İçeriğe geç

MAXANETA

Katkı verenler+15 103 yanıt 2,906 görüntülenme Açan the batuhan batrix ·

/// Yalnız IC mesajlar Yalnız görselli ve [ic] mesajlar, karakter adıyla. OOC konuşmalar gizli. Bulunduğun yerden ileri doğru.

Leopold GallowayPRISM · the batuhan batrix
#94 · 3 yıl önce
Alıntı yapılan: the batuhan batrix - 27.07.2023 13:17


BİZİ TAKİP EDİN

VICE  CITY: 25         SAN FIERRO: 19         LAS VENTURAS: 27                                                   BİZİ  VICE SOCIAL'DA TAKİP EDİN!
                                                        #vicenews #onlytrue #save       
GÜNLÜK HATIRLATMA:     Maxine Croft'un yepyeni tedavi yöntemi Vice Therapy, sadece Vice TV'de...


Leopold GallowayPRISM · the batuhan batrix
#95 · 3 yıl önce
Alıntı yapılan: the batuhan batrix - 27.07.2023 13:31


BİZİ TAKİP EDİN

VICE  CITY: 25         SAN FIERRO: 19         LAS VENTURAS: 27                                                   BİZİ  VICE SOCIAL'DA TAKİP EDİN!
                                                        #vicenews #onlytrue #save       
GÜNLÜK HATIRLATMA:     Maxine Croft'un yepyeni tedavi yöntemi Vice Therapy, sadece Vice TV'de...



VICE THERAPY 1. BÖLÜM: Kumar Bağımlılığı


Merhaba dünya, ben terapist Doktor Maxine Croft. Vice Therapy'nin yaratıcısıyım.
Bu çok ilginç olan yeni tedavi yöntemimle Dünyadaki herkese yardım etme planım olduğunu bilmenizi istiyorum.
Sadece Vice Şehrinin değil, tüm dünyanın yardımına koşacağız bu programda.
Burada yaptığım şey, yaşadığım ilginç randevuları kayıt altına almak ve Vice TV'de insanların izlemesini sağlamak.
Vice TV'de yayınlanacak bu program sizlere iyi gelebilir ve sizler de başkalarıyla paylaşabilirsiniz. Neden yapmayasınız ki?
Burada aslında sizin kültürünüzün insancıl tarafına itiraz edenler de olacak. Dünyanın kültürü fazlasıyla farklı şeyler içeriyor.
Buna rağmen dünyayı seviyorum. Ruh ikizim Aneta ve ben Dünyayı çok severiz, gerçekten...

* * Televizyon ekranında minik bir siyah ekran gitti ve geldi, bir bilgisayar ekranında Maxine ve bir kişi görünüyor, Skype üzerinden konuşuyorlar.* *

