Alıntı yapılan: the batuhan batrix - 27.07.2023 14:16
 |  | | BİZİ VICE SOCIAL'DA TAKİP EDİN! #vicenews #onlytrue #save
|
|
VICE THERAPY 4. BÖLÜM: Yalan

Merhaba dünya, ben terapist Doktor Maxine Croft. Vice Therapy'nin yaratıcısıyım.
Bu çok ilginç olan yeni tedavi yöntemimle Dünyadaki herkese yardım etme planım olduğunu bilmenizi istiyorum.
Sadece Vice Şehrinin değil, tüm dünyanın yardımına koşacağız bu programda.
Burada yaptığım şey, yaşadığım ilginç randevuları kayıt altına almak ve Vice TV'de insanların izlemesini sağlamak.
Vice TV'de yayınlanacak bu program sizlere iyi gelebilir ve sizler de başkalarıyla paylaşabilirsiniz. Neden yapmayasınız ki?
Burada aslında sizin kültürünüzün insancıl tarafına biraz karşı çıkanlar olacak. Dünyanın kültürü fazlasıyla farklı şeyler içeriyor.
Buna rağmen dünyayı seviyorum. Ruh ikizim Aneta ve ben Dünyayı çok severiz, gerçekten...
Televizyon ekranında bir bilgisayar ekranı ve Skype'da tek başına kamerası açık olan Maxine görünüyor. * *
**Maxine, telefonda konuşuyor.* *
M: Evet, Randy. Ben de bu işi seviyorum ancak Elder Tanrıları peşimizi bırakmıyor, bunu bilmen gerekir.
M: Aneta'yı kim sevmez ki? O dünyanın en harika insanı, o isterse yapmak zorundayım.
M: Seanslarım sadece birkaç ay aksadı şunun şurasında... Bir problem olmaz diye düşünüyordum.
M: Ben sonuçta insanları tedavi ediyorum. Önemli olan da bu aslında. Zamanın bir önemi yok...
M: Tamam Randy. Ben bu yeni tedavi yöntemimle dünyayı fethetmeye devam edeceğim, sen keyfine bak ve izlemeye devam et.
M: Ve hayır, seni seanslarıma almayacağım. Görüşmek üzere...
**Televizyon ekranı kapanıyor ve ekranda "Yalan" yazısı görünüyor.* *
**Ekran açılıyor ve Skype çağrısı ekrana yansıyor, Hernandez Scot adında birisi görünüyor. * *
M: Oh... İşte randevu vakti.
M: Merhaba! Ben Doktor Maxine Croft ve sen, Hernandez Scot olmalısın.
H: Selam, ben Levine.
M: Ama ben burada Hernandez Scot görüyorum?
H: Orijinal adım Hernandez ama ben Levine'a çevirdim, kendi isteğimle yaptım bunu.
M: Oh...
H: Ben insanların bunu daha çok sevdiğini düşündüm.
H: Ben çok iyi bir avukatım ve benim çok iyi bir avukat adım var.
M: Evet, bir Yahudi ismini kullanman insanlarda kesin daha büyük etki yaratmıştır...
H:Evet, evet.
M: Hmm, senin şu an Vice Şehrinde olduğunu görüyorum.
H: Evet, Vice Şehrinde yaşıyorum.
M: Tabii, tabii öyledir. Vice Şehrinde olduğun için de bu kadar güzel bir ofisin var.
M: Sonuçta siz avukatlara çok fazla iş düşüyor bu şehirde.
H: Evet!
M: Aslında sana baktığımda çok da bir problem göremedim. Bir problem canlandıramadım gözümde.
M: Çünkü... Bunu söylediğim için üzgünüm ama, sana beklenmedik şekilde çekildim. Çektin beni.
H: Oh, bu ne güzel böyle... Sen de güzelsin şimdi, yalan söylemeyeyim.
M: Birden bir bağlantı hissettim işte, nedenini bilemedim.
