Costello Crime Family

Başlatan Mithos, 05.04.2020 23:56

« önceki - sonraki »
Cinsiyet Erkek
Son Giriş 23.03.2023 01:16
Birlik Sivil
Köken Amerika
Popülerlik 5

HISTORY

Palermo'dan bıkkınlık ve hırsla göç etmiş bir grup düşünün ve bunların koca bir devlete karşı bağımsızlık elde etmiş İtalyanlar olduğunu. İşte her şey böyle başladı. Birbirleriyle işbirliği yapan ve ittifak olarak görülen ailelerin başında saygın ve otoritesini kanıtlamış Padrino'lar bulunmaktaydı. En yaşlı ve tecrübesiyle kendisini kanıtlamış kişiler Padrino'lar olarak kabul ediliyor ve otoritelerine saygı duyuluyordu. Padrino olmak isteyen bazı kişiler örgütlenerek zaman içerisinde rakiplerini ortadan kaldırmayı hedefledi ve ilk Cosa Nostra savaşları bu şekilde başladı.

Bu savaşlar içerisinde boyun eğmekten bıkmış ve kendi işlerini yönetmek isteyen, bütün aile düzenlerini saçma bulan ve Cosa Nostra'nın kendi doğru bildiği gibi olmasını savunan bir grup vardı ve bunun başında bir Padrino, Vitorino Costello!

Sabit bir düzenin olmaması ve işbirliği yapılan aileler tarafında oluşan kolluk kuvvetleri korkusu İtalya yarımadası üzerinde oluşan düzensizlik ve ekonomi problemleriyle birlikte ailelerin düşük gelirle işlerini yürütmesine sebep oluyordu. Bunu ortadan kaldırmak için Vitorino Costello ilk düzen oluşturanlar grubunda tanındı ve kayıtlara bu şekilde geçildi. Oluşturulan düzende Padrino'ya bağlı olan her aile ticaretin yoğun olduğu bölgelerdeki suç unsurlarını kendilerine bağlamaları için Şef anlamına gelen Caporegime tayin ediyordu. Her Caporegime ünvanlı şahsın yanında Asker anlamına gelen Soldato adlı bir yardımcısı ve silahlı unsurları vardı. Bu düzenle birlikte oluşturulan işletmeler Caporegime'ler tarafından yönetilecek olası bir problem durumunda Caporegime'ler ekibinde yer alan Soldato'larıyla birlikte olaya ağır silahlarla müdahale edebilecekti. Caporegime'ler kendi içlerinde içlerinden birini lider seçiyordu. Bu şahsa Şeflerin Şefi anlamına gelen Capo di tutti Capi denmekteydi. Caporegime'ler suça bizzat karışmazlar ve işlerini Soldato'ları aracılığı ile idare ederlerdi. Ayrıca her Padrino, kendisine bağlı olan her aileye Müşavir anlamına gelen birer Consigliere tayin etmekteydi. Consigliere ünvanlı bu şahısların görevi Padrino'ya bilgi vermek ve bağlı olduğu aileye yardımcı olmaktı. Kısacası Consigliere tüm ekipler hakkında bilgi akışını sağlayan kilit adam düzenindeydi.

Vitorino Costello bu düzenin oluşmasında öncü olan gruplardan birisinin başında Padrino mevkisini yürütüyordu. Bu mevki üzerinden oluşturmasında yardımcı olduğu yeni düzen ufak bir devlet yönetir şemasında ilerlemekteydi ve yarım ada üzerinde mutlak bir hakimiyetin vazgeçilmez yapısı haline geldi. Costello soyadının sağlam bir yapı üzerinde oluşması ve suç dünyası üzerinde yarım ada hakimiyetini en hızlı kontrol altına tutan bir geçmiş sonrasında veliahtlarının geleceklerinin bu yönde ilerlemesinde ufak bir ışık belirtisi anlamını taşımaktaydı ve günümüz dönemi için bu tarihçe altın çağ olarak anılacaktı.



IMMIGRATION TO THE VICE

Palermo'da çiftliğinin bahçesinde oturan Michael yeşil çayını yudumlarken düşünceli bir şekilde zeytin ağaçlarına bakıyordu. Kardeşi Girolamo birden belirdi ve bağırarak Michael'a seslenmeye başladı. Gözlerinin altı kızarık yüzünde durgun bir ifade vardı, işlerin ters gittiği anlaşılıyordu. Michael sessizliğini koruyarak bir süre Girolamo'nun yüz hatlarını inceledi ve derin bir nefes vererek doğruldu. İçine bir sıkıntı girmişti ve çok büyük bir problemin kapıda beklemekte olduğunu hissetti. Yavaş adımlarla Girolamo'ya yaklaştı ve ellerini yanaklarına götürerek konuşması için başıyla işaret verdi.

Girolamo: Hiç, hiç iyi şeyler olmadı Michael! Hemde hiç!

Girolamo konuşurken fazlasıyla zorlanıyordu ara ara sesi çatallaşıyor ve sertçe yutkunuyordu. Göz bebekleri oldukça büyük hem heyecan hem korku hemde panik halinde hissediyor ve hareketlerini buna göre sergiliyordu.

Michael: Sakin ol ve anlat Girolamo.
Girolamo: Yerel kuvvetler tüm mekanları basmış! Siktiğimin danışmanı Jeffrey bizi ötmüş Michael, bizi ötmüş!

Michael ellerini yavaşça indirdi ve başını öne eğerek bir süre sessizleşti. Elleri titriyordu ve nefes alış verişi hızlanmıştı. Başını tekrar kaldırdı ve göğsünü kabarttı, derin bir nefes verdi. Girolamo'nun yüzüne bir süre bakındı ve sandalyesinin başına tekrar dönerek kendini sandalyesine bıraktı. Hafif ılımış yeşil çayının bulunduğu kupaya elini götürdü ve hafif hafif yudumlamaya başladı. Çaresizliği hissetmişti ve elinden gelen başka bir şey yoktu ve bunu anlayarak sessizlik yeminini hatırladı ve kendini kaderin oluşturduğu örgüye bıraktı.

Girolamo'nun yüzünde şaşkın bir ifade oluştu ve bahçeyi terk etti. Aracına atladı ve oradan uzaklaşmaya başladı. Elleri titriyordu ve her şeyin ortaya çıkabileceği ihtimalinden korkuyordu. Aracında ilerlerken torpidonun üstüne fırlattığı telefonunu hızlıca kaptı ve bir numara çevirdi.