M: Hey, selam. siz Santino Santostesfano'sunuz.
S: Evet.
M: Merhaba, ben Doktor Maxine Croft, tanıştığıma memnun oldum. Çok yakışıklısın.
S: Oh, teşekkür ederim. Sen de fena değilsin yani.
M: Teşekkürler, biliyorum. Sana Santino diyebilir miyim?
S: Tabii.
M: Santino gibi görünüyorsun.
S: Hmm, sen kişi olarak çok daha tatlıymışsın. Veya, buna ne deniliyorsa artık.
M: Canlı sohbet? Muhtemelen web sitemdeki fotoğrafımı gördün ve aslında bu çok da çekici bir fotoğraftı ama...
S: Bir dekolte ile çok daha iyi... Yani, üzgünüm... Bu doğruydu, evet. Birazcık.
S: Her neyse.
M: Pekala, senin sorunun ne bakalım? Neden buradasın?
S: Huh, şu an burada olmamın nedeni eşime göre bir çeşit kumar problemim varmış.
M: Oh, problem bu mu gerçekten?
S: * bilgisayardan kumar oyunu oynuyor* Gerçekten bunu mu verdin bana? Çift vale mi?
M: Oh, şu anda oynuyor musun?
S: Yoo, neden oynayayım ki? Hayır, hayır, oynamıyorum, asla.
M: İstersen şu an oynayabilirsin, bir problem değil bu.
S: O zaman, oynuyorum... evet.
M: Ne güzel. Şu anda problemin ne olduğunu anlamaya çalışıyorum aslında.
M: Evini kaybetmek üzere misin?
S: Hayır, hayır!
M: Pekala, çocukların aç mı kalacak veya okuldan ayrılmak zorunda mı kalacak?
S: Yoo, neden öyle olsun ki?
M: Pekala, o zaman... Problemin ne olduğunu anlamadım.
S: Şöyle anlatayım. Buraya benimle kumar oynamak için başka insanlar da geliyor ve eşim bunun bir sorun olduğunu düşünüyor ve buna bir müdahale etmek istiyor. Ama bir problem değil bu yani.
M: Evet, değilmiş. Bir işin var mı?
S: Evet, tabii ki! Benim bir işim var.
M: Hmmmm, finans işinde misin?
S: Yoo. İnternetten kullanılmış araba parçaları satıyorum. Aslında çok kazançlı, biliyor musun?
M: Nope, bilmiyorum.
S: Bunun sayesinde yılda 6-7 milyon dolar kazanıyorum ben.
M: NE? Gerçekten mi?
S: Tabii ki, dünyada çok fazla araba var.
M: Eşinin neden şikayet ettiğini halen anlayamıyorum... müdahale mi? Bu ilk eşin mi senin?
S: İlk eşimin de aynı problemi vardı, evet.
* * Santino'nun bilgisayarının sesinden kumar oynama sesleri geliyor. * *
M: Hmm, o zaman ikinci eşin bu senin.
S: Üç... dört... beşinci eşim bu. Beşinci, evet. Altı mıydı yoksa?
M: Wow, Randolph Mitchell'ın haklarını sen almışsın demek ki.
S: Dördüncü eşim muhtemelen en iyisiydi, ne yapalım? Boşandı işte. Beşinci olan da işte... gördüğün gibi.
M: Doğru, doğru. Belki yine bir değişim zamanı gelmiştir? Boşanmaya yabancı değilsin sonuçta.
S: Tabii.
M: Mesela bir tanıdığım da boşanma kararı almış. Erkek olan eşi, başka bir erkeğe aşık olmuş.
S: Oh, kötü olmuş.
M: Başından beri göremediği problemleri vardı.
S: Onun bir penisi yok sonuçta...
M: Hahahahahahah, evet, yok...
S: Bu onun için güzel, aşık olduğu adam için değil. Tabii hep aradığı şey buysa.
S: Ne yapacaksın? Oh, güzel. İşte bu! Güzel kazandık bu elden. Devam.
M: Sen çok keyifli, yakışıklı ve esprili bir adammışsın. Aman Tanrım, güzel bir yerdesin.
S: Hah! Teşekkür ederim. Bence sen eşimle konuşmalısın da, neyse...
S: Eşime eğer bir danışmana veya bir terapiste görünürsem... Danışman? Terapist? Doğru tanım ne?
