Cermen mitolojisinin ve halk masallarının o gizemli, doğaüstü ruhunu melankolik bir neoromantizmle canlandırıyor. Gece karanlığının ve gölgedeki ormanın derinliklerinden sıyrılan, adeta kendi ışığıyla parıldayan o mistik, beyazlar içindeki peri ya da su nympha'sı figürü, dere kenarında oturan ölümlüye tekinsiz ama bir o kadar da davetkar bir vaatte bulunuyor gibi. Hendrich'in fırçasından dökülen koyu mavi ve zümrüt yeşili tonlar, sahneye hem huzurlu bir sessizlik hem de insanı ürperten bir tekinsizlik katarken, ışığın suyun üzerinde ve kadının silüetinde kırılışı esere rüya karesi niteliği kazandırıyor. Bu tabloyu eşsiz kılan şeyse, insanın bilinmeze, doğanın gizemli güçlerine ve rüyalar alemine duyduğu o ebedi, romantik ve melankolik özlemi bize aşılamayı başarmasıdır...