 milyon dolar beklentili Ibaka, yine yaklaşık 12 milyon dolar beklentili Patterson ve beklentisi belli olmayan Tucker var. Bu beklentilerin hepsinin karşılanması halinde takım, üstüne çıkılması durumunda takım sahiplerinin oldukça yüksek vergiler ödediği maaş sınırlamasının (salary cap) bir hayli üstüne çıkıyor. Bu durumda seçim yine takım sahiplerinde olacak, fahiş vergi verip takım kimyasını bir arada tutmak mı (ki örneği pek yoktur), yoksa takımın bazı parçalarına mecburen kapıyı göstermek mi?

Bu durumda topun ağzına ilk çıkacak isim Valanciunas gibi gözüküyor. 2011 draftı 5 numarası Valanciunas'tan beklentiler yüksekti, hali hazırda savunma yönü güçlü bir uzundu ve oyununu geliştirip, bir nevi skorer Joachim Noah'a dönüşeceği bekleniyordu. Beklenti kırmanın bir gelenek olduğu Raptors'ta Valanciunas da bu akıma uydu ve hücum yönünü geliştirmedi. Üstüne kilo aldı ve savunmasıyla bilinecek bir uzun olarak gelişmeyi uygun gördü. Bu konuda başarılı oldu mu? Rakip takımların pick and roll'larında fazla yavaş kalarak savunmayı zaafa uğratmasından mütevellit, Cavs'a karşı yerini Ibaka'ya kaptırmasından kendini ne kadar geliştirdiğini tartışabiliriz. Dolayısıyla, madem Ibaka'ya o kadar para döküyorsun, kendini geliştirmede yetersiz kalan bir Avrupalı uzuna yol gösterebilir misin? Şahsi görüşüm, ellerindeki hücum yönü gelişmiş pivotları bir şekilde başka takımlara yollayıp savunmacı pivotlara yönelenlerin çok olduğu bir NBA'de, Valanciunas'ın Raptors'taki ömrü uzun olmayabilir.

"Beni Yak, Kendini Yak, Predrag Drobnjak"



Peki bunlar dışında bir seçeneği var mı Raptors'ın? Oldukça radikal olmakla birlikte, takımı baştan aşağı yenileme yoluna gidebilirler. Bunun da başlangıcı, Lowry'nin başka bir takımla anlaşması olabilir. Bu durumda takım, maaş skalasında büyük bir boşluk yaratacaktır. Bunun üzerine verimsiz Valanciunas, diz sakatlığından sonra bir türlü toparlayamayan Carroll ve büyük maçlarda cesareti içine kaçan Patterson'ı da gözden çıkarmaları da, her ne kadar uzak bir ihtimal olarak gözükse de olası.

Zira, konferans yarı finalinde, kendilerine en büyük rakip olarak gördükleri takıma süpürülen bir organizasyon, aynı kadroyu tutmakta çok da istekli olmayabilir. Bu durumda, seneye, DeRozan etrafında sürpriz bir veya iki star ile birlikte birkaç rol oyuncusundan oluşan çok farklı bir Raptors da izleyebiliriz.

Ki bu sene free agent piyasasının canlılığı göz önüne alınırsa, bu sene "Olur mu ya!" dediğimiz kadrolar seneye "Vay anasını sayın seyirciler!"e dönüşebilir.

Son tahlilde, Cavs ne ölçekte iyi olursa olsun, onun karşısında, lafı uzatmaya gerek yok, kötü oynamış bir Raptors var. Geçen sene dayak yediği adama karşı hırs yapıp, gidip kendisine sopa muşta düzüp, bu sene karşısına çıkınca geçen seneden daha beter dayak yiyen bir mahalle genci gibi Raptors. Dayak atılır, dayak yenir, problem bu değil. Asıl problem karşındaki sana dayak atarken bir kez olsun kolunu kaldırabilmek. Sonuçta mahalle dediğimiz yer Doğu Konferansı, tutup da mahalle değiştirecek değil Raptors. Mahalle değişmiyorsa, illa ki, bir hayli şeyler değişmek durumunda. Yoksa bu Raptors "askerde de çok dayak yer", demedi demeyin.

Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: Guinevere - 27.06.2022 23:17

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar




VICE ÜNİVERSİTESİNDE YENİ DÖNEM  
Yayımlanma: 27.06.2022, PAZARTESİ, BRUNO CANTONA TARAFINDAN (evet, tarafından)

Vice şehrinde 27 Haziran 2022 tarihi, akademik anlamda önemli bir gelişmeye sahne oldu. 1992 yılından beri faaliyetlerini sürdüren Vice Üniversitesi, Verdant Bluffs'da bulunan ve Valachi Yardım Vakfı'ndan bağışlanan arsasında kurduğu yeni yerleşkede yeni eğitim dönemine başladı. Saat 20:30'dan itibaren Basın & Medya ve Hukuk bölümlerinin dersinin işlenmesiyle beraber başlayan eğitim döneminde, Vice Üniversitesi Rektörü Sebastian Bates, derslere uğrayarak öğrencilere başarılar diledi. Bir saat süren bu derslerin ardından saat 21:30'da Spor ve Yabancı Dil bölümlerinin dersleri yapıldı.

Gün sonunda üniversite tarafından bir tanışma partisi düzenlendi. Partiye ilgi oldukça yoğundu.

Basın & Medya bölümü akademisyeni Randolph Mitchell, Vice News'a konuştu:
Vice Üniversitesi'nde yer almak benim için büyük bir mutluluk. İlk dersimiz oldukça keyifli geçti, basın alanında müthiş potansiyele sahip gençler gördüm. Onlardan umutluyum. Aynı zamanda diğer bölümlerden öğrencilerle fotoğraflar çekildik, güzel sohbetler ettik, bol bol kahve içtik. Keyifli bir gündü, umarım bütün döneme yansır.

Yabancı Dil bölümü, Rusça dersi akademisyeni Rosetta Rusanova, Vice News'a düşüncelerini şu şekilde aktardı:
Oldukça güzel bir gündü. Rus dilini öğrenmek isteyen pek çok genç ile tanışmak beni gerçekten mutlu etti. Güzel bir dönem olacağına dair inancım tam.

Spor Bilimleri Akademisyeni Kate North, Vice News'a konuştu:
İyi bir ders günüydü. Vice şehrinin spor dalında gelişmesi ihtiyacı olduğunu düşünenlerdenim. Bu ihtiyacı Vice Üniversitesi ile beraber öğrencilerimizle beraber gidereceğimizi düşünüyorum. Güzel bir dönem olsun!

FOTOGALERİ














Bizi ViceSocial'dan takip et!
           
EDITOR
Bruno Cantona
HABER
Bruno Cantona
KAMERA
Bruno Cantona


Tüm Hakları Saklıdır ©️ Vice News, 2022
[/td][/tr][/table]

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: BiA - 02.07.2022 20:56

Anasayfa                        Haberler                        İş Başvuruları                        Programlar                        Reklamlar

Yaz kampında yeni sezonun hazırlıklarına başlayan Chicago Bulls, Nicola Mirotic'i ilk beşte denemiş ve ondan yeterli verimi elde edememişti. Koç Fred Hoiberg, Mirotic'in kenardan gelmesini,  oyuna dahil olan ikinci ekibin sürükleyicisi olmasında karar kılmıştı. Mirotic'in ilk beşte yer almasını şiddetle savunan Rajon Rondo ile Bulls teknik ekibinin arasındaki sürtüşmeler, henüz sezon başlamadan kıvılcımlar çıkarmaya başlamıştı bile.

Mirotic gibi bir dış tehdit olmadan oyunu geniş alanlara nasıl yayabilirlerdi? Gibson ve Lopez ikilisiyle boyalı alan çok kalabalık olmaz mıydı? Özellike içeri penetre etmekle ünlü Wade ve Butler gibi süperstarları varken.

Detroit deplasmanında, Jim Boylen (yardımcı koç – oyuncuların dakikalarını ayarlayan kişi) tarafından erkenden kenara alınan Rondo sinirli bir şekilde benchin soğuk koltuklarının birine oturuyor, enerji içeceğini yudumlarken de Fred Hoiberg'e sesli sezsiz giydiriyordu. Tekrar oyuna girmek için çağırıldığında, boynundaki havluyu Boylen'in suratına fırlatan Rondo, Hoiberg'ün yanından geçerken de koçunun direktiflerini umursamadan oyuna tekrar dahil oluyordu.