M: Terapist. Ben bir terapistim. Evet.
S: Bu "bağımlılıkla" ilgili birini görürsem... Ki bu bir bağımlılık değil. Değil işte.
M: Bu bir hastalık değil. Tamam mı? Bu bir... bu bir... hastalık düşünüyorum şu an.
S: Diyabet demek istemedim çünkü insanlar bunu kontrol edebilir.
M: Hmm, başka hangi hastalıklar irade gerektirmiyor ki?
S: Bunu bir hastalıkla karşılaştıracak olursan eğer kalp hastalığı veya kanser de diyemezsin,-
S: Veya, bilmiyorum... sporcu kaşıntısı diyebilirsin. Bu hafif, bir spreyle geçiştirir ve bitirirsin.
M: Bu doğru, evet. Veya galibiyet serisi de diyebiliriz. ** Abartılı bir kahkaha atar. * *
S: Aslında bakarsan ben şu an bir mağlubiyet serisindeyim... Yaptığım şey, paramı geri almak.
S: Ve bunu yapabilirsem, dururum, gerçekten dururum. Yeter ki paramı geri alayım. Belki biraz yukarı çıkmak isterim. Birazcık.
M: Katılıyorum!
S: Ve eşim diyor ki, bu mağlubiyet serisine girdiğimde benim biraz... sinirlendiğimi söylüyor.
M: Neden sinirleniyorsun ki?
S: Neden mi? Sen çok kısa sürede çok para kaybettiğinde sinirli olmaz mısın? Ve özellikle bu senin hatan olmayınca?
S: Bu benim hatam değil ki? Oyunun hatası. Sistemin hatası. Masum bir sistem değil bu.
M: Tabii ki de senin hatan değil. Tabii. Bazen kazanırsın, bazen kaybedersin.
S: Kazanmak daha iyidir. Kaybedersen, bu berbattır.
M: Aynen öyle. Kaybetmekten mutlu olsaydın şu an burada olmazdın mesela. Mesela komünist olabilirdin yani.
M: Yılda altı-yedi milyon kazanan insanlar kaybetmekten memnun olmazlar.
M: Eşinin farklı bir programa ihtiyacı var. Belki de onun 12 adımlık bir programa ihtiyacı var.
S: Evet! O koca kıçlının birkaç adım atması lazım!
M: Oh...
S: Meh, duymuyor bizi. Problem yok.
S: Pekala, dinle. Ben bu odada kumara başladım ve her şey bu evde başladı.
S: Ben bunu yatımda da yapıyordum, problem yoktu. Her şey gayet iyiydi.
M: Gemin mi var? Şu sahili işgal eden Cortez yatlarından birisi senin mi acaba? Onlar çok pahalı.
S: İşte bana bundan bahset. Yatları sever misin?
M: Ah, evet. Okyanusta olmayı seviyorum. Evet, evet.
S: Bir gün beraber yatımda bir tura çıkarız, ne dersin?
M: Hmm, olabilir bu, tabii. Bu kadına ne güzel bir hayat sağlamışsın öyle. Ve bu şirret kadın onun dışında sahip olabileceğin her türlü mutluluğu azaltmak istiyor!
M: Bu çok da adil görünmüyor... Çok çalıştığını ve onun keyfini çıkarabileceği bir sürü şey satın aldığını düşünüyorsun ama evde küçücük bir oyun oynayarak zevk almak istediğiniz o dönemde bunu tamamiyle kaldırmak istiyor.
Bu adil değil...
S: EVET! BU ADİL DEĞİL! Haklısın, adil değil.
M: Kaybetme korkunuzun korku veya hislerinizden kaynaklandığından şüpheleniyorum.
M: Çünkü "Dikkatli olmalıyım, şu an kaybediyorum. Kaybetmeye devam edersem eşim bir şey yapacak..." diye düşünmekten normalde oynadığın gibi oynayamıyorsun.
M: Kazananlar, büyük oynar. Bu hayatın bir gerçeğidir.
S: Evet! Kazananlar büyük oynar! Ben bir kazananım!
M: Biraz kendini sıkıyor musun bu konuda?
S: Evet, sanırım öyle. Kendimi sıkmaya başladığım anda kaybetme serim başladı.
S: Ama büyük oynadığımda da büyük kazandım, geçmişte çok kazandım. Büyük bir insanım ben.