Girolamo: Her şey senin yüzünden oldu! Siktiğimin yerinde beni batıran sensin!
Anthony: Aptal herif bu kadar delirmene gerek yoktu, sokak ortasında infaz gerçekleştirdin!
Girolamo: Jeffrey hala çöp kutusunda onu ortadan kaldırmalıyım, seni sonra arayacağım.

Michael'a söylenmemiş bir durum vardı ve bütün işlerin tökezlemesine sebep olan bir konu havada beklemekteydi. Konunun yere düşmemesi adına Girolamo çırpınıyordu ve Anthony ile aralarında var olan bu sır onları birbirine kışkırtıyordu. Anthony, Michael'a karşı olan sadakati ve aile sevgisiyle ötmeyi düşünüyor, Girolamo eğer öterse Jeffrey'i ortadan kaldırdığı gibi Anthony'i de ortadan kaldırmayı hedefliyordu.

Jeffrey bir gece Girolamo'nun dengesiz hareketlerinden şüphelenmiş ve onu takibe almıştı. Palermo sokaklarında Impala'sıyla takılan Girolamo bir eve girdi ve bir hayat kadınıyla buluştu. Jeffrey elinde takoz bir fotoğraf makinesiyle Girolamo'nun hareketlerini pozladı fakat şansı yaver gitmedi. Girolamo'nun uyuşturucu kullanırken pozlanması ve aldığı kimyasalların verdiği dengesizlikle birlikte Jeffrey'in peşine düştü ve aracına kaza yaptırdıktan sonra dağlık bir alanda Jeffrey'i infaz etti. İlk işi olarak Consiglieri Anthony'i aradı ve yardımını istedi. Olanları duyan Anthony hızlıca olay yerine damladı ve Girolamo'yla birlikte Jeffrey'i ortadan kaldırdı.

Girolamo'nun Jeffrey'i infaz ederek söylediği bir söz; "Bir Costello'yu pozlayamazsın orospu çocuğu!" bütün Costello ailesinin çökmesine neden olacak bir kozdu ve o sırada denk gelen bir görgü tanığı tarafından yerel kuvvetlere bildirildi. Yerel kuvvetler takibe aldıkları Costello'nun ortalıkta gerçekleştirdiği infaz sonrasında Costello işletmelerine operasyon düzenlemeye başladı ve medyada Costello ailesi Palermo ve tüm yarımadada rezil edilmeye çalışıldı.


FRONT VIEW



MICHAEL COSTELLO
Michael, Palemo'da Costello çiftliğinde 1978 yılında doğdu. Üç kardeşten en büyüğü ve Costello tahtının veliahtı olarak şanslı ve şanssız bir şekilde dünyaya geldi. Ailesinin Palermo üzerinde bıraktığı iz ve tarihçesi onun için hem avantaj hem dezavantaj bazı konuları önüne sürüyordu. Bunlardan birisi şüphesiz ki yürütülen işlerin yerel kuvvetler tarafından takip edilmesi ve bütün gözlerin Costello ailesi ve fertlerinin üzerinde olması. Michael üç veliahttan sadece birisi ve en sakin olanları.

Babası Vito Costello'nun diplomasi özelliklerini taşıyan en büyük çocuk Michael, çocukluğunu da babasının dizinin dibinde onu ve çevresini dinleyerek geçirdi. Sicilya liman anlaşmaları Michael'ın suç kariyerinde ilerlemesinde önemli bir rol oynadı ve henüz onyedi yaşına yeni bastığında büyük bir anlaşmanın yöneticisi konumuna geldi. Bu konumuna Costello soyadının verdiği ağırlık ile gelmemesi için özel bir çaba sarfetmesi talimatı bizzat Vito Costello'dan gelince suç kariyeri diğer aile veliahtlarına göre oldukça hareketli geçti.

Michael Costelloyerel kuvvetler dosyasında şu şekilde tanımlanıyor: "Michael diğer aile üyeleri gibi eğilimler gösteren bir suçlu değil daha doğrusu suçlu mu değil mi onu bile kestirmek güç. Yerel kuvvetlere bakışı oldukça farklı, genelde ılımlı hareket sergiliyor. Bir bar çıkışı kavga ettiğini bile görmek imkansıza yakın, işlerini tedbirli yürüttüğü kesin."

Michaelişlerini sessiz yürütürken babası Vito tarafından öngörülen veliaht adayında güçlü bir seçimdi. Tedbirli yaklaşımı, güvenli eğilimler sergilemesi ve işkolik tavrı yükselişinin temel kaynaklarıydı. Bu süreç içerisinde kardeşi Girolamo ile süregelen atışmalara sessizce yaklaşması iki kardeş arasında olabilecek olumsuz bir hattın başlangıcının dışarıya gösterisi olarak gözüküyordu fakat içlerinde ne yaşandığı dışarıdan gözlemlenebilecek şekilde değildi.






GIROLAMO COSTELLO
Girolamo abisi Michael ile aynı çiftlikte 1980'de dünyaya geldi. Üç veliaht adayından sadece birisi ve ikincisi denilebilir. Costello soyadı taşıyanlar içerisinde buna Vito dahil en hareketlisi ve aksiyon seven adamı. Vito tarafından Sicilya yarım adasında saha işleri için görevlendirildi ve Michael'ın sakinliğine bir anti tez olarak çözüm modunda ortaya sunuldu. Bulunduğu her noktada işden önce eğlence anlayışı veya işle birlikte eğlence anlayışı Girolamo'nun birkaç defa hapse girmesine neden oldu.

Vito tarafından sıkça eleştirilen ve Michael'ın yerini dolduramayacağı düşünülen Girolamo aynı zamanda bulunduğu konumun ağırlığını koruyabilmek adına kardeşi Anthony ile rekabet yarışını sürdürmekte. Anthony'in ailesine ve Michael'a karşı olan aşırı bağlılığı Girolamo tarafından bunun sevgi değil kölelik olduğunu belirtiyor ve bu hareketleri Anthony ile olan kızgınlık yarışının körüklenmesine sebep olmakta.