H: Pekala, şunu söylemeliyim ki ben üç yıl üst üste Amerika Barolar Birliğinde ödül kazandım.
H: ALA... O... ALA... ödülü diye bir şeydi.
H: Normalde bunu Janset Mackenzie'ye vereceklerdi ama o öldü, bana verdiler.
M: Bu barolar birliğini pek duymadım açıkçası, çünkü benim çok yakınımda olan avukatlar var ve,--
M: Onlar da bu işten ödül aldılar fakat hiç ALA... O... ALA... diye bir şey duymadılar.
h: Öyle bir şey var ama. Var yani.
M: Pekala, sana nasıl yardımcı olabilirim bay Levine Scot?
H: Pekala, bazı insanlar bana... Bu arada sadece Levine, lütfen.
M: Pekala bay Levine.
H: Yardımına ihtiyacım var, çünkü sanırım ben bir iş hastalığına yakalandım.
H: Ben... çok fazla yalan söylüyorum. Ben bir avukatım ve avukatlar yalan söylerler.
M: Evet, evet, öyle tabii.
H: Ama ben kendimi durduramıyorum.
M: Bu çok korkunç. Ve sanırım bu korkunçluk da senin kişisel hayatına etki etmiş, öyle mi?
H: Evet, kesinlikle etti. Hem kişisel hayatıma, hem de insan ilişkilerime etki etti bu.
M: Bak. Aslında hepimizin yüzümüze birtakım maske geçirmesi gerekmez mi zaten?
H: Evet. Hatta kendine yeni bir şey bile yaratmalı insan...
H: * * kameraya baktı, tamamıyla doğru söylediğini belirtircesine konuştu:* *
H: Ben az kalsın Dünya Ağırsiklet Şampiyonu olacaktım mesela.
M: Oh, neyde?
H: VFC'de.
M: Oh... gerçekten mi?
H: Hayır.
M: Anladım...
H: Benim babam... belki de buradan ilerleyebiliriz. Burada çocukluğumuzdan konuşabiliyoruz, değil mi?
M: Meh, pek sayılmaz... Çünkü, ben rüyalar, hisler, çocukluklar, blah blah... bu tarz şeyler duymak istemiyorum.
H: Benim rüyalarım ve hislerim yok.
M: O zaman mükemmel terapisti buldun.
H: Benim babam... biraz bekletebilir miyim seni?
M: Elbette.
H: **eğildi, kameranın görmeyeceği şekilde bir şey içti. * *
H: Üzgünüm, burada bir sinek vardı da.
M: Oh... Bir şey olmaz, uçar gider.
H: Aynen öyle, ben de onu uçurdum ve gitmesini sağladım.
H: Benim babam "deniz fenerini" icat etmişti.
M: Ne?
H: Ne?
M: Gerçekten mi? Baban yüz yıllardır ortalıkta olan deniz fenerini mi icat etti?
H: Aslında o, deniz fenerlerinin üstüne ışık konulması gerektiğini söyleyen isimdi.
H: Bu sebeple o milyonlarca insanın hayatını kurtardı. Onun sayesinde gemiler bir yerlere çarpmıyor.
M: Anladım, burada yalan söyleme durumun çok ciddi bir problemmiş gibi görünüyor...
M: Burada sana aslında yaşadığın yerle ilgili tavsiyeler verip veremeyeceğimi bilemedim.
H: Gitmem gerektiğini mi düşünüyorsun?
M: Akıl hastanesine gitmeyi düşündün mü hiç mesela?
H: Oh, hayır, hayır, hayır. Ben tamamen kendi hayatımın kontrolünü sağlıyorum. Kontrol bende.
M: Anladım...
H: O, deniz fenerini icat etti.
M: Tamam... Ama bu bir yalan, değil mi?
H: **tekrardan eğildi ve kameranın görmeyeceği şekilde bir şey içti. * *
M: Ne yapıyorsun? Sineğin gittiğini sanmıştım.
H: Burada çok sinek var. Sanırım buradan gerçekten ayrılmam lazım.