S: Küçük insanlar küçük bahislere girerler.
M: Aynen öyle, sen de gayet büyük bir adamsın. Büyüük biir adamsın...
S: Evet, ben büyük bir adamım. İzle şunu. Büyük bir bahis koyuyorum ortaya. Pekala, başla!
S: Full house!
M: Wow, bu gayet iyi. Kendine bir ev mi kazanmış oldun şimdi? Nasıl çalıştığını bilmiyorum.
S: Hayır, hayır. Ben sadece bahsi kazandım. Az önce tam olarak 14.000 dolar kazandım.
M: Şimdi mi? 14.000 dolar mı? Bir daha dene bari, şuna bak!
* * Santino'nun bilgisayarının sesinden kumar oynama sesleri gelmeye devam ediyor. * *
* * Kazanma sesi yansıdı. * *
S: İşte bu, az önce 20.000 dolar daha kazandım. 20.000 dolar! 20.000 dolar kazandım!
M: Tebrikler! Bu harika! Oh, güzel. Oynamaya devam et bari, bir problem olmaz.
* * Kumar ses efektleri ekrana yansıyor * *
S: Hahahahaha! İşte bir tane daha. Hepsi benden korkuyor, kaçıyorlar. Tam olarak 60.000 dolar daha kazandım, az önce.
M: Wow, sanırım senin şans tılsımın oldum. Beni bırakmasan iyi edersin...
S: Oh, sana sarılmak istiyorum! Bu gayet iyi bir fikir! Sen benim şans tılsımımsın!
S: Harika bir fikrim var. Yarın akşam saat sekizde internette büyük bir oyun var. Google'dan araştır, legal bu tamamen.
S: Bu büyük bir etkinlik olacak. Senin de katılman gerekiyor çünkü benim şans tılsımımsın, ve bunu beğendim.
S: Saat sekizde bilgisayarlarımızda buluşalım ve tüm paramızı geri alalım. Sonrasında kumarı bırakıp bırakmayacağımıza bakarız.
M: Bırakıp bırakmaman senin kararın. Kimsenin değil. Ama biliyorsun ki şans tılsımına bahşiş vermek bir kuraldır.
M: Yüzde ondur mesela bu kural. Yani, 60 bin... 6 bin dolar oluyor. Anladın sen.
S: Peki ya 600'e ne dersin?
M: O zaman yüzde bir olurdu ve...-
S: Ben yüzde bir ile rahat olurum, bence 600'de anlaşırız.
M: O zaman bu kuruş bırakmak gibi bir şey olurdu, yani... Pek de uygun değil gibi.
S: Çok da fark etmiyor. 600 dolardan bahsediyoruz yani.
M: Ama bu kazandığın paranın yüzde biri oluyor sadece.
S: Ama 600 dolar...
M: Ama adil olan şey aslında aldığın paranın yüzde onu oluyor. Pekala, saat sekizde görüşeceğiz ve ne kazandıysan yüzde onunu alacağım.
M: Ve sonrasında bunu unutacağız.
S: Anlaştık. Saat sekiz, yüzde bir. Gayet iyi.
M: Hayır, yüzde on.
S: Yüzde bir, saat sekiz. Katılıyorum, bu gayet adil bir anlaşma.
M: Hmm, sen gayet iyi bir arabulucuya benziyorsun. Nasıl yaptığını görebiliyorum.
M: Hahahaha, ama yüzde on. Saat sekizde gelirsem yüzde onunu alırım.
S: Sekizde olacaksın, değil mi? Yüzde bir. Alo?
M: Hayır, yüzde on.
S: Alo? Nereye gittin?
M: Hey, ne oldu? Benim sistemim çalışıyor.
S: Hah, işte buradasın. Titriyorsun, bekle.
M: Titriyor muyum? Ama buradayım işte! Sen de buradasın, çok net görünüyorsun.
M: Bağlantılarım da gayet iyi, neden böyle oldu ki?
S: Oh, tamam düzeldi. Gitmeden önce bir daha anlaşalım. Saat sekiz, yüzde bir. Görüşürüz!
* * Santino konuşmadan ayrıldı, Maxine şaşkın bir yüzle kaldı.* *
* * Vice Therapy Kapanış Jeneriği * *
Leopold GallowayPRISM · the batuhan batrix
#96 · 3 yıl önce
Alıntı yapılan: the batuhan batrix - 27.07.2023 13:41