Yerle kuvvetlerce hazırlanan dosyada Girolamo şu şekilde tanımlanıyor: "Girolamo dikkatimizi fazlasıyla çeken bir tip. Yarım ada üzerinde süregelen faaliyetlerin çoğunun onun tarafınca ve kendi hitaplarıyla 'askerleri' tarafınca gerçekleştirildiğini düşünüyoruz ve şüphesiz ki izlediğimiz bütün oklar onun kapısını açıyor. Girolamo ailesini seven ama koyu bir şekilde onlara sadakatla bağlı birisi değil, en azından gözlemlerimiz bu şekilde. Dosyamız içerisinde hedefimiz Girolamo'nun gardını düşürmek ve Costello labirentinin kapılarını açmak. En kolay hedef bu gibi gözüküyor."

KNOWN PLACES


Cinsiyet Erkek
Son Giriş 23.03.2023 01:16
Birlik Sivil
Köken Amerika
Popülerlik 5


Valmir'in Vice şehrine ayak basmasıyla birlikte yaptığı ufak tefek işlerde tanıştığı ve birlikte çalıştığı arkadaşlarının, işlerinden çıkıp Valmir'in etrafında toplanmasıyla ortaya çıkan bir ekibi vardı. Yanında çalıştıkları patronlarından, bardesklerde yedikleri azarlardan, müşterilerin egolarından bıkıp kendilerini kısa süredir şehirden soyutlayıp, eve kapandılar. Genelde Valmir'in evinde kendi halinde takılan, yaptığı ufak tefek hırsızlıklarla ve evin bodrumunda pawnshop malzemeleriyle yaptığı aletleri el altından satarak hayatlarını sürdürüyorlardı. Çok fazla kazanmayıp, mutlu yaşan tiplerdi onlar. O dönemlerde dikkat çekmeyi başarabildi, Tamaz Kalapatirov'un masasına davet edildi ve onlarla büyük olmasa da iş yaptı. Bu dönem hayatının en zevkli dönemlerindendi. Hem arkasında sağlam bir adam vardı hem de rahat bir şekilde işini yapabiliyordu. O dönemde de ikinci el ticaret yapıyordu. Bu konuda desteğini hiçbir zaman esirgemeyen Tamaz'a da her zaman şükranlarını açık bir dille ifade etmiştir.


Şehirden iki aylığına ayrılıp geri döndüğünde tanıştığı bağlantılar, biraz da hayatta kalmak için pis işlere bulaşması onu iyice içine çekerek bir anda tanıştığı Michael Costello'ya çalışan bir associate yaptı. Düzenli taxını verir, yap denileni yapar, yapma denileni yapmazdı. Geçen uzun bir zamanın ardından aniden basılıp, apar topar götürüldüğü bir yerde yemin ederek Costello'nun soldierı oldu. İlk başta karşı çıkanlar da olmuştu aileye dahil olmasına fakat o zamanında Osmanlı'dan kaçarak İtalya'ya sığınan Arnavutlardan yani Arbêreshlerin torunlarındandı. Bu da ona ailenin kapısını araladı ve Costello onu kabul etti. Kendisine verilen bir ekiple birlikte çalışarak, iyi kazandı, iyi kazandırdı. Saygıdeğer bir aile üyesiydi ve bunun böyle olmasından son derece de memnundu. Gerginliğin arttığı o dönemde metal imalathanesinde üretimlerini son hız devam ettirerek Costello'nun tüm silah ihtiyacını karşıladı. Mickey'in ekibindeki tüm adamları o silahlandırdı ve bu olaylar zincirinin yaşandığı dönem onun ailedeki en parlak dönemiydi. Fakat ürettiği silahla ateş etmemesi, son haftalarda olan gergin olaylara çok fazla karışmaması ve girilen kanlı çatışmalarda geri planda durması onu departmanın radarından bir tık da olsa uzak tuttu.



Valmir'in kafasında dikkatler üzerindeyken daha fazla göze batmamak var, bu konuda arkadaşlarıyla da hemfikir. Şimdilerde ise Willowfield'de bulunan otoparkı yönetiyor ve iyi kazandığı söyleniyor. Yeni yeni toplanmaya ve faaliyete geçen topluluk genelde 2. el araç alım satımı yapıyor. Geçmişte yaptığı ticaretlerden dolayı iyi bir ekonomi öngörüsü, araç pazarı hakkındaki bilgisi onun hâlâ daha iyi kazanmasının bir numaralı etkeni.  Bu yüzden sık sık araçlar geliyor gidiyor ve para akışı sağlanıyor. Fakat bir süredir yaptığı temiz işlere rağmen onun illegal kimliğinin açığa çıkmayacağının garantisi yok. Yaptığı onca pis iş, kurduğu pis bağlantılar ve kazandığı bunca kara paradan sonra ondan temiz bir iş beklemek mi? çocuklar bile inanmaz.

Öncelikle herkese merhaba diyerek başlayayım sözlerime. Oluşumun kurulma amacı öncelikle oyundan keyif alarak, "rol" yapmaktır. Büyüyelim, şunu vuralım, bunu keselim, herkes bize saygı göstersin diye bir hedefimiz asla yoktur ve olmayacaktır. Hatta bazı arkadaşların hapsolduğu; sürekli birilerini ezeyim, ben büyüğüm egosunu atması için kobay faresi olacak güzel bir oluşum olabiliriz, çünkü bu iş son zamanlarda çığrından çıktı. Açıkçası kendi şahsım olarak ilk amacım bu tabuyu yıkmak olacak. Rollere gelirsek, arkadaş grubu olarak rollerimize legal bir konseptle başladık ve gelişimimizi sürdürüyoruz. Genel anlamda yapacağımız işlerden kısaca bahsetmek gerekirse ki yukarıda üstü kapalı bahsettim fakat, 2. el ticaret, alım-satım üzerinden yürüyeceğiz. Katılım konusunda bi-iki satır yazmam gerekirse de aramıza elbette katılmak isteyenler olacaktır, bunu da role dökerek gerçekleştirebilirsiniz. Herhangi bir oyun dışı alım olmayacaktır. Tanıtım konusunda da beni az-çok tanıyan arkadaşlar bilir, sadeliğe ve ana konuya çok önem veririm. Bunda ikisini de gerçekleştirdiğimi umuyorum, düşünüyorum. Hepinize okuduğunuz ve zaman ayırdığınız için teşekkür ederim, rollerde görüşmek dileğiyle!