M: Bir şey sorabilir miyim? Senin bir bağımlılığın var mı?
H: Hayır, aslında ben şu an tamamen ayığım. 13 yıldır ayığım aslında.
M: Bu senin için güzel, ancak ben arkada tonlarca şişe görüyorum, ne şişesi onlar?
H: Orada şişeler duruyor çünkü deniz fenerinden dolayı kurtulan gemiler beni bekliyor.
H: Ve benim hazır olmam lazım...
M: Anlıyorum... anlıyorum.
H: Ama dediğim gibi ben uzun süredir ayığım.
H: **Tekrardan eğildi ve kameranın görmeyeceği şekilde bir şey içti. * *
M: Sen bir şey içiyorsun, gördüm bak. Muhtemelen benim görmek istemeyeceğim bir şey içiyorsun.
H: Bu alkolsüz İskoç viskisi. Randolph Mitchell'ın kuzeninden aldım bunu. Onu herkes tanıyor, ben de tanırım.
M: Sen gerçekten korkunç bir yalancısın, bunu anlamış oldum...
H: Pekala, hadi bana sorular sormaya devam et, böyle söylenmeye devam mı edeceksin?
H: Sana doğruyu söyleyeceğim, yemin ederim.
M: Gerçek adın ne?
H: Sinek olayını uydurdum.
M: Anladım... Biliyor musun? Çok güzel bir ofisin varmış aslında, zengin gibisin. Belki de bu senin için bir problem değildir.
H: Hayır, bu bir problem. Aslında, haftaya ben bir ödül kazanmak için Çin'e gideceğim.
M: Bu da bir yalandı, değil mi?
H: Bu da bir yalandı.
H: İşte bu internet aramasını yapmamın ve senin servislerine ihtiyaç duymamın sebebi buydu.
H: Çünkü ben bu yalan söyleme durumumdan dolayı görevden alındım.
H: Ve benim bir istemsiz yalancı olduğum anlaşılırsa, belki görevime geri dönebilirim.
H: Ve bunun için bana yardım etmen gerekiyor. Vice Barosuna bir yazı hazırlayıp gönderirsen,
H: İşimi geri alma için bir şansım olabilir.
M: Sana dürüst olmam gerekirse sana bu konuda yardımcı olamayacağım gibi.
M: Çünkü sana karşı bir tedavi yolu yok. Resmen yalancısın yani.
H: Kızgın görünüyorsun, neden kızdın ki şimdi sen?
M: Tabii kızgınım. Bu tamamen zaman kaybıydı benim için. Zamanımı harcattın.
H: Tamam o zaman, hadi ücret hakkında konuşalım. Sana bunun için güzel bir miktar ayırmıştım oysa ki.
M: Gerçekten mi? Üç dakikalık seansların fiyatı 25.
H: 25 bin demek. O zaman beş seanslık yapalım biz bunu. Yani, otuz beş bin çarpı yüz... kaç yapıyordu?
M: Evet, yapacağım. Evet, senin yardıma ihtiyacın var...
Ekran karardı ve ekranda "Sanırım ben insanların zarar gördüğü komediden hoşlanıyorum..." yazısı göründü. * *
M: Oh, merhaba tekrardan!
H: Selam! Harika haberlerim var! Çok mutluyum! Yazdığın yazı Vice Barosuna ulaşmış ve uygun bulmuşlar.
H: Artık yeniden avukat olabileceğim. Çok teşekkür ederim!
M: Bu çok güzel! Çok güzel! Tebrik ederim!
H: Çok heyecanlıyım. Sana çok teşekkür ediyorum, geleceğim için çok heyecanlıyım bu aralar.
M: Ah, evet. Görevde olmak çok güzel bir his...
H: Artık işleri karşılıksız yapıyorum mesela... Aynı zamanda fakir insanlara bedavadan çalışıyorum!
M: Ben senin mizah anlayışını pek anlamıyorum...
