Spoiler
GIF'lerin tanıtımda yüklenmesi 10-15 saniye gibi bir süre istiyor, tanıtımı okumadan önce biraz beklemeniz sizler için daha sağlıklı olur.
[/color]
LESAMURAI, 1984 yılında Kotonori Yamaoka ve Houryuu Ichikawa tarafından Japonya'da kurulan bir organizasyondur. Kurulduğu ilk yıllarda vizyonu yerel olarak en iyi Touge sokak yarışçıları ve pist sürücüleri ile illegal yönden para kazanan varlıklı kişilerin birbiri ile iletişime geçip iki tarafında kazanacağı belirli anlaşmalar yapıp iki tarafta kazanmaya devam ederken düzenli bir şekilde bunu yeraltından yürütmeye çalışmayı hedefleyen bu organizasyon, tek bir hedefle kuruldu: Kazanmak. Hilesiz ve temiz bir şekilde işlerini yürüten bu organizasyonda her pozisyonda olan bireylerin üstünde tonlarca yük bulunmakta bundan dolayı da organizasyon içinde belirli bir düzen hakim ve her üye arasında sürekli iletişim gerçekleştirilir. Bu iletişim LESAMURAI ORGANISATION uygulaması üzerinden yürütülmekle beraber bütün üyeler buradan organizasyon içindeki rütbelerinin yetkilerine göre limitlemelerle belirli veri tabanlarına (organizasyon içinde paylaşılan veri tabanı) erişebilmekte. Japonya'dan sonra yavaşça önemli ve belirli ülkelere gelişmiş, işlerden anlayan ve nitelikli olan üyeleri gönderip uluslararası hem legal hem illegal ticaret ağına yeni lokasyonlar eklemekle birlikte bu ülkelerde bulunan para kovalayan sokak yarışçıları, pist yarışçıları ve işlerinin halledilmesi gereken zengin kişilerin de yüzünü güldürecek anlaşmalara sebep olan bir organizasyon.

"LESAMURAI ORGANISATION" uygulaması mı, o ne?Spoiler
LESAMURAI ORGANISATION uygulaması, AirDrop ve Bluetooth gibi telefon özelliklerinden yetkisi olan kişiler tarafından paylaşılan ve organizasyona hizmet edenlerin birbirleriyle iletişimde bulundukları bir platform. LESAMURAI'nin yarış kolunda -LESAMURAI RACING hem touge hem circuit pistlerinde kullandıkları isim.- bulunan kişilere uygulamaya erişim sağlayabilmeleri için kendi takma adları ile giriş yapılan ve sabit, karmaşık bir şifreli bir hesap verilir. (Takma adları rastgele verilir.)LESAMURAI RACING'de bulunan kişilere uygulamaya erişim sağlayabilmeleri için kendi takma adlarına sahip ve sabit, karmaşık bir şifreli bir hesap verilir ait olan sektörde yarışçıların toplam REP (Reputation) puanlarını gözlemleyebilmekle birlikte sistemde bulunan rotalardaki Time Attack sürelerine de inceleyebileceğiniz kısımlar bulunmakta.İlk bakışta kullanması komplike olan bir uygulama gibi görünse bile bir süreden sonra alışılması kaçınılamaz bir gerçek. Aynı zamanda bir sürücünün profilinden o kişi hakkında belirli bilgilere sahip olmakla birlikte sahip olduğu arabalar -arabaların detayları da dahil- ve son zamanlarda yaptıkları aktiviteleri de incelemenize imkan sağlıyor. Ayrıca buradan ekipteki üyelerin hangi yarışlarda iyi oldukları gibi ilginizi çekebilecek bilgilere de göz atabiliyorsunuz. Bununla birlikte uygulama içinde belirli kişilere konum paylaşmanızı da mümkün kılıyor. Uygulama içerisinde sorumlu olduğunuz ekibe duyurular paylaşıp ekibinizi bilgilendirebilmekte mümkün.
Bu organizasyonda bulunduğum ve bulunmaya devam ettiğim süre boyunca benim dilimden yaşadıklarımı duymak istiyorsun, ha? Pekala o zaman.
Ben kim miyim? Ben Reiji, Reiji Hashida, Japonya'da 1995 yılında doğudum. Doğuduğumdan beri Kanagawa'da yaşadım. Annemi ve babamı küçük yaşta onları daha tanıyamadan bir uçak kazasında kaybettim. Kendimi bildim bileli abimle -Touji Hashida- birlikte onun garajında yaşadım. Beni bu yarış dünyasına sokup merakımın artmasına sebep olan kişidir kendisi, onun sayesinde Motorsportlara olan ilgim her geçen gün artmaya başladı.