Yeni oyuncular:

[spoiler="Tommy Costello"]

Tommy, Mickey ile hapishanede görüşmesinin dönüşünde, yatağına uzanmış; soyunmayı bile akıl edemeden uyuyup kalmıştı.Görüşmede Michael ona Vanessa'nın bir hain olduğunu ve ailenin sırlarını kayıt altına aldığını söylemişti. Sabah saat onda, Tommy'nin odasına giren Maria:
-Hâlâ uyuyor... diye mırılkandı.
Hizmetçi kız, özenle hazırladığı kahvaltıyı getirmişti.
-Bay Costello, kahvaltınız hazır efendim.
Tommy güçlükle gözlerini açtı ve hiç cevap vermedi.
-Çay ister misiniz? dedi Maria.
Tommy, duvardan yana dönüp tekrar gözlerini kapattı.
Maria:
-Bu adam gerçekten hasta... diye sessizce söylendi.
Bir müddet onun başı ucunda bekledikten sonra çıkıp gitti. Saat ikide, elinde bir çorba tası ile tekrar geldi. Tommy hâlâ uyuyordu. Kahvaltı koyduğu gibi duruyordu. Tommy'ye acıyarak baktı. Onu uyandırmak için yüksek bir ses tonuyla konuştu:
-Kalkın bay Costello, Ölüm uykusuna mı yattınız?
Tommy güçlükle doğrulup oturdu. Kızın yüzüne baktı; ama bir şey söylemedi.
Maria: İyi misiniz? diye sordu.
Yine cevap alamadı.
-Bak size çorba getirdim. Daha evvel getirdiğim kahvaltıya hiç dokunmamışsınız... Uyku ile karın doymaz ki, bir şeyler yemelisiniz, çıkıp temiz hava almalısınız.
Tommy zayıf bir sesle:
Sağol Maria... dedi, çok iyi bir insansın... Şimdi lütfen beni yalnız bırak. Biraz sonra belki yerim...
Maria biraz durdu. Bir şeyler söyleyecek oldu; ama sonra vazgeçti. Başını, hiçbir şey anlamadığını ifade eder bir tarzda, salladı. Çıkıp gitti.
Tommy, bir müddet Maria'nın getirdiği yiyeceklere baktı.Kaşığa uzandı.Aç olduğu halde, ancak üç beş kaşık yiyebildi.
Tekrar yatağına uzandı; fakat bu sefer uyuyamadı. Yüzü yastığa gömülü, gözleri açık; derin hülyalara daldı Mısır veya sahra çölünde yürüyordu. Fakat her tarafı ağaçlık ve bahçelikti. Şırıl şırıl sular akıyordu. Bir kervan mola vermiş; yolcular yemek yiyordu. Herkes yemek yerken, o devamlı su içiyordu. Bu öyle güzel bir su idi ki, içtikçe yüreği ferahlıyordu... Daha buna benzer tuhaf hülyalar kurdu. Bunlar, hülyadan ziyade, açık gözle görülen birtakım rüyalardı.. İnsanın kendi kendine yabancılaştığı; iradesi elinden çıktığı ve derin bir ruh çöküntüsüne uğradığı zamanlar, işte böyle olurdu.
Aradan ne kadar zaman geçti, bilinmez. Tommy, alarmın çalması ile kendine geldi; ama saatin kaç olduğuna bakmamıştı...
Birden ürpererek yataktan fırladı. Yapacağı o korkunç işi hatırladı. Merdivenin başına gidip aşağıyı dinledi. Çıt yoktu. Sanki bütün ev ahalisi uykuya yatmıştı. İşte o zaman, nasıl olup da kaygısız bir şekilde, bütün gece ve bütün gün uyuyabildiğine şaşırdı...Gerçi yapılacak fazla bir hazırlık yoktu, Fakat, acaba, saat kaçtı? Belki de altı olmuştu. Yüreği hızlı hızlı çarpıyor, nefesi daralıyordu. "Ya saat altı değil de yedi ise?.."
Saatin altı olduğunu kabul ederek işe başladı. Neden böyle düşündüğünü kendisi de bilmiyordu Sanki biri ona ne yapması gerektiğini fısıldıyor gibi, mekanik bir şekilde hareket ediyordu. Yastığın altına elini sokup bir paket çıkardı. Çok önceden paketleyip hazır ettiği bu nesne, düzgünce hazırlanmış kalın bir kitaptan başka bir şey değildi. Kadına istediği bilgi diye verecekti. O paketi açmakla meşgulken, bıçağı çıkarıp işini bitirecekti...
Tommy, paketi eline aldığı bir sırada, aşağıdan birinin bağırdığını duydu:
- " Saat altıyı geçiyor!"
Bu, bahçıvan ile çene çalmaya giden Maria'nın sesiydi. Hemen her akşam adamın kulübesine çay içmeye gider; giderken de kapıyı açık bırakırdı. Bu yüzden, Michael'dan sık sık azar işitirdi. Yine de huyundan vazgeçmezdi. Maria gittiğine göre; mutfağa girmek, oradan bıçağı almak çok kolay olacaktı. Planın ağırlık noktası "bıçak" idi o da mutfakta bulunuyordu. Tommy bu işi gizli tutmak istediği için kendi silahını kullanamazdı.Böyle olduğu halde, bıçağı alamamak gibi bir aksiliği nasıl hesaba katmamıştı? Aslında, planın bütünü böyle idi... Sanki her şeyin mükemmel yürüyeceğine inanmış gibi, tâ baştan beri teferruatla asla meşgul olmamıştı. Zaten oturup mükemmel bir plan yapmaya kalksaydı; bu işi asla başaramayacağını anlayacak ve vazgeçecekti... Teferruatı olayın akışına bırakacak, hadise sırasında ne gerekirse öyle yapacaktı. Gerçeği söylemek gerekirse, kuzeninin adamlarının konuşmasını dinledikten sonra, sanki biri ona ne yapacağını fısıldıyor; o da yerine getiriyordu... Adeta, bir makinaya paçasını kaptırmış; çarklar onu kendine doğru çekiyordu. Paltosunu üzerine giydi, Paketini çantasına koydu. Odadan çıktı. Merdivenin başında durup bir kere daha aşağıyı dinledi.Ses seda yoktu.Merdivenleri inip aşağı kata ulaştı. Mutfağa doğru yürüdü. Fakat, aman Tanrım, o da nesi? Mutfağın kapısı ardına kadar açıktı. Maria, bir köylü şarkısı mırıldanarak, bulaşık yıkıyordu...
