İçeriğe geç

Legacy of Sir Randolph Mitchell

Katkı verenler+205 1,752 yanıt 64,706 görüntülenme Açan the batuhan batrix ·

/// Yalnız IC mesajlar Yalnız görselli ve [ic] mesajlar, karakter adıyla. OOC konuşmalar gizli. Bulunduğun yerden ileri doğru.

Leopold GallowayPRISM · the batuhan batrix
#1313 · 3 yıl önce
Alıntı yapılan: fieL - 05.10.2023 18:57
Alıntı yapılan: the batuhan batrix - 05.10.2023 17:00
Randolph Mitchell.
Dokunsalar ağlayacak.
Kimse dokunamıyor bu yüzden ona.
Dokunmuyorlar.
Etrafında onun dilinden anlayan kimse kalmadı.
Her geçen gün birer birer masadan eksiliyor dostları.
O çok gitmek istese de, kalkamıyor.
Bu masadan kalkamıyor.
Hüznünü ve yalnızlığını içine atmış, bekliyor.
Kalbi, parçalı kırıklı.

Spoiler
Spoiler

bu osayi-samuel'in sözü değil miydi?  :garip:

Leopold GallowayPRISM · the batuhan batrix
#1317 · 3 yıl önce
Alıntı yapılan: the batuhan batrix - 13.05.2020 04:12


DJ S.M VE RANDY

Bir gün, Scott beni aradı ve kendisinin DJ olacağı bir partiye çağırdı. Bu parti, Edinburgh'un biraz kenar mahallelerindeydi. Partiye gittiğimde uyuşturucu, grup seks--kısacası her türlü pisliği görüyordum. Scott beni görür görmez yanına aldı ve insanlarla tanıştırdı, ardından beni DJ kabinine doğru götürdü, o zamanlar müzik zevkim de fena sayılacak seviyede değildi. Ortamın etkisi ile sarhoş oldum ve DJ'de dansımı ederek insanları eğlendirdim, en azından Scott bunu söylüyor çünkü ben bunu pek hatırlayamıyorum...

O günden birkaç hafta sonra Scott geldi ve başka mekanlarda da çalacağımızı-hatta bundan para kazanacağımızı söyledi. Çok para. Ben de bir şart ile kabul ettim. O günkü gibi uyuşturucu ve seks partileri olmayacaktı. Scott da bunu sıkılarak kabul etti ve mekanlarda beraber çalmaya başladık.



Partilerde çalıp paramızı kazandıktan sonra anlatamayacağım bir olay yaşandı ve Scott, Los Angeles'a gitmek zorunda kaldı. Ben, Edinburgh'da tek başıma kaldım. Artık partilerde çalamazdım, kendime daha düzgün bir iş bulmam gerekiyordu. Bunun için arayışlara başladım.
Leopold GallowayPRISM · the batuhan batrix
#1327 · 3 yıl önce
Alıntı yapılan: the batuhan batrix - 13.10.2023 00:35


Randy'nin Gece Hikayeleri 44. Bölüm - Kendi mutluluğundan sorumlu insan & Sana ne?!

Ve gecenin derinliklerine attığımız ilk adıma geldik...
Vice FM'e hoş geldiniz, ben Randy.
Bir zamanlar programımı şöyle açardım:
Standart.
Standart hayatım tüm heyecansızlığıyla devam ediyor.
Hayatım bu aralar yatmak, kalkmak, çalışmak ve uyumakla geçiyor.
Ne bir aksiyon, ne bir heyecan, ne bir aşk, ne bir yalnızlık, ne bir stres... Hiçbir şey kalmadı artık.
Nefes tüketerek yaşantıma devam ediyorum, bu şehre karşı sorumluluklarımı yerime getiriyorum.
Sorumluluğum ne mi? Buraya özgür, bağımsız, tarafsız ve eğlenceli medya düzenini getirmek.
Bunu sağladığımı düşünüp düşünmemek sizlere kalmış. Medyayı beğeniyor musunuz, beğenmiyor musunuz?
Karar sizin. Düşünceniz olursa yazarsınız. 66-619-07. Belki okurum.

