İçeriğe geç

Mitolojik Hikayeler ve Efsaneler

+8 30 yanıt 588 görüntülenme Açan venceremos ·

/// Yalnız IC mesajlar Yalnız görselli ve [ic] mesajlar, karakter adıyla. OOC konuşmalar gizli. Bulunduğun yerden ileri doğru.

venceremos
#20 · 6 yıl önce
Aan Arbatıılar



Eski kitaplar, Yakut diyarlarında, dik dağları ve don-
durucu soğuğu insan ırkıyla paylaşan kötü ruhlardan
bahseder. Bu kitapların pek çoğu toprak tarafından
yutulup geldikleri cehennem yurduna geri dönmüş-
tür. Ama buna rağmen hikâyeleri nesilden nesile an-
latılagelmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır.

Alt Dünya cehennem yurdunun Kuzey Göğü kıs-
mında yaşayan ve sık sık yeryüzüne çıkıp avlanan Aan
Arbatıılar da işte bu tehlikeli ve kötücül varlıkların
başında yer alır. Tabii alfabetik olarak. Çünkü şekil-
siz kör bir solucana benzediği rivayet edilen bu var-
lıkların insanlara öyle çok da büyük bir tehlike saç-
tıkları söylenemez. Aralarında dolaşırken insanlara
verdikleri zarar sadece dermansızlık ve fersizlikle sı-
nırlıdır. Bu gibi rahatsızlıklar hep onların eseridir.

Bir Yakut Türk'ü kadim zamanlarda, hastalan-
dığında bunun bir Aan Arbatıı'dan kaynaklandı-
ğını bilir. Ya da en az onun kadar tehlikeli bir başka
kötü ruhtan.
Mike BlundettoCASTUCCI · Justice
#21 · 6 yıl önce
Alıntı yapılan: venceremos - 16.04.2020 19:17
Aan Arbatıılar



Eski kitaplar, Yakut diyarlarında, dik dağları ve don-
durucu soğuğu insan ırkıyla paylaşan kötü ruhlardan
bahseder. Bu kitapların pek çoğu toprak tarafından
yutulup geldikleri cehennem yurduna geri dönmüş-
tür. Ama buna rağmen hikâyeleri nesilden nesile an-
latılagelmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır.

Alt Dünya cehennem yurdunun Kuzey Göğü kıs-
mında yaşayan ve sık sık yeryüzüne çıkıp avlanan Aan
Arbatıılar da işte bu tehlikeli ve kötücül varlıkların
başında yer alır. Tabii alfabetik olarak. Çünkü şekil-
siz kör bir solucana benzediği rivayet edilen bu var-
lıkların insanlara öyle çok da büyük bir tehlike saç-
tıkları söylenemez. Aralarında dolaşırken insanlara
verdikleri zarar sadece dermansızlık ve fersizlikle sı-
nırlıdır. Bu gibi rahatsızlıklar hep onların eseridir.

Bir Yakut Türk'ü kadim zamanlarda, hastalan-
dığında bunun bir Aan Arbatıı'dan kaynaklandı-
ğını bilir. Ya da en az onun kadar tehlikeli bir başka
kötü ruhtan.
perfecto
venceremos
#22 · 6 yıl önce
Yukarıdaki hikaye aşağıdaki kitaptan alıntıdır. Daha fazlası için kitabı alabilirsiniz.
akaWarfare
#23 · 6 yıl önce



TULPAR

Türk Mitolojisinde evren üç dünyadan oluşur: Üst Dünya, Orta Dünya,  Alt Dünya.

Üst Dünya denilen yerde kutsal varlıklar, kanatlılar, kuşlar ve Tanrılar, Orta Dünya denilen yerde hayvanlar, insanlar, bitkiler, Alt Dünya denilen yerde de sürüngenler ve kötü varlıklar yaşar.

Tulpar Üst Dünyada yaşayan kutsal bir varlıktır. Kuday(Tanrı) tarafından sadece Bagaturlara/Batırlara(kahramanlara) yardımcı olması için Orta Dünyaya gönderilir.

Mitolojiye göre kanatlarının olması, gökyüzünden gelmesi, insanlara yardım ederek onları kurtarması gibi özelliklerinden dolayı üst dünyaya ait olduğu ileri sürülür. Bununla birlikte aslında üç dünyada da rastlanan bir varlıktır at. Üst dünyada kanatlı Tulpar, orta dünyada bildiğimiz bozkır atı, alt dünyada ise yarı yılan vücutlu olarak karşımıza çıkar. Tulpar'ın kanatları görünmez. Kanatları biri tarafından görülecek olursa Tulpar'ın ortadan kaybolacağına inanılır. Sihirli güçleri sayesinde şekil değiştirip başka hayvanların görüntüsüne bürünebilir.

Hepimizin bildiği gibi dünyanın en uzun destanı olan Manas Destanında da Tulpardan söz edilmiştir. Manas Destanı'nda söylendiği üzere rüzgardan bile hızlı koşarlar.



