İçeriğe geç

member of valachi, ray alcatraz

Katkı verenler+54 139 yanıt 5,751 görüntülenme Açan OZJAN ·

/// Yalnız IC mesajlar Yalnız görselli ve [ic] mesajlar, karakter adıyla. OOC konuşmalar gizli. Bulunduğun yerden ileri doğru.

Sarah CollinsOZJAN
#56 · 3 yıl önce


Bir gün Küçük İtalya'da ben ve Ricky sohbet ediyorduk, ekipten birkaç kişi de etraftaydı. Bir araba sokağa geldi, Lombardi'nin arabası. Lombardi bizi topladı ve birinin peşine düşmemizi istedi, Özel Dedektif Ezra Bartoletti. Ezra eski bir arkadaşım. Onunla, o bir cinayeti araştırırken tanıştık. Araştırdığı kişiyi tanıyordum ve ona birkaç bilgi verdim, sonraki zamanlarda da normal sohbet ediyorduk. Kendisi gerçekten zeki ve dedektif olmaya uygun bir herifti. Bugün ise onun nasıl bize bela olduğundan bahsedeceğim, bildiğim kadarıyla tabii.

Olayın patladığı yer Janset MacKenzie. Ezra birkaç sebepten ötürü Janset'i tehdit etmiş ve elbette Janset bunu Michael Gandolfini'ye iletmiş. Mickey ise bizden Ezra'yı bulmamızı istedi. Ezra gerçekten zeki bir herifti, kendini çok iyi gizliyordu. 









  Ezra'yı günlerce aradık ama bir izine rastlayamadık. Bir gün Lombardi bizi topladı ve bir yeri yakmaya gittiğimizi söyledi, molotof kokteyli bile ayarladı. İstediği gibi mekanı yaktık, sonradan orasının Ezra'nın ofisi olduğunu öğrendim elbette.
Ofis yangınından sonra Küçük İtalya'ya döndük.  Birden aksiyonlara girmeye başlayınca ben bizimkilere çok şey soruyor, verdikleri emirleri de sorguluyordum. Ezra arkadaşımdı sonuçta, neden peşinde olduğumuzu bilmek için deliriyordum. Ben bu sorguları yaparken Chappie beni susmam konusunda uyardı ancak onu elbette dinlemedim. Birkaç saat sonrasında ise Pepe, Chappie, Ricky ve ben bir arabaya bindik, Star Tower'a geldik.













  Başta buraya neden geldiğimizi anlamadım, bir etkinlik yoktu ve burada olmamız mantıksızdı zaten. Bir boklar döndüğünü anlamıştım ve geri planda duruyordum. Pepe ve Chappie gökdelenin bir ucuna gittiler, oradan şehri izlemeye başladılar. Ben yanlarına gitmedim, orası tehlikeliydi, birini aşağı atmak için çok ideal bir noktaydı ancak ikisi anlamış olacakki beni çağırdılar. İşlerin kötüye gideceğine emindim ama elbette onları dinleyecektim, öyle de oldu, yanlarına gittim.

İkilinin yanında, gökdelenin bir ucunda duruyordum. Bana manzarayı falan sordular, kısa cevaplarla geçiştirdim. Pepe bir manevrayla arkama geçti ve dizlerime vurdu, dizlerimin üstüne çöktüm. Chappie ve Pepe beni gökdelenden sarkıttı. İnanılmaz bir yükseklikteydik, beni bıraksalar aşağı düşene kadar kalp krizi geçirip ölürdüm muhtemelen. Çırpınsam da ellerinden kurtulamadım, korkudan titriyordum.






Chappie beni ilk önce hainlikle suçladı. Şehrin büyük şirketlerinden birinin müdürü arkadaşım, ona bilgi sattığımı ve hain olduğumu söyledi. Elbette reddettim! Bu gerçek bile olsa reddederdim, hangi aptal "Ben hainim." der? Daha sonrasında ise asıl konuya geldi. Çenemin düşük olduğunu ve çok sorguladığımı, emirleri sorgulamanın da ölümle sonuçlanacağını falan anlattı. Bana söyledikleri her şeyi kabul ettim ve durmaları için haykırdım. Birincisi, haklıydılar. İkincisi ise, BENİ ATACAKLARDI. Bir süre daha cebelleştikten sonra beni indirdiler, bundan bir ders çıkarmamı falan söylediler. O günden sonra patronlara karşı hiçbir şey sormamaya çalıştım ve onlar bana konuşmamı söylemeden konuşmadım. Bu elbette sonsuza kadar sürmedi ama bir şeyler değişmişti.

Her neyse, Ezra mevzusuna dönelim. Ezra'yı yaklaşık bir ay kadar her yerde aradık ama bulamadık. Birkaç arkadaşımdan aldığım bilgiye göre bir polisle beraber çalışıyor ve güvenli evde kalıyordu. Hiç hata yapmayan bir adamı yakalayamazdık, bu imkansız gibi görünüyordu. Bu imkansız kovalamaca da Ezra'nın büyük bir hata yapmasıyla sonlandı, Santo Manfrin'in oğlunu vurmasıyla. O olayları takip edemedim ama Santo'nun oğlu Larry vurulunca şehir ayağa kalkmış olmalı. Bir Valachi askerinin ailesi sonuçta, bu epey normaldi. Ezra'nın bu hatasıyla beraber yakalandığını ve infaz edildiğini duyduk, Valachi bir belayı daha böyle atlattı.


