"TEAM75'n doğuşu"
Team 75, evet duydunuz. Bu isimin bir anlamı var. Yedi (7) Donnie'nin, Beş (5) Ronnie'nin sevdiği rakamlardan oluşur. Donald ve Ronald Livingston kardeşler
Hey, herkesin hayatının bir başlangıç noktası olur, Donald ve Ronald kardeşlerin başlangıç noktası 1996 yıllarında Detroit'de başladı.
Ufak Pastanesi olan Anne ve araba tamircisi olan babanın ikiz çocuklarıydı onlar, bilirsiniz. Klasik bir hayat ve yaşam süreci.
Donald, ağır başlı, sakin ve her zaman aklı ile hareket eden kardeşlerden olmuştur. Her zaman ailenin zekisi.. Çok iyi değil mi?
Ronald mı? Meh, eğlenceyi seven, hız yapmayı seven, iş bitirici, fırlamanın tekidir. Klasik aile işte ne beklersiniz.
"İlk Zehir"O zamanlar Detroit'n en pis, en varoş ara sokaklarında klasik araçlar ile yarışlar modaydı. Bilirsiniz, araba sineması, daha sonra ise gece saat biri beş geçe yarışları.
1962 model Impalalar, Mustanglar, 1955 Ford Thunderbird, GWA Ferrari 340, Shelby Cobra, 1957 Chevy Belbu tarz klasik araçlar ile yarışlar o zaman çok en iyi aktivitesi gibi bir şeydi, Hız kelimesi bir gencin vazgeçilmezi haline gelinen dönemler. Donald ve Ronald o zamanlar lise iki veya üçe giderlerken bu hız kelimesine kapılmış çocuklardan sadece bir kaçıydı. Bu tutkuya kapılmışken yaşamadan bırakmak istemediler ve bir gece vakti babası annesi ile bir kaç kadeh devirip sızdıktan sonra babasının garajına indiler, garajda klasik araçların parçaları duruyordu, ama örtünün altında yatan müchever gibi parlayan Mustang'ı bilmiyorlardı. Ertesi gün teslim edilecek olan aracı kaçırıp, kaçırmamak içerisinde gidip geliyorlardı. En son Ronald'dan şöyle bir ses yükseldi.
"-Ya bugün, ya hiç Donnie. Hadi ama, sadece bir kaç saat. Sadece oraya gideriz ve araç ile hava atıp takılırız. Daha sonra garaja geri dönüp aracı güzelce temizleriz."Donald kafasını hafiften sallarken Ronald'ı kesiyordu, biliyordu Ronald onun aklına yavaşca sızıyor, şeytan bu çocuk!
Arabanın örtüsünü kaldırdılar, ittirerek garajdan çıkarttılar, yine ittirerek sokaktan çıkarttıktan sonra aracı çalıştırdılar. Aslan gibi kükrüyordu bu araç!
Hızla yarışların yapıldığı ara sokağa girdiklerinde bütün gözler üstlerindeydi. Hadi amaa! Çünkü gece mavisi, beyaz çizgileri bulunan bir Mustang kullanıyorlardı. Ufaktan kenara yanaştılar ve araçtan indiler, etrafı keserlerken yanlarına hafif yakışıklı, yirmi sekiz yaşlarında bir herif yanaştı. Araçta elini gezdirirken onlara baktı, sırıtmaya başladı. İkizler bilmiyordu, bu Mustang'n sahibi tam karşılarında duruyordu! Lanet olsun, ikizler ona bakıp sırıttılar. Adam onlara yaklaştı, gülerek konuşurken aracı nereden aldıklarını, burada ne yapıcaklarını sordu. İkizler ise yarışacaklarını, aracın kendilerinin olduğunu söyleyip geçiştirmeyi tercih etti. Adam onlara bakıp sesli bir kahkaha attı. Bağırarak insanlara "Hey millet, şu çocuklara bakın. Bu araç ile yarışacaklarmış!" diye bağırdı ve daha sonra ikizlere yarış teklif etti. Evet, yanlış duymadınız herif kendi aracı ile yarışmak istedi! İkizler bir an sessiz kalıp bakıştılar, içlerinden ne geçtiğini biliyorlardı ve adama dönüp kafalarını salladılar, daha sonra şu cümle çıktı ağızlarından "Hadi başlayalım".