Tulpar yerün birevü buççağunda bulsa da, öz yılkısın tabar. - Tulpar dünyanın bir başka köşesinde olsa da, kendi sürüsünü bulur.

venceremos
#24 · 6 yıl önce
MEDUSA
Alıntı


Yunan mitolojisinde gözlerine bakanı taşa çevirdiğine inanılan yılan saçlı, keskin dişli, dişi varlıktır. Gorgon kardeşlerden tek ölümlü olandır. Bu yüzden insanların kahramanı Perseus tarafından öldürülebilmiştir. Perseus, Graeae'nin ona verdiği ayna ile Medusa'ya bakabilmiş ve böylece kafasını taşa dönüşmeden kesebilmiştir. Bazı kaynaklar ise Hermes'in (Merkür) ona verdiği orak ve Athena'nın verdiği ayna ya da kalkan ile onu öldürdüğünü söyler. Sağ taraftaki kanı zehirlidir sol tarafında panzehiri vardır. Kafasını kestikten sonra Medusa'nın boynundan denize sıçrayan iki damla kandan Chrisaor ve Pegasus doğmuştur. Bazı kaynaklarda kafası kesildiğinde Medusa'nın hamile olduğu yazar. İki çocuğun da babası "Deniz Tanrısı Poseidon"dur. Bir diğer kaynak ise Medusa'nın boynundan fışkıran her bir kan damlasının yılanlara dönüştüğünü söylemektedir.

Perseus, Medusa'nın kafasını kestikten sonra onu, taşa çevirme laneti ile, bir süreliğine silah olarak kullanmıştır. Eve, annesinin bulunduğu adaya döndüğünde, annesinin kralla zorla evlendirilmeye çalışıldığını görür ve ona "Anne, gözlerini kapat." der. Medusa'nın kafasını havaya kaldırır. Onu gören herkes lanetten ötürü bir anda taşa dönüşür.

Daha sonra ise Perseus Medusa'nın kafasını Athena'ya verir ve Athena da onu kalkanına yerleştirir. Başka bir kaynağa göre ise Perseus Medusa'nın kafasını Argos'taki pazar yerine gömmüştür.

Aslında Medusa'nın kafasındaki yılanlar ise Athena'nın lanetidir. Medusa çok güzel bir kızdır ve altın sarısı saçları Poseidon'u cezbeder. Poseidon, Athena'nın bir tapınağında Medusa ile birlikte olur ve Athena buna karşılık Medusa'nın saçlarını yılanlara dönüştürür. Ve onu lanetler. Laneti ise ''Ona kim bakarsa taşa dönüşsün.'' şeklinde olur. 
venceremos
#27 · 6 yıl önce
Hıdırellez ve Ölümsüzlük Suyu
Alıntı


Rivayete göre Hızır, İlyas ve İskender (Zülkarneyn) ölümsüzlük suyunu bulmak üzere yola çıkarlar. Belli bir zaman sonra 3 ayrı yola giderek ölümsüzlük suyunu ayrı ayrı aramaya karar verirler. Fakat bir yerden sonra Hızır ve İlyas'ın yolları kesişir. Yolculuklarına birlikte devam ederler. Zulumat (karanlıklar) ülkesine ulaştıklarında bir çeşmenin başında durup yemek yemeye karar verirler. Yanlarında getirdikleri kurutulmuş balığı tam yemek üzere çantalarından çıkaracakken çeşmeden akan su balığa sıçrar. Balık, bir anda canlanıp suyun içine atlar. Böylece Hızır ve İlyas ölümsüzlük suyunu bulduklarını anlarlar. Bu suyu hemen içerler. O sırada bir melek gelir ve kıyamete kadar yaşayacaklarını ancak yaşadıkları sürece insanlara yardım edeceklerini bildirir. Böylece Hızır karadaki, İlyas ise denizdeki insanların yardımcısı olur. Denilir ki kim ne zaman darda kalsa Hızır veya İlyas'ın ruhu bir bedene girip darda kalana yardım eder. 

Anadolu, Orta Doğu ve Orta Asya'da her yıl yazın gelişi büyük bir neşeyle kutlanır. Ülkemizde 6 Mayıs'ta kutlanan bu gün başka ülkelerde farklı tarihlerde kutlansa da hepimiz için aynı anlamları ifade eder. Halk arasında bu güne, Hz. Hızır ve Hz. İlyas'ın adlarının birleşimiyle oluşan "Hıdırellez" adı verilir. Bu özel gün Hz. Hızır ve Hz. İlyas'ın yeryüzünde buluştukları gün kabul edilir. Aynı zamanda Hıdırellez, soğuk kış günlerinin geride bırakılması ve doğanın derin uykusundan uyanışı demektir. Fakat bilinmeyen bir mesele vardır. O da bu günün asıl anlam ve önemini oluşturduğu rivayet edilen hikayesidir.
Konunun başındanKonunun sonuna ulaştın.