İçeriğe geç

gnd beckett

+6 26 yanıt 1,704 görüntülenme Açan beckardi ·

/// Rol akışı Yalnız görselli ve [ic] mesajlar, karakter adıyla. OOC konuşmalar gizli. Bulunduğun yerden ileri doğru.

Miguel Cadavalbeckardi
#0 · 1 yıl önce


                                     

Gölgedeki Çocuk

Samuel, polis olmadan önce kasap çırağıydı. 14 yaşında, sabahları buz gibi mermerlerin üzerinde et sürükleyerek başladı hayata. Babası sertti, sesi çıkmazdı. Öğle aralarında artan kemikleri toplar, mahallenin köpeklerine atardı.

İlk kavgasını 16'sında etti. Üç kişi bir çocuğu dövüyordu, tanımıyordu ama girdi araya. Kolu kırıldı. Babası bir şey demedi, sadece başını salladı. O gün yutkundu ve yutkundu, babasının bir şey söylemesini istedi, babası bir şey söylemedi, öylece tepkisiz bir şekilde Beckett'e baktı. O gün Beckett bir baltaya sap olması gerektiğini anladı.

Polis Akademisi'ne girdikten sonra çok soru sormamayı öğrendi. Doğru ve yanlış arasındaki çizginin kitapta başka, sokakta başka olduğunu gördü. Özellikle VCPD'ye geçtiğinde... Orada kimse sana "iyi iş" demezdi. Dosya kapanıyorsa, mesele bitmiştir. Gerisi gürültü.

İlk kez babasının mezarının önünde durduğunda 25 yaşındaydı.
Rüzgar soğuktu, yapraklar sessizce dans ediyordu mezarlıkta.

Babasıyla hiç konuşmamıştı.
O hep sertti, mesafeli. Samuel de öyle olmuştu işte.

Mezarlığın o sessizliğinde bir şey fark etti.
Babasının sertliğinin altında, korumaya çalıştığı kırılgan bir adam vardı.

Samuel cebinden küçük bir fotoğraf çıkardı.
Üzerinde kendi çocukluğu, babasının eliyle tutulan küçücük bir oyuncak vardı.

O an anladı ki;
Kendi içinde taşıdığı korkular, o küçük çocuktan geliyordu.

VCPD'de, her gün hayatta kalmak için savaşıyor. Ama bazen, en büyük savaş, kendi içindeki çocukla.

Samuel Beckett hâlâ orada, her gece devriyesinde aynı fotoğrafı düşünüyor.
Çünkü gerçek cesaret, geçmişin gölgesinde bile yürüyebilmektir.

Üniforması her zaman tertemizdi, dosyaları kusursuzdu. Ama zor bir görev öncesi, Samuel bir an durur, gözlerini kapatırdı. Çünkü bazen en zor mücadele, dışarıdaki değil, içindeki geçmişle hesaplaşmaktı. O anlarda, tüm cesaretiyle orada kalır, kendisiyle yüzleşirdi.

Ve bazı adamlar vardır ki, bedenleri dışarıda olsa da, ruhları asla gerçek anlamda özgür olamaz; geçmişin gölgesinden kurtulamazlar.

Miguel Cadavalbeckardi
#1 · 1 yıl önce



                                     

İlk Kırmızı

Samuel dosyayı açtı. Kırmızı etiket, odadaki loş ışığın altında dikkat çekici bir şekilde parlıyordu. Basit bir klasör gibi görünüyordu ama içinde yer alanlar öyle değildi.

Satır araları sessizdi ama doluydu. Henüz kimseyle konuşulmamış, henüz adım atılmamış bir hikâyenin başlangıcıydı. Ve bu kez, o ilk adımı atacak kişi kendisiydi.

Elini kaleme uzattı. Parmak uçları bir an duraksadı, sonra yazmaya başladı.

"Bu işte fark yaratmalıyım," dedi sessizce.

İlk kez bu kadar sorumluluk alıyordu. Önceki işlerde hep gölgede kalmıştı; takip etmiş, gözlem yapmış, notlar tutmuştu. Ama şimdi merkezdeydi. Yöneten, çizen, karar veren.

Masanın üzerinde sade bir kroki vardı. Şehrin sessiz kalmış sokakları, haritada sadece çizgiydi ama onun gözünde geçmiş olayların yankısıyla doluydu. Nereden başlanacağı, kime gidileceği, hangi boşluktan sızılacağı... hepsi bu sessizlikte gizliydi.

Gecenin ilerleyen saatlerinde sandalyesinden kalktı. Dosyayı dikkatle çantasına yerleştirdi. Odanın lambasını kapattığında loşluk içinde bir süre durdu. Hissedilir bir yük vardı omuzlarında ama bu yük onu geri çekmiyordu. Aksine, bir tür netlik veriyordu.

Arabasına geçti. Kontağı çevirmeden önce gözleri arka koltuğa kaydı. Eski bir ceket... cebinde yıllardır taşıdığı bir fotoğraf. Çocukluk. Sessiz bir anı. Ona nereden geldiğini, neden burada olduğunu hatırlatan küçük bir parça.

Motoru çalıştırdı. Şehir karanlıktı ama uyanıktı.

İlk not yazılmıştı.
Dosya açılmıştı.
Ve Samuel Beckett, artık sadece izleyen biri değil, bir hikâyenin tam içindeydi.
Konunun başındanKonunun sonuna ulaştın.