"Sıcak para"Sürücü olan Donald çok iyi iş çıkarıp arabanın sahibi kendi silahı ile vurdu.. Evet, yanlış duymadınız. Çaylaklar ilk yarışlarını bu sayede kazandı. Arabanın sahibi ile konuştular ve aracın onun olduğunu anlayınca bir an duraksadılar, topuklamayı düşünseler bile bunu yapamazlardı. Adam onlara güzel bir teklif yaptı "Benim için yarışın, bende sizin cebinizi doldurayım." İkizlerin ailesi çalışsa da paranın sıcak yüzü, arabalara olan tutkuları onları kandırmayı başarmıştı. Aracı da alıp garaja geri döndüler, her gece boyunca adam çağırdığında babası ve annesini atlatıp oraya kaçtılar. Her gittikleri yarışı ya kazandılar, yada karşı araç kaza yaptı. Paranın sıcak tarafı onları seviyordu, cepleri para doluydu. Anne ve Babası ne olduğunu anlamaya çalışırken onlar işe girdik diye geçiştiriyordu. Bu süreç içerisinde ufak bir kız kardeşleri olmuştu, küçük Livingston.
"Kartlar yeniden dağıtılıyor; paranın sıcaklığı.."Okullarını bitirip babalarının yanında çalışmaya başladıktan sonra işler daha da değişti, araba merakı olan ikizler. Her geçen gün yarışlarda isimlerini duyurmaya başlamışlardı. Sokak yarışlarında bir marka haline gelen ikizler, sadece sokaklarda değil. Şehirin cepleri dolu adamlarında dikkatini çekmeye başlamıştı.. Böyle taze kanı bırakmak istemeyen büyükler ikizlerin çalıştığı adam ile konuştu ve yemek daveti aldılar. Güzel bir iş teklifi karşısında ne yapacaklarını bilmeyen Donald ve Ronald kardeş biraz süre talep ettiler.. İş teklifi ise verilen paketleri zarar gelmeden bir noktadan alıp, diğer noktaya süresinde yetiştirmekti.Açmak yok, bakmak yok, gizlilik ve süre. Aslında sokak yarışlarından daha iyi para kazanmanın kolay yoluydu bu. Teklifi kabul ettiler. Donald ve Roland kardeşlere bu görev esnasında kullanacakları bir Honda FD6 verildi. Şehirin en uç noktalarından iki paket, merkezde bulunan büyüklerin kasasına gelecek bir teslimat, neydi bu?
"Ölümün sesi, ailenin yok oluşu."Aslında bu ölümün sesi, teslimat ve ufak soygun işlerine hızlıdan giriş yapan Donald ve Ronald kardeşler hayatının belki de en büyük hatasını mı yaptı? Evet. Bir insanın başına merak her zaman bela açmıştır. Teslimat işinde iyi ilerlerken meraklarına yenik düşüp paketi açtılar. Bu kadar tomar para nereden geliyordu? İçinden bir deste alınsa kim fark ederdi ki? Bunu yapmamalıydınız çocuklar..
"Team 75: Red Pepper's"Yeni bir yaşama merhaba diyen bu aile yada kalanları mı diyelim? Evet, kalanları. Vice şehrine hoşgeldiniz çocuklar. Bu iki kurnaz piç işi öğrendi mi? Harbiden öğrenmişler. Son kalan paraları ile kafalarını sokacakları dökülen bir garaj satına aldılar. Ah, bir de iki tane taksi! Neden mi taksi? Çünkü bu piçler, gündüz taşıdıkları insanları tanıyıp akşamları evlerini soyuyorlardı. Lanet olsun, benim bile aklıma gelmezdi. Sıkı tutunun çocuklar, nos basıyoruz.