"Bu kız ne zaman geri döndü" diye geçirdi içinden. Aynı anda sinirleri öylesine gerildi ki, olduğu yerde çivilendi kaldı. Maria'nın dikkatini çekmemek için sokak kapısına doğru yürümeyi saçma buluyordu. Tekrar odasına dönmeyi ise hiç istemiyordu. Etrafına bakındı, kimseler yoktu. Maria, arkası dönük olduğu için, onu henüz fark etmemişti. Birden gözleri bahçıvan kulübesinin önünde kapısına takıldı. Kapı aralık bırakmıştı!.. Derhal bahçıvan kulübesine doğru yürüdü. Kulübenin kapısını aralayıp yavaşça içeriye seslendi. Cevap veren olmadı.
-Bahçıvan dışarı çıkmış galiba... diye düşündü.
Vakit geçirmeden içeri girdi ve mutfakta bulunan baltayı tezgahın üzerinden aldı. Paltosunu üzerinden çıkartarak baltayı paltosu ile sakladı. Etrafına son bir defa baktı. Her taraf sessizdi ve onu gören olmamıştı. Bahçenin arka kapısından çıkıp gitti.Yolda yürürken, şüphe çekmemek için, acele etmeden, yavaş yavaş adım atıyordu. Sinir ve korku halinden eser kalmamıştı. Bu son rastlantı onu cesaretlendirmişti. Sanki, cinayet işlemeye giden değil de, gezintiye çıkmış bir adam hali vardı üzerinde. Buna kendisi de şaşıyordu... Halbuki, bu işin planını kurduğu sıralarda, işe başlayınca çok korkacağını, elinin ayağının birbirine dolaşacağını düşünmüştü. Fakat hiç de öyle olmamıştı. Glen parktan geçerken meydanlara yüksek fıskiyeler yapıldığı taktirde havanın serinleyeceğini ve insanların rahat edeceğini düşünüyordu. Hatta şu yazlık bahçe, uzatılsa ne iyi olurdu.Böyle gördüğü her şeyle ilgilenmesi elbette normal değildi. Fakat, şu anda, neyin normal neyin anormal olduğunu düşünecek halde değildi. İdam sehpasına götürülen bir mahkumun ruh halini yaşıyordu. Eve yaklaşınca, telefonunu kontrol etmek istedi ancak yanına almamıştı.
- Aman tanrım! Saat şimdi yedi buçuk olmuş mudur ? diye inledi.
Sonra, "Hayır" dedi, " ya saat altı buçuktur, ya da bir saat geridir"... Bu teselli ile evin sokak kapısına yaklaştı. Tam o sırada, bir araba kapıdan içeri girdi. Tommy, bu fırsatı değerlendirdi. Arabayı kendine siper ederek, yanı sıra yürüdü. Evin önüne gelince sağa sapıp, servis merdivenine açılan küçük kapıya doğru ilerledi. Kapının önüne gelince, baltasını yokladı. Aynı anda yüreği hızla çarpmaya başladı. Birkaç adımda bir durup etrafı dinleyerek merdivenleri tırmandı. Bu saatte merdivenler tenha idi ve bütün kapılar da kapatılmış, kilitlenmişti. İkinci kata gelince, bir dairenin kapısının açık olduğunu gördü. İçeride işçiler çalışıyordu. Adamlar işe dalmış, dışarıyla hiç ilgilenmiyorlardı. Sessizce merdivenleri çıkmaya devam etti. Üçüncü kattaki ön dairenin yani tam kadının üstünde oturduğu dairenin, camında perde yoktu. Kapıdaki isimlik de sökülmüştü. " Taşınmışlar" diye geçirdi içinden. Birincisi yani işçilerin çalışıyor olması aksilikti; ama bu dairenin boş olması iyiydi. Kadın karşı koyacak veya bağıracak olursa gürültüsü duyulmazdı. İşte dördüncü kat ve işte kadının kapısı!... İçeriyi dinlemek için nefesini kesti. Çıt çıkmıyordu. İçeride bir ölü sessizliği hakimdi. bıçağını bir kere daha yokladı. Kapıyı vurmadan önce derin bir nefes aldı:
- Acaba yüzüm sararmış mıdır? Heyecanlı mıyım?  Vanessa şeytan gibidir... Sesimin titrediğini hissederse, asla kapıyı açmaz. Bu saatte misafirliğe gelinir mi ? "Git, yarın gündüz gözüyle gel"der... Acaba biraz daha beklesem mi? Heyecanım geçinceye kadar...
Yüreğinin çarpıntısı yavaşlayacağı yerde, gittikçe hızlanıyordu.Birden kararını verdi. Kapının ziline bastı. Bir dakika kadar bekledi... Sonra bir daha bastı. İçeride aynı ölü sessizliği. Cevap veren yok... Üçüncü defa çalmanın bir faydası olmazdı. Bekledi... Nefesini kesip kulağını kapıya dayadı. Duyguları öylesine hassaslaşmıştı ki, sanki kapının gerisin de biri kulağını dayamış dışarısını dinliyordu... Sonra tokmağa bir el dokundu; ama tokmağı vurmadı.
Tommy'nin birden kafası işlemeye başladı. Saklandığını belli etmemeliydi. Kapının önünde gezindi ve sesli şekilde mırıldandı: " Bu saatte Vanessa evde olmalı... Acaba uyuyor mu ? Ne yapsam; yarın mı gelsem?.."
Plan işe yaramıştı. Yarım dakika sonra kapı açılmıştı. Tommy, nasıl olup da böyle bir zamanda mükemmel düşünebildiğine hayret etti. Kapı, her zamanki gibi, çok az aralandı. İçeriden, kedi gözüne benzer, iki keskin göz ışıldadı. Tommy, kadına cesaret vermek için, sesini elinden geldiği kadar yumuşatarak:
-İyi akşamlar Vanessa! dedi, sana kıymetli bir bilgi getirdim. Beni tanıdınız sanırım... Daha önce iki defa görüşmüştük.Tommy'yim ben... Mickey Costello'nun kuzeni.. Hani geçen gün, kıymetli bir bilgi getireceğimi söylemiştim ya.. İşte getirdim....
Kadın hâlâ kapıyı açıp açmamakta tereddüt ediyordu. Tommy, onun kapıyı kapatmasına engel olmak için, ayağını eşikten içeriye attı.
-Hadi Vanessa! Ne diye beni tanımamış gibi davranıyorsun? Şu mektuplara bir bak.
Kadının cevap vermesini beklemeden, eliyle kapıyı itip içeri girdi. Paketi kadına uzattı:
-Al işte mektuplar.. Mickey Costello senin için yazdı bunları...
Kadın nihayet konuştu, kızgın bir sesle:
-Ne oluyor size? Gecenin bu saatinde ne diye beni rahatsız ediyorsunuz? Yarını bekleyemediniz mi ?
Tommy kapıyı kapattı:
-Yapma, Vanessa! Bilirsin, açlık ve borçlu beklemez.. Acele olarak bunları sana teslim etmeliyim...
Kadın elini uzattı, paketi aldı:
-Sizin elleriniz titriyor!... Yüzünüz de sararmış... Yoksa hasta mısınız?..
Tommy kısık bir sesle:
-Evet! dedi, günlerce bu kadar sıkıntı yaşarsan, sararırsın!..
Kadın bu sözlere inanmış göründü. Elindekini göstererek:
-Nedir, bu ?
-Dedim ya.. Bir kaç mektup.. Çok önemli bilgiler içeriyor...
-Ne diye, böyle sarıp sarmalamışsın?
Kadın, paketi açıp içindekine bakmak için, arkasını dönüp pencereye doğru yürüdü.
Tam zamanıydı. Vakit kaybetmeye gelmezdi. Tommy, sol elini paltosunun altına götürdü ve baltasını sapından tuttu.
Kadın paketi çözmeye uğraşıyor; bir yandan da söyleniyordu:
-Bu kadar sarıp sarmalayacak ne var, be Tommy?
Sonra, tehlikeyi sezmiş gibi, başını çevirdi. Aynı anda balta havaya kalktı. Fakat hemen inmedi... Tommy bir anda bütün kanının çekildiğini ve kollarının uyuştuğunu hissetti.Baltayı neredeyse taşıyamayacak, düşürecekti... Bu hal, ancak bir iki saniye sürdü. Sonra balta hızla kadının tepesine indi. Kadın hafif bir çığlık atarak yere düştü. Her zaman olduğu gibi saçları taranmamıştı ve dağınıktı. Baltayı havada gördüğü zaman, dehşet ve korkudan gözleri irileşmiş, elleriyle başını korumak istemiş;fakat buna vakit bulamamıştı. Kadının yerde debelendiğini gören Tommy, bütün gücüyle, birkaç defa daha baltayı kadının başına doğru savurdu. Etraf kan gölüne dönmüştü. Artık hareket etmediğinden emin olunca, baltayı yere bıraktı. Kadının üzerine eğildi. O kadar soğuk kanlı hareket ediyor ve öylesine tedbirli davranıyordu ki, sonraları bunu hatırlayarak kendisi de şaşırmıştı... Baltayı yere koyarken, kanlara bulaşmayacak şekilde biraz uzağa koymayı ihmal etmedi. Kadının üzerine eğilirken de aynı dikkati gösterdi.Elini anahtar cebine sokarak bir tomar anahtar çıkardı. Anahtarlar eskisi gibi çelik bir halkaya dizilmişti.Elinde anahtar tomarı olduğu halde, kayıtların bulunduğu odaya koştu. Kapıya uygun anahtarı bulmaya çalışırken anahtarların çıkardığı madeni sesten rahatsız oldu. Vücudunu bir ürperme sardı. O anda her şeyi bırakıp kaçmak istedi. Fakat bu duygu çok kısa sürdü. Yerini başka bir duygu, daha doğrusu başka bir korku aldı. Ona öyle geldi ki, Vanessa hâlâ yaşıyor ve kalkıp bağırarak apartmanı ayağa kaldıracaktı.Hızlıca içeriye doğru koşarak baltayı bıraktığı yerden aldı ardından baltayı havaya kaldırdı. O anda kadının yuvalarından fırlamış gözleri dikkatini çekti. Hareketsiz ve yüzü çarpılmış bir halde yatıyordu. Başı, alnının ortasına kadar ikiye ayrılmış; bir tarafı da iyice ezilmişti...
Artık şüphesi kalmamıştı; kadın tamamen ölmüştü. Baltayı indirdi. Tekrar kayıtların bulunduğu odaya döndü. Anahtarları almak üzere iken, elinde balta ile birlikte geldiğini fark etti:
-Aman Tanrım! Yoksa ben çıldırıyor muyum?
Baltayı dolabın yanına koydu. Anahtarları yeniden denemeye başladı; fakat hiçbiri çekmecenin kilidine uymuyordu. Birden dişli ve diğerlerinden büyük bir anahtar bulunduğunu gördü.
-Kasanın anahtarı bu olmalı... diye düşündü; ama kasa nerede?
Böyle insanların rahat uyuyabilmek için değerli eşyalarını yatak altlarında sakladığını hatırladı.
-Kasa da karyolanın altında olmalı... dedi içinden.
Karyolanın yanına gelip yere çömeldi; elini ileriye doğru uzattı. Yanılmamıştı. Eli bir sandığa değmişti. Kulpundan tutup çekti. Kapağı kubbeli ve kenarları çelik çivilerle çevrili, kırmızı maroken kaplı, sağlam bir sandıktı bu. Kilidi de dişli idi.
-Demek çıldırmamışım... Kafam hâlâ çalışıyor.. diye sevindi.
Dişli anahtarı sandığın kilidine soktu; çevirip açtı. Kapağı kaldırdı. En üstte, beyaz bir örtüye sarılı, siyah renkli bir ceket bulunuyordu. Onun altında bir