Havlu fırlatma olayı her ne kadar kanıtlanmasada, Rondo ve Bulls teknik ekibi bu yaşananları inkar etmiyor. Zaten Rajon Rondo'nun geçmişine baktığımızda ondan bu tür davranışları – hatta daha ciddilerini – görmüştük.



2011'in Mayıs ayında, Boston Celtics – Miami Heat eşlemesinde, Heat seride 2-0 öndeydi. Normalde koç Doc Rivers, Rondo'nun sınırlarını sürekli zorlardı. Ancak serinin 3. maçı öncesi takım toplantısında Doc Rivers acımaz bir şekilde genç oyun kurucusunun üzerine gidiyordu. 50 inçlik bir televizyonda Rondo'nun tüm hatalarını ve yapması gerekenleri argo bir dille işaret eden koç, uyuyan bir aslanı uyandırdığının farkında değildi.

Kevin Garnett o anlar için "Ortam çok gergindi fakat, Doc Shorty'i  (Garnett'in Rondo'ya taktığı lakap) zorlamaya devam ediyordu. Gerçekten ortam çok gergindi" diyor.

Elindeki su şişesini televizyona fırlatan Rondo, etrafındaki eşyaları da tekmeleye başladı. Doc Rivers'ın tam yanındaki 50inçlik televizyon yere düşmesiyle beraber parçalara ayrıldı ve koç ses tellerinin sınırlarını zorlayarak "Rondo, DIŞARI ÇIK!!" diye bağırdı.

Kevin Garnett'in kolları arasında odayı zor olsa da terkeden Rondo, gözlerinden alev saçıyordu. Garnett'e "Bana bir saniye ver" diyip, Garnett'in kollarından kendini kurtaran Rondo, odaya doğru  tekrar koşmaya başladı. İşte tam o anda Boston Celtics ile ikinci bir şampiyonluk şansınında kendisinden uzaklaştığını farketti Garnett. Aynı, odaya doğru attığı her adımda gözden kaybolan Rajon Rondo gibi.

Lisenin ilk yılında, geometri dersi alan Rondo, derslere kitap getirmemesi, ödev yapmaması ve sınıfta uyuması ile ün kazanmıştı. Onu uyandıran tek kişi geometri öğretmeni Doug Bibby olurdu. Genç öğrencisini tatlı-sert biçimde uyandıran öğretmen, tahtadaki soruları da çözmesini isterdi. İsteksizce tahtaya doğru ayaklarını sürüyen Rondo, tüm hepsini bir çırpıda çözüp yerine otururdu.

Doug Bibby aynı zamanda lise basketbol takımının baş antrenörüydü. Rajon Rondo ise yardımcı antrenörünün sağ kolu. Birlikte sürekli maçın kasetlerini izlerler ve yeni setler, taktikler üretirlerdi. Lakin Bibby, maç esnasında uygulamasını istediği şeylerin Rondo tarafından görmezden gelinmesi yüzünden, onu bolca kenarda oturturdu.

Bunu her yaptığında Rondo'ya "Ben maçı izliyorum, beni dinlemesin" diyordu, Rondo ise hazır cevap bir şekilde "Ben de oyunun içindeyim, oyunu hissediyorum" diye cevaplıyordu.

Her ne kadar onun oyun bilgisine saygı duysada, Bibby Rondo'ya geometriden D (bizim sistemimizde 45 puan) verdi. Belki aklı başına gelir diye.



2015'in Şubat ayında, Dallas Mavericks ile Toronto Raptors karşılaşmasında, Mavs üçüncü çeyreğin başında 9 sayı gerideydi. Rajon Rondo iki ay önce Dallas Mavericks'e katılmıştı ve Dallas, Rondo öncesi 19 galibiyet 8 mağlubiyet almıştı ve ligin en iyi hücum eden takımıydı. Rondo sonrası 19 galibiyete 11 yenilgiyle ulaşan Dallas, Rondo sahada değilken de daha iyi hücum ediyordu. Ek olarak Rondo boyalı alanın dışında %30,9 isabet yüzdesiyle çaylak sezonundan bu yana en kötü sezonunu geçiriyordu. Serbest atış çizgisinden de %31 ile isabet bulan Rondo, bu alanda da kariyerinin dibindeydi.

