Bir insanın canı çok değerlidir, değil mi? En azından çoğunlumuz böyle düşünürüz. Yıllarca hayat mücadelesi vermek, seçimler yapmak, seçimlerin sonuçlarına katlanmak, sorumluluklar üstlenmek, eğlenmek, üzülmek... Aslında hepsinin boş ve saniyeler içerisinde sonlanabileceğini, hayatın kolayca bitebileceğini hiç düşündünüz mü? Şimdi size bunu neden düşünmeniz gerektiğini anlatacağım. Bu sefer hikayemizin ana karakterlerinden birisi Ricky Sanfelippo, önce onu tanıyın.
Ricky Sanfelippo Ricky; otuzlarında, para kazanmayı bilen birisi ve benim ortağım. Bu işlere başlamadan önce taksicilik yapıyormuş. Biten bir evliliği ve ondan kalan bir kızı var, her hafta onunla görüşür. Ricky bana göre ekipte bulunan en sağlam adamlardan birisi. Birbirimizle sürekli konuşur, durumların krtiğini yapar ve karar alırız. Kendisi epey de çalışkandır, bu yüzden patronlar onu sever. Onunla beraber onlarca şeye tanıklık ettik ve birbirimizi kolladık, hala da böyle devam ediyor.
| |
|
Her neyse, hikayeye devam edelim. Olay yine, elbette, Centilmenler Kulübü'nde başladı. İki topluluğun kavgası sonlanmamış ve Valachi kararına başvurulmuştu. Toplantıda üç taraf vardı; Abruzzi, Delije ve Valachi adına Adrian Lombardi. Abruzzi ve Delije tarafları günlerce birbirine girmiş ve çatışmalar durmak bilmiyormuş. Anladığım kadarıyla savaş sebebi de epey saçma şeyler. Bir taraf diğerini tehdit olarak görmüş ve çatışma başlatmış, günlerce böyle devam etmiş. Toplantı sırasında iki taraf da kendi haklılığını savundu ve sürekli atıştılar. Toplantı sonunda Lombardi kararını verdi ve Abruzzi tarafı, Delije'ye $50.000 borçlandı. Olayların asıl kısmıysa toplantıdan sonra başlıyor.
|
Lombardi iki tarafı da uğurladı ancak Delije için savaşmış bir siyahinin gitmesine izin vermedi. Ben olayları anlamaya çalışırken Lombardi'nin arka tarafta Ricky'e tabanca verdiğini gördüm. O an yeni bir işimiz olduğunu anlamıştım, infaz.
|
Ricky, ben, Carlo, Vale ve infaz edeceğimiz siyahi arabalara bindik. Adama şehrin onun için güvenli olmadığını, onu güvenli bir yere götüreceğimizi falan söyledik. Issız, ormanlık bir alanda park ettik ve araçtan indik. Herif bir şeylerin yanlış gittiğini anladı ancak artık her şey için çok geçti. Gözlerimin önünde Ricky tabancasını çekti ve dibindeki adamın suratına ateş etti.
| |
Göz açıp kapayıncaya kadar adamın yere yığıldığını gördüm, kulağımda ise felaket bir çınlama vardı. Bu infaz diğerlerinden farklıydı benim için çünkü... Çünkü artık kafamda ne "Şimdi ne olacak? Birini öldürmek bu kadar kolay mı?" gibi felsefik sorular vardı ne de "Ya yakalanırsam?" gibi bir şüphe. Birinin karşınızda öldüğünü, ancak hiçbir şey hissetmediğinizi düşünün, ne acı değil mi? Tam olarak bu durumdaydım. Birisinin ölümüyle değil de, problemin ortadan kalkışıyla ilgileniyordum. Bir can gitmişti ama onunla beraber bir problem de çözülmüştü, her şey yolundaydı.
Adamın infazından sonra, ben tabancayı ve yere düşen kovanları aldım, uzakta bir yere gömdüm. Döndüğümde ise çocuklar çoktan cesedi yok etmişlerdi. Arabalara bindik ve geri döndük. Yol boyunca Ricky'le tek kelime konuşmadık, yine de çok etkilenmiş gibi görünmüyordu. Küçük İtalya'ya vardığımızda ise patrona işin hallolduğunu söyledik ve dağıldık. İnfaz listesine yeni bir çizgi daha çekmiştim, dahası da gelecekti...