İçeriğe geç

ATATÜRK KÖŞESİ

+89 137 yanıt 11,787 görüntülenme Açan Brogan ·

/// Yalnız IC mesajlar Yalnız görselli ve [ic] mesajlar, karakter adıyla. OOC konuşmalar gizli. Bulunduğun yerden ileri doğru.

Nathan Valchevskiharwood butcher
#30 · 5 yıl önce

Mustafa Kemal, " Harekât Ordusu" Subayları ile (Selanik 1909)

II. Meşrutiyetin ilanından bir sene sonra 31 Mart Olayı olarak bilinen ayaklanmayı bastırmak için, İttihatçılar Selanik'ten Mahmut Şevket Paşa Komutasında bir kuvvet gönderdiler. Bu ordunun Kurmay Başkanı Mustafa Kemal'di. Hareket Ordusu olarak bilinen bu kuvvetler İstanbul'a dört koldan girdi. II. Abdülhamid'in kışkırtmalarıyla ayaklanan Avcı Taburları'nın bulunduğu kışlalara kısa bir çarpışmadan sonra hakim olan Hareket Ordusu Yıldız Sarayını kuşattı. II. Abdülhamid'i tahttan indirerek Selanik'e sürdü.
Aleksandar Radjathe notorious favellakubi
#34 · 5 yıl önce
80 küsür sene önce tenis maçı izlerken fotoğrafı var, yüzerken fotoğrafı var, sahilde kumda otururken, kürek çekerken, at binerken, konser izlerken, zeybek oynarken, dans ederken, heykel incelerken fotoğrafı var.
Salıncakta çocuk gibi gülerek sallanırken bile fotoğrafı var.
O dönemin kıyafetlerine, ayakkabılarına bakıyorsun; sanırsın dünya moda ikonu.
Aman Allah'ım diyorsun, nasıl bir ruh üfledin de çıtayı en üste koydun bu kulunla...
Bu kadar GÜZEL bir ÖRNEK İNSAN nasıl olabilir?
Ama oldu, bütün dünya gördü, halen görmekte işte!
Hayvanlarla fotoğrafları var, çocuklarla,
okulda genç kızlarla, delikanlılarla,
cephede askerlerle, komutanlarla; dahası köylülerle, şairlerle, yazarlarla, sanatçılarla ...
Dua etmişliği de var, vaaz vermişliği de.
"Bana yeniden üniformamı giydirtmeyin!" deyip ültimatom vermişliği de var.
Tek bir ağacı kesmemek için koca köşkü yürütmüşlüğü de var, bozkır Ankara'ya  Atatürk Orman Çiftliği'ni kurmuşluğu da...
Kalbine kurşun yemişliği de var ülkesi için; savaştan savaşa koşmuşluğu da.
Yirmi iki yıl, rakamla da yazıyorum, tam 22 yılını cephede geçirmişliği, o güzelim ayaklarını asker potinlerinden çıkarmamışlığı, askeri tayınını yemeden sofraya oturmamışlığı da var;
bir çok ülke liderini sofrasında ağırlamışlığı da var.
Ama ne acıdır ki "Evde yiyecek kalmadı oğul" diye mektup yazan anacığına:
"Bu para Milli Mücadelenin parasıdır.
Vatanı kurtarmak için topladık, konunun ehemmiyeti büyük, size şu an para gönderemem anacığım, şimdilik evdeki halıları satın" demişliği de var.
Ve tarihin görüp göreceği en yoksul, en çaresiz savaşlarından birinde "Geldikleri gibi giderler" demişliği de var.
Ömrünü, emeğini, aklını, sevgisini milletine verdiği gibi, tüm malını mülkünü de milletine bağışlayıp geçmiş bir Atamız var.

Matthew NeustadterHeavenly
#41 · 5 yıl önce
İsmet Paşa'yı da unutmayalım...
"Oturduğu iskemleden şehri süzerken; bütün o idam fermanları, savaş meydanları, devrimler, isyanlar, ihtilaller, suikastlar, darağaçları, parıltılı üniformalar, heyecanlı kalabalıklar, öfkeli nutuklar, çizmeler, kalpaklar, fraklar geride kalmış gibiydi."


Logan MichaelsonSqurety
#43 · 5 yıl önce
"Ben esasen saraylardan hoşlanmam. Devlet Başkanı olmak zorunluğuyla İstanbul'a geldiğim zaman, Dolmabahçe denilen soğuk bir yerde otururum. Ben orada rahatsız otururum."

- Mustafa Kemal Atatürk
Georgina ChapmanRebal
#44 · 5 yıl önce

"Ben esasen saraylardan hoşlanmam. Devlet Başkanı olmak zorunluğuyla İstanbul'a geldiğim zaman, Dolmabahçe denilen soğuk bir yerde otururum. Ben orada rahatsız otururum."

- Mustafa Kemal Atatürk