Maça dönecek olursak, üçüncü çeyreğin ortasında topu koçu Rick Carlisle'nun olduğu yerden uzaklara -bilerek- süren Rondo, koçunun oyun direktiflerini, tüm takımın ve taraftarların önünde görmezden gelerek çizgiyi aşmıştı. Elleriyle, hakemlere mola alma işareti yapıp parkeye fırlayan koçuna sinirlenen Rondo "SAHADA YAPILACAKLARI BEN SÖYLERİM!" diye bağırdı. Carlisle ise ondan arda kalmaz bir şekilde "YERİNE OTUR VE CEVAP VERME" diye kükredi oyun kurucusuna.

Rondo maç boyunca bir daha oyuna girmedi ve Mavericks'in bir sonraki maçında da teknik ekip tarafından cezalandırılarak oynatılmadı.

Mavericks teknik ekibinin farkedemedikleri şey ise: Rajon Rondo'yu cezalarla terbiye edeyemecekleriydi.

"Rondo ona ne yapması gerektiğinin söylenmesinden hoşlanmazdı. Yanlış anlamayın; koçlarının onu yönlendirmesine karşı çıkmazdı fakat, ona koçluk etmek istiyorsanız, ne dediğinizi harfi harfine bilmeniz gerekir. Bilseniz dahi size meydan okur. Asıl soru ise:
Rondo bu davranışları sergileyecek kadar iyi bir oyuncu mu?"
– Celtics Genel Menajeri Danny Ainge (Rondo'yu Dallas'a takaslayan kişi)

Kalabalık bir sınıfta olduğunuz hayal edin. Bildiğiniz üzere her çocuğun ayrı bir öğrenme hızı vardır.  Kimisi yavaş kimisi de diğerlerine göre hızlı öğrenir. Bir tane de o gıcık olduğunuz, hiç ders çalışmadan hep yüksek notlar alan o zeki çocuk vardır. O çocuğun odaklanması ve gelişmesi için, öğretmenlerin onun için farklı yollar, farklı teknikler üretmesi gerekir. İşte o çocuk Rajon Rondo.

Öğretmenlerin bu özel çocuklarla verdiği sınavın aynısını, koçlar da Rajon Rondo ile vermesi gerekti yıllar boyunca. Çünkü bir süre sonra Rondo, koçlarının seviyesine ister istemez yetişecek. Ve koçlarını geride bıraktığındaysa, söz dinlemez ve bildiğini okur bir hale bürünecekti.

Rajon Rondo sadece parkede böyle biri değil. Mantıksız bulduğu herşeyden uzaklaşan bir yapısı var Rondo'nun. Örnek vermek gerekirse; Denzel Washington'ın başrolünü üstlendiği The Equalizer filminde, Denzel'in polisin numarasını nasıl aldığına mantıklı bir açıklama bulamayan Rondo, anlamak için filmi tekrar izler ve midesi kaldırmaz. Bir daha izlememek üzere de filmi çöpe atar.

Bir diğer tiksindiği şey ise, takım antremanlarında bir seti sürekli tekrar etmekti. Setin tüm dinamiklerini kavramak için ona bir tekrar yeterliydi. O zamanki Celtics takımının asistan koçu – şuan Minnesota Timberwolves'u çalıştıran – Tom Thibodeau bunu farkedince, Rondo ile bolca rakip takımların kasetlerini izlemeye başladı. Thibodeau ile video odasında geçirilen bir kaç günün ardındandan Rondo tekrar huzursuzluk çıkardı. Kaset izleme işini sadece antremanlarla kısıtlamayan, karşılacakları rakiplerin kasetlerini evinde saatlerce izleyen Rondo, antremanlarda ve video odasında da onun zekasını zorlayacak şeyleri bulamama sıkıntısıyla tekrar baş başa kaldı.

Huzursuz oyun kurucusuna yeni zorluklar bulmak isteyen Doc Rivers, ona 100 sayfalık Atlanta Hawks'ın tüm setlerinin ve oyunlarının olduğu dosyayı verir. Ertesi günse, Rondo koçunun karşısına geçer ve meydan okurcasına "Sınava hazırım" der. Şaşıran ve Rondo'nun bir gecede tüm setleri ezberlemesine imkan tanımayan Rivers, dosyada olmayan – hileli – bir soru sorar. İlk anda yıldırım çarpmışa dönen Rondo, hemen kendine gelir ve "Dosyada böyle bir şey yoktu, yalan söylüyorsun!" diyerek, koçunun küçük blöfünü savuşturur.

