Alessandro Fiorentini: Bir Hayatı Sonlandırmanın Felsefesi
Bir Adamın Sonu ve BaşlangıçHayat bazen insana seçenekler sunmaz; ya bir şeyleri korumak için fedakarlık yaparsın ya da her şeyini kaybedersin. O gece, Valachi ailesi için verilen emri yerine getirirken, içimdeki insanla savaşıyordum. Silahı tutan ellerim titremedi; ama ruhumun derinlerinde bir sarsıntı hissettim.
İnsanoğlu, ölümden hep korkar. Oysa ölümü getiren, yalnızca bir kurşundur; hayatta asıl korkulması gereken, insanın vicdanıdır. Bir adama silah doğrulttuğunuzda, sadece onu değil, aynı zamanda kendinizi de vurursunuz.
Lombardi, sadakat sınavımı belirlemişti. O sınav, benim için bir dönüm noktasıydı. Adamın gözlerine baktığımda, onun da ölümün kaçınılmaz olduğunu anladığını gördüm. İnsan bazen kurban olur, bazen de cellat. O an benim görevim cellat olmaktı.
Valachi ailesi için yapılan bu fedakarlık, bir yük olduğu kadar bir şeref meselesiydi. Bir hayatı sona erdirmek, yalnızca kan dökmek değil; aynı zamanda başkalarının yaşamını korumaktı. Bu gerçek, o gece zihnime kazındı.
Her kurşun, sadece bir hikayenin sonu değil; aynı zamanda başka bir hikayenin başlangıcıdır. Öldürdüğüm adamın geçmişi geride kaldı; ama benim hikayem şimdi yazılmaya devam ediyor.
"Adalet ve sadakat arasında bir tercih yapmam gerektiğinde, sadakati seçtim. Çünkü adalet bazen bir yanılsamadır, ama sadakat her zaman bir gerçektir." - Alessandro Fiorentini