gömlek çıktı. Sonra bir kazak.. Dosya ve kayıtlar yerine, eski püskü kıyafetleri görünce kan beynine sıçradı.. Kıyafetleri, çaputları dışarı çıkarıp sandığın dibine ulaştı. Kırmızı, siyah, mavi renkte birbirlerinden rahatlıkta ayırt edilecek şekilde hazırlanmış dosyalar ve bu dosyaların üstlerinde duran iki adet flash bellek buldu. Eline geçirdiğini incelemeye başladı fakat hepsini incelemeye fırsat bulamadı. Birden, kadının ölüsünün yattığı odadan bir ses geldiğini duydu. Nefesini kesip dinledi. Sanki birisi geziniyordu. Gerçekten biri mi vardı; yoksa ona mı öyle geliyordu? Tekrar dikkat kesilip dinledi. Bir ölü gibi sessiz bekledi.Fakat çıt çıkmıyordu.Derken hafif bir çığlık duyuldu. Sonra yine aynı sessizlik... Tommy, baltayı kaptığı gibi, kadının bulunduğu odaya fırladı. Bir anda Chole ile göz göze geldi. Kızcağız, elinde kocaman bir kutu , ablasının ölüsü başında, öylece kalakalmıştı. Yüzü bembeyazdı. Tommy'yi görünce dudakları gerildi; tir tir titremeye başladı. Ağzını açmak ve bağırmak istedi; fakat değil bağırmak, nefes almakta bile zorluk çekiyordu. Katil, hiç düşünmeden baltayı kaldırdı. Chole kendisini korumak için kutuyu fırlatarak, silahını almaya çalıştı. Öylesine korkmuş, öylesine şaşkındı ki, balta tepesine doğru inerken, refleks olarak sadece gözlerini kapatabildi... Hareketsiz durması baltanın tam hedefini bulmasını kolaylaştırdı. Zavallı, hızlı bir şekilde yere yıkıldı.Hiç hesapta olmayan bu ikinci cinayet, Tommy'nin planını alt üst etti. Büyük bir korkuya kapıldı. Dosyaları ve bellekleri ele geçirmeyi unutmuş, bir an önce buradan kaçıp kurtulmayı düşünüyordu... Baltası hâlâ elinde idi. Kaçmak için yeterli zamanı olup olmadığını düşünmeden mutfağa gitti. Tezgahın önünde içi su dolu bir kova gördü. Baltanın ağzını ve sapını su ile yıkadı. Bıçağı bir kenara koyup ellerini yıkadı. Tezgahın üzerinde kırık bir sabun parçası duruyordu. Sabunu aldı; ellerini sabunladı. Sabunlu elleriyle ayakkabısına, pantolonuna ve kollarına bulaşan kan lekelerini sildi. Pencerenin kenarına gidip, ışıkta üstünü başını kontrol etti. Paltosunun ucunda ve ayakkabılarının yanlarında hâlâ bazı kan izleri vardı. Geri dönüp bunları iyice temizledi. İpte kurumaya bırakılmış bez parçalarını aldı. Ayakkabılarını ve baltayı bunlarla güzelce kuruladı. Baltayı ışıkta kontrol etti. Üzerinde hiçbir kan izi kalmamıştı. Sadece sapı biraz nemli idi... Bütün bunlar, normal bir insanın yapacağı şeyler değildi. Cinayet yerinde, bir saniye bile beklemek onu ele vermeye yetebilirdi.Birden kendine gelir gibi oldu:
-Aman tanrım! Ben ne yapıyorum? Kaçmalı! Kaçmalı! diye inledi. Kapıya yöneldi. " O da ne?" İçeri girmek için zilin çaldığı kapı açıktı. Yarıya kadar açık, öylece duruyordu...
Çıldıracak gibi oldu. Kapıya doğru atıldı. Kapattı ve derhal arkadan kilitledi...Birden çaresizliğine ve ahmaklığına kızdı:
-Ben ne yapıyorum? Kendi kedimi kapana kilitliyorum!...
Kilidi gerisin geri çekip, kapıyı açtı. Merdivenleri dinledi.Aşağıda, muhtemelen ana kapının avluya bakan tarafında, iki kişi bağıra bağıra tartışıyorlardı.
-Kim bunlar? diye homurdandı Tommy ve beklemeye başladı.
Çok geçmeden kavgacıların sesi kesildi.
-Gittiler galiba...
Tam merdivenlerden inmek üzere iken, bir kat aşağıda biri şarkı söyleyerek aşağı inmeye başladı.
-Kahretsin, ahmak herif! Şarkı söyleyecek başka yer bulamadın mı?
Kapıyı kapattı ve dosyalara tekrar göz atarak içlerinden Costello adına olan dosyayı ve flash bellekleri aldı. Yüreği gittikçe hızlı atıyor, nefesi daralıyordu.
-Ah! Acaba buradan kurtulabilecek miyim?
Derken, dış kapının kapandığı işitildi. O da gitmişti. Tekrar etraf sessizliğe büründü.
-Tam zamanıdır... Kaçmalıyım... Kaçıp kurtulmalıyım...
Kapıyı açtı, aşağıyı son bir defa daha dinledi. Ayağını dışarı atarak hızlı bir şekilde merdivenlerden aşağıya doğru inmeye başladı.Avluya çıkınca etrafına baktı. Kimsecikler yoktu. Hızla kapıdan çıkıp, sokağa fırladı. Birkaç adım sonra sola saptı. Yorulduğundan değil, korku ve heyecandan nefes nefese kalmıştı. Koşacak gücü kendinde bulamıyordu:
-Bir kapı aralığına veya bir duvar dibine sığınsam mı acaba?
Sonra:
-Hayır!Dedi.
-Baltayı bir kenara fırlatıp suç aletinden kurtulsam?
-Hayır, başımı belaya sokmuş olurum... dedi.
Aynı anda, baltayı paltosunun altına saklayıp yürümeye devam etti.
-Taksiye binsem, eve daha çabuk varırım...
Kendi kendine kızdı:
-Ne aptalca bir düşünce!
Yüzünden ter boşanıyordu, gömleği sırıl sıklam olmuştu.Zoraki adım atıyordu.
Kanalı geçerken iki kişiyle karşılaştı.Adamlar onu birbirine göstererek:
-Adama bak amma da içmiş! dediler...
Tanıdık kimselere rastlamamak için evine başka bir yoldan gitmeyi, her nasılsa akıl edebildi. Çok yorgun ve bitkin olduğu halde, bir kaviz çizerek, arka yollardan eve ulaştı.