BİZİ TAKİP EDİN

VICE  CITY: 25         SAN FIERRO: 19         LAS VENTURAS: 27                                                   BİZİ  VICE SOCIAL'DA TAKİP EDİN!
                                                        #vicenews #onlytrue #save       
GÜNLÜK HATIRLATMA:     Maxine Croft'un yepyeni tedavi yöntemi Vice Therapy, sadece Vice TV'de...



VICE THERAPY 2. BÖLÜM: Ben kolay bir hasta değilim...


Merhaba dünya, ben terapist Doktor Maxine Croft. Vice Therapy'nin yaratıcısıyım.
Bu çok ilginç olan yeni tedavi yöntemimle Dünyadaki herkese yardım etme planım olduğunu bilmenizi istiyorum.
Sadece Vice Şehrinin değil, tüm dünyanın yardımına koşacağız bu programda.
Burada yaptığım şey, yaşadığım ilginç randevuları kayıt altına almak ve Vice TV'de insanların izlemesini sağlamak.
Vice TV'de yayınlanacak bu program sizlere iyi gelebilir ve sizler de başkalarıyla paylaşabilirsiniz. Neden yapmayasınız ki?
Burada aslında sizin kültürünüzün insancıl tarafına biraz karşı çıkanlar olacak. Dünyanın kültürü fazlasıyla farklı şeyler içeriyor.
Buna rağmen dünyayı seviyorum. Ruh ikizim Aneta ve ben Dünyayı çok severiz, gerçekten...

* * Televizyon ekranında bir bilgisayar ekranında Vice Therapy web sayfası görünüyor, kamerası kapalı. * *

Gerçekten mi? Bir tane bile randevu isteği yok mu?
Sistem bozuldu mu yoksa?