H: Sana açıklayayım.
H: Bu bir kitap gibi, tıpkı bir kitap okuyormuşçasına... Ve o kitabı düşürürmüşcesine... **kısa bir sessizlik meydana geldi...* *
M: Sanırım ben insanların zarar gördüğü komediden hoşlanıyorum... Utanan ve aşağılanan insanlar komik geliyor bana.
H: Kitap, bir sineğin üstüne iniyor... Bu çok komik, değil mi?
H: İşte benim mizah anlayışım bu.
M: Evet, bugün duruşma günüydü! Nasıl geçti bakalım?
H: Evet, bugün duruşma günüydü ve harika olan şey yargıç senin en yakın dostundu. Aneta'ydı!
H: Aneta, Maxaneta! Büyük Aneta!
M: Aneta Bredevoort? O benim ruh ikizim, evet! Yargıç mı oldu? Nasıl yani?
H: Evet, Büyük Aneta! Büyük... işte benim mizah anlayışım yine devrede.
H: Her neyse, onun sayesinde tekrardan avukat oldum, bu yüzden sana teşekkür etmek istedim. Harikasın.
H: Aslında ben Aneta'ya... umarım bu bir problem yaratmaz, seanslarımızdan birinin kopyasını yolladım.
M: Ama onlar daha editlenmedi ki?
H: Ben editledim ve birtakım edepsiz bölümleri çıkarttım... İstersen ona ne gönderdiğimi sana atayım.
M: Pekala, at bakalım.
H: Hazır mısın?
**Bilgisayar ekranında Skype dosya gönderme ekranı çıktı ve bir video Maxine'in bilgisayarına gönderildi.* *
M: Evet, geldi şu an video. Açıyorum...
**Videoda şu cümleler söyleniyor:**
M: Evet, evet. Benim çok yakınımda duran avukat ve hatta yargıç arkadaşlarım var.
-: O zaman o arkadaşlarına beni tedavi edeceğini söyler misin?
M: O zaman bana tam 100 bin dolar ödeyeceksin.
-: Evet.
M: Anlaştık!
**Video Maxine tarafından durduruldu.* *
M: Oh, hayır! Hayır, hayır!
H: Evet, evet!
M: Hayır! Sen benim resmen yargıya erişimim karşılığında para kabul ediyormuşum gibi görünmek için bunu düzenlemişsin!
M: Bu... bu bir yalan! Bu olmadı! Bu adil değil! Bu Aneta'ya zarar verir! Bu doğru değil!
H: Çok üzgün gibi görünüyorsun...
M: Tabii ki çok üzgünüm!
H: Ama bunun çok büyük bir yardımı olduğunu da bilmelisin...
M: Burada GERÇEKTEN olan şey, Aneta'nın bir şekilde yargıç olacağını öğrenmen ve bu yüzden beni kullanman.
M: Ve bu sebepten dolayı da benden "yardım" istedin. Çünkü sen yalan söylemeyi durduramayan bir aptalsın!
M: Ve beni bu editlediğin videoyla tuzağa düşürmeye çalıştın ve bundan dolayı Aneta'ya karşı beni kötü gösterdin!
H: Evet!
M: Tamam, ama yine de bunun için bana 100 bin dolar ödemen gerektiğini de unutmamalısın sonuçta.
H: Ben artık sana para ödeyemem. Çünkü bu olayı en başından beri uydurmuştum...
H: Bu yüzden ben halen yalan söylüyorum ve bu yüzden bana bir şey yapmamış oldun.
H: Ama yine de sana "diğer internet servislerin" için para ödeyebilirim, evet.
H: Anladın onu sen... Diğer internet servisleri...
M: Ne gibi?
H: Üstünü çıkartabilirsin mesela...
**Maxine sinirden köpürüyor ve direkt bilgisayarı kapatıyor, bu sebepten dolayı da program sona eriyor.* *
* * Vice Therapy Kapanış Jeneriği ile beraber program sona eriyor. * *