"Tommy'nin Michael Costello'nun metresini öldürüş hikayesi - 10 Nisan 2020"
[/spoiler]

[spoiler="Jimmy Abruzzi"]

James "Jimmy" Abruzzi Costello'nun New Jersey ekibinde, Costello'nun diğer bir caposu olan Aurelio Faruggia için çalışıyordu. Michael Costellonun müebbet hapis cezası almasının ardından Aurelio tarafından düzeni yeniden oturtmak amacıyla Vice City'e gönderildi. Vice City'de talimatları doğrudan Valeria Costello'dan alacakken Stracci kardeşlerin de olaya dahil olmasıyla birlikte Vice City'deki varlığını iyiden iyiye sorgulamaya başladı. Valeria Costello tarafından sus payı olarak hibe edilen mezarlık işletmesi de istenen kazancı sağlayamayınca oklar bir anda Abruzzi'ye döndü. Stracci kardeşlerin yürüttüğü diplomasi tamamen silah gücüne dayanıyordu. Oysa  Abruzzi  masada kazanmayı seviyordu. İkna kabiliyeti oldukça gelişmiş biri olan Abruzzi, yakın arkadaşları tarafından "Hitler'i bile teslim olmaya ikna edebilirdi." tarzında lanse ediliyordu. Bu sebepten ötürü de Stracci kardeşlerle görüş ayrılığına düşüp araları iyice açılmaya başladı. Şehre ilk geldiği zaman kontak kurduğu Valmir ve Leonardo'nun da Stracciler hakkında benzer görüşlere sahip olduğunu anladığında ok yaydan çoktan çıkmıştı bir kere..

"Oysa  Abruzzi  masada kazanmayı seviyordu.", şimdilik....
[/spoiler]

[spoiler="Stracci Brothers"]
Düzenleniyor*
[/spoiler]

[spoiler="Tony Rosetti"]








Aurelio Faruggia'nın anılarından 15 Kasım 2017


"...Koca Tony mi?? Tam bir ahmak tam bir dengesiz.. İş veriyorsun tamam Aurelio halledeceğim diyor, sonra bir bakıyorsun restorantın mutfağına gitmiş şeflerle masa kurmuş kumar oynuyor. Parası olmayan şefleri de kazana atıp kaynatmakla tehdit ediyor..Ticarete hiç kafası basmaz mesela. Bir keresinde kasaya koymuştum 2 hafta bile geçmeden şehrin en ihtişamlı restorantı zarar etmeye başladı. Kayıtlara bir baktım ki fiyatı 5 olan şeyi 3e satmış aptal herif. Yukarıdakiler duymasın diye aradaki açığı kendi cebimden kapattım.   Bu olay bir süre daha devam edince kovmak zorunda kaldım. Birkaç hafta sonra yine geldi bana "beş parasız kaldım, nolur yardım et bana" diye yalvardı. Yüzü gözü de şişmiş, belli ki birilerinden haraç isterken sert kayalara çarpmış . Neyse dedim Mickey ile konuşup mezarlığa aldırdım ayak işleri yapsın cebi biraz para görsün diye. Birkaç hafta sesi soluğu çıkmadı ama mezarlık çalışanlarından aldığım bilgiye göre geceleri mezarlıkta uyuyormuş, mezar taşlarıyla konuşuyormuş, kafasını anlamak mümkün değil.

Bir keresinde şehirde taşaklı bir adam ölmüştü Mickey'in mezarlığında tören düzenlendi. Taziye için şehrin diğer taşaklı adamları da gelmişti tabi ki. Bodrum katta toplantı salonuna inmiştik herkes siyah suitleri çekmiş, jilet gibiler ama bu ahmak yine mavi gömleğiyle geziniyor ortalıkta. Koltuk altları da terlemiş leş gibi kokuyor. Diğer taşaklı adamlara yaranmak için yerli yersiz espiriler yapıp sadece kendi gülüyor densiz. Mickey'in hatrı olmasa şimdiye çoktan kuytu bir köşede kafasına sıkılmış olurdu. Bu dünyada koşulsuz şartsız itaat edeceği tek kişi Michael Costello'dur. Mickey bir nevi onun elinde büyümüş. Mickey'i oğlu gibi görüyor ama Mickey'in Tony'e karşı aynı hisleri paylaştığını düşünmüyorum. Ama hakkını vermeliyim, her ne kadar ticaretten, giyimden kuşamdan, iletişimden anlamasa da pis işleri titizlikle yapıyor. Ve sessizce, patırtı koparmadan. Silaha gerekmedikçe başvurmaz, işlerini geleneksel yöntemlerle; boğma telleri, şişlerle, çimentoyla falan halleder...   
[/spoiler]

Cinsiyet Erkek
Son Giriş —
Birlik Sivil
Köken Kolombiya
Popülerlik 27

* telefonunuzun şifresini girerek, ana ekrana giriş sağladınız.



*haritalar kısmına girip "Willowfield Auto Gallery" olarak arattığınızda, telefonunuza aşağıdaki konum beliriyor.


Cinsiyet Erkek
Son Giriş 04.08.2024 20:13
Birlik Sivil
Köken Kolombiya
Popülerlik 39
Güvenli satış ve kalitenin adresi, Purple Sex Shop! OPENED!




Harita da ki konumu;



Cinsiyet Erkek
Son Giriş Bugün, 23:00
Köken Amerika
Popülerlik 95
Cinsiyet Erkek
Son Giriş 24.09.2026 21:51
Birlik Sivil
Köken Amerika
Popülerlik 45
John Dowdy Lv.15
Cinsiyet Erkek
Son Giriş 07.08.2026 03:50
Birlik Sivil
Köken Amerika
Popülerlik 30

Cinsiyet Kadın
Son Giriş 11.11.2025 20:40
Köken Belarus
Popülerlik 10
Cinsiyet Kadın
Son Giriş —
Birlik Sivil
Köken Iskocya
Popülerlik 10
Piremses online.  8)

Cinsiyet Erkek
Son Giriş 11.11.2025 17:05
Köken Meksika
Popülerlik 43
Cinsiyet Kadın
Son Giriş —
Köken Amerika
Popülerlik 15

Cinsiyet —
Son Giriş —
Birlik Sivil
Köken —
Popülerlik 0

Cinsiyet Erkek
Son Giriş 23.03.2023 01:16
Birlik Sivil
Köken Amerika
Popülerlik 5

Cinsiyet Erkek
Son Giriş —
Birlik Sivil
Köken Kolombiya
Popülerlik 27
Sevkiyat mı?  :) :)