2008 playoff serisinde Atlanta Hawks'ın tüm setlerini durduran Celtics, rakiplerini de yeni veya kullanılmamış planlarını uygulatmaya zorluyordu. Sezonda belki 5 veya 10 kez oynadıkları oyunu kenardan takımına işaret eden Mike Woodson, Celtics'in nasıl karşılık vereceğini beklemeye koyuldu. Ancak faul çizgisi üzerinden daire çizip potaya doğru yönelen Joe Johnson'ı gören Rondo "BACKSCREEN, BACKSCREEN!!" * diye bağırmaya başladı. Celtics uzunları pota altında Joe Johnson'ı sıkıştırmaya başladıklarında, Mike Bibby ve Mike Woodson göz göze geldiler. Akıllarındaki tek soru ise:

"Rondo bunu nasıl bilebildi?"



* Backscreen: Potaya yönelen oyuncunun savunmacısına arkadan yapılan bir perdedir.



Takımın ikinci bir koçu, eksiksiz rakip analizi, şampiyonluk yüzüğü... Doc Rivers ile Rajon Rondo arasında ne ters gidebilirdi ki?

Yıllarca Doc Rivers'ın Boston şehrinden ayrılışını Rondo ile bağlantılı olduğunu savunmuştu yerel medya. Saha içine göz gezdirdiğinizde de medyaya hak verip, Rivers ile Rondo'nun mükemmel bir çift olduğunu söylemezdiniz. Her mola sonrası birbirlerine bağırır, maç kazanıldığındaysa soğuk bir şekilde el sıkışırlardı.

Yıllar sonra Boston şehrinden ayrılmasının Rondo ile alakası olmadığını medyaya anlatan Rivers, Rondo'nun asıl sorununa da değiniyor.

"Bizim aramızdaki tüm anlaşmazlık; Rondo'nun sürekli kendisini de rakibi gibi görmesiydi. Demek istediğim rakiplerininde kendisi gibi olduğunu varsayardı. Rakip oyuncularının da bizim setlerimizi saatlerce çalıştıklarını düşünürdü. O yüzden kenardan oynanması gereken oyunu bağırdığımda; Rondo oyunu harfi harfine uygulamazdı, her zaman biraz değiştirirdi. Neden değiştirdin diye sorduğumda, karşı hamle yapabilirlerdi bende ne olur ne olmaz biraz değiştirdim derdi. Rondo'nun anlaması gerek tek şey: bir oyunu ilk başta çizildiği gibi oynamak, rakipten karşı bir hamle geldiğinde değiştirmek."

Rondo'nun zekası ona verilmiş bir lütuf olduğu kadar, aslında onun lanetiydi.

Hayatı boyunca, yeni zorluklara ihtiyaç duydu Rondo. 2009 yılında Dwight Howard'ı sanki orada yokmuşçasına vurduğu smaç bile aslında bir nevi iddaa sonucuydu. Celtics teknik ekibinden bir asistan koç ona bunu yapamayacağını söylemişti. Bir diğer asistan ise, 50 serbest atıştan 49unu çemberden geçirebilir misin? diye sormuştu. Rondo bu soruya sinirlenmiş ve "Bir şeyi yapamayacağımı düşünüyorsan, bana meydan oku" diye cevaplamıştı. Aklına koyduğu herşeyi yapabilirdi Rondo, hatta kendi özel istatistikçisine "İstersem her maç triple-double yapabilirim" demişti.

Basketbol sahasını bir satranç tahtası gibi gören Rondo, rakiplerininde hamlelerini önceden sezebiliyor. Matematik ile basketbolun birleşiminden oluşan bu tehlikeli karışım sayesinde, rakiplerini kitap gibi okuyan Rondo, işlerin kızıştığı playofflarda bile, boy dezantajı olmasına rağmen LeBron James'in üzerine sayısız kez bir karabasan gibi çökmüştü. Linsanity zamanlarında da Jeremy Lin'e nefes aldırmamış, maçın ardından da Celtics asistanı Jamie Young, Rondo'nun defansif performansı üzerine şu sözleri eklemişti "O basit bir matematik değil, adeta bir trigonometri."