* * Bilgisayara bildirim geldi: "YENİ RANDEVU İSTEĞİ" * *
Oh, şuna bak!

* * Televizyon ekranı karardı, ekranda "Ben kolay bir hasta değilim." yazıyor. * *

* * Bilgisayar ekranı geri geldi, kamerada Maxine ve Berry Lee isminde bir kişi görünüyor, Skype üzerinden konuşuyorlar.* *

B: Merhaba, merhaba Maxine.
M: Merhaba Berry Lee, ben Maxine Croft.
B: Selam, ben de Berry Lee, ve beni buraya sıkıştırabildiğin için oldukça minnettarım.
M: Oh, ne güzel...
B: Sanırım, umm... üç dakikalık bir süremiz var, sitende böyle yazıyordu.
M: Evet, öyle. Güzel, bunu bilmen güzel.
B: Pekala, başlasam iyi olur sanırım.
B: Başlamadan önce bir sorum var, Maxine. Bunun nereye varacağı konusunda oldukça meraklıyım aslında.
B: Bu terapinin yöntemi ne olacak? Bütüncül psikoterapi mi? Bilişsel Davranışçı terapi mi? EMDR mı?
B: EMDR gibi görünmüyor çünkü ben burada oturuyorum şu an...
M: Hayır, hayır... Çok iyi. Bu söylediğin hiçbiri değil. Bu, tamamen farklı.
B: Sanırım şunu bilmen gerekecek, hızlı olmaya çalışıyorum.
B: Ben çok fazla terapiye katıldım. Çoğu geleneksel 50 dakikalık seanslardı, 3 dakikalık değil.
B: Yıllarca ve yıllarca haftada 4 kere bu terapilere katıldım ve senin yarattığın bu yönteme oldukça ilgi duydum.
B: Böyle bir şey hiç yaşamamıştım, görmemiştim.
M: Eğer konuşmayı bırakırsan nasıl çalıştığını görebilirsin aslında... Hahahahaha!
M: Madem bazı endişelerin var, şunu bilmeni istiyorum ki ben de o klasik 50 dakikalık seanslara katıldım ve...
M: O klasik rüyalar ve hislerle ilgili tartışmaların hiçbir yere varmadığını çok hızlı bir şekilde keşfettim.
B: Ben dün gece bir... rüya gördüm.
M: Ama görünüşe göre bunun bir önemi yok.
B: Eee, o zaman ne hakkında konuşacağız?
M: Eğer bilmeme izin verirsen seni rahatsız eden şeyleri bulmaya çalışıp bir çözüm yolu bulmayı deneyebiliriz.
B: Ve sen de benim bunu sana söyleyebileceğimi ve benim anlayabileceğim bir dile çevirebileceğimi düşünüyorsun sanırım... Çok ilginç.
M: Çok dirençlisin. Ve yargılayıcı...
B: Çok meraklıyım. Ben çok meraklıyım.
M: Söylemeliyim ki bu, merakının tanımı merakın ta kendisi aslında...
B: Pekala, merakımı biraz daha artırıyorum. Nereden geliyorsun sen? Nerede eğitim aldın?
B: Yani, sormamda bir problem yoksa... Maxine?
M: Yani, ben Loughborough University'den mezun oldum ve Barton Okuluna gittim.
B: İş okulu mu?
M: Evet... Bu yüzden...
B: Peki ya psikoloji ile ilgili eğitimin nereden oldu?
M: Berry, senin acilen kontrolden vazgeçmen gerekiyor. Her şeyi kontrol etmek istiyorsun, bunu yapmamalısın...
B: Be-ben kolay bir hasta değilim... Bu üç dakikalık şey gerçekten çok ilginç ve ben...
M: Evet, çok ilgi çekicidir bu.
B: Seni tanımak istiyorum ve okuduğun yeri, tekniğini belki de felsefeni öğrenirsem çok mutlu olurum Maxine.
M: Evet, benim bir felsefem var. Mesela boş yapmayı bırakıp işe koyulmak gibi bir felsefem vardır.
M: Çoğu zaman felsefem budur benim.
B: Sadece konuşmak yani, öyle mi?
M: Biliyor musun? Sana yardım edip edebileceğimi artık bilemediğimi düşünüyorum.
M: Çünkü, bu garip ama... Sende büyük bir konforsuzluk ve beğenmezlik var, çok belirgin bu.
M: Ve dürüst olmam gerekirse ben bu şartlara sahip olan birisiyle nasıl çalışacağımı bilmiyorum.
B: Pekala, seni burada bir saniyeliğine durdurmam gerekecek. Ben burada bir değerlendirme yapmak için buradayım.
B: Bay Mitchell, geçtiğimiz hafta benimle konuştu ve...
M: * * Tedirgin bir yüze büründü.* * Randolph Mitchell mı?
B: Randolph Mitchell. Beraber golf oynuyorduk ve kendisi bu iş için bir sermaye ayırma fikrini sundu.
B: Geçen hafta onun da adını anmışsın, biraz komiğine gitmiş bu ve ilgi çekeceğini düşünüyor.
M: Anladım, bunu önceden bilmeliydim ben...
B: Dediğim gibi, o bu işe bir sermaye ayırmak istiyor ve ben de uzman bir psikriyatrist olarak...
B: Bilmiyorum, kitaplarımı okudun mu ama...
M: Siteme başvurduğun an keşke bunu söyleseydin Barry Li.
B: Lee.
M: Evet, Lee.
B: Evet, benim son 20 yıldır onlarca kitabım ve makalem var yani.
B: Ve açıkçası ben bu 3 dakikalık görüşmem için fazlasıyla şüpheci ve farklı yaklaşmaya başladım.
B: Bu kalan 57 saniyede bana ne anlatmayı planlıyorsun şimdi?
M: Dürüst olmam gerekirse bu 3 dakikalık bir görüşme işlemi değil.
M: Benim yaptığım şey gerçekten sorunu olan insanlarla 3 dakikalık bir seans.
M: Ama burada sen uzattıkça uzattığın için bu bir seans olamadı ne yazık ki.
B: Gerçekten mi? Müşterisi ile ilişkisinde kontrolü elinde tutan terapist olmamalı mıydı?
M: Çoğu terapist aslın--çoğu müşteri bu kontrolü terapiste veriyor aslında.
B: Yani ben sana bir hasta olarak daha çok yardım mı etmem gerekiyordu?
B: Ve sana ne istediğimi anlatmam mı gerekiyordu?
M: Bence, bence sen bana bir şans daha borçlusun. En sonunda borçlusun.
B: Ben, ben sanırım yeterince gördüm. Pekala.
M: Ama... Sadece 3 dakikada bir insan hakkında her şeyi nasıl bilebilirsin ki?
B: Bu da tam benim Bay Mitchell'a yazacağım değerlendirme metnimin başlığı olacak...
B: Yani... teşekkür ederim.
* * Maxine şaşkınlık içerisinde kaldı, Berry, konuşmadan ayrıldı.* *