Sarah CollinsOZJAN
#68 · 3 yıl önce



Bir insanın canı çok değerlidir, değil mi? En azından çoğunlumuz böyle düşünürüz. Yıllarca hayat mücadelesi vermek, seçimler yapmak, seçimlerin sonuçlarına katlanmak, sorumluluklar üstlenmek, eğlenmek, üzülmek... Aslında hepsinin boş ve saniyeler içerisinde sonlanabileceğini, hayatın kolayca bitebileceğini hiç düşündünüz mü?  Şimdi size bunu neden düşünmeniz gerektiğini anlatacağım. Bu sefer hikayemizin ana karakterlerinden birisi Ricky Sanfelippo, önce onu tanıyın.







Ricky Sanfelippo
Ricky; otuzlarında, para kazanmayı bilen birisi ve benim ortağım. Bu işlere başlamadan önce taksicilik yapıyormuş. Biten bir evliliği ve ondan kalan bir kızı var, her hafta onunla görüşür. Ricky bana göre ekipte bulunan en sağlam adamlardan birisi. Birbirimizle sürekli konuşur, durumların krtiğini yapar ve karar alırız. Kendisi epey de çalışkandır, bu yüzden patronlar onu sever. Onunla beraber onlarca şeye tanıklık ettik ve birbirimizi kolladık, hala da böyle devam ediyor.








Her neyse, hikayeye devam edelim. Olay yine, elbette, Centilmenler Kulübü'nde başladı. İki topluluğun kavgası sonlanmamış ve Valachi kararına başvurulmuştu. Toplantıda üç taraf vardı; Abruzzi, Delije ve Valachi adına Adrian Lombardi.
Abruzzi ve Delije tarafları günlerce birbirine girmiş ve çatışmalar durmak bilmiyormuş. Anladığım kadarıyla savaş sebebi de epey saçma şeyler. Bir taraf diğerini tehdit olarak görmüş ve çatışma başlatmış, günlerce böyle devam etmiş. Toplantı sırasında iki taraf da kendi haklılığını savundu ve sürekli atıştılar. Toplantı sonunda Lombardi kararını verdi ve Abruzzi tarafı, Delije'ye $50.000 borçlandı. Olayların asıl kısmıysa toplantıdan sonra başlıyor.






Lombardi iki tarafı da uğurladı ancak Delije için savaşmış bir siyahinin gitmesine izin vermedi. Ben olayları anlamaya çalışırken Lombardi'nin arka tarafta Ricky'e tabanca verdiğini gördüm. O an yeni bir işimiz olduğunu anlamıştım, infaz.








Ricky, ben, Carlo, Vale ve infaz edeceğimiz siyahi arabalara bindik. Adama şehrin onun için güvenli olmadığını, onu güvenli bir yere götüreceğimizi falan söyledik. Issız, ormanlık bir alanda park ettik ve araçtan indik. Herif bir şeylerin yanlış gittiğini anladı ancak artık her şey için çok geçti. Gözlerimin önünde Ricky tabancasını çekti ve dibindeki adamın suratına ateş etti.



Göz açıp kapayıncaya kadar adamın yere yığıldığını gördüm, kulağımda ise felaket bir çınlama vardı. Bu infaz diğerlerinden farklıydı benim için çünkü... Çünkü artık kafamda ne "Şimdi ne olacak? Birini öldürmek bu kadar kolay mı?" gibi felsefik sorular vardı ne de "Ya yakalanırsam?" gibi bir şüphe. Birinin karşınızda öldüğünü, ancak hiçbir şey hissetmediğinizi düşünün, ne acı değil mi? Tam olarak bu durumdaydım. Birisinin ölümüyle değil de, problemin ortadan kalkışıyla ilgileniyordum. Bir can gitmişti ama onunla beraber bir problem de çözülmüştü, her şey yolundaydı.

Adamın infazından sonra, ben tabancayı ve yere düşen kovanları aldım, uzakta bir yere gömdüm. Döndüğümde ise çocuklar çoktan cesedi yok etmişlerdi. Arabalara bindik ve geri döndük. Yol boyunca Ricky'le tek kelime konuşmadık, yine de çok etkilenmiş gibi görünmüyordu. Küçük İtalya'ya vardığımızda ise patrona işin hallolduğunu söyledik ve dağıldık. İnfaz listesine yeni bir çizgi daha çekmiştim, dahası da gelecekti...

Sarah CollinsOZJAN
#65 · 3 yıl önce
iyi yorumlariniz için teşekkürler arkadaşlar, gördükçe memnun oluyorum

tüm hikayeler ilk sayfaya eklendi. birkaç bölümün taslağını da hazırladım, yakın zamanda arka arkaya paylaşacağım

bos gecmeyelim