İnsan, bir yaştan sonra belki de bakış açısını değiştiriyor, başka şeyler görmeye başlıyor.
Başka şeylere takılmaya başlıyor, ya da eskiden takıldığı şeylere takılmamaya başlıyor.
Mesela bende bir aydınlanma oldu bu konuda. Bir aydınlanma yaşadım.
Bir atlas olmadığımı öğrendim. Dünyayı omuzlarımda taşımadığımı ve taşımak zorunda olmadığımın farkına vardım.
Mesela bir şeyler satan insanlarla pazarlık yapmayı bıraktım. Gerçekten, çok ciddiyim.
Sonuçta birkaç dolar daha fazla ödesem, cebimde delik açılmayacak. Belki de verdiğim birkaç dolar fazla para,
--bir şeyler satan kişinin kızının okul masraflarına gidecektir, mesela. Tartışmıyorum bunu.
Mesela, taksi şoförlerine ödeme yaptığım zaman, daha fazla para veriyorum.
Herif deli gibi yoruluyor zaten. Tüm gün insanların yanına arabasını çekip "TAKSİİİİ!" diye bağırıyor.
Bir de çoğunun da kendi arabası değil.
Yaşlılar, aynı hikayeyi defalarca anlatırlar, bilirsiniz.
Ki bende de başladı bu, fark etmiyorum sanmayın.
Defalarca aynı hikayeyi kim bilir aynı kişiye kaç kere anlattım.
Hatta bunu bu programda bile yaptığımı anladım. Daha önce anlattıklarımı tekrardan anlatmışım, fark edemeden.
Ve, izin veriyorum buna aslında artık ben. Engellemiyorum.
Bir kişi aynı şeyi bana onuncu kere anlatsa bile... bu onların hatıralarını canlandırıyor, geçmişi tekrardan yaşamalarına sebep oluyor.
Aynı şey benim için de geçerli. Ben bir hatıramı anlatıyorsam, geçmişi ve güzel günleri tekrardan yaşıyorum.
İnsanları çoğu zaman hatalı oldukları zaman düzeltirdim, düzeltmeyi çok severdim hatta.
Gerçekten severdim, yalan söylemeyeceğim.
Artık... artık insanları düzeltmiyorum. İnsanların hepsini mükemmel yapma sorumluluğu bende değil.
Benim öyle bir zorunluluğum da yok. Bol bol iltifat ediyorum insanlara, bol bol. Olağanüstü.
Tabii, sadece hak edenlere yaparım bunu. Orası ayrı bir konu.
Elimden geldiğimin fazlasını yapıyorum. Bana iyi geliyor, karşımdakini bilmem ama beni iyi hissettiriyor.
Eskiden çok dert ederdim... Kıyafetlerimde leke var, şurada bir nokta oluşmuş, burada bir yırtık var, gibi...
Kısacası, kıyafetlerime çok önem verirdim. İyi de giyinirdim.
Artık diyorum ki, insanlar beni aklımla, kalbimle, kafamla veya davranışlarımla değerlendiriyorlarsa kabul ediyorum.
Ama, kıyafetlerimle değerlendiriyorsa... meh... Ben zaten onu kabul etmiyorum artık.
Eskiden duygularımdan utanırdım.
Güreşe ilk başladığım zamanlar, gözlerim yaşardığında herkesin önünde gözümün yaşarmasını istemezdim.
Veya, insanlara bir duygumu anlatmaktan utanırdım.
Zamanla bu şehre geldiğimde ve Late Night Chat programını yapmaya başladığımda... bundan arındım.
Artık utanmıyorum duygularımdan. Gözlerim yaşarıyorsa yaşarıyordur, ağlıyorsam, ağlıyorumdur.
Yalnızsam, yalnızımdır.
Hiç utanmıyorum.
Henüz daha beceremediklerim de var...
Mesela, bunu yapan arkadaşlarım var:
Yaşadıkları her günü son günüymüşçesine dolu dolu yaşayan arkadaşlarım var halen. The Rock gibi.
Uğraşıyorum. Ama, zaman içinde kabul etmem lazım ki, beni mutlu eden şeyler yapmayı öğrendim.
Çünkü herkes ama herkes bu dünya üzerinde sadece ama sadece kendi mutluluğundan sorumludur.
Başkalarını mutlu etmek zorunda değilsiniz. Ama kendinizi, mutlu etmek zorundasınız...

Bazen ipin ucunu kaçırıyoruz ya. Gerçekten kaçırıyoruz.
Bizimle alakası olmayan, haddimize olmayan şeyleri yakinen ilgileniyoruz. Çok yakinen!
Buna kişisel sınır ihlali de denir hatta.
Başkalarının kişisel sınırlarını çok sağlam ihlal ediyoruz.
Bazı şeyler var, sorulmaması gereken...
Ve bu soruları bana çok soruyorlar... İnsanlar, kişisel sınırlarımı ihmal etmeyi çok seviyorlar.
Mesela... Randy, neden halen bekarsın? Neden evlenmedin?
Sana ne? Evlenecek birini bulamadım, bu yüzden evlenmedim. Seni ilgilendiriyor mu? Hayır.
Randy, kadınlarla bu kadar aran iyiyken neden sana hep friendzone yapıyorlar?
Sana ne?
Randy, ne kadar para kazanıyorsun? Sen çok fazla para kazanıyorsundur şimdi...
Sana ne?
Randy, Vücudunda estetik var mı? Neden bu kadar hızlı yaşlandın?
Sana ne?
Randy, Neden saçların bu kadar erken beyazladı?
Sana ne?
Randy, bu şeye neden bu kadar para verdin? Çok gereksiz para harcıyorsun!
Sana ne?
Randy, kızın Cassie neden buraya gelmiyor? Neden beraber değilsiniz? Bir probleminiz mi var?
Sana ne?
Randy,  43 yaşındasın, neden bu kadar yorgunsun? Hasta mısın?
Sana ne?
İbadetlerle ilgili sorular... Kiliseye gidiyor musun? Bağış yapıyor musun?
Sana ne?
Randy, o kadar para kazanıyorsun, insanlara yardım ediyor musun?
Ki bir çok insan, yardımlarını gizli yapmaya çalışır...
Nasıl böyle diyebiliyorsun?
Randy, bu yaştan sonra üniversitede ne işin var?
Sana ne?
Arada deyin şu kelimeyi. Çok güzel bir söz, kullanın.
Sana ne?
Benden bu gecelik bu kadar, sizleri çok seviyorum! * * öpücük sesi * *
Sevgi ile kalın...
Leopold GallowayPRISM · the batuhan batrix
#1324 · 3 yıl önce
sev. ister mutlu ol, istersen delir, umrumda değil.
didindim, ah yola gelir mi? diye yıllarca.
canımdan bezdim ağzını her açtığında.
bakınca maziye hak ettim bunu galiba.
gözün aydın, ben de delirdim bak en sonunda...