* * Ekran tekrardan kararıyor, ekranda "Maxine'in İhtiyacı Olan Şey" yazısı göründü.* *
B: Tekrardan selam Maxine.
M: Selam, seni tekrardan görmek ne kadar güzel, bilemezsin...
M: Bugün buraya katıldığın için çok teşekkür ederim.
B: Evet, ben ve Bay Mitchell, senin "tedavi yönteminle" ilgili güzel bir sohbette bulunduk.
B: Ve ben, 3 dakikalık "seansların" uygun olacağını söyledim.
B: Bunun üzerine de kişisel bir seans yapmaya karar verdim aslında, bunun için geldim.
M: Çok teşekkür ediyorum, minnettarım. Bay Mitchell cömert bir insanmış, teşekkür ediyorum.
B: Rica ederim. Kulaklarım açık...
M: Benim de açık. Pekala, bugün senin sorunun ne tam olarak?
B: Hmm, aslında çok fazla bir sorunum yok ama yedi yıldır yoğun olarak yaptığım psikanalizlerden,--
B: Hiçbir sonuç alamadığımı fark ediyorum ve yetmiyormuş gibi her şey üst üste geliyor.
B: Aslında burada bir arkadaşımdan bahsetmek istiyorum.
B: Arkadaşımın birçok başarısız evliliği bulunuyor. Artık bir randevuya bile çıkamıyor.
B: Halinden çok mutsuz olduğu görünmüyor ama yardım istediği çok açık.
B: Burada söyleyeceklerinle beraber belki ona yardımcı olabilirim diye düşünüyorum...
M: Çok iyi, çok iyi. Kendi yarattığım ve son derece etkili olan bir şeyle başlamak istiyorum aslında.
M: Yapacağım şey, bir kelime söylemek ve senin çok fazla düşünmeden ve reddetmeden aklına gelecek ilk şeyi söylemen.
B: HAHA! Bunu sen mi yarattın? Ehm, özür dilerim, özür dilerim.
M: Ne oldu? Rahatsız mı etti seni bu?
B: Biraz etti, evet.
M: Pekala...
B: Ne diyorsun buna? Bir isim de takmışsındır şimdi sen.
M: Hmm, buna "Maxine'in Bağlılık Teorimi" diyorum.
B: Aaa, öyle mi? Farklıymış bu.
M: Öyle tabii. İstersen çalışıp çalışmadığını deneyelim? Çok etkilidir.
B: Peki, öyle diyorsan öyle olsun o zaman.
M: Aklına gelen ilk şeyi söyle işte.
B: Başla artık!
M: Hmm... Utanç.
B: Ben.
M: Sıvı.
B: Bakıcı.
M: Hahahaha! Ehm, özür dilerim...
M: Oda.
B: Patrice. * * gözleri doldu, ağlamaklı bir harekete girdi.* *
M: Hmm... İyi misin?
* * Berry hüngür hüngür ağlamaya başladı. * *
M: Ne oldu? Bir şeyler oluyor burada, dök içini bakalım.
B: Ben--ben, kü-küçük... * * hüngür hüngür ağlamaya devam ediyor.* *
M: Seni duymakta zorluk çekiyorum, duyamıyorum.
B: Patrice. Bana, dokundu... yok ediyordu... beni... ben... ben... * * halen ağlıyor.* *
M: Kaç yaşındaydın?
B: Dokuz.
M: Dokuz yaş demek, çok gençmişsin.
B: Bunu hayatım boyunca kimseye anlatmadım...
M: Hiç mi?
B: Hiç... Hiç... hiç... Çok şey var burada, çok şey... * * halen ağlamaya devam ediyor. * *
* * Maxine sırıtıyor, halinden memnun görünüyor.* *
B: Çok korkunçtu, çok. Artık kendime bakamıyorum, kendimi sevemiyorum...
M: Wow, burada çok fazla bilgi var gerçekten. Bu senin hayatının büyük kırılma noktasıymış. Ne diyorsun?
* * Berry ellerini kapatıyor, kameranın açısını engellemeye çalışıyor.* *
B: Belki... Bunu 17 yıldır konuşmamaya yemin etmiştim, senin yüzünden yeminimi bozdum.
B: Bakma bana! Bunun için terapist bile oldum, konuştum, konuştum...
B: Ve 50 dakika düşmanı olan bir kadın, 3 dakikada beni bitirdi...
M: Evet. Evet, zaten biliyorum bunu ben.
B: Kısa bir süreliğine başka bir yere bakabilir misin Maxine? Bana bakıyor musun bilmiyorum ama birkaç saniyeliğine dönebilir misin?
M: Pekala, tamam. Döneyim bari. * * Kameradan bakışını başka bir yere çevirdi, adama bakmıyor.* *
M: Görünüşe göre 2 şey artık çok net. Birincisi, bu 3 dakikalık seansın çok etkili olduğu...
B: * * halen ağlıyor.* * Çok, çok etkili...
M: Güzel, kabul ediyorsun artık. İki, bunu Bay Mitchell başta olmak üzere tüm müşterilerine önereceksin.
B: Dediğin her şeyi yapacağım. Yapacağım, tamam...
M: Kaç tane müşterin var senin bu arada?
B: 200 tane.
M: Bilgisayarları var mı?
* * Bu sorudan sonra Berry konuşmadan ayrılıyor, ekran kararıyor. * *
* * Ekran tekrardan açılıyor ve Maxine, Berry 'in sistemine giriş yaparak müşterilerini inceliyor.* *
M: Wow, Berry Lee, senin gerçekten çok ilginç bir müşteri listen varmış.
M: Ne kadar etkileyici! Belediye Başkanı mı o? Hangi şehrin ki? Bizim mi?
* * Ekranda harita açılıyor ve "Tokuwala" diye bir yer görünüyor.* *
M: Oh... Belediye başkanı, belediye başkanıdır... Pekala, bunu da araştırırız...
* * Vice Therapy Kapanış Jeneriği ile beraber program sona eriyor. * *