'' Tüm oyunları ve setleri biliyor, iki-üç hamle sonrasını görebiliyor. İnanılmaz derecede zeki ''
– Kobe Bryant (Celtics-Lakers serisi sonrası Rajon Rondo hakkındaki düşünceleri)

Chicago Bulls teknik ekibi ile Rajon Rondo arasındaki sorunlar zaman geçtikçe de tatlıya bağlanacak gibi gözükmüyor. Bu konu hakkında geçtiğimiz günlerde konuşan Rondo, teknik ekibin ona '' seni kendinden kurtarmak için oynatmıyoruz '' dediğini söyledi medya mensuplarına. Rondo'ya anlamsız ve mantıksız gelen bu açıklamalar, onu Bulls organizasyonundan daha da soğumasına sebep olmuş olabilir. Çünkü, bildiğiniz üzere ona mantıksız gelen herşeyden uzaklaşan bir yapısı var Rondo'nun.

Takıma dahil olduğundan beri inişli-çıkışlı bir performans gösterdi Rondo. Cleveland'a karşı triple-double yapıp, takımını galibiyete götürmüş, ertesi akşam Dallas deplasmanında yokları oynamıştı. Sanırım Bulls teknik ekibiyle Rondo arasındaki kıvılcımlar Dallas deplasmanında alev aldı. Ardından Portland'a da boyun eğen Bulls, ertesi gün Rondo ile teknik ekibin arasındaki sorunları gün ışığına çıkaran Detroit deplasmanına adım attı. İşin ucuda, havlu olayıyla beraber burda kaçtı.

Bu olaydan sonra, Dallas Mavericks'in çizdiği yolun aynısını çizmeye karar verdi Bulls ekibi. Rondo'ya bir maç ceza verildi ve cezanın ardından kenarda oturtulması kararlaştırıldı. Nedense, ne Fred Hoiberg ne de Rick Carlisle, Rondo'ya Doc Rivers'ın yaklaştığı gibi yaklaşmadı.

"Onun muhalif bir yapısı var. Bunu daha geldiği ilk gün anlamıştım. Bazı setlerden sonra bana "Neden bunu böyle yapıyoruz?" diye sorardı. Bazen cevap verir "Sen nasıl yapmak istersin?" derdim. İfadesiz bir şekilde 'Hayır, hayır.. yaptığımız şeyi sevdim, sadece soruyorum' derdi. İşte karşınızda Rajon Rondo.''
– Doc Rivers

Belkide Rondo yeni bir zorluk bulamadı veya önüne kimse zorluk koymadı. Belkide veteranların olduğu, yani başarıya doymuş oyunculardan kurulu kadrolarda onun fikirleri görmezden gelindi. Veya Doc Rivers ve Boston Celtics, Rondo için biçilmiş kaftandı. Hem oyun kurucularını sürekli zorlayan Doc Rivers, hemde şampiyonluğa aç kurtlar gibi saldıran Hall of Famerlara sahipti Celtics.

Benim fikrim ise: Doc Rivers dışındaki tüm koçlar, sahada ikinci bir koç olması fikrine hiç sıcak yaklaşmadılar. Onlar oyunu izliyor olabilirlerdi, ancak Rondo oyunu hissediyordu. Aynı Shorty'nin de dediği gibi,

''Eğer sahada iki koç birden olursa, fikir ayrılıklarına düşmeniz kaçınılmazdır.''
– Rajon Rondo

Tüm Hakları Saklıdır ©? Vice News, 2021

OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer
Alıntı yapılan: Guinevere - 02.07.2022 20:33





Rules
             

Fighters
             

Fixture
                                                                  

Homepage
             

Sponsors
             

VFC / WSR Arena




2022 VFC sezonu başladı. 2 Temmuz Cumartesi (bu gece) saat 22:00'da Rodeo'daki WSR Arena'da düzenlenecek VFC: Fight Night 3x2 eğlencesine, şampiyonluk turnuvasının yarı finallerine davetlisin!

Adres: Rodeo, İşyeri GPS: 549.

3. sezonu şampiyon olarak tamamlayan dövüşçüye 100.000$'lık ödül ve sunucu üzerinde [VFC Şampiyonu] ünlü tagi verilecektir.


OOC · Oyuncu BiA
Oyuncu
V2 dönemi oyuncusuSelf Control Güncellemesinde Oyundaydı2022 Yılbaşında Oyundaydı
İleti
1,846
Karakter
2
2020'den beri şehirde
IC · Karakter · 2 karakter
SivilRusya
Şehirde
2.028 sa
Başarım
9/36
Yetenek
44/110
Roleplayer