Küçüklüğümde sürekli karting turnuvalarına katılır ve genelinde başarı gösterirdim. Ehliyetimi alana kadar abimden öğrendim her şeyi. Lise yılları (2006-2009) bitene kadar ne zaman garaja dönsem abimi sürekli kendi arabası olan Silvia S13'ü üzerinde uğraştığını görürdüm. Tuning ve Grip sürüş adına çoğu şeyi ondan öğrendiğimi rahatça söyleyebilirim. Sürüş stilim oluşmaya başladığı sıralar abimin yarışlar hakkında konuşuyor ve benim isteğimin olup olmadığını sorguluyordu. Bu zamanlarda ise her türlü çekiş gücüne sahip arabayı deneme şansım oldu. Touji'nin bağlantıları güçlüydü, denemem için bu tür arabaları bulabiliyordu. Bu bağlantılar sadece araba bulmakla kalmıyor, belirli yollardan da para kazanmasını sağlıyordu.
Sonuçta iki kişiyi fena olmayan bir durumda yaşatırken aynı zamanda aracına yeni ve kaliteli parça alabilmesi o zamanlarda her insanın yapabileceği bir şey değildi. Her ne kadar onu okuldan sonra görebilsem bile Güneş'in yerini Ay alınca S13'ü ile yola koyulurdu. Geri döndüğünde beni okula bırakıp dönerdi. Liseyi bitirdikten sonra okumayı bıraktım. Touji ise liseyi bitirdiğim günün gecesi beni hayatımın direktifini değiştirecek bir etkinliğe götürdü. | |
Bir "Touge" yarışı, Japon klasiği. Touge yarışları ne mi? Soichiro Atsura'nın ağızından kısaca alıntılayarak anlatayım:
"Touge, biz Japonların dar ve virajlı dağ yollarına vermiş olduğu isim. Bu yolları tasarlayan mühendisler eğimin etkisini azaltmak ve ağır vasıtaların geçişini rahatlatabilmek için bu yolları uzun, ortalama denilebilecek düzlüklere sahip ve bolca dönüş barındaracak şekilde inşa etmişlerdir. Bana soracak olursanız eğer sürücünün becerisinin ve cesaretinin en iyi şekilde ölçülebileceği rotasyon çeşididir."

İlk defa bir Touge yarışına şahit oldum. Birbirinden farklı sürüş stiline sahip kişilerin kimin kimden daha iyi sürüp üstün olduğunu görebilmek ve bunu yaparak kendini profesyonel bir yarışçı olarak yetiştiren, yetiştirmek isteyenler için mükemmel bir yoldu.
Touji'nin yan koltuğundan tüm olanlara şahit olmak apayrı bir histi. Diğerleri eski drift teknikleriyle -1990'larda drift teknikleri günümüze göre daha farklıydı, antik tekniği kullananlar hala fazlaydı.- yarışırken Touji'nin grip teknikleri hem onun lastiklerinin ömrünü uzatıyor hem uzun süren yarışlar için daha iyi performans gösterebilmesini sağlıyordu.
Yarıştan sonra ise beni kendi ekibiyle tanıştırdı, her ekibin kendine özel bir ismi olur normalde değil mi? Heh, bu grup öyle değil. Ekibin isminin ne olduğunu sorduğumda birkaç üyeden "Özel bir isim yok.", "LESAMURAI adına yarışıyoruz." gibi tepkiler aldım. Touji'ye dönüp baktığımda ise bana her şeyi açıklayacağını, anın tadını çıkar gibi cümleler kuruyordu. Pek kafama takmadım ve onun dediği gibi anın tadını çıkarmaya çalıştım. | |
Bir süre sonra ise hem liseyi tam anlamıyla bitirdiğim için, hemde beni ekibine dahil etmek istediğinden Touji'nin "başlangıç" olarak bana bir Nissan 180SX Type X alacağını ve bu kutlamanın ertesi gününde antrenmanlara başlayacağımı söyledi. Sakindim, sanırım uzun süre boyunca birbirinden farklı arabaları denemiş olmam -180SX bunlardan birisiydi.- heyecanlı olmamamın sebebiydi belki. Ertesi gün geldi ve evet, beklendiği üzere bir 180SX ile yola çıktım. Aracımın her parçası orjinal ve stocktu.
Nedenini sorduğumda ise Touji bana "Her sürücü kendine göre arabasının özelliklerini değiştirmeli. Kendi başına yapmayı öğrenmelisin, ben yol göstereceğim." diye bir cümle kurdu. Daha mantıklı bir açıklama yapamazdı. Her Güneş doğduğunda yola çıkar ve tougelerde antrenman yapıyordum, gecelerde ise Touji'nin ekibiyle birlikte farklı bir yarış izlemeye ve yapılan her hareketten bir şeyler öğrenip kendime katmaya çalışıyor, her zaman daha iyisini planlıyordum. Bir süre sonra ise Touji'nin dediği gibi de olaylar gelişti. İlk yarışım bir S14'e karşı, downhill rotasyonu olacak şekildeydi. Sakinliğimi kaybetmeden yarıştım ve ilk yarışımı böyle kazandım. Sanırım bir yarışı kimin kazandığını belirleyecek nokta bu, sakin kalmak. Kendi kazandığım parayla aracımı kendi istediğim şekile sokuyordum. Stock görünümünden rahatsız olmasam bile kaputun altında bir canavarın yatmasını istiyordum. Çok yüklü değil. Aracın ihtiyacı olan gücü sağlıyordum. Bu 180SX gerçek hayatımın başlangıcı oldu. | |
Yaklaşık 3-4 ay sonra ise bu organizasyon içerisinde Touji'nin derinlere doğru ilerleyip daha çok para kazanmasına rağmen daha tehlikeli işler yaptığı ortadaydı. İster istemez yakınlığımızdan dolayı kimi zaman beni de yeraltından yürüttüğü işlerde bulunduruyor, para kazanmamı sağlıyordu. Zaman geçtikçe teslimatlar, belirli önemli görüşmelerde bulunup; söze sahip ve organizasyon içerisinde yüksek rütbeli kişilerin şoförlüğünü yapmak gibi bir çok "resmi" ve ciddiyet isteyen işlere başladım. Aynı zamanda bu organizasyonun içerisinde yakuza üyeleri de bulunmaktaydı fakat Touji onlarla muhattap olmadan yolumuzda devam etmemizi söylerdi. "İstediğini karşılar, iki katını alırlar." dediğini hatırlıyorum. Fakat yarışlardan da uzaklaştırılmadım. Çoğu zaman bu işlerle ilgilenmeden yarış gecelerine de kafayı yorar, kendi sürüşümü mükemmelleştirmek için antrenmanları sıklaştırdım. Antrenmanları sıklaştırmamın sonucunda elde ettiğim başarıdan dolayı artık Circuit pistlerinde de bulunmaya başladım. Asan, Autopolis, Ebisu, Tsukuba bunlardan sadece birkaçı. Bu pistlere profesyonel bi' yarışçı olarak değil fakat zamanının en iyisi olanlardan eğitim alan birisi olarak katıldım. Max Orido ve Keiichi Tsuchiya gibi efsanevi isimlerin verdiği eğitim ve deneyim aktarımının sürüşümdeki etkilerini reddetmek aptallık olur. Organizasyon sandığımızdan daha genişti, sonuçta bu isimlere ulaşıp eğitim almak herkesin kolaylıkla yapabileceği bir iş değil. | |

.
Bu işlere başlayalı 2 yıl geçtikten sonra ise farklı ülkelerde iş yapmaya başladım, genel olarak Import/Export işleriyle ilgilenirken bir yandan da kaput altı ve gövde üzerine de modifiye parçaları satıyordum. Bu işler sayesinde Kael ile Kanada'nın soğuk ve sert havasında tanıştım, kendisi fazla özgüvenli olmamasına rağmen işleri organize etmekte ve yol göstermede olağanüstü bir yeteneği olduğunu söylemem gerek. Kendisi ile Import/Export işlerini güzel bir şekilde ilerlettik. Teslimat görevlerinde kendisini görevlendiren kişi bendim. Kendisi aynı zamanda Kanada'da bulunan LESAMURAI organizasyonunun yarış ekibinin en önemli ve en iyi olduğu zamanda liderliğini yaptı. Yıllar ilerledikçe Kanada'da yapmam gereken bir görev kalmadı ve oradan İngiltere'ye geçtim.
İngiltere'de ise yıllık tatilimi yaz aylarında kullanırken aynı zamanda hala Import/Export işlerine devam etmekteydim, o sıralar fotoğrafçılıkla ilgilenen Miles belirli araçların detaylı fotoğraflarını benim için çekiyordu. Arada sırada çenesinin düşüklüğü tuttuğunda kendisininde bu işlerle ilgilendiği dile getirirdi. Fotoğrafını çekeceği arabaları detaylıca inceler ve kendisine göre analizini çıkarırdı. Mekanik bilgisi ve deneyimi çok fazla olan birisiydi, mekanikleri bilirsiniz. Genelde sıkıcı, konuşmayı sevmeyen tipler olurlar, Miles mı? Hah! Tam tersi. Uzun zamandır aynı kültürden olan birisiyle sohbet etmekten bu kadar keyif almamıştım. Sürüşü de deneyim ve bilgeliği ile desteklenince durdurulamaz bir güç olduğu da ayrı bir gerçek. Ülkede bulunduğum süre boyunca en yakın arkadaşım Miles'idi. İngiltere'de görevimi tamamladıktan sonra ise oklar yeni hedefe döndü.
Kısa bir süre boyunca Rusya'ya gitmem gerekti, Rusçam hiç olmadığından genelde oradaki ekibin yardımı ile onların etrafında takılarak işlerimi yürüttüm. Orada da "Nico" lakaplı birisi ile tanıştım, bu soğuk cehennemin bulunduğu yerde antrenman yapmak pek mantıklı bir şey değil fakat kendinizi geliştirmede yardımcı oluyor, inanın bana. Nico'nun işlerini ve hiyerarşisini düzene soktuktan sonra kendi payımı aldıktan sonra asıl görevime doğru ilerledim.
Yeni hedefim organizasyonun yüksek rütbelileri tarafından uygulama üzerinden belirlendi, Almanya. Bulunduğum şehir ise Bavyera'ydı. Alman mühendisliğine hayran olduğumu belirtmek isterim, ürettikleri arabalarda konfor ile performansı en iyi birleştiren otomotiv grupları genelde bu ülkeden çıkıyor. Her neyse, kompleks bir ülkede disiplin sertliğinden dolayı adapte olmam zor olmadı. Uzun bir süre Kanada ve İngiltere gibi ülkelerde bulunduktan sonra tuhaf gelse de bir problem yaşanmamıştı. Orada yeni insanlarla tanışıp hayatta yeni bir düzen oluşturmaya başladığımı düşünüyordum. Alman insanlarını bilirsiniz, dakiklik gibi özellikleri bulunuyor genelinde. Bu özellikleri sayesinde işleri problemsiz bir şekilde götürmeye devam ediyordum. Bu şehirde işlerimi yürütürken yanımda çalışan ve bu işlere meraklı olan bir kadın vardı, Penny. Kendisi bu işlerle ilgilenmeyi sevse bile tutkusunu direksiyon başında buldu. Kendisi ile yakınlığımızdan dolayı işleri birlikte yürütüyor, birbirimizden gizlediğimiz herhangi bir olay olmuyordu. Bundan dolayı da yakınlaşmamız fazla uzun sürmedi. Almanya'da yaklaşık bir yıl yaşadıktan sonra yolumuz Florida, Vice'ye döndü.
Bir süre boyunca -yaklaşık 1 yıl.- Amerika'da kalıp hem dilini, hem yaşam şartlarını öğrenmiş oldum. Penny ile birlikte kalacaktım fakat öncelikle Japonya Kanagawa'ya, evime dönüp gerekli hazırlıkları yapmam gerekiyordu ve öyle de yaptım. Amerika benim için çok büyük ve uzun soluklu bir yolculuk gibi geliyor. Bana Amerika'da neler yapmam gerektiğini ve sıfırdan nasıl başlayabileceğimi gösteren organizasyon içinde saygın insanlar oldu, kulaklarımı açtım ve dinledim. En sonunda ise organizasyonda benim üstüm olan abime yani Touji ile iletişime geçtim. Gereken her elementi birer birer ayarlamamda yardımcı oldu. Bulunduğum bölgeden Kael ile başlamak üzere Penny'e kadar herkesi aradım ve bir ekip toplamam gerektiğini söyledim. Kabul edenler de oldu etmeyenlerde. En sonunda ise telefonu kapattım yavaşça hazırlanmaya başladım, yola çıktım ve yüklü miktar parayla Vice'ye uçmak üzere